near - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

near

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "near" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 31 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
near adv. yakın
General
near v. yakınlaşmak
near v. yaklaşmak
near adj. sadık (çeviri)
near adj. cimri
near adj. sıkı
near adj. teklifsiz
near adj. bitişik
near adj. soldaki (araba/at)
near adj. samimi
near adj. eli sıkı
near adj. elisıkı
near adv. yaklaşık olarak
near adv. az daha
near adv. yakında
near adv. hemen hemen
near adv. yakınında
near adv. neredeyse
near adv. şuracıkta
near adv. az kaldı
near adv. az kalsın
near adv. yakınlarda
near adv. civarında
near adv. aşağı yukarı
near adv. yakın
near adv. yanında
near adv. yan tarafta
near adv. yan tarafında
near prep. yanına
near prep. -e bitişik
near prep. -e yakın

Bedeutungen, die der Begriff "near" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 205 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
come near v. yanaşmak
General
draw near v. sokulmak
draw near v. yanaşmak
come near v. yaklaşmak
come near v. yakınlaşmak
draw near v. yaklaşmak
keep something near at hand v. el altında bulundurmak
draw near v. yakınlaşmak
be placed near the top v. ilk sıralarda yer almak
take place near the top v. ilk sıralarda yer almak
near the end v. sona yaklaşmak
near miss v. ramak kalmak
get near v. yaklaşmak
the near east n. yakın doğu
near future n. yakın
near east n. yakındoğu
the near side n. beri
near beer n. hafif bira
near east n. yakın doğu
near future n. yakın gelecek
near of kin n. yakın akraba
near-death experience n. ölüme yakın deneyim
near and far visual space n. yakın ve uzak görme alanı
a small town near a lake n. gölün kıyısında küçük bir kasaba
near-death experience (nde) n. ölüme yakın deneyim
near infrared adj. yakın kızılaltı
near letter quality adj. mektup niteliğine yakın
near the knuckle adj. münasebetsiz
near at hand adj. yakın
near at hand adj. hazır
as near as adj. kadar yakın
near-by adj. yakın
very near adj. ha oldu ha olacak
nr (near) adj. yakın
near-coastal adj. kıyıya yakın
near threatened adj. yakın tehdit (altında)
near here adv. bu civarda
in the near future adv. yakın zamanda
far and near adv. her yerde
in the near future adv. yakın gelecekte
as near as possible adv. mümkün olduğu kadar yakın
near-by adv. yanında
near-by adv. yakınında
near term adv. yakın gelecekte
near term adv. kısa vadede
near the door adv. kapının yanına
near at hand prep. yanında
as near as prep. kadar
Phrases
as near as dommit çok yakın
Colloquial
near to home hassas noktasına dokunmak
near to the mark kabul sınırını aşmış
near miss kıl payı atlatma
near miss ucuz kurtulma
near to the mark hemen hemen doğru
a near miss kılpayı
a near miss ucu ucuna
a near miss kılı kılına
from near and far dört bir yandan
from near and far her bir yerden
from far and near dört bir yandan
from far and near her bir yerden
near at hand o yakınlarda
near at hand elinin altında
nowhere near neredeyse hiç
nowhere near yeterli olmaktan çok uzak
near miss ramak kala
Idioms
near the knuckle açık saçık
be near the knuckle bel altı olmak
near the knuckle bel altı
near at the hand çok yakın
near at the hand yakında
near at the hand el altında
near one's heart çok yakın olmak
near to one's heart birisine hitap eden
near one's heart sürekli aklında olmak
near one's heart hep düşünmek
near by el altında
near the mark yaklaşık olarak doğru
near the mark hemen hemen doğru
near by çok yakında
near at hand çok yakında
near at hand el altında
have a near miss kılpayı kurtulmak
have a near miss ucuz atlatmak
near the bone rahatsız edecek kadar doğru veya gerçek
near the bone rahatsız edecek kadar açık
near and dear to someone kalbinin bir parçası
near and dear to someone çok yakın/önemli
so near and yet so far dokunacak kadar yakın ama bir o kadar uzak
have a near miss ucuz kurtulmak
have a near miss kıl payı atlatmak
draw near to yanına yaklaşmak
draw near to yaklaşmak
Speaking
come near! beri gel
those who are near me yakınımdakiler
I'm very near çok yakındayım
there's a mosque near our house evimizin yakınlarında bir cami var
don't come near my house again bir daha evime yaklaşma
i don't want you anywhere near her onun yanına yaklaşmanı istemiyorum
do you have a pencil near at hand? oralarda kalem var mı?
the end is near son yakın
is there a park near here? yakında bir park var mı?
is there a park near here? buraya yakın bir park var mı?
is there a park near here? bu civarda bir park var mı?
Trade/Economic
near money para benzerleri
near money para benzeri likitler
near neutral territory nötre yakın bir pozisyonda seyretmek
near neutral territory nötre yakın bir konum
near-critical activity kritiğe yakın aktivite
near-prime kredi geçmişi olumsuz olan kişilere sağlanan yüksek vadeli krediler
near-prime düşük gelirlilere yüksek faizli kredi
near money para benzeri
near money para benzeri likit kıymetler
near money paraya kolayca çevrilebilen likitler
near-miss report ramak kala raporu
Politics
near abroad yakın çevre
washington institute on near east policy washington yakındoğu politikaları enstitüsü
near abroad policy yakın çevre policy
united nations relief and works agency for palestine refugees in the near east birleşmiş milletler yakın doğu'daki filistinli mülteciler için yardım ve bayındırlık ajansı
Institutes
near and middle east work institute yakın ve ortadoğu çlaışma enstitüsü
near and middle-east labour training centre yakın ve ortadoğu çalışma eğitim merkezi
Technical
near letter quality kurye niteliğine yakın
near-letter quality kaliteli baskıya yakın
near-end crosstalk yakın uç diyafonisi
near-net-shape forging sona yakın şekli veren dövme
near end crosstalk yakın çaprazkarışma
near field yakın alan
near end echo yakın uçtaki yankı
scanning near-field acoustic microscopy taramalı yakın alan ses mikroskopisi
scanning near field optical microscopy taramalı yakın alan optik mikroskopisi
near-mesh elek delik boyutuna yakın
near-size particles elek delik boyutuna yakın parçacıklar
near-normal normale yakın
near ultraviolet yakın morötesi
near infrared yakın kızılötesi
near-net-shape casting kesine yakın biçimde döküm
aperture near-field scanning microscopy açıklıklı yakın alan taramalı mikroskopi
near-net- shape casting nete yakın biçimde döküm
near-net-shape nete-yakın-biçim
near-net-shaping nete yakın biçimleme
near-infrared spectral ranges yakın kızılötesi spektral aralıklar
near-field data yakın alan verileri
collection and reduction of two-dimensional near-field data iki boyutlu yakın alan verilerinin toplanması ve azaltılması
laundering near the boiling point kaynama noktasına yakın sıcaklıkta yıkama
near-zero sıfıra yakın
functional near-infrared spectroscopy (fnirs) işlevsel kızılötesine yakın spektroskopi
Computer
near end echo yakın uçtaki yankı
near field yakın alan
near end crosstalk yakın çaprazkarışma
near-end echo yakın uçtaki yankı
near-letter quality mektup kalitesine yakın
near-letter quality mektup niteliğine yakın
near real-time gerçeğe yakın zamanlı
near real-time gerçek zamanlıya yakın
Informatics
near-letter quality mektup niteliğine yakın
Telecom
near-end crosstalk yakın uçlu girişim
near-end crosstalk yakın çapraz karışma
near turnkey hemen hemen anahtar teslimi
near field region yakın alan bölgesi
near end crosstalk attenuation yakın uçtaki çapraz konuşma zayıflatması
near-far effect yakın alan etkisi
near field communication yakın saha iletişimi
near field communication (nfc) yakın alan iletişimi
Mechanic
near-net-shape forging sona yakın şekli veren dövme
Automotive
near field communication yakın alan iletişimi
near miss tehlikeli yaklaşma
coil-near plug bujiye yakın konumlu ateşleme bobini
Transportation
as near as i remember hatırımda kaldığına göre
Aeronautic
near miss tehlikeli yaklaşma
near-parallel runways yakin paralel pistler
near-parallel runways paralele yakın pistler
near miss uçuşta yakın tehlikeli geçiş
Marine
near gale sert rüzgar
near-field tsunami yakın saha tsunamisi
near-field model yakın saha modeli
Medical
near infrared yakın infrared
near point punctum proximum
near infrared yakın kızıl ötesi
near the apex parapeksiyan
near-normal neurological development normale yakın nöromotor gelişimi
near-fatal ölümcüle yakın
total and near total thyroidectomy total ve totale yakın tiroidektomi
near-drowning yarı boğulma
near-drowning boğulayazma
near-drowning yakın boğulma
drowning or near-drowning boğulma veya boğulayazma
Psychology
near point yakın nokta
Optics
light-near dissociation ışık-yakın ayrışması
near acuity yakın görme keskinliği
near vision chart yakın görme eşeli
Marine Biology
near water trawler yakınsu trolü
Astronomy
near-earth object dünya'nın yakınından geçen asteroid, kuyrukluyıldız veya göktaşı gibi uzaydaki bir nesne
Linguistics
near-synonymous yakın anlamlı
near-synonym yakın anlamlılık
Environment
near shore current kıyı açığı akıntısı
near earthquake yakın deprem
species of global conservation concern, i.e. classified as globally threatened, near threatened or data deficient in the IUCN Red List iucn tarafından tehlike altında, neredeyse tehlike altında ya da yetersiz veri olarak sınıflandırılmış türler
Geography
near-surface yüzeye yakın
Geology
near surface geophysics sığ jeofizik
Military
near ambush yakın pusu
near shore supply point yakın kıyı ikmal noktası
near real time yaklaşık gerçek zaman
near collision çarpışma tehlikesi
Football
near post yakın direk
near post ön direk