hiç - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

hiç



Bedeutungen von dem Begriff "hiç" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
hic n. hık (hıçkırık için)

Bedeutungen von dem Begriff "hiç" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 69 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
hiç nothing n.
hiç never adv.
hiç none pron.
General
hiç aught n.
hiç zero n.
hiç zilch n.
hiç nix n.
hiç tuppence n.
hiç dust n.
hiç nullity n.
hiç cipher n.
hiç nobody n.
hiç nil n.
hiç naught n.
hiç nada n.
hiç null adj.
hiç nary adj.
hiç no adj.
hiç not by a long ways adv.
hiç at all adv.
hiç least of all adv.
hiç not by a long sight adv.
hiç no whit adv.
hiç not in the least adv.
hiç ought adv.
hiç not a dreg adv.
hiç e'er adv.
hiç by any means adv.
hiç in no way adv.
hiç ever adv.
hiç not a whit adv.
hiç not by a long shot adv.
hiç ne'er adv.
hiç not an iota adv.
hiç not at all adv.
hiç so far from prep.
hiç far from prep.
hiç whatever pron.
hiç none pron.
hiç whatsoever pron.
Phrasals
hiç at all
Phrases
hiç in no sense
hiç none at all
Colloquial
hiç not for a moment
hiç once in a blue moon
hiç jack squat
hiç zip
Idioms
hiç not a snap
hiç for the life of me
hiç not one iota
hiç when hell freezes over
hiç far from it
hiç not a bit of it!
hiç sweet fa
hiç sweet fanny adams
Slang
hiç nada (nothing/none)
hiç diddly-squat
hiç diddly
Technical
hiç naught
hiç any
hiç nil
Philosophy
hiç nihil
Archaic
hiç nought
hiç ony (any)
British Slang
hiç bog all
hiç jack shit
hiç jack all
hiç nish
hiç nowt

Bedeutungen, die der Begriff "hiç" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
hiç kimse no one pron.
hiç kimse nobody pron.
hiç kimse anybody pron.
hiç kimse anyone pron.
General
(okulu/işi vb.) hiç aksatmamak have perfect attendance v.
(öğrenci vb) hiç devamsızlık yapmamak have perfect attendance v.
bir şeyi hiç görmeden satın almak buy something sight unseen v.
bir şeyi yapmayı hiç istememek be loath to do something v.
birine bir şeyi hiç sakınmadan söylemek tell something to someone straight v.
birine hiç haber vermemek leave someone out in the cold v.
birine miras olarak hiç para bırakmamak cut someone off v.
birinin hiç bilmediği bir şey olmak be beyond one's ken v.
birinin hiç umurunda olmamak not to care a whit v.
denizi hiç görmemiş olmak have never seen a sea v.
-e hiç benzememek bear no resemblance to v.
-e hiç niyeti olmamak have no thought of v.
gözünden hiç kaçırmamak not to let someone out of sight v.
hiç acımadan öldürmek kill someone compunction v.
hiç aklından çıkmamak obsess v.
hiç aklından çıkmamak haunt v.
hiç aklından geçmemek have no thought of v.
hiç anlaşamamak never get along with v.
hiç beklenmedik bir anda ölmek die unexpectedly v.
hiç cevap bulamamak stump v.
hiç çekinmeden düşündüğünü söylemek animadvert (about/on/upon) v.
hiç çekinmeden hareket etmek make no bones about v.
hiç çekinmeden hareket etmek make no bones of v.
hiç derdi olmamak not to have a care in the world v.
hiç düşünmeden evet demek say yes without hesitation v.
hiç düşünmemek be thoughtless for v.
hiç düşünmemek be thoughtless of v.
hiç fikri olmamak have no idea v.
hiç gelişmemek stagnate v.
hiç görünmemek keep out of sight v.
hiç gözükmemek keep out of sight v.
hiç hata yapmamak get right v.
hiç hoşlanmamak loathe v.
hiç ilerlememek stagnate v.
hiç ilgisi olmamak have no concern with v.
hiç iyi olmamak be bad news v.
hiç iz bırakmadan kaybolmak vanish without a trace v.
hiç karşı gelmeden bir şeyi kabul etmek take something lying down v.
hiç kimseyi istememek want no one v.
hiç parası olmamak not have a bean v.
hiç rahat bırakmamak badger v.
hiç sevmemek loathe v.
hiç sevmemek abominate v.
hiç şansı olmamak have no chance v.
hiç şansı olmamak not to have a dog's chance v.
hiç yara almadan kurtulmak escape unharmed v.
hiç zamanı olmamak hardly to have time to breathe v.
hiç zarar görmemek come to no harm v.
-i hiç beğenmemek not to have a good word to say for v.
-in konuşulan şeyle hiç ilgisi olmamak be beside the question v.
önemsiz bir şeyi mesele yapıp önemli bir şeye hiç aldırmamak strain at a gnat and swallow a camel v.
sesini çıkarmaktan hiç çekinmeyen vocal v.
umulan rağbeti hiç görmemek fall flat v.
bir hiç nonentity n.
bir hiç nobody n.
bir olayı hiç bir etki olmadan görme pure insight n.
bulunduğu yere hiç uygun olmayan kimse a round peg in a square hole n.
büyük miktarda ve hiç sulandırılmamış içki stiff drink n.
hangi seçeneğin daha iyi olduğu hiç belli olmayan bir durum toss-up n.
hiç beklenmedik bir haber a bolt out of the blue n.
hiç beklenmedik bir haber a bolt from the blue n.
hiç beklenmedik bir iş a bolt from the blue n.
hiç beklenmedik bir iş a bolt out of the blue n.
hiç beklenmedik bir olay a bolt out of the blue n.
hiç beklenmedik bir olay a bolt from the blue n.
hiç bilinmeyen (kimse) perfect stranger n.
hiç bitmeyecekmiş gibi konuşma blue streak n.
hiç bitmeyen büyük bir tutku a passion like the burning of the sun n.
hiç çocuk doğurmamış kadın nullipara n.
hiç entelektüel olmayan kimse lowbrow n.
hiç gebe kalmamış kadın nulligravida n.
hiç gelişme olmayan yer/durum backwater n.
hiç hoşlanmama aversion n.
hiç hoşlanmama loathing n.
hiç içki kullanmama temperance n.
hiç işlenmemiş toprak virgin soil n.
hiç işlenmemiş topraklar virgin soil n.
hiç olan şey cipher n.
hiç sevmeme loathing n.
hiç umulmayan bir haber a bolt from the blue n.
hiç umulmayan bir haber a bolt out of the blue n.
hiç umulmayan bir iş a bolt from the blue n.
hiç umulmayan bir iş a bolt out of the blue n.
hiç umulmayan bir olay a bolt from the blue n.
hiç umulmayan bir olay a bolt out of the blue n.
hiç uyumayan yer place that never sleeps n.
iş hayatında hiç başarı gösteremeyen kimse failure n.
kimin kazanacağı hiç belli olmayan bir durum toss-up n.
rakibe hiç sayı yaptırmama shutout n.
saçını hiç kestirmemiş kişi acersecomic n.
taraflardan birinin hiç puan kazanmadığı oyun shutout n.
ya hep ya hiç ilkesi all or none principle n.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi almamış treatment-naive adj.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi almamış drug-naive adj.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi görmemiş drug-naive adj.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi görmemiş treatment-naive adj.
akıldan hiç çıkmayan obsessive adj.
ayağı hiç kaymaz surefooted adj.
gerçekleri hiç yumuşatmayan (anlatım) stark adj.
hiç aşırıya kaçmayan conservative adj.
hiç benzemeyen disparate adj.
hiç bıkmadığı (bir şey) (bir kimsenin) unfailing adj.
hiç bir galibiyeti olmayan winless adj.
hiç bitmeyen everlasting adj.
hiç bitmeyen eternal adj.
hiç bitmeyen endless adj.
hiç bitmeyen timeless adj.
hiç bitmeyen never-ending adj.
hiç de azımsanmayacak kadar a considerable amount of adj.
hiç de fena olmayan not half bad adj.
hiç değişmeyen changeless adj.
hiç derinlemesine düşünmeyen superficial adj.
hiç dikkati çekmeyen obscure adj.
hiç doğum yapmamış nulliparous adj.
hiç doğurmamış nulliparous adj.
hiç durmaz tireless adj.
hiç duyulmamış unheard of adj.
hiç düşünmeyen unreflecting adj.
hiç eksilmeyen unfailing adj.
hiç eksilmez unfailing adj.
hiç entelektüel olmayan birine uygun lowbrow adj.
hiç entelektüel olmayanlara hitap eden lowbrow adj.
hiç esnek davranmayan inflexible adj.
hiç gelişmeyen stagnant adj.
hiç giyilmemiş unworn adj.
hiç ilerlemeyen stagnant adj.
hiç işlenmemiş virgin adj.
hiç kımıldamadan stock-still adj.
hiç kullanılmamış brand-new adj.
hiç olmayacak bir şeye kapılıp gitmiş starry-eyed adj.
hiç olmayacak bir şeyin peşinde koşan starry-eyed adj.
hiç sağlam olmayan (durum) slippery adj.
hiç sesini çıkarmayan meek adj.
hiç titiz olmayan slovenly adj.
hiç titiz olmayan sloppy adj.
hiç yere harcanmış ill-spent adj.
kavga etmekten hiç çekinmeyen pugnacious adj.
kendi isteklerini hiç frenlemeyen self-indulgent adj.
kötüye kullanma hiç kullanılmamasını gerektirmez wrong use does not preclude proper use adj.
nerdeyse hiç bilinmeyen quite unknown adj.
nerdeyse hiç hareket etmeyen dead slow adj.
belki de hiç seldom adv.
hatta hiç never even adv.
hemen hemen hiç little or nothing adv.
hemen hemen hiç barely adv.
hemen hemen hiç hardly adv.
hemen hemen hiç scarcely adv.
hemen hemen hiç hardly ever adv.
hemen hiç almost no adv.
hemen hiç hardly adv.
hemen hiç scarcely adv.
hemen hiç scarcely ever adv.
hiç abartısız quite literally adv.
hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir gece boyunca all the livelong night adv.
hiç bitmeyecekmiş gibi gelen gece boyunca at the livelong night adv.
hiç de none adv.
hiç de at all adv.
hiç de değil not in the least adv.
hiç de nazik olmayan bir şekilde ungallantly adv.
hiç değil by no means adv.
hiç değil not at all adv.
hiç değilse at least adv.
hiç denecek kadar little or nothing adv.
hiç denecek kadar az little or nothing adv.
hiç duraksamayarak without the slightest hesitancy adv.
hiç durmadan at a stretch adv.
hiç durmadan continually adv.
hiç durmadan night and day adv.
hiç durmadan constantly adv.
hiç durmadan day and night adv.
hiç kaçınmadan straight from the shoulder adv.
hiç kimse karşı çıkmadan nemine contradicente adv.
hiç kuşku yok undoubtedly adv.
hiç kuşkusuz no doubt adv.
hiç kuşkusuz undoubtedly adv.
hiç mi hiç devil a one adv.
hiç mi hiç not a single one adv.
hiç mi hiç not in the least adv.
hiç neden yokken for no reason adv.
hiç olmadığı kadar (than) ever before adv.
hiç olmazsa at least adv.
hiç olmazsa at any rate adv.
hiç olmazsa but adv.
hiç olmazsa (en azından) at a minimum adv.
hiç önem vermeyerek regardless of adv.
hiç sebep yokken for no reason adv.
hiç şüphen olmasın for sure adv.
hiç şüphesiz undoubtedly adv.
hiç şüphesiz free from any doubt adv.
hiç şüphesiz no doubt adv.
hiç tereddüt etmeden like a shot adv.
hiç uğraşmadan simply adv.
hiç vakit kaybetmeden almost immediately adv.
hiç yoktan out of nothing adv.
hiç yoktan for no reason adv.
hiç yoktan out of thin air adv.
hiç yoktan after all adv.
hiç yorulmaksızın tirelessly adv.
hiç zerre kadar değil not in the least adv.
nerdeyse hiç almost never adv.
neredeyse hiç hardly adv.
neredeyse hiç hardly ever adv.
ya az ya hiç little or nothing adv.
ya şimdi ya hiç now or never adv.
hiç bırakmayarak in defiance of prep.
hiç mi hiç so far from prep.
başka hiç kimse no one else pron.
hiç biri neither of them pron.
hiç biri none pron.
hiç birisi none pron.
hiç kimse never a one pron.
hiç kimse none pron.
hiç de değil not a bit interj.
hiç de zahmet değil! no sweat! interj.
hiç değil not a bit interj.
hiç ilgisi yok no such thing interj.
hiç problem değil! no sweat! interj.
masraftan hiç kaçınma! spare no expense! interj.
Phrasals
bütün kalbiyle ve hiç sorgulamaksızın inanmak buy into
Phrases
(onlardan) hiç biri none of
belki de hiç seldom, if ever
belki de hiç if ever
bir hiç yüzünden just for the hell of it
bu isim bende hiç bir şey çağrıştırmıyor the name doesn't ring any bells
daha önce hiç olmadığı gibi as never before
daha önce hiç olmadığı gibi like never before
daha önce hiç olmamış gibi as never before
gerçekliğinden hiç şüphe yok no doubt the fact
hemen hemen hiç next to nothing
hemen hemen hiç little to no
hiç bir anlamı/değeri olmamasına rağmen such as it is
hiç bir koşulda upon no account
hiç bir koşulda on no account
hiç bir suretle in no case
hiç bir suretle under no circumstances
hiç bir şekilde in no sense
hiç bir şey aynı kalmaz nothing stays the same
hiç bir şey aynı kalmaz things never stay the same
hiç bir şey bitmez her şey değişir nothing ends, everything changes
hiç çalışmadan without studying
hiç de just
hiç de azımsanmayacak kadar to no less a degree
hiç değilse if at all
hiç değilse if nothing else
hiç denecek kadar az next to nothing
hiç endişeniz olmasın please be unconcerned about
hiç endişeniz olmasın please don't be worried about
hiç fena değil not bad at all
hiç fena değil not half bad
hiç kendini bozmadan with the utmost composure
hiç kimsenin olmadığı kadar yakındık birbirimize we were so close not any more than anyone else
hiç kuşku yok ki it is unquestionable that
hiç kuşkum yok ki I don't doubt that
hiç mi hiç devil a bit
hiç neden yokken without any reason
hiç olmadı at the very least
hiç olmazsa at the very least
hiç sebep yokken without any reason
hiç sınırlamasız without qualification
hiç şaşırtmadın! that’s typical of you
hiç şüphe yok no doubt about that
hiç şüphem yok ki I don't doubt that
hiç tereddüt etmeden without any hesitation
hiç uyumayan şehir the city that never sleeps
hiç yoktan none at all
kötüye kullanma hiç kullanılmamasını gerektirmez abuse/misuse does not remove use
neredeyse hiç little to no
neredeyse hiç next to nothing
neredeyse hiç hardly any
neredeyse hiç biri hardly any of (them)
ya hep ya hiç go hard or go home
Proverb
duyduğunun hiç birine, gördüğünün yarısına inan believe nothing of what you hear, and only half of what you see
hiç bir şey durduk yere ortaya çıkmaz nothing comes of nothing
hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz there's none so deaf as those who will not hear
hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır değildir there's none so deaf as those who will not hear
hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir there's none so blind as those who will not see
hiç kimse iki efendiye hizmet edemez no man can serve two masters
hiç kimse, aşkta geri çevrilmiş bir kadından daha tehlikeli olamaz hell hath no fury like a woman scorned
hiç olmazsa bir mazeretin olsun bad excuse is better than none
kötü bir mazeretinin olması hiç olmamasından daha iyidir bad excuse is better than none
sevip de kaybetmek hiç sevmemekten daha iyidir it is better to have loved and lost than never to have lost at all
sevip de kaybetmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan iyidir it is better to have loved and lost than never to have loved at all
sevip de yitirmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan daha iyidir tis better to have loved and lost than never to have loved at all
tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir a fault confessed is half redressed
umut hiç tükenmez hope springs eternal (in the human breast)
yanlış bilmektense hiç bilmemek daha iyidir better untaught than ill taught
yanlış bilmektense hiç bilmemek iyidir better untaught than ill taught
Colloquial
(eğer bir soruya yanıt olarak söylendiyse) hiç de (öyle) değil hardly
bir hiç uğruna for the sake of nothing
bir hiç uğruna for two cents
bir hiç uğruna for nothing
bir şeyi yapmaktan hiç anlamamak can't do something for nuts
bir toplantıda hiç kimsenin ele almak istemediği konu/sorun moose on the table
bunlarda hiç mi ahlak ve terbiye yok have they no sense of decency
elde etmeye değer çoğu şey hiç de öyle kolay elde edilmiyor most things worth having never come easy
en iyisi hiç konuşmamak better left unsaid
en iyisi hiç söylememek/anlatmamak better left unsaid
gerçek hayatta karşılaştık mı hiç? have we ever met in real life?
gerçek hayatta tanıştık mı hiç? have we ever met in real life?
hep alıp hiç vermeme always taking never giving
hiç aklı yok doesn't have enough sense to bell a cat
hiç aklı yok doesn't have the sense god gave geese
hiç aklı yok ain't got the sense god gave geese
hiç aklı yok doesn't have the sense god gave him (or her)
hiç aklı yok doesn't have enough sense to come in out of the rain
hiç beklenmedik şey a bolt from the blue
hiç değilse bu sefer just this once
hiç değilse paramın karşılığını ver at least give me my money's worth
hiç doyurucu olmamak leave something to be desired
hiç doyurucu olmamak leave a lot to be desired
hiç doyurucu olmamak leave much to be desired
hiç doyurucu olmamak leave a great deal to be desired
hiç duraksamadan without an instant's hesitation
hiç duraksamadan without hesitation
hiç duraksamadan without the slightest hesitation
hiç durma! ne bekliyorsun? don’t let the door hit you on the way out
hiç durmadan nineteen to the dozen
hiç durmadan twenty four hours a day
hiç duymaz (as) deaf as a post
hiç emek sarf etmeden without breaking a sweat
hiç güçlük çekmeden hands down
hiç hoş olmayan bir yer veya görüntü hellscape
hiç hoşlanılmayan şey pet aversion
hiç işim olmaz! that's not my bag!
hiç kalmamış all gone
hiç kendini farklı hissettiğin olmadı mı? haven't you ever felt like you were different?
hiç kimse mükemmel değildir, fakat ben öyleyim nobody is perfect but I am
hiç kuşku yok ki doubtless
hiç kuşku yok ki without doubt
hiç kuşku yok ki beyond question
hiç kuşku yok ki beyond any doubt
hiç kuşku yok ki for sure
hiç kuşku yok ki undoubtedly
hiç olmamış gibi like it never happened
hiç pişmanlık duymadan without a single ounce of remorse
hiç sorun değil no probs
hiç şans yok (not) a hope in hell
hiç şans/şansı yok! fat chance!
hiç tanımadığın bir adam a man you've never met
hiç utanması olmamak have no shame
hiç yapamamak can't do something for nuts
hiç yoktan for two cents
hiç yoktan for no reason at all
hiç yoktan iyidir better than nothing
hiç yoktan iyidir a little is better than none
hiç yoktan iyidir something is better than nothing
hiç zorlanmadan hands down
hiç zorluk çekmeden with one arm tied behind one's back
neredeyse hiç almost never
neredeyse hiç nowhere near
neredeyse hiç once in a blue moon
sonra hiç sebep yokken then for no reason
ya büyük oyna ya da hiç oynama go big or stay home
ya büyük oyna ya da hiç oynama go big or go home
ya hep ya hiç neck or nothing
ya hep ya hiç make or break
ya hep ya hiç meselesi a question of all or nothing
ya şimdi ya da hiç now or never
ya şimdi ya hiç now or never
ya şimdi ya hiç teklifi a first-time last-time offer
yanında hiç kalmak be pale in comparison
zayıfın kuvvetliye karşı hiç şansının olmaması no contest
zerre kadar/hiç not in the slightest
Idioms
(bir kimseyi tanımlarken herhangi bir olumsuz durum için) hiç eser yok not have a type of bone in one's body
(bir konuyu) hiç bilmemek know no more about than a frog knows about bedsheets
(bir şeyden) (hiç de) memnun/hoşnut kalmamak be less than pleased
(bir şeyden) hiç anlamamak can't make head or tail of something
(bir şeyi başarmak için) hiç şansı olmamak not have a cat in hell's chance
(gerçekleşme ihtimali anlamında) hiç şansı olmamak have no chance in hell
(ne kötü bir gün) keşke yataktan hiç çıkmasaydım should have stayed in bed
(ondan) hiç iz yok neither hide nor hair
(ondan) hiç iz yok hide nor hair
(sorun) hiç yoktan çıkmak come out of left field
(yeni bir şeyi) hiç yardım almadan denemek fly blind
artık hiç şansımız yok buckley's chance
bir hiç uğruna ölmek die for nothing
birbirlerinden hiç hoşlanmazlar there is no love lost between them
birbirlerini hiç sevmezler there is no love lost between them
biri olmadan/birinin yokluğunda bir hiç olmak be lost without someone
birine hiç güvenmemek not trust somebody an inch
birine hiç rahat vermemek badger someone to death
birisini hiç tanımamış/görmemiş olmak not know someone from adam
birisini hiç tanımamış/hiç görmemiş olmak not know someone from eve
daha önce hiç karşılaşılmayan bir durumla karşılaşmak be in uncharted waters
-den hiç iz yok hide or hair
-den hiç iz yok hide nor hair
elinden her iş gelen fakat hiç birinde uzman olamayan kimse jack of all trades is a master of none
elinden her iş gelen fakat hiç birinde uzman olamayan kimse jack of all trades but master of none
hemen/hiç düşünmeden yapmak not think twice about something
hemen/hiç vakit kaybetmeden (bir işe girişmek) waste no time in doing something
hemen/hiç vakit kaybetmeden (bir işe girişmek) lose no time in doing something
hiç (kazanma) şansı olmamak not have a prayer (of winning)
hiç aklıma gelmezdi not in my wildest dreams
hiç arzulanmayan ama kaçınılmaz olarak katlanılan durum a necessary evil
hiç asla katiyen not by a long sight
hiç benzer yanı olmayan a different ball of wax
hiç bilinmediği halde seçimi kazanan politikacı dark horse
hiç bilmemek not know (someone) from a bar of soap
hiç bilmiyorum your guess is as good as mine
hiç bir çekincesi olmamak have no qualms
hiç bir çekincesi olmamak have no qualms about (doing) something
hiç bir işe yaramamak be worse than useless
hiç bir şey dememek not say squat
hiç birşey engel olamaz not miss something for love nor money
hiç birşey engel olamaz not miss something for the world
hiç bitmeyen be like painting the forth bridge
hiç böyle bir şey duymadım! (I) never heard of such a thing!
hiç çekinmemek have no qualms about (doing) something
hiç çekinmemek have no qualms
hiç de bile! in a pig's eye
hiç de bile! in a pig's ass
hiç de bile! in a pig's ear
hiç de çabuk değil none too soon
hiç de değil far from it
hiç de komik olmamak be as funny as a crutch
hiç de komik olmamak be funny as a crutch
hiç durmamak not miss a beat
hiç durmamak not skip a beat
hiç dürüst değil couldn't lie straight in bed
hiç eksiği olmamak have the makings of
hiç güçlük çekmeden as a duck takes to water
hiç güvenmemek not trust an inch
hiç haber olmaması iyi bir haberdir no news is good news
hiç haz etmemek hold no brief for
hiç heyecan vermeyen exciting as watching paint dry
hiç heyecan vermeyen exciting as watching the paint dry
hiç kazanma şansı olmamak not have a snowball's chance in hell of winning
hiç kimse anlatıldığı kadar kötü değildir devil is not so black as he is painted
hiç konuşmamak not say boo
hiç meşgul değil busy as a hibernating bear
hiç oralı olmamak not take a blind bit of notice
hiç para ödememek not pay a red cent
hiç parası olmamak be strapped for cash
hiç pratik olmayan airy-fairy
hiç sansı olmamak (birisinin karşısında) not stand a chance
hiç sektirmeden (ilaç vb almak) at full strength
hiç sevmemek hate someone's guts
hiç sorma don't even go there
hiç şans yok buckley's chance
hiç şansı olmamak not have a cat in hell's chance
hiç şansı olmamak not stand a chance
hiç şansı olmamak not stand a cat in hell's chance
hiç şansı olmamak not have a ghost of a chance
hiç şansı olmamak not have a snowball's chance in hell
hiç şansı olmamak not have the ghost of a chance of something
hiç şansı olmamak not have a hope in hell
hiç şansı olmamak have as much chance as a one-legged man in a butt kicking contest
hiç şansı yok a snowball's chance in hell
hiç şanssızlık yaşamayacak kadar şanslı olmak lead a charmed life
hiç şüphesiz without a shadow of a doubt
hiç takmamak not give a tinker's damn
hiç tanımamak not know (someone) from a bar of soap
hiç temiz değil none too clean
hiç umudu kalmamış it is all up with
hiç umudu olmamak not have a cat in hell's chance
hiç umudu olmamak not have a hope in hell
hiç umursamamak not give a tinker's damn
hiç umurumda değil for all i care
hiç uymamak/yakışmamak look like a saddle on a sow
hiç yoksa so far so good
hiç yoksa at least
hiç yoktan out of thin air
hiç yoktan from thin air
hiç yoktan iyidir half a loaf is better than no bread
hiç yoktan iyidir half a loaf is better than none
hiç yoktan sorun çıkarmak/tartışmak make a fuss for nothing
hiç yoktan yaratmak pull something out of a hat
hiç yoktan yaratmak pull something out of thin air
hiç zahmet etme it isn't worth the trouble
hiç zarar görmeden none the worse for wear
hiç zarar görmemiş none the worse for wear
hiç zorlanmadan yapmak do something with one arm tied behind one's back
içinde hiç kötülük olmamak pure in heart
-in konuşulan şeyle hiç ilgisi olmamak be beside the point
kendi elleriyle (hiç yardım almadan) with own one's fair hands
kesinlik ya da başarı için hiç bir belirti dahi yokken inandığı görüş doğrultusunda hareket etmek dig my ditches
kötü haber almaktansa hiç almayım iyidir no news is good news
maddi yönden ömür boyu rahat olmak/hiç sorun yaşamamak set for life
ne ala! (hiç istenmeyen bir durum karşısında söylenir) that's a fine kettle of fish!
nerdeyse hiç şansımız kalmadı buckley's chance
orijinal paketinde hiç açılmamış mintin box
orijinal paketinde hiç açılmamış mint in box
söyleyecek lafı hiç bitmez could talk under wet cement
söyleyecek lafı hiç bitmez could talk under water
sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek leap at the chance to do something
sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek jump at the chance to do something
sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek leap at the opportunity to do something
sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek jump at the opportunity to do something
tatsız bir olayı unutmak ve sanki hiç olmamış gibi davranmak put something to rest
tatsız bir olayı unutmak ve sanki hiç olmamış gibi davranmak lay something to rest
uğraşmayacaksan hiç çabalama go hard or go home
üzerimde hiç para yok I don't have any money on my person
ya büyük oyna ya da hiç oynama; ya büyük oyna ya hiç oynama go hard or go home
ya hep ya hiç it's sydney or the bush
Speaking
hiç şüpheniz olmasın there is no question n.
(hiç) aklıma gelmezdi never would have guessed