no - Türkisch Englisch Wörterbuch

no

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

no — Definition

Bedeutung:
hayır
Aussprache (IPA):
(AmE /noʊ/ – BrE /nəʊ/)
Wortart:
Ünlem/Zarf
Synonyme:
negative
Antonyme:
yes

Bedeutungen von dem Begriff "no" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 26 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
no interj. hayır
No, the resistance focussed solely on microeconomic factors relating to specific large combustion plants.
Hayır, direniş yalnızca belirli büyük yakma tesisleriyle ilgili mikroekonomik faktörlere odaklanmıştır.

More Sentences
General
no n. numara
The building's no. is 7.
Bina numarası 7.

More Sentences
no n. aleyhte oy
Most of the parliament members voted no against the proposal.
Parlamento üyelerinin çoğu teklif için aleyhte oy kullandı.

More Sentences
no n. no
Amendment No 14 was tabled by the Group of the European Liberal, Democrat and Reform Party.
14 No'lu Değişiklik Avrupa Liberal, Demokrat ve Reform Partisi Grubu tarafından sunulmuştur.

More Sentences
no adj. hiç
The Union train thunders off, taking no account of the terrain.
Birlik treni, araziyi hiç hesaba katmadan gürleyerek ilerlemektedir.

More Sentences
no adj. yasak
No admittance during the performance.
Gösteri sırasında giriş yasak.

More Sentences
no adj. hiçbir
Costs of insurance mediation must not be increased, especially when there is no benefit to customers.
Sigorta arabuluculuğunun maliyetleri, özellikle de müşterilere hiçbir faydası yokken artırılmamalıdır.

More Sentences
no adj. yok
There is no better way for our fellow citizens to achieve social integration than by undertaking a professional career.
Yurttaşlarımızın toplumsal entegrasyonu sağlamaları için mesleki kariyer yapmaktan daha iyi bir yol yoktur.

More Sentences
no interj. hayır
No, the resistance focussed solely on microeconomic factors relating to specific large combustion plants.
Hayır, direniş yalnızca belirli büyük yakma tesisleriyle ilgili mikroekonomik faktörlere odaklanmıştır.

More Sentences
no interj. değil
This is no time for legal pedantry; we must mobilise the Fund.
Yasal bilgiçlik taslamanın zamanı değil; Fonu harekete geçirmeliyiz.

More Sentences
Phrases
no interj. olmaz
How do you feel when there’s no sun?
Güneş olmadığında nasıl hissediyorsun?

More Sentences
General
no n. olumsuz oy veren kimse
no n. olumsuz oy
no n. red
no n. olumsuz karar
no n. ret
no adj. gereksiz
no adj. yok denecek kadar az
no adv. artık değil
no adv. (olumsuz yargıyı onaylamak için) aynen
no pron. (belirli bir durumda) olmayan
no interj. yok cevabı
no interj. cık
no interj. (söyleneni düzeltme amaçlı) pardon
Technical
no n. nobelyumun simgesi
Theatre
no n. klasik japon draması

Bedeutungen von dem Begriff "no" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 2 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
no no n.
Amendment No 14 was tabled by the Group of the European Liberal, Democrat and Reform Party.
14 No'lu Değişiklik Avrupa Liberal, Demokrat ve Reform Partisi Grubu tarafından sunulmuştur.

More Sentences
Computer
no id n.

Bedeutungen, die der Begriff "no" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
pay no attention v. aldırmamak
no doubt adv. şüphesiz
no doubt adv. kuşkusuz
no longer adv. artık
no one pron. hiç kimse
General
no show n. rezervasyonlu olduğu halde gitmeme
no operation instruction n. işlem yok komutu
serial no n. seri numarası
vote of no confidence n. güvensizlik oyu
plate no n. plaka no
no big deal n. önemsiz şey
part no n. parça numarası
no respecter of persons n. kişilere rütbesine göre değer vermeyen kimse
the point of no return n. dönüşü olmayan nokta
volume no n. cilt no
yes no question n. evet hayır sorusu
no end of talk n. sonu gelmez laf
point of no return n. dönüşü olmayan nokta
no confidence n. güvensizlik
family serial no n. aile sıra no
no man's land n. çok tehlikeli bölge
no op n. işlem yok
section no n. hane no
no man's land n. iki cephe arasındaki sahipsiz toprak
no man's land n. kimsenin aidiyetinde olmayan toprak
account no n. hesap no
yes or no n. evet veya hayır
invoice no n. fatura no
a messy problem that has no easy solution n. yılan hikayesi
no till n. saban veya pulluk kullanmadan ve zararlı bitkilere karşı zirai ilaç kullanılarak yapılan bir ziraat metodu
tax register no n. vergi sicil no
diploma no n. diploma numarası
diploma no n. diploma no
register no n. kütük no
motion of no confidence n. gensoru önergesi
motion of no confidence n. güvensizlik oyu
item no n. madde no
point of no return n. geri dönülemez nokta
point of no return n. geri dönülemeyecek nokta
point of no return n. geri dönülmez nokta
family no n. aile no
certificate of no impediment to marriage n. evlenme ehliyet belgesi
go-no-go n. git gitme
no-brainer n. çok önemli olmayan ve üzerinde uzun uzadıya düşünülmesi gerekmeyen
no-good n. aşağılık kimse
no-hoper n. ümitsiz vaka (kişi)
no-go area n. yetkili olmayanların girmelerinin yasak olduğu alan
no-man's-land n. karşılıklı iki düşman kuvvetin cephe hatları arasında kalan arazi şeridi
no-tillage n. saban veya pulluk kullanmadan ve zararlı bitkilere karşı zirai ilaç kullanılarak yapılan bir ziraat metodu
no-confidence n. güvensizlik oyu
no-knock raid n. ani polis baskını
no-confidence n. gensoru önergesi
no-hoper n. başarısız kişi
no-knock raid n. ani baskın (polis vb)
no-tell motel n. günübirlik otel
register no n. kütük
certificate no n. cüzdan no
serial no n. seri no
the point of no return n. geri dönülmeyecek nokta
the point of no return n. dönüşü olmayan yol
the point of no return n. geri dönüşü olmayan evre
point of no escape n. çıkışın (mümkün) olmadığı nokta
point of no escape n. kaçışın (mümkün) olmadığı nokta
point of no escape n. kaçarı olmayan nokta
item no n. sıra no
a road of no return n. dönüşü olmayan yol
no smoking zone n. sigara içilmesi yasak bölge
no smoking area n. sigara içilmesi yasak bölge
oil no 10 n. 10 numara yağ
no man's land n. (cepheler arasındaki) tarafsız bölge
no-see-um n. kan emici bir böcek
no self n. ayrı bir benliğin yokluğu
no text on board pledge day n. araba kullanırken cep telefonu ile mesaj göndermemek üzerine ant içme günü
crime no. n. suç no.
apartment no n. daire no
having no solution n. çözümsüzlük
no teacher in class n. boş ders
subscriber no n. abone no
article no n. madde no
document no n. belge no
no swimming n. yüzmek yasak
no swimming n. yüzmek yasaktır
no show socks n. babet çorap
no-passing zone n. geçilmez bölge
no body n. hiçbir grup
no body n. hiçbir
no body n. hiçbir ceset
no-name n. ismi henüz halk tarafından bilinmeyen sporcu, oyuncu, vb.
go no-go n. sistemin çalışabilirlik durumu
go no-go n. bileşenin çalışabilirlik durumu
go no-go n. karar anı
po box no n. posta numarası
po box no n. posta kutusu numarası
take no notice v. dikkate almamak
give no chance to recover v. göz açtırmamak
know no bounds v. eğlencede sınır tanımamak
be no longer the main topic of conversation v. gündemden düşmek
leave no stone unturned v. her yolu denemek
have no thought of v. hiç aklından geçmemek
see no harm v. bir sakınca görmemek
have no objection v. diyeceği olmamak
bear no relation to v. ile ilgisi olmamak
give no respite to v. göz açtırmamak
have no meaning v. anlamı olmamak
make no progress v. gelişim göstermemek
give no respite v. göz açtırmamak
give someone no quarter v. birine aman vermemek
have no grounds v. dayanağı olmamak
have no work do v. boş oturmak
show no reaction to v. bana mısın dememek
take no notice v. umursamamak
spare no sacrifice v. fedakarlıktan kaçınmamak
have no business to do something v. hakkı olmamak
take no notice of v. dikkate almamak
get no news from v. ses çıkmamak
have no pity on somebody v. gözünün yaşına bakmamak
have no roof over one's head v. başını sokacak bir yeri olmamak
have no strength left v. hali kalmamak
make no headway v. olduğu yerde saymak
think no small beer of oneself v. kendini fasulye gibi nimetten saymak
pay no attention v. önemsememek
pay no attention v. oralı olmamak
take no account of v. saymamak
know no bounds v. ayarını bilmemek
have no customers v. sinek avlamak
have no customers v. sinek avlamak (dükkan)
have no effect v. bana mısın dememek
make no headway v. yerinde saymak
have no pity v. gözünün yaşına bakmamak
have no peace v. rahat yüzü görmemek
have no strength in one's muscles v. elinde ayağında dermak olmamak
be in no hurry to v. bir şey yapmaya can atmamak
see no harm v. sakınca görmemek
come to no good v. adam olmamak
make no concessions v. ödün vermemek
have no business doing something v. birinin bir şey yapmaya hakkı olmamak
give no leg to stand on v. tutunacak bir dal bırakmamak
spare no expense v. masraftan kaçınmamak
make no noise v. çıt çıkarmamak
make no sense v. anlamsız gelmek
pay no heed to something v. oralı olmamak
make no concessions v. taviz vermemek
take no notice of v. umursamamak
have no use for v. gereksememek
be up to no good v. halt karıştırmak
make no pretensions to v. iddiasında olmamak
make no progress v. yerinde saymak
hold no brief for v. taraftarı olmamak
spare no cost v. masraftan kaçınmamak
know no bounds v. ölçüyü kaçırmak