stand - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

stand

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "stand" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 89 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
stand v. (teklif) geçerli olmak
stand v. katlanmak
stand v. ayakta durmak
stand v. ayakta dikilmek
stand v. durmak
stand n. ayaklık
Irregular Verb
stand v. stood - stood
General
stand v. olmak (belirli bir durumda)
stand v. kanıtlamak
stand v. müsamaha etmek
stand v. olmak
stand v. kalkmak
stand v. dayamak
stand v. bulunmak
stand v. uymak
stand v. sineye çekmek
stand v. aday olmak
stand v. yürürlükte kalmak
stand v. desteklemek
stand v. direnmek
stand v. doğrulmak
stand v. koymak
stand v. dikmek
stand v. dikilmek
stand v. dayanmak
stand v. durdurmak
stand v. tahammül etmek
stand v. karşı koymak
stand v. üstlenmek
stand v. devam etmek
stand v. çekilmek
stand v. kalmak
stand v. ayakta kalmak
stand v. göğüs germek
stand v. olmak (bir yerde)
stand v. ihtiyaç duymak
stand v. ayağa kalkmak
stand v. bir yerde kalmak (su vb)
stand v. durmak (bir yerde)
stand v. çekmek
stand v. ayakta durmak
stand v. dikelmek
stand v. parasını ödemek (bir şeyin)
stand v. boyunda olmak (bir şeyin)
stand v. -in ağırlığında olmak
stand v. bulunmak (belirli bir durumda)
stand v. durmak
stand v. ısmarlamak
stand v. katlanmak (birisine)
stand n. durum
stand n. işporta
stand n. tezgah
stand n. direnme
stand n. ayaklı askılık
stand n. kürsü
stand n. oturak
stand n. hal
stand n. tribün
stand n. tutum
stand n. ağaç topluluğu
stand n. ormanda yetişen ağaç
stand n. yer
stand n. çıkmaz
stand n. stand (sergi yeri)
stand n. kürsü (konferans, mahkeme)
stand n. dayanma
stand n. katlanma
stand n. iş yeri
stand n. ayak
stand n. portmanto
stand n. duruş
stand n. sahne (geçici açık hava sahnesi)
stand n. taksi durağı
stand n. dayanak
stand n. durak
stand n. stand
Law
stand istinad etmek
stand istinad
Technical
stand sehpa
stand stand
stand garaj
stand aksamkrikosu
stand park yeri
stand tezgah
stand hadde ayağı
Gastronomy
stand ayakta durmak
Apiculture
stand kovan sehpası
Forestry
stand meşçere
Sport
stand duruş

Bedeutungen von dem Begriff "stand" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 3 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
stand stall n.
stand stand n.
Technical
stand stand

Bedeutungen, die der Begriff "stand" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
stand up v. ayağa kalkmak
stand up v. kalkmak
General
take a stand v. bir görüşü benimseyip savunmak
stand for v. temsil etmek
stand out v. atılmak
stand for v. sineye çekmek
stand clear v. uzak durmak
stand aghast v. kalakalmak
stand up for v. taraftar olmak
give no leg to stand on v. tutunacak bir dal bırakmamak
make a stand for v. direnmek
stand between v. aracılık yapmak
stand aloof v. kaçınmak
stand out v. fırlamak
stand in someone's way v. birine mani olmak
stand on end v. tüyleri diken diken olmak
stand up to v. karşı çıkmak
stand by v. seyirci kalmak
stand up v. bekletmek
stand over v. sonraya bırakmak
stand firm v. sabit durmak
stand clear of v. ile temas etmemeye çalışmak
stand aghast v. buz kesilmek
stand on ceremony v. resmi kurallara göre davranmak
stand clear of v. sakınmak
stand at attention v. esas duruşta olmak
stand back v. çekilmek
stand up v. kalkmak
stand firm v. teslim olmamak
stand upright v. dik durmak
stand out v. ayrılaşmak
stand to v. bırakmamak
stand for v. aday olmak
stand out for v. ısrar etmek
stand somebody a drink v. içki ısmarlamak
stand out v. dikkat çekmek
stand up to v. karşı koymak
stand on v. ısrar etmek
stand in v. katılmak
stand fast v. teslim olmamak
stand firm v. fikrinden vazgeçmemek
stand over somebody v. başına dikilmek
stand up v. göğüs germek
stand up v. taraftarı olmak
stand ready v. alesta durmak
stand in line v. kuyrukta beklemek
take a stand v. fikrini söylemek
be unable to stand v. çekememek
stand idle by v. kayıtsız kalmak
go/stand bail for v. kefaletini yatırmak (sanığın)
stand to v. göğüslemek
stand on v. kalkmak
stand between v. korumak
stand down v. bulunduğu makama bir daha aday olmamak
stand by somebody v. yanında olmak
stand someone up v. randevuya gelmeyerek birini boşuna bekletmek
stand close examination v. kurcalamaya gelmek
stand by v. terketmemek
stand erect v. dik durmak
stand close examination v. yakından incelemeye gelmek
stand aghast v. donakalmak
stand idly by v. kayıtsız kalmak
stand up v. dikilmek
stand and wait a long time v. ağaç olmak
stand behind v. bütünüyle desteklemek (birini)
stand upon v. kalkmak
stand in wonder v. bakakalmak
stand idle by v. eli kolu bağlı oturmak
stand by v. hazır beklemek
stand clear of v. birinden uzak kalmak
stand upon v. ısrar etmek
stand proxy v. vekalet etmek
exist or stand in the same place v. aynı yerde bulunmak
stand for v. savunucusu olmak (bir fikirin)
stand on one's own two feet v. kendi yağıyla kavrulmak
stand in someone's way v. birine engel olmak
stand up for v. desteklemek
stand by v. hazır bulunmak
stand surety for somebody v. kefil olmak
stand to v. ayrılmamak
stand on v. dikilmek
be unable to stand v. yüreği kaldıramamak
stand firm v. inancından vazgeçmemek
stand aloof v. uzak durmak
stand idle v. kullanılmamak (makine)
stand upon v. dayanmak
stand clear of v. uzak durmak
stand apart v. kaçınmak
stand at attention v. vaziyet almak
stand in someone's way v. birinin yolunu kapamak
stand clear of v. bir şeyi kullanmamak
stand on v. diretmek
stand bail for v. kefil olmak
stand fast v. geri çekilmemek
stand in v. vekalet etmek
stand on end v. tüyleri diken diken olmak (saç)
stand firm v. kararından caymamak
stand up for v. savunmak
stand over v. birinin başında durmak
stand treat v. ısmarlamak
stand aloof from v. alarga durmak
stand on one's own feet v. kendi yağıyla kavrulmak
stand on its hind legs v. susta durmak (köpek)
stand up to v. dayanıklı olmak (bir şeye karşı)
stand out against v. karşı koymak
stand down v. feragat etmek
stand firm v. ödün vermemek
stand straight v. doğru durmak
make one's hair stand on v. tüylerini diken diken etmek
stand on ceremony v. resmi davranmak
stand fast v. kararından caymamak
stand up to v. dayanmak (bir şeye)
stand back to back v. sırt sırta vermek
stand up to v. karşı gelmek (birine)
stand security v. kefil olmak
stand in a queue v. kuyrukta beklemek
stand out against v. direnmek
stand in v. yerine çalışmak
stand back v. kenara çekilmek
stand up v. dayanmak
stand upon v. dikilmek
stand still v. hareket etmemek
stand fast v. fikrinden vazgeçmemek
stand up to v. kafa tutmak
stand firm v. pes etmemek
stand in line v. sıralanmak
stand in homage v. saygı duruşunda bulunmak
make a stand against v. düşmana karşı direnmek
make a stand v. direnerek savaşmak
stand to lose v. muhtemelen kaybedebilmek
stand aside v. kaçınmak
stand upon v. diretmek
stand for v. simgelemek
take a stand v. bir olay karşısında belirli bir tavır almak
stand for v. tarafını tutmak
stand still v. kıpırdamamak
stand in a white sheet v. itiraf etmek
stand up to v. göğüs germek
stand guard v. nöbet tutmak
stand by v. destek olmak (birine)
be unable to stand the gaff v. sıkıntıya gelememek
stand by v. beklemek
stand someone a drink v. birisine içki ısmarlamak
stand apart v. uzak durmak
stand by v. yanında olmak
stand for v. adaylığını koymak
stand firm v. taviz vermemek
stand as a candidate in something v. adaylığını koymak
stand behind v. arkasında durmak
stand somebody in good stead v. işine yaramak
stand security for somebody v. kefil olmak
stand still v. hareketsiz durmak
stand aside v. açık durmak
stand for v. demek olmak
have one's hair stand on end v. ürpermek
stand somebody in good stead v. yararlı olmak
not to be able to stand v. ayakta duramamak
stand up to v. direnmek
take a stand v. tuttuğu tarafı belli etmek
stand idle v. hiçbir şey yapmadan durmak
stand by v. sağlamak
stand off v. denize açılmak
stand out v. çıkıntı yapmak
stand by one's word v. sözünden dönmemek
take the witness stand v. tanıklık etmek üzere tanık kürsüsüne çıkmak
stand corrected v. yanıldığını kabul etmek
stand guard v. nöbet beklemek
stand for v. yerine geçmek
can not stand v. dayanamamak
stand fast v. pes etmemek
stand somebody up v. ekmek
stand aside v. feragat etmek
stand on its hind legs v. tetikte beklemek
stand at v. belirli bir derecede olmak (ısı vb)
stand out v. göze çarpmak
stand as still as a statue v. put gibi durmak
stand on one's own legs v. kimseye muhtaç olmamak
stand in for v. dublörlüğünü yapmak
stand over v. uzatmak
stand to gain v. muhtemelen kazanabilmek
stand aside v. savulmak
stand out against v. atılmak
make somebody's hair stand on end v. tüylerini ürpertmek
stand in for v. birine vekalet etmek
stand up for v. taraftarı olmak
stand clear of v. bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak
stand out v. karşı koymak
stand on v. dayanmak
stand in v. yerini almak
stand for v. müsaade etmek (katlanmak vb)
stand behind v. birinin arkasında durmak
stand firm v. geri çekilmemek
stand trial v. yargılanmak
stand for v. izin vermek
stand by v. destek olmak
stand clear v. bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak
stand in someone's way v. birini engellemek
stand high with v. birinin gözüne girmiş olmak
stand aside v. yol vermek
stand bail for v. sanığa kefil olmak
stand around idly v. avara durmak
stand aside v. kenara çekilmek
stand by somebody's side v. tarafını tutmak
stand for v. anlamına gelmek
stand the racket v. dayanmak
stand on ceremony v. protokolcü olmak
stand for v. sindirmek
stand in silent homage v. saygı duruşunda bulunmak
stand down v. adaylıktan çekilmek
stand up v. savunmak
stand guard v. bekçilik etmek
stand by v. bırakmamak (birini)
stand surety v. kefil olmak
stand out against v. göğüs germek
go/stand bail for v. kefil olmak (sanığa)
take a stand v. durum almak
stand out v. direnmek
stand by v. sadık kalmak
stand back v. gerilemek
stand between v. arabuluculuk yapmak
stand on one's own legs v. ayakları üzerinde durmak
stand on one's own legs v. kendi ayakları üstünde durmak
stand out in relief v. göze çarpmak
stand for election/office v. seçimler için adaylığını koymak
stand idle (in the slack period) v. sinek avlamak
stand by v. hazır olmak
stand by v. yardıma hazır olmak
stand by v. beklemede kalmak
stand by v. desteklemek
stand for v. göstermek
stand up v. anlaşmayı yerine getirememek
stand erect v. dimdik durmak
stand in balance v. dengede durmak
stand out of v. dışında durmak
stand idle v. atıl durmak
stand even v. düz durmak
stand straight v. düz durmak
stand flat v. düz durmak
stand in one's way v. gölge etmek
stand face to face v. yüzleşmek
stand ready v. hazır bulunmak
stand security v. teminat vermek
stand security v. teminat göstermek
take a stand v. taraf tutmak
take a stand v. tarafında olmak
take a stand v. saf tutmak
not stand v. katlanamamak
stand alone v. yalnız kalmak
stand up for one's rights v. haklarını savunmak
stand out amongst others v. aralarından sıyrılmak
stand out amongst others v. diğerlerinin arasından sıyrılmak
stand aghast v. kala kalmak
stand aghast v. kal gelmek
stand aghast v. donup kalmak
open a stand v. stant açmak
stand the gaff v. zor bir dönem süresince dişini sıkmak
stand the gaff v. zorluğa göğüs germek
stand the gaff v. sıkıntıya veya yorgunluğa dayanmak
stand on v. rotadan sapmamak
stand on end v. dikine koymak
stand on v. yoluna devam etmek
stand on one's own feet v. kendi ayakları üzerinde durmak
stand back v. uzak durmak
stand the gaff v. yorgunluğa dayanmak
stand the gaff v. sonuna kadar dayanmak
stand the gaff v. zor bir zamanda metin olmak
stand off v. uzak tutmak
put somebody on stand-by v. ihtiyaç halinde kullanmak için hazırda tutmak
put somebody on stand-by v. birini hazırda tutmak
put somebody on stand-by v. yedek olarak hazırda tutmak
stand behind v. iddia edildiği gibi olduğuna dair garanti vermek
stand sentinel v. nöbet beklemek
stand watch v. nöbet beklemek
stand watch v. nöbet tutmak
stand sentinel v. nöbet tutmak
stand somebody up v. birini ekmek
stand somebody up v. birini satmak
stand up v. karşı koymak
stand up v. sağlam kalmak
stand out v. kendini göstermek
stand for v. desteklemek
stand up to v. karşı durmak
stand for v. tutmak
stand away v. birine yüz çevirmek
stand away v. birinden uzak durmak
make one's hair stand on end v. dehşete düşürmek
make one's hair stand on end v. korkutmak
make one's hair stand on end v. tüylerini diken diken etmek
stand by someone v. sadık olmak
stand by someone v. sadık kalmak
stand by one's word v. sözünün arkasında durmak
stand behind one's word v. sözünün arkasında durmak
stand on the bus v. otobüste ayakta kalmak
stand out among its rivals v. rakipleri arasından sivrilmek
have the quality to stand out among its rivals v. rakipleri arasından sıyrılarak yükselebilecek nitelikte olmak
stand on the bus v. otobüste ayakta durmak
stand behind v. geride durmak
stand aside v. tarafsız olmak
stand at a high price v. fiyatta yüksek olmak
stand for parliament v. adaylığını koymak
stand aloof from v. mesafeli durmak
stand down v. tanık kürsüsünden inmek
stand in the breach v. imdada yetişmek
stand down v. özveride bulunmak
stand in the breach v. boşluğu doldurmak
stand against someone v. karşısına dikilmek
take a stand against v. karşısına dikilmek
take a stand against v. karşı durmak
take a stand against v. karşısında durmak
stand a guarantor v. kefil olmak
stand a guarantor v. garantör olmak
stand comparison with v. mukayese götürmek
stand comparison with v. karşılartırmaya değmek
can't stand the smell v. kokuya tahammül edememek
stand up v. yerinden kalkmak
have no (more) strength to stand v. dayanma gücü kalmamak
have no (more) strength to stand v. dayanacak gücü kalmamak
stand on one foot v. tek ayak üstünde durmak
stand on one foot v. tek ayak üzerinde durmak
stand up for oneself v. kendi çıkarını korumak
stand up for oneself v. kendini savunmak
stand apart v. ayrı durmak
stand up before the judge v. hakim huzuruna çıkmak
stand up before the judge v. hakim önüne çıkmak
stand someone up v. birisini ekmek
stand idly by v. istifini bozmamak
stand idly by v. kılını kıpırdatmamak
stand of something v. -den uzak durmak
stand in front of v. önünde durmak
stand up too fast v. hızla ayağa kalkmak
can’t stand to be apart v. ayrı kalmaya dayanamamak
stand in someone's way v. birinin önünde/geçiş yolunda durmak
cannot stand v. tahammül edememek
can't stand v. tahammül edememek
cannot stand seeing blood v. kan görmeye dayanamamak
be barely able to stand at the funeral v. cenazede güçlükle ayakta durabilmek
stand in stark contrast to v. -e tam bir tezat teşkil etmek
stand outside (of) (something) v. dışında durmak
can't stand the sight of blood v. kan görmeye dayanamamak
stand to benefit v. faydalanmak
stand on one's head v. amuda kalkıp durmak
stand out in relief v. kontrast oluşturmak
stand out in relief v. dikkati çekmek
stand idle with hands tied v. eli kolu bağlı oturmak
can't stand v. dayanamamak
can't stand v. katlanamamak
stand upright v. dinelmek
have a one-night stand v. tek gecelik ilişki yaşamak
have a one-night stand v. tek gecelik aşk yaşamak
have a one-night stand v. tek gecelik heyecan yaşamak
can not stand v. tahammül edememek
stand against v. karşı duruş sergilemek
stand open to new ideas v. yeni fikirlere açık olmak
stand open to new ideas v. yeni görüşlere açık olmak
stand in vivid contrast v. keskin bir tezat teşkil etmek
stand idle v. kullanılmamak
take the stand v. mahkemede ifade vermek
witness stand n. tanık kürsüsü
coat stand n. portmanto
cart stand n. tekerlekli taşıyıcı
button stand n. düğme yeri
cart stand n. tekerlekli sehpa
taxi stand n. taksi durağı
camera stand n. kamera ayağı
honey stand n. ballık
witness stand n. mahkemede tanığın ifade verdiği yer
stand in silence n. saygı duruşu
long stand off n. uzaktan algılama
firm stand n. firma standı
hack stand n. taksi durağı
hat stand n. portmanto
lamp stand n. lambalık
umbrella stand n. şemsiyelik
stand point n. görüş açısı
concession stand fee n. stand ücreti
stand fee n. stand ücreti
right to stand for election n. seçilme hakkı
where we stand now n. gelinen nokta
cab stand n. taksi durağı
cycle stand n. bisiklet park yeri
flower stand n. çiçek rafı
stand-by n. yardımcı
stand-by n. hazır
stand-by n. yardım
stand-by n. güvenilir kimse
stand-in n. vekil
stand-in n. dublör
stand-by n. yedek
stand-down n. ara
stand-by n. destek
stand-by n. zemin döşeme
stand-in n. benzer
stand-in n. yedek
wash-hand stand n. lavabo
hall stand n. portmanto
wooden hall stand n. ahşap portmanto
stand-in parent n. manevi aile
stand-in parent n. manevi ebeveyn
curio stand with open shelves n. etajer
metal stand n. metal sehpa/ayak
newspaper stand n. gazete büfesi
stand blender n. ayaklı blender/mikser
corner stand n. köşe stand
telephone table/stand n. telefonluk
phone stand n. telefonluk
bedside stand n. komodin
speech stand n. konuşma kürsüsü
bike stand n. bisiklet park yeri
bicycle stand n. bisiklet park yeri
cruet-stand n. şişe altlığı
cake stand n. kek standı
taco stand n. tako büfesi
stand-up reception n. ayaküstü resepsiyon
towel stand n. havluluk
hot dog stand n. seyyar sosisçi
on stand by adj. beklemede
on stand by adj. alarmda
on stand by adj. hazır durumda
stand-up adj. ayakta yapılan
stand-alone adj. özerk
stand-up adj. dik
stand-up adj. kalkık
as matters stand adv. şimdiki halde
as affairs stand adv. şimdiki halde
from the stand point of adv. açısından yönünden
Phrasals
stand up for somebody savunmak
stand someone up birisini ekmek
stand over ertelenmek
stand someone up birisini satmak
stand up to karşısında yılmamak
stand someone up birisini ağaç etmek
stand over ertelemek
stand up to yoğun biçimde direnmek
stand up to karşı koymak
stand for katlanmak
stand for (bir saygısızlığı) çekmek
stand for (bir sorunu) kaldırmak
stand for dayanmak
stand for tahammül etmek
stand out ön plana çıkmak
stand behind someone (desteklemek amacıyla) birisinin arkasında olmak
stand in back of someone (desteklemek amacıyla) birisinin arkasında olmak
stand back of someone (desteklemek amacıyla) birisinin arkasında olmak
stand with someone against someone birine karşı biriyle beraber (aynı safta) durmak
stand around bir şey yapmadan durmak
stand in front of something bir şeyin önünde durmak
stand at something bir şeyin önünde durmak
stand between arasında durmak
stand off demirleyip beklemek
stand someone or something off saldırıyı vb savuşturmak
stand off karadan biraz açıp demirlemek
stand off from -den ayrı/uzakta durmak
stand together birlikte/ayrılmadan durmak
stand up against someone birine karşı durmak/dayanmak
stand up with someone birini destekler mahiyette davranmak
stand up with someone birini desteklemek
stand well with someone uygun gelmek
stand with someone (biriyle) beraber olmak
stand with someone (birini) yalnız bırakmamak
stand down savaş/saldırı pozisyonundan çıkmak
stand down hazır pozisyondan rahat pozisyona geçmek
stand out sürüden ayrılmak
stand up against (bir fikrin/görüşün) karşısında durmak
Phrases
(hair) to stand on end v. tüyleri diken diken olmak
stand in awe of someone v. birine çok saygı duymak
stand in awe of someone v. birinin önünde saygıyla eğilmek
let things stand for now şimdilik her şey olduğu gibi kalsın
from where i stand buradan bakınca
from where i stand benim bakış açıma göre
from where i stand benim durduğum yerden
from where i stand benim bakış açımdan
as things stand anlaşılan o ki
as things stand görünen o ki
stand out of my sunlight gölge etme başka ihsan istemem
I stand corrected doğrulanmış oldum
stand in awe of someone birinin önünde saygıyla eğilmek
stand in awe of someone birine çok saygı duymak
where you stand depends on where you sit nerede durduğunuz nerede oturduğunuza bağlıdır
Proverb
united we stand united we are stronger birlikten kuvvet doğar
an empty sack cannot stand upright boş çuval dik durmaz
a house divided against itself cannot stand bölünmüş bir ev ayakta kalamaz
every tub must stand on its own bottom her koyun kendi bacağından asılır
let every tub stand on its own bottom her koyun kendi bacağından asılır
united we stand divided we fall birlikten kuvvet doğar
united we stand divided we fall nerde birlik orda dirlik
united we stand divided we fall birlik olmadan dirlik olmaz
Colloquial
more than flesh and blood can stand çekilmez
more than flesh and blood can stand dayanılır gibi değil
more than flesh and blood can stand dayanılmaz
stand on ceremony resmi davranmak
stand on ceremony protokole uygun davranmak
stand a fair chance of kazanma veya kaybetme olasılığı yüksek olmak
stand a good chance of kazanma olasılığı yüksek olmak
stand a good chance of olasılığına sahip olmak
stand a fair chance of olasılığına sahip olmak
stand on one's head mümkün olan her şeyi yapmak
stand on one's head elinden gelen her şeyi yapmak
stand on one's head yırtınmak
stand on one's head kıçını yırtmak
stand on one's head bir tarafını yırtmak