artık - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

artık



Bedeutungen von dem Begriff "artık" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 72 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
artık residual n.
artık no longer adv.
General
artık residual n.
artık discard n.
artık effluent n.
artık hog-wash n.
artık remainder n.
artık residue n.
artık fag-end n.
artık oddment n.
artık spoils n.
artık remnant n.
artık offal n.
artık tag n.
artık remains n.
artık surplus n.
artık scrap n.
artık dregs n.
artık rest n.
artık dreg n.
artık spilth n.
artık wastes n.
artık leftovers n.
artık left n.
artık trim n.
artık scraps n.
artık dross n.
artık shoddy n.
artık trash n.
artık waste adj.
artık leftover adj.
artık orphan adj.
artık redundant adj.
artık refuse adj.
artık remaining adj.
artık leaving adj.
artık residuary adj.
artık left over adj.
artık now adv.
artık respectively adv.
artık longer adv.
artık from now on adv.
artık any longer adv.
artık over adv.
artık anymore adv.
artık no more adv.
artık ever after adv.
artık at that adv.
artık any more adv.
Idioms
artık fag-end
Trade/Economic
artık remainder
artık surplus
artık residual
artık balance
artık scrap
artık residuary
Technical
artık residual
artık residuum
artık residue
artık remnant
artık waste
Computer
artık redundant
Construction
artık remanent
Mining
artık gob
Math
artık residue
Statistics
artık residual
Chemistry
artık residue
Agriculture
artık stubble
Linguistics
artık redundant
Environment
artık debris
Geology
artık tailing
Music
artık augment

Bedeutungen, die der Begriff "artık" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
artık daha iyi hissetmek feel better now v.
artık geçerli olmamak be no longer valid v.
artık hoşuna gitmemek cease to appeal v.
artık işe yaramamak outlive one's usefulness v.
artık işlerin üstesinden gelememek lose one's grip v.
artık kullanılmamak fall into abeyance v.
artık rağbette olmamak become unfashionable v.
artık sır olmaktan çıkmış olmak be abroad v.
artık yetmek have had it v.
bağlamak (artık kullanılmayan anlam) annex v.
bir şey artık geçmişe ait bir şey olmak be a thing of the past v.
yeter artık demek say enough is enough v.
yeter artık demek cry quits v.
yeter artık demek say enough v.
artık (yemek) uneaten n.
artık bu kadarı fazla the last straw n.
artık enerji waste energy n.
artık eskisi gibi etki uyandırmayan bir sanat eseri (sık sık/fazlasıyla icra edildiği için) war-horse n.
artık eskisi kadar etki uyandırmayan sanat eseri war-horse n.
artık gerçekleri anlama disillusionment n.
artık gün leap day n.
artık kullanılmayan deyim shibboleth n.
artık kullanılmayan deyim archaism n.
artık madde waste n.
artık popülerliğini yitirmiş kimse has-been n.
artık sahibinin işine yaramayan bir şey white elephant n.
artık sene leap year n.
artık su surplus water n.
artık su effluent waste water n.
artık şey fag end n.
artık tortu (şarap) ullage n.
artık yağlar waste oils n.
artık yemek leftover n.
artık yemek torbası doggie bag n.
artık yıl leap year n.
artık yıl bissextile n.
artık yıl intercalary year n.
artık yıl bissextile year n.
artık yıla ait gün bissextile day n.
artık yılın fazladan bir günü (29 şubat) bissextile n.
ekinin artık bölümü roughage n.
hayvansal artık animal waste n.
nükleer artık nuclear waste n.
vasiyet edilen şeyin vasiyet edenin ölümü sırasında artık mevcut olmadığı için vasiyetin iptali ademption n.
artık değiştirilemez no longer changeable adj.
artık iplerle örülmüş shoddy adj.
artık kullanılmayan defunct adj.
artık kullanılmayan disused adj.
artık kullanılmayan archaic adj.
artık kullanılmayan now-defunct adj.
artık kullanılmayan now defunct adj.
artık kullanılmayan now-defunct adj.
artık kumaşlardan yapılmış shoddy adj.
artık modası geçmiş now-obsolete adj.
artık olmayan now defunct adj.
artık olmayan now-defunct adj.
artık tehlikede değil out of the woods adj.
artık tehlikede değil out of the wood adj.
artık var olmayan now-defunct adj.
bulunmayan (kişi) (orada artık) absent adj.
çok defalar yaptığı için artık zevk/tat almayan blase adj.
artık değil no adv.
artık eve gidebiliriz (yapılan bir iş bitince söylenir) home free adv.
artık kullanılmayan bir halde archaically adv.
artık yok no more adv.
bile artık at that adv.
artık yok not anymore interj.
Phrasals
geçmişte olan şeyleri artık düşünmemek put behind
Phrases
artık değil not any more
artık hazırsın you are all set
birinden artık hoşlanmamak go off someone
birini artık sevmemek go off someone
buraya gel. alalım seni artık. görelim seni artık let's be having you
fakat artık öyle değil but not any longer
öncekilerden/öncekinden artık daha iyi better now than before
yeter artık! enough's enough
Proverb
(parayı verdin ama) artık ne çıkarsa bahtına you pays your money and you takes your chance
(parayı verdin ama) artık ne çıkarsa bahtına you pays your money and you takes your chances
bu saatten sonra artık çok zor too little too late
Colloquial
(artık) üzerine varmamak/varmaktan vazgeçmek ease off on someone
(artık) yardım edilemeyecek/tamir edilemez bir halde beyond help
(artık) yardım edilemeyecek/tamir edilemez bir halde beyond repair
ama artık bir önemi kalmadı but it doesn't matter at all
ama artık bitti but it's over
artık başlayın! off you go!
artık endişelenme stop worrying
artık gitsek iyi olur we'd better be going on
artık hiçbir işe yaramamak have had its day
artık ilgilenmemek be off
artık ilginç olmayıp bıkkınlık vermek be done to death
artık kullanılmamak fall into abeyance
artık ne kadar yararı olursa for what it's worth
artık rağbet görmemek have had its day
artık sinir bozucu hale geldi now it's just annoying
artık yoksun now you are gone
bırak (artık) peşini give it a rest
bırak artık şu inadı give it a rest
bırak artık şu işin ucunu give it a rest
dur artık pack it in
dur artık stop it
hadi git artık! off you go!
kapat şu konuyu artık! drop it!
kapat şu konuyu artık! drop the subject!
kes artık stop it
kes artık knock it off
kes artık! cut that out!
kes artık! cut it out!
sus artık! give it a rest!
uzatma artık cut it out
uzatma artık! cut it out!
uzatma artık! cut that out!
yeter artık enough is enough
yok artık no way
Idioms
(artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek drop something like a hot potato
(artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek drop something like a hot brick
(artık) aklını meşgul etmemek weight off someone's mind
(artık) kontrol edilemeyecek düzeye/duruma gelmek take on a life of its own (no longer be controlled by anyone)
(artık) üzerine gitmemek/üzerine varmaktan vazgeçmek ease off on someone
(bir konuda) artık eskisi kadar yetenekli/becerikli/iyi olmamak lose touch
(geçmişte tecrübe edilen bir olay ile ilgili) artık aynı hatayı yapmam/artık dersimi aldım hindsight is twenty twenty
(geçmişte tecrübe edilen bir olay ile ilgili) artık aynı hatayı yapmam/artık dersimi aldım hindsight is 20/20
artık çocuk değil not a kid anymore
artık çok geç bir anlamı kalmadı a day late and a dollar short
artık endişelenmemek not give it another thought
artık giymemek leave off
artık harekete geçme zamanı piss or get off the pot
artık harekete geçme zamanı piss or get off the can
artık hiç şansımız yok buckley's chance
artık kontrol/idare edememek lose one's touch with someone
artık kullanmamak leave off
artık senin sıran the ball's in your court now
artık sonuç değişmez all over but the shouting
artık sonuç değişmez it's all over bar the shouting
artık sonuç değişmez all over bar the shouting
artık sorumluluk almamak wash your hands (of something)
artık şans yüzüne gülmemek have one's luck run out
artık şansı olmamak have one's luck run out
artık top sende the ball's in your court now
artık/şimdi roller değişti have the shoe on the other foot
bir dahaki sefere (artık) better luck next time
birini artık sevmemek fall out of love with
birisinin çıkıp artık yeter/dur demesi lazım one has to draw the line somewhere
elinden artık bir şey gelmez at the end of one's tether
eskiden başaralı olup artık başarılı olmayan kurum vb. fallen angel
eskiden ünlü olup artık popülerliğini yitirmiş kimse a has-been
miadını tüketmek (artık istenmemek) have had its chips
ok yaydan çıktı artık the arrow is already off the bow
ok yaydan çıktı artık the arrow has already left the bow
sıkıntıların artık biteceğini görmek see the light at the end of the tunnel
sonucu artık belli olacak biçimde neredeyse bitmiş all over bar the shouting
sonucu artık belli olacak biçimde neredeyse bitmiş all over but the shouting
sonucu artık belli olacak biçimde neredeyse bitmiş it's all over bar the shouting
top sende artık the ball's in your court now
yeter artık! enough is enough!
yetti artık that tears it!
yetti artık! enough is enough!
yok artık! I'll be a monkey's uncle!
yozlaşma artık iyice yerleşmiş/olağan hale gelmiş the rot sets in
Informal
artık gitsem iyi olur i think i should go now
Speaking
artık zamanı it's high time n.
alışmışsındır artık you do get used to it
artık anladın işte you got it now
artık arkadaş olabilir miyiz? can we be friends now?
artık arkadaşı yok he doesn't have friends anymore
artık bana ne yapacağımı söyleyemezsin you can't tell me what to do anymore
artık beklemeyeceğim i am done waiting
artık beni nerede bulacağını biliyorsun now you know where to find me
artık bırakalım (çalışmayı) let's call it a day
artık bir babasın you’re a father now
artık bir önemi kalmadı it is not important anymore
artık bir şey söyleme leave it at that
artık birlikte değiliz we're no longer together
artık bu kadarı da fazla that takes the biscuit
artık bu konuyu kapatabilir miyiz can we drop this
artık bu konuyu kapatsak can we just drop the subject now
artık bu konuyu kapatsak can we just drop this
artık bu oyunu oynamak istemiyorum i don't want to play this game anymore
artık bunlara ihtiyacın yok you don't need these anymore
artık bunları aşın get over it
artık bunu düşünmüyorum bile i don't even think about it anymore
artık bunu yapmak istemiyorum i don't want to do this anymore
artık burada yapamayız we can't make it here any more
artık burada yapamıyoruz we can't make it here any more
artık çocuk değilim i'm not a kid anymore
artık çocuk değilim i am not a child anymore
artık çocuk değilim i'm not a child anymore
artık çocuk değilim i am not a kid anymore
artık çocuk değilsin you're not a child anymore
artık çocuk değilsin you are not a kid anymore
artık çocuk değilsin you are not a child anymore
artık çocuk değilsin you're not a kid anymore
artık çok geç it's too late now
artık daha fazla dayanamıyorum I can't take it anymore
artık daha fazla dayanamıyorum! i can't take it anymore!
artık daha iyi hissediyorum i feel much better now
artık dayanamıyorum i can't take it anymore
artık değil not anymore
artık değişikliğe ihtiyacımız var what we need now is change
artık dert etme! don't give it another thought!
artık devir değişti times have changed
artık düşünemiyorum bile i can't even think anymore
artık düşünme! don't give it another thought!
artık emin ellerde she's in good hands now
artık endişelenme stop worrying
artık endişelenme! don't give it another thought!
artık eskidi it has seen better days
artık eskisi gibi yapamıyorlar they don't make them like they used to
artık eskisi gibi yapmıyorlar they don't make them like they used to
artık evli değil she's not married anymore
artık evli değiliz we're not married anymore
artık film izlemeyi sevmiyorum I don't like watching movies anymore
artık geleceğe bakmamız lazım we need to look to the future
artık gerek kalmadı it's not necessary anymore
artık geri dönüş yok no turning back now
artık gidebilir miyim? can i go now?
artık gidebilir miyiz? can we go now?
artık gidebilirsin you can go now
artık görüşmemeliyiz we shouldn't see each other anymore
artık görüşmeyelim let's not see each other anymore
artık hazırım I am ready now
artık hazırım I'm ready now
artık her şey bitti it's all over now
artık her şey değişti now everything has changed
artık içmesen you'd better not drink anymore
artık ilgimi kaybettim i'm over it
artık istenmiyorsun you're not welcome anymore
artık kaçacak yerin yok there is nowhere left to run
artık katlanamıyorum I can't take it anymore
artık kendimi aktif servisten ayırmanın vakti geldi it is time to seclude myself from active service
artık kendine şu soruyu sorman gerekiyor you have to ask yourself the question
artık kim olduğumu biliyorum I know who I am now
artık kontrol altına alınamamak no longer be controlled
artık kontrol edilememek no longer be controlled
artık konuşmuyoruz we don't talk anymore
artık küçük bir kız değilsin you're not a little girl anymore
artık ne bildiğimi ben de bilmiyorum i don't know what i know anymore
artık ne yapacağımı bilmiyorum i don't know what to do anymore
artık neyin gerçek olduğunu anlayamıyorum i can't tell what's real anymore
artık neyin gerçek olduğunu bilemiyorum i don't know what's real anymore
artık neyin gerçek olduğunu bilmiyorum i don't know what's real anymore
artık o da ihtimal dışı that is no longer possible
artık ona yardım edemem i can't help her anymore
artık onu duymuyorum i don't hear it now
artık ortak olduk we are partners now
artık önemi yok it's not important anymore
artık önemi yok it doesn't matter anymore
artık önümüzdeki maçlara bakacağız we'll now focus on the matches going forward
artık polis değilim i'm not a cop anymore
artık sana güvenemiyorum I can't trust you anymore
artık sana inanmıyorum i don't believe you anymore
artık sana inanmıyorum i am done believing you
artık senden emir almayacağım i'm not taking orders from you anymore
artık seni hiç göremez oldum i never see you anymore
artık seninle görüşemem i can't see you any more
artık seninle görüşmek istemiyorum i don't want to see you anymore
artık sınır falan kalmadı there's no limits anymore
artık umurumda değil i don't care anymore
artık umurumda değil i'm over it
artık uzatma don't push it
artık var it's available now
artık yalnızım i'm alone now
artık yaşlı not as young as one used to be
artık yatma zamanı! let's call it a night
artık yerin yok you're not welcome anymore
artık yokum i'm done
artık yola çıktık we're off now!
aş bunları artık get over it
aş bunu artık get over it
ben artık eski ben değilim I am no longer the person I used to be
ben artık gidiyorum i'm going now
beni artık ilgilendirmiyor i don't care anymore
beni burada tutan bir şey yok artık there's nothing holding me here anymore
beni burada tutan bir şey yok artık there's nothing keeping me here anymore
beni rahatsız etme artık stop bugging me
benim için (artık) hiçbir anlam ifade etmiyorsun you mean nothing at all to me
benim için (artık) hiçbir anlam ifade etmiyorsun you do not mean anything at all to me
benim o taraklarda bezim yok artık i'm not in that business anymore
bıktım artık i have/had enough
bıktım artık i am pissed off
birbirimizle artık işimiz olmaz/ilişkimiz bitti we are through!
biz artık konuşmuyoruz we don't talk anymore
bizim artık gitmemiz gerekiyor we'd better be going on
bu ev senin değil artık this is not your house anymore
bu kadarı da fazla (artık)! it's a bit much!
bu konuda konuşmak istemiyorum artık i don't want to talk about this anymore
bu konuyu artık kapatsak can we just drop the subject now
bu konuyu artık kapatsak can we just drop this
bu konuyu kapatibilir miyiz artık can we drop this
bu konuyu kapatsak artık can we just drop the subject now
bu konuyu kapatsak artık can we just drop this
buna artık dayanamıyorum i can't take this anymore
buna artık katlanamıyorum i can't take this anymore
burada bana yer yok artık there is no place here for me now
buradan sonrasını artık ben devralıyorum i'll take it from here
burama kadar geldi artık! i've had it up to here with this!
burama kadar geldi artık! i've had enough of this!
büyü artık grow up
gelecek yıla artık bir şey kalmadı the next year is right around the corner
gidiyorum artık i'll go along now
haydi artık gidelim/kalkalım let's call it a night
insanlara güvenmiyorum artık I don't trust people anymore
istenmiyorsun artık you're not welcome anymore
işleri kötüleştirmeyelim artık let's not make this worse
kendimi yalnız hissetmiyorum artık i don't feel alone anymore
kes artık stop it
kes artık! zip it!
kes artık! can it!
kes şunu artık knock it off
kes şunu artık! stop it!
kimse artık saat takmıyor nobody wears a watch anymore
kimsenin artık saat taktığı yok nobody wears a watch anymore
kurtul artık şundan get it out of your system
ne anlama geliyorsa artık for whatever that means
o artık bir çocuk değil he's not a kid anymore
olan oldu artık what happened happened
olanları artık unutalım let's bury the hatchet
ona artık yardım edemezsiniz you can't help her anymore
sadece bugünün artık bitmesini istiyorum i just want this day to be over
sanırım artık fark etmez i guess it doesn't matter
sen benim için artık yoksun! i am so over you!
seni artık göremiyoruz buralarda we don't see you around here much anymore
seni artık göremiyoruz buralarda we don't see you much around here anymore
seni artık sevmiyorum i̇ do not love you anymore
seni artık sevmiyorum i don't love you anymore
seni artık tanıyamıyorum i don't know who you are anymore
seni sevmiyorum artık i don't love you anymore
senin fikrinin bir değeri yok artık your opinion doesn't count anymore
sus artık! zip it!
uzatma artık don't push it
yeter artık enough already
yeter artık! i've had it up to here with this!
yeter artık! all right already!
yeter artık! that's enough
yeter artık! i've had enough of this!
yetti artık enough already
yetti artık! i have had it!
yetti artık! that's it!
yetti artık! i've had it up to here with this!
yetti artık! i've had enough of this!
yetti artık! all right already!
yettin artık you've really done it this time
yok artık you gotta be kidding me
yok artık get out of here!
yok artık daha neler my foot
yok artık daha neler? are you kidding me?
yok artık! you can't be serious
yok artık! you must be joking!
yok artık! you've got to be kidding me!
yok artık! you must be kidding!
yok artık! geez!
yok artık! are you kidding me?
zaman değişti artık times have changed
Slang
artık çok geç walkabout, it's gone
artık genç olmayan (kadın) no chicken anymore
artık inanmıyorum ain`t going out like that
aş artık bunu! get the fuck over it!
bu şakaya gelmez artık shit just got real
hadi git artık! off with you!
kapat artık şu konuyu shut that shit up
kes şunu artık knock it off
şeytanın bacağını kır artık! break a leg!
yapacaksan yap (artık)! shit or get off the pot
yapacaksan yap (artık)! shit or get off the can
yok artık no shit
yok artık! hell no!
Trade/Economic
artık birikimi surplus accumulation
artık değer consolidation surplus
artık değer surplus value
artık değer residual
artık değer written down value
artık değer residual value
artık değer oranı rate of surplus value
artık değer teorisi theory of surplus value
artık emek surplus labor
artık geçerli değil no longer valid
artık gelir residual income
artık gün leap day
artık hesabı surplus account
artık kar residual income
artık pay residual interest
artık risk residual risk
artık sermaye excess capital
artık talep eğrisi residual demand curve
artık üretilmeyen discontinued
artık yıl leap year
mutlak artık değer absolute surplus value
Law
artık oran surplus ratio
artık para üzerinde hak right to the balance
vasiyetin konusunu oluşturan şeyin artık mevcut olmaması nedeniyle vasiyeti iptal etmek adeem
Politics
ulusal artık sistemi national remainder system
Insurance
sigortalı malın artık sigortalanamayacak şekilde zarara uğraması loss of specie
Technical
artık akım residual current
artık akım koruma cihazı residual current protective device
artık akım monitörü residual current monitor
artık akımla çalışan residual current-operated
artık akımla çalışan devre kesici residual current operated circuit-breaker
artık akımla çalışan devre kesiciler residual current operated circuit breakers
artık akımla çalışan koruyucu cihaz residual current-operated protective device
artık akımla çalışan koruyucu düzenler residual current operated protective devices
artık aktivite residual activity
artık bağlayıcı içeriği residual binder content
artık belirtilmiş overdetermined
artık beton waste concrete
artık bilgi redundant information
artık biriktirme waste storage
artık deformasyon residual strain
artık değer excess capacity
artık değişken surplus variable
artık denetimi residue check
artık direnç değeri residual resistance value
artık direnç oran ölçümü residual resistance ratio measurement
artık direnç oranı residual resistance ratio
artık direnç oranı ölçümü residual resistance ratio measurement
artık elektrik yükü residual charge
artık element impurity element
artık enerji waste energy
artık gaz waste gas
artık gazlar residual gases
artık gazların analizi analysis of residual gases
artık gerilim residual voltage
artık gerilme residual stress
artık güç surplus power
artık hatası residual error
artık hatası oranı residual error rate
artık hava excess air
artık ısı waste heat
artık ısı residual heat
artık ısı after-heat
artık ısının değerlendirilmesi waste heat utilization
artık indükleme remanent induction
artık iyonlaşma residual ionization
artık kapasite excess capacity
artık kereste waste wood
artık kısıt redundant constraint
artık kirlenme residual contamination
artık klor chlorine residual
artık kullanılmayan obsolete
artık maddelerden kullanılır malzeme elde etmek reclaim
artık malzeme surplus material
artık malzeme waste material
artık malzeme biriktirme waste storage
artık malzeme depolama waste storage
artık malzeme dökme yeri waste area
artık mıknatıs kuvveti residual magnetism
artık mıknatıslanım coercivity
artık mıknatıslanım remanent magnetization
artık mıknatıslanım remanence
artık mıknatıslanım giderici kuvvet coercive force
artık mıknatıslanım ölçer coercimeter
artık mıknatıslanma remanence
artık mıknatıslık residual magnetism
artık nitrojen residual nitrogen
artık öge residual element
artık parça remnant
artık radyasyon residual radiation
artık radyoaktivite residual radioactivity
artık sığa excess capacity
artık su excess water
artık su surplus water
artık su residual water
artık su waste water
artık su surcharge water
artık su savağı overflow spillway
artık taşıma overhaul
artık titreşim residual vibration
artık toprak residual soil
artık ucaylanım remanent polarization
artık uzama residual elongation
artık üretmemek discontinue
artık ürün residuum
artık yağ residual oil
artık yakıt residual fuel
artık yakıt residual oil
artık yakıtlar residual fuels
artık yakıtlardaki toplam tortu total sediment in residual fuel oils
artık yanbant kiplenimi vestigial sideband modulation
artık yok etme işleri waste-disposal work
artık yük residual charge
artık yük overfreight
boylamasına artık denetimi longitudinal redundancy check
çözünmez artık insoluble residue
demir artık heavy iron
dış hava artık basıncı free air over pressure
endüstriyel artık industrial residue
erimez artık insoluble residue
hayvansal artık animal waste
ısıl artık gerilmesi thermal residual stress
ışınetkin artık radioactive waste
katı artık residue
kompozit süper iletkenin artık direnç oranı residual resistance ratio of composite superconductor
kompozit süper iletkenlerin artık direnç oranı residual resistance ratio of composite superconductors
metabolik artık metabolic waste
radyoaktif artık radioactive waste
Computer
artık satılmayan veya yayıncısı tarafından desteklenmeyen bilgisayar yazılımı abandonware
artık anımsatma dismiss
artık belirtilmiş overdetermined
artık bilgi redundant information
artık denetimi residue check
artık hatası residual error
artık hatası oranı residual error rate