| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | failure i. | başarısızlık | ||
|
Startup failures in Estonia are very low due to government incentives. Estonya'da girişim alanındaki başarısızlıklar devlet teşvikleri nedeniyle çok az. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | failure i. | arıza | ||
|
The cause of the blackout was a system failure. Elektrik kesintisinin nedeni sistem arızasıydı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | failure i. | hata | ||
|
This is most likely due to a connection failure. Bunun nedeni büyük olasılıkla bir bağlantı hatasıdır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | failure i. | yapmayış | ||
| Genel | ||||
| Genel | failure i. | fiyasko | ||
|
Tom is a complete failure as a father. Tom bir baba olarak tam bir fiyasko. More Sentences |
||||
| Genel | failure i. | başarısızlık | ||
|
Startup failures in Estonia are very low due to government incentives. Estonya'da girişim alanındaki başarısızlıklar devlet teşvikleri nedeniyle çok az. More Sentences |
||||
| Genel | failure i. | başarısız olma | ||
|
Failure to control implies that the outbreak should have already ended. Kontrolün başarısız olması, salgının çoktan sona ermiş olması gerektiği anlamına gelir. More Sentences |
||||
| Genel | failure i. | arıza | ||
|
The cause of the blackout was a system failure. Elektrik kesintisinin nedeni sistem arızasıydı. More Sentences |
||||
| Genel | failure i. | yetersizlik | ||
|
The failure of the crops was the major cause of starvation in that region. O bölgedeki açlığın başlıca nedeni mahsulün yetersizliğiydi. More Sentences |
||||
| Genel | failure i. | yapmama | ||
|
Failure to do so will see the brave new world collapse into stagnation and mutual recriminations. Bunu yapmamak cesur yeni dünyanın durgunluğa ve karşılıklı suçlamalara gömülmesine neden olacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | failure i. | aciz | ||
|
I will show you that I'm not a failure. Size aciz biri olmadığımı göstereceğim. More Sentences |
||||
| Genel | failure i. | kayıp | ||
|
Drought caused widespread crop failure. Kuraklık geniş çaplı ürün kaybı yaratmıştır. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | failure i. | başarısızlık | ||
|
Startup failures in Estonia are very low due to government incentives. Estonya'da girişim alanındaki başarısızlıklar devlet teşvikleri nedeniyle çok az. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | failure i. | arıza | ||
|
The cause of the blackout was a system failure. Elektrik kesintisinin nedeni sistem arızasıydı. More Sentences |
||||
| Medikal | ||||
| Medikal | failure i. | yetersizlik | ||
|
The failure of the crops was the major cause of starvation in that region. O bölgedeki açlığın başlıca nedeni mahsulün yetersizliğiydi. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | failure i. | başarısızlık | ||
|
Startup failures in Estonia are very low due to government incentives. Estonya'da girişim alanındaki başarısızlıklar devlet teşvikleri nedeniyle çok az. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | failure i. | zayıflama | ||
| Genel | failure i. | dinme | ||
| Genel | failure i. | çalışmama | ||
| Genel | failure i. | kaybolma | ||
| Genel | failure i. | tükenme | ||
| Genel | failure i. | aksatma | ||
| Genel | failure i. | inkıraz | ||
| Genel | failure i. | beceremeyiş | ||
| Genel | failure i. | yıkım | ||
| Genel | failure i. | muvaffakiyetsizlik | ||
| Genel | failure i. | ihmal | ||
| Genel | failure i. | akamet | ||
| Genel | failure i. | bulunmama | ||
| Genel | failure i. | iflas | ||
| Genel | failure i. | başarı kazanamayan kimse veya şey | ||
| Genel | failure i. | batkınlık | ||
| Genel | failure i. | yetmezlik | ||
| Genel | failure i. | yokluk | ||
| Genel | failure i. | zail olma | ||
| Genel | failure i. | eksiklik | ||
| Genel | failure i. | noksan | ||
| Genel | failure i. | iş hayatında hiç başarı gösteremeyen kimse | ||
| Genel | failure i. | kusur | ||
| Genel | failure i. | kıtlık | ||
| Genel | failure i. | bitme | ||
| Genel | failure i. | hayal kırıklığı | ||
| Genel | failure i. | batma | ||
| Genel | failure i. | yanlış | ||
| Genel | failure i. | başarısız sonuç | ||
| Genel | failure i. | kırılma | ||
| Genel | failure i. | bozulma | ||
| Genel | failure i. | aksama | ||
| Genel | failure i. | kopma | ||
| Genel | failure i. | güçsüzlük | ||
| Genel | failure i. | ezik kimse | ||
| Genel | failure i. | başarısız insan | ||
| Genel | failure i. | sekte | ||
| Genel | failure i. | bozukluk | ||
| Genel | failure i. | meydana gelmeme | ||
| Genel | failure i. | vuku bulmama | ||
| Genel | failure i. | gerçekleşmeme | ||
| Genel | failure N. | çöküş | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | failure i. | bir kimsenin yükümlülüğünü yerine getirmemesi | ||
| Ticaret/Ekonomi | failure i. | borcu ödeyemeyecek durumda olma | ||
| Ticaret/Ekonomi | failure i. | iflas | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | failure i. | acz | ||
| Hukuk | failure i. | zühul | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | failure i. | aciz hali | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | failure i. | bozulma | ||
| Teknik | failure i. | çalışamama | ||
| Teknik | failure i. | göçme gücün tükenmesi | ||
| Teknik | failure i. | işgörmezlik | ||
| Teknik | failure i. | parçalanma | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | failure i. | aksama | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | failure i. | çökme | ||
| İnşaat | failure i. | göçme | ||
| İnşaat | failure i. | kırılma | ||
| İnşaat | failure i. | kopma | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | failure i. | yetmezlik | ||
| Eğitim | ||||
| Eğitim | failure i. | sınavda başarısız olma | ||
| Eğitim | failure i. | dersten kalma | ||
| Eğitim | failure i. | başarısız not | ||
| Eğitim | failure i. | dersi geçemeyen öğrenci | ||
| Eğitim | failure i. | sınıfı geçememe | ||
| Jeoloji | ||||
| Jeoloji | failure i. | yenilme | ||