samimi - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

samimi



Bedeutungen von dem Begriff "samimi" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 62 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
samimi sincere adj.
samimi frank adj.
samimi candid adj.
samimi intimate adj.
samimi warm adj.
General
samimi childlikeness n.
samimi forthright adj.
samimi single-minded adj.
samimi wholehearted adj.
samimi truthful adj.
samimi unceremonious adj.
samimi unfeigned adj.
samimi cosy adj.
samimi genuine adj.
samimi jonnock adj.
samimi open-armed adj.
samimi expansive adj.
samimi folksy adj.
samimi cozy adj.
samimi sincere adj.
samimi heart-to-heart adj.
samimi hearty adj.
samimi warm adj.
samimi heart-whole adj.
samimi single-hearted adj.
samimi undesigning adj.
samimi openhearted adj.
samimi intime adj.
samimi real adj.
samimi outspoken adj.
samimi whole-hearted adj.
samimi childlike adj.
samimi near adj.
samimi free adj.
samimi bosom adj.
samimi close adj.
samimi ingenuous adj.
samimi guileless adj.
samimi cordial adj.
samimi chummy adj.
samimi pally adj.
samimi open-hearted adj.
samimi amiable adj.
samimi heartfelt adj.
samimi devout adj.
samimi freehearted adj.
samimi companionable adj.
samimi unreserved adj.
samimi friendly adj.
samimi unequivocal adj.
samimi earnest adj.
samimi familiar adj.
samimi single-eyed adj.
samimi frankly adv.
samimi on the square adv.
samimi on the level adv.
Colloquial
samimi hit it off
Idioms
samimi sweetness and light
samimi hale-fellow-well-met
samimi hail-fellow-well-met
samimi all sweetness and light
Slang
samimi chummy

Bedeutungen, die der Begriff "samimi" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 104 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
birini sıcak ve samimi biçimde karşılamak give someone a warm welcome v.
birinin samimi olmasına izin vermemek keep someone at arm's length v.
biriyle samimi olmamak için ona çok mesafeli davranmak keep someone at arm's length v.
fazla samimi davranmak (bir kadına) make free with v.
fazla samimi olmamak keep somebody at a distance v.
ile samimi olmak be intimate with v.
samimi davranmak let down one's hair v.
samimi ilişkide bulunmak be in intimate relationship with v.
samimi olarak görüntülenmek be photographed intimately v.
samimi olarak inanmak have a good faith belief v.
samimi olmak be very close with v.
samimi olmak level with somebody v.
samimi olmak hobnob v.
samimi olmak be on familiar terms with somebody v.
samimi olmak be sincere v.
samimi olmayan iltifatlarda bulunmak flatter v.
acemice veya samimi olmayan kompliman left-handed compliment n.
aşırı samimi kimse backslapper n.
iyi/samimi karşılama welcoming n.
küçük samimi ortamlı ve yiyecek servisi yapan kuruluş café n.
sağlam ve samimi inanç conviction n.
samimi anlar candid moments n.
samimi anlatım close up n.
samimi arkadaş intimate n.
samimi arkadaş familiar n.
samimi arkadaşlık warm friendship n.
samimi bir gülümseme a warm smile n.
samimi bir konuşma a candid speech n.
samimi bir ortam a warm environment n.
samimi bir ortam a warm atmosphere n.
samimi dost bosom friend n.
samimi dost hail fellow n.
samimi dostluk sincere friendship n.
samimi görüntüler intimate scenes n.
samimi ilişki cordial relation n.
samimi ilişki warm relationship n.
samimi ilişkiler intimate relations n.
samimi selamlama sincere greeting n.
samimi selamlaşma sincere greeting n.
samimi sohbet fireside chat n.
samimi umut sincere hope n.
aşırı samimi overfamiliar adj.
çok samimi inseparable adj.
hemen samimi olup duygularını dokunarak vb. dışa vuran yılışık kimse touchy-feely adj.
iyi/samimi (karşılama) welcoming adj.
özellikle samimi veya yakın ilişkide olan iki kişiye özgü à deux adj.
samimi (kimse) warm adj.
samimi dost hail fellow well met adj.
samimi olmayan disingenuous adj.
samimi olmayan insincere adj.
samimi olmayan uncongenial adj.
samimi olmayan acold adj.
samimi ve canayakın friendly and outgoing adj.
son derece samimi lovey-dovey adj.
açık ve samimi bir şekilde simply adv.
çok samimi on very friendly terms with adv.
çok samimi bir biçimde inseparably adv.
çok samimi bir şekilde from the bottom of one's heart adv.
en samimi hisleriyle from one's heart adv.
samimi bir biçimde freeheartedly adv.
samimi bir şekilde cosily adv.
samimi bir şekilde warm-heartedly adv.
samimi bir şekilde ingenuously adv.
samimi bir şekilde heartfeltly adv.
samimi bir şekilde folksily adv.
samimi bir şekilde warmheartedly adv.
samimi bir şekilde cozily adv.
samimi bir şekilde warmly adv.
samimi bir şekilde forthrightly adv.
samimi gayretle in earnest adv.
samimi ittifakla shoulder to shoulder adv.
samimi olarak in earnest adv.
samimi olarak sincerely adv.
samimi olarak cordially adv.
samimi olarak frankly adv.
samimi olarak companionably adv.
samimi olarak faithfully adv.
samimi olarak man to man adv.
Phrasals
samimi/arkadaşça/arkadaşıymış gibi davranmak pally with someone
Phrases
benim samimi fikrime göre imho (in my honest opinion)
samimi olarak with all my heart
Proverb
taklit en samimi yalakalıktır imitation is the sincerest form of flattery
Colloquial
bir kişiden görülecek bir fayda için birine samimi davranmak cozy up to (someone)
gerçekten samimi söylüyorum really i mean it
samimi düşünce a piece of one's mind
samimi fikir a piece of one's mind
samimi karşılama red-carpet
Idioms
birisiyle samimi/dostça sohbet etmek have a heart-to-heart talk
biriyle samimi ilişkiler içinde olmak have intimate relations with someone
biriyle samimi olmak be on first name terms with someone
çok samimi thick as thieves
çok samimi (as) close as stink on shit
fazla samimi davranmak make free with
samimi davranmak be all sweetness and light
samimi olmamak keep someone at arm's length
yalandan samimi hale-fellow-well-met
yaptıkların ve söylediklerin hakkında samimi yorumlarda bulunacak kişilere yakın olmak play to the cheap seats
Slang
tanışır tanışmaz samimi olunan arkadaş friend at first sight
Law
samimi ikrar sincere confession
samimi ikrar sincere admission
samimi ikrarda bulunmak make a sincere confession
samimi pişmanlık contrition
Tourism
samimi ortamlı restoran coffee shop
British Slang
fazla samimi bum-chum