failure - Türkisch Englisch Wörterbuch

failure

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

failure — Definition

Aussprache (IPA):
(AmE /ˈfeɪljər/ – BrE /ˈfeɪljə/)
Wortart:
İsim: failure (failures)

Bedeutungen von dem Begriff "failure" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 81 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
failure n. başarısızlık
Startup failures in Estonia are very low due to government incentives.
Estonya'da girişim alanındaki başarısızlıklar devlet teşvikleri nedeniyle çok az.

More Sentences
failure n. arıza
The cause of the blackout was a system failure.
Elektrik kesintisinin nedeni sistem arızasıydı.

More Sentences
failure n. hata
This is most likely due to a connection failure.
Bunun nedeni büyük olasılıkla bir bağlantı hatasıdır.

More Sentences
failure n. yapmayış
General
failure n. fiyasko
Tom is a complete failure as a father.
Tom bir baba olarak tam bir fiyasko.

More Sentences
failure n. başarısızlık
Startup failures in Estonia are very low due to government incentives.
Estonya'da girişim alanındaki başarısızlıklar devlet teşvikleri nedeniyle çok az.

More Sentences
failure n. başarısız olma
Failure to control implies that the outbreak should have already ended.
Kontrolün başarısız olması, salgının çoktan sona ermiş olması gerektiği anlamına gelir.

More Sentences
failure n. arıza
The cause of the blackout was a system failure.
Elektrik kesintisinin nedeni sistem arızasıydı.

More Sentences
failure n. yetersizlik
The failure of the crops was the major cause of starvation in that region.
O bölgedeki açlığın başlıca nedeni mahsulün yetersizliğiydi.

More Sentences
failure n. yapmama
Failure to do so will see the brave new world collapse into stagnation and mutual recriminations.
Bunu yapmamak cesur yeni dünyanın durgunluğa ve karşılıklı suçlamalara gömülmesine neden olacaktır.

More Sentences
failure n. aciz
I will show you that I'm not a failure.
Size aciz biri olmadığımı göstereceğim.

More Sentences
failure n. kayıp
Drought caused widespread crop failure.
Kuraklık geniş çaplı ürün kaybı yaratmıştır.

More Sentences
Technical
failure n. başarısızlık
Startup failures in Estonia are very low due to government incentives.
Estonya'da girişim alanındaki başarısızlıklar devlet teşvikleri nedeniyle çok az.

More Sentences
Automotive
failure n. arıza
The cause of the blackout was a system failure.
Elektrik kesintisinin nedeni sistem arızasıydı.

More Sentences
Medical
failure n. yetersizlik
The failure of the crops was the major cause of starvation in that region.
O bölgedeki açlığın başlıca nedeni mahsulün yetersizliğiydi.

More Sentences
Linguistics
failure n. başarısızlık
Startup failures in Estonia are very low due to government incentives.
Estonya'da girişim alanındaki başarısızlıklar devlet teşvikleri nedeniyle çok az.

More Sentences
General
failure n. zayıflama
failure n. dinme
failure n. çalışmama
failure n. kaybolma
failure n. tükenme
failure n. aksatma
failure n. inkıraz
failure n. beceremeyiş
failure n. yıkım
failure n. muvaffakiyetsizlik
failure n. ihmal
failure n. akamet
failure n. bulunmama
failure n. iflas
failure n. başarı kazanamayan kimse veya şey
failure n. batkınlık
failure n. yetmezlik
failure n. yokluk
failure n. zail olma
failure n. eksiklik
failure n. noksan
failure n. iş hayatında hiç başarı gösteremeyen kimse
failure n. kusur
failure n. kıtlık
failure n. bitme
failure n. hayal kırıklığı
failure n. batma
failure n. yanlış
failure n. başarısız sonuç
failure n. kırılma
failure n. bozulma
failure n. aksama
failure n. kopma
failure n. güçsüzlük
failure n. ezik kimse
failure n. başarısız insan
failure n. sekte
failure n. bozukluk
failure n. meydana gelmeme
failure n. vuku bulmama
failure n. gerçekleşmeme
failure N. çöküş
Trade/Economic
failure n. bir kimsenin yükümlülüğünü yerine getirmemesi
failure n. borcu ödeyemeyecek durumda olma
failure n. iflas
Law
failure n. acz
failure n. zühul
Politics
failure n. aciz hali
Technical
failure n. bozulma
failure n. çalışamama
failure n. göçme gücün tükenmesi
failure n. işgörmezlik
failure n. parçalanma
Computer
failure n. aksama
Construction
failure n. çökme
failure n. göçme
failure n. kırılma
failure n. kopma
Medical
failure n. yetmezlik
Education
failure n. sınavda başarısız olma
failure n. dersten kalma
failure n. başarısız not
failure n. dersi geçemeyen öğrenci
failure n. sınıfı geçememe
Geology
failure n. yenilme

Bedeutungen, die der Begriff "failure" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
failure to act n. işlemden kaçınma
failure to fulfilment n. eksiklik
ignition failure n. ateş almama
failure rate n. hata oranı
failure to act n. hareketsizlik
chance failure n. arızi yetersizlik
mean time between failure n. arıza arası ortalama zaman
power failure n. elektrik kesintisi
power failure n. elektrik arızası
heart failure n. kalp sektesi
failure logging n. arıza kaydı
power failure n. arıza nedeniyle elektrik kesintisi
failure to perceive n. algılayamama
media failure n. ortam bozukluğu
failure to thrive n. gelişememe (fiziksel olarak)
heart failure n. kalp yetmezliği
business failure n. ticari başarısızlık
congestive heart failure n. konjestif kalp yetersizliği
service failure n. hizmet kusuru
congestive cardiac failure n. konjestif kalp yetmezliği
congestive heart failure n. konjestif kalp yetmezliği
failure of justice n. adli hata
second failure n. ikinci hata
boot failure n. başlatma hatası
cataleptic failure n. felaket arıza
failure recovery n. dönem
failure cause n. aksama nedeni
failure cause n. arıza nedeni
coronary failure n. kalp yetmezliği
failure reporting n. arıza bildirimi
temporary failure n. geçici başarısızlık
failure analysis n. başarısızlık analizi
failure analysis n. başarısızlık çözümlemesi
failure story n. başarısızlık öyküsü
failure drill n. gövdeye iki kafaya tek atış
failure to stop drill n. gövdeye iki kafaya tek atış
failure to stop drill n. düşmanın çelik yelek giyme ihtimaline karşı iki kez gövdesine bir kez kafasına ateş edilmesi
failure drill n. düşmanın çelik yelek giyme ihtimaline karşı iki kez gövdesine bir kez kafasına ateş edilmesi
power failure n. enerji kesintisi
intelligence failure n. istihbarat zaafı
patient with renal failure n. böbrek yetmezliği hastası
heart failure n. ani bayılma hissi
sohf (sense of humour failure) n. gülünecek bir şeyin olmadığı durum
sohf (sense of humour failure) n. komik olmayan durum
severe failure n. ciddi başarısızlık
end in failure v. fiyasko vermek
respond to the failure v. arızaya müdahale etmek
be a failure in the box office v. gişede umduğunu bulamamak
doomed to failure adj. başarısızlığa mahkum
Phrases
in the event of my failure adv. şayet başarılı olamazsam
in the event of failure adv. başarısızlık durumunda
in the event of my failure adv. başaramazsam
because of a technical failure expr. teknik hatadan ötürü
due to a technical failure expr. teknik hatadan ötürü
due to a technical failure expr. teknik bir hatadan dolayı
because of a technical failure expr. teknik bir hatadan dolayı
Proverb
failure teaches success başarısızlık sonunda başarıyı getirir
success has many fathers; failure is an orphan başarıyı sahiplenen çoktur; başarısızlık ise yetimdir
success has many fathers; failure is an orphan başarının ana babası çoktur, başarısızlık ise yetimdir
Idioms
abysmal failure n. başarısızlık abidesi
abysmal failure n. tam bir fiyasko
abysmal failure n. derin bir başarısızlık
abysmal failure n. tam bir başarısızlık örneği
give someone heart failure v. birini yerinden sıçratmak
have heart failure v. neredeyse kalp krizinden gitmek
give someone heart failure v. yüreğine indirmek
have heart failure v. şok olmak
give someone heart failure v. yerinden sıçramak
give someone heart failure v. kalbi duracak gibi olmak
have heart failure v. neredeyse kalbi durmak
give someone heart failure v. birinin neredeyse kalbinin durmasına neden olmak
give (one) heart failure v. (birini) şok etmek
give someone heart failure v. birine kalp krizi geçirtmek
give (one) heart failure v. (birine) kalp krizi geçirtmek
give someone heart failure v. şok olmak
give someone heart failure v. birden çok korkmak
give someone heart failure v. birini şok etmek
give someone heart failure v. kalp krizi geçirmek
give (one) heart failure v. (birinin) neredeyse kalbinin durmasına neden olmak
give (one) heart failure v. (birini) birden korkutmak
give (one) heart failure v. (birinin) yüreğine indirmek
give someone heart failure v. birini birden korkutmak
give (one) heart failure v. (birini) şoka sokmak
have heart failure v. neredeyse kalp krizi geçirmek
give someone heart failure v. neredeyse kalbi durmak
give someone heart failure v. birine neredeyse kalp krizi geçirtmek
give someone heart failure v. neredeyse kalp krizi geçirmek
give (one) heart failure v. (birine) neredeyse kalp krizi geçirtmek
have heart failure v. birden çok korkmak
have heart failure v. yüreğine inmek
give someone heart failure v. birini şoka sokmak
Speaking
failure is something I know too much about expr. başarısızlık iyi bildiğim bir şeydir
Trade/Economic
failure or failures to be so true and correct n. bu doğruluk şartına bir veya birden fazla noktada uyulmamış olması
market failure n. piyasa aksaklıkları
market failure n. pazar yetersizliği
failure costs n. başarısızlık masrafları
absolute product failure n. mutlak ürün başarısızlığı
public sector failure n. kamu sektörünün verimsizliği
failure to furnish information n. bilgi vermekten kaçınma
internal failure n. iç hata
bank failure n. banka iflası
failure to pay n. ödeyememe
market failure n. piyasa başarısızlığı
renting failure n. kirayı ödeyememe
failure to perform n. adem-i ifa
failure to comply n. uyulmaması
market failure n. piyasa aksaklığı
regulatory failure n. düzenlemelerin başarısızlığı
failure to pay v. borcu ödeyememek
be concerned in a failure v. iflasa sürüklenmek
be involved in a failure v. iflasa sürüklenmek
Law
failure to notify competent authorities n. cürmü haber vermekte zühul
failure to meet a financial obligation n. temerrüt
effect of failure to give security n. teminat vermemenin tesiri
consequences of failure of witness to appear n. tanığın çağrıya uymamasının neticeleri
failure of renunciation n. feragatin hükümsüzlüğü
failure of performance n. ifa etmeme
failure to obey order n. emre itaatsizlik
failure to give security n. teminat vermeme
failure of witness to appear n. tanığın çağrıya uymaması
failure to inform a felony to competent authorities n. curmü haber vermekte zühul
failure to obey order n. emre uymama
failure to preserve evidence n. delillerin muhafazasında ihmal
failure of justice n. adli hata
failure of justice n. adli yanlış
total failure of evidence n. delillerin tamamen yetersiz olması durumu
failure of evidence n. delil yetersizliği
total failure of evidence n. hiçbir delil bulunmaması durumu
failure to respond to a notice to admit v. ikrara davet ihbarına cevap vermemek
Politics
action for failure to act n. eylemsizlik davası
action for failure to act n. hareketsizlik davası
failure to take decision n. karar alamama
Technical
circular failure analysis n. dairesel kayma analizi
failure hypothesis n. kırılma hipotezi
general shear failure n. genel kayma göçmesi
heaving failure n. kabarma ile kırılma
state of failure n. kırılma hali
shear failure n. kesme göçmesi
slope failure n. yamaç kayması
failure mode effects management n. başarısız modu etki yönetimi
failure by heave n. kabarma ile yenilme
strain failure n. kırılma uzaması
failure moment n. nihai moment
surface of failure n. yenilme yüzeyi
local shear failure n. yerel kesme yenilmesi
slope failure n. yamaç göçmesi
incipient failure n. yenilme başlangıcı
endurance failure n. endürans kırılması
circle of failure n. yenilme dairesi
invisible failure n. görünmez arıza