hemen hemen - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

hemen hemen



Bedeutungen von dem Begriff "hemen hemen" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 31 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
hemen hemen almost adv.
hemen hemen about adv.
hemen hemen nearly adv.
General
hemen hemen nearly adv.
hemen hemen well nigh adv.
hemen hemen quasi adv.
hemen hemen virtually adv.
hemen hemen pretty well adv.
hemen hemen half adv.
hemen hemen all but adv.
hemen hemen pretty much adv.
hemen hemen near adv.
hemen hemen much adv.
hemen hemen barely adv.
hemen hemen nigh adv.
hemen hemen hardly adv.
hemen hemen just about adv.
hemen hemen well-nigh adv.
hemen hemen scarcely adv.
hemen hemen practically adv.
hemen hemen at close quarters adv.
hemen hemen as good as prep.
hemen hemen close to prep.
hemen hemen next to prep.
hemen hemen sub- pref.
hemen hemen quasi- pref.
Colloquial
hemen hemen just on
hemen hemen more or less
Idioms
hemen hemen nine times out of ten
Law
hemen hemen quasi
Latin
hemen hemen prope

Bedeutungen, die der Begriff "hemen hemen" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 472 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
hemen göze çarpmayan subtle adj.
hemen immediately adv.
hemen at once adv.
hemen instantly adv.
General
(kapı) hemen merdivene açılmak swing over stairs v.
birinden hemen hoşlanmak like someone right off v.
durumu hemen kavramak take in the scene at a glance v.
-e hemen gitmek make a beeline for v.
-e hemen gitmek make a beeline to v.
fırsattan hemen faydalanmaya bakmak jump at v.
hemen (bir şeyi anlatmaya) başlamak plunge into v.
hemen gelmek supervene v.
hemen geri bildirim vermek give prompt feedback v.
hemen harekete geçirmek galvanise v.
hemen harekete geçirmek galvanize v.
hemen hemen emin olmak all but certain v.
hemen kabul etmek snap up v.
hemen kabul etmek jump at v.
hemen konuya girmek get straight to the point v.
hemen konuya girmek straight to the point v.
hemen ödemak plank down v.
hemen öfkelenmek fly into a temper v.
hemen satın almak snap up v.
hemen sinirlenmek fly into a temper v.
hemen/çabuk olup bir şeyler yapmak hurry up and do something v.
-in hemen ardından gelmek be hard on the heels of v.
kalkıştan hemen sonra yere çakılmak crash right after takeoff v.
1940 ve 50'lerde, amerika'daki eyaletler arası otobanlarda motorcular için açılmış, genellikle odaların hemen önünde motorlar için özel bir alanı bulunan otel motor court n.
abd'de şükran günü'nden sonraki ilk cuma günü kutlanan gün boyunca tüketicilerin hemen hemen tüm ürünleri son derece indirimli fiyatlarla aldıkları gün black friday n.
biriyle tanıştıktan hemen sonra gönderilen arkadaşlık isteği/talebi post-acquaintance friend request n.
çevredeki objeleri görüp ne olduklarını hemen anlama yetisi subitizing n.
çevredeki objeleri görüp ne olduklarını hemen anlama yetisi subitising n.
evlenmeden hemen önce terkedilen gelin jilted bride n.
hemen harekete geçilmesi prompt action n.
hemen olan instantness n.
hemen yerleşim immediate settlement n.
içinde hemen hemen her şeyin satıldığı büyük mağaza department store n.
kentin hemen dışındaki banliyöler immediate suburbs n.
sanatçıda sahneye çıkmadan hemen önce başlayan korku ve heyecan stage fright n.
çabuk kavrayıp gerekeni hemen yapan quick-witted adj.
çabuk kavrayıp hemen gerekeni yapan (durumu) quick-witted adj.
gıdıklanınca hemen ürperen (yer) ticklish adj.
hemen instantaneous adj.
hemen immediate adj.
hemen ardından gelen immediate adj.
hemen hemen aynı pretty much the same adj.
hemen hemen aynı almost the same adj.
hemen hemen aynı much the same adj.
hemen hemen periyodik almost periodical adj.
hemen hemen rüzgara karşı close to the wind adj.
hemen kullanıma uygun ready for immediate use adj.
hemen meydana gelen instantaneous adj.
hemen olan instant adj.
hemen paraya çevrilebilir liquid adj.
hemen parlayan short-tempered adj.
hemen parlayan (kimse) peppery adj.
hemen samimi olup duygularını dokunarak vb. dışa vuran yılışık kimse touchy-feely adj.
hemen şiddete başvurabilen violent adj.
hemen teslim edilebilir off-the-shelf adj.
hemen yapılan prompt adj.
işlerini hemen yapan prompt adj.
su katılarak hemen hazırlanan (yiyecek/içecek) instant adj.
bir dakikada hemen in a minute adv.
-den hemen önce shortly before adv.
-den hemen sonra immediately adv.
-den hemen sonra soon after adv.
gece yarısından hemen önce just before midnight adv.
hemen promptly adv.
hemen almost immediately adv.
hemen pronto adv.
hemen on-the-spot adv.
hemen incontinently adv.
hemen like a shot adv.
hemen in a snap adv.
hemen instantly adv.
hemen so readily adv.
hemen tout de suite (french) adv.
hemen soon adv.
hemen as soon as possible adv.
hemen almost adv.
hemen as immediate as possible adv.
hemen in two shakes adv.
hemen on short notice adv.
hemen nearly adv.
hemen drop adv.
hemen right after adv.
hemen right away adv.
hemen right off the bat adv.
hemen right now adv.
hemen thereupon adv.
hemen away adv.
hemen in an instant adv.
hemen on the very spot adv.
hemen soonish adv.
hemen at a word adv.
hemen in two ticks adv.
hemen now adv.
hemen outright adv.
hemen straight adv.
hemen forthright adv.
hemen right adv.
hemen just adv.
hemen in a jiffy adv.
hemen at short notice adv.
hemen presently adv.
hemen right off adv.
hemen at no time adv.
hemen then and there adv.
hemen in a minute adv.
hemen on the spur of the moment adv.
hemen forthwith adv.
hemen on the nail adv.
hemen straightaway adv.
hemen on the spot adv.
hemen in no time adv.
hemen this very moment adv.
hemen prompt adv.
hemen first thing adv.
hemen directly adv.
hemen anon adv.
hemen erelong adv.
hemen out of hand adv.
hemen in a twinkling adv.
hemen in short order adv.
hemen once adv.
hemen straightway adv.
hemen instantaneously adv.
hemen straight off adv.
hemen the moment adv.
hemen instanter adv.
hemen straight away adv.
hemen direct adv.
hemen just adv.
hemen akabinde immediately after adv.
hemen akabinde immediately afterwards adv.
hemen anında readily adv.
hemen ardından right after adv.
hemen ardından with this adv.
hemen derhal without delay adv.
hemen derhal readily adv.
hemen derhal promptly adv.
hemen ertesi gün very next day adv.
hemen hemen aynı closely adv.
hemen hemen aynı zamanlarda at about the same time adv.
hemen hemen her durumda in almost all cases adv.
hemen hemen her yerde almost everywhere adv.
hemen hemen her zaman almost invariably adv.
hemen hemen her zaman almost always adv.
hemen hemen hiç little or nothing adv.
hemen hemen hiç barely adv.
hemen hemen hiç hardly ever adv.
hemen hemen hiç scarcely adv.
hemen hemen hiç hardly adv.
hemen hemen hiçbir zaman scarcely ever adv.
hemen hemen yan yana at close quarters adv.
hemen hepsi almost all adv.
hemen hiç scarcely adv.
hemen hiç scarcely ever adv.
hemen hiç hardly adv.
hemen hiç almost no adv.
hemen istekle at the drop of a hat adv.
hemen oracıkta on the spot adv.
hemen oracıkta there and then adv.
hemen öncesinde immediately before adv.
hemen sonra next adv.
hemen sonra after a bit adv.
hemen sonrasında immediately after adv.
hemen sonrasında immediately afterwards adv.
hemen sonrasında post adv.
hemen şimdi right now adv.
hemen şimdi this moment adv.
hemen şimdi but just now adv.
hemen şimdi for the present adv.
hemen şimdi just now adv.
hemen şimdi at once adv.
hemen şimdi in a moment adv.
hemen yakınında at one's foot adv.
biraz/hemen önce shy of prep.
hemen akabinde right after (that) prep.
hemen akabinde just after (that) prep.
hemen hemen aynı no better than prep.
hemen sonrasında right after (that) prep.
hemen sonrasında just after (that) prep.
hemen yanında next to prep.
hemen yanındaki next to prep.
Phrasals
hemen bir şeyler hazırlayıvermek toss something together
hemen dönmek hurry back
hemen geri aramak call right back
hemen ödemek pay down
Phrases
derhal/hemen olacak no sooner said than done
hemen on the instant
hemen real quick
hemen without any delay
hemen from the off
hemen aşağıda immediately below
hemen başlangıçta right from the start
hemen fark edeceğin bir şey something you notice right away
hemen hemen her zaman nearly always
hemen hemen hiç little to no
hemen hemen hiç next to nothing
hemen hemen kesin as good as
hemen herkes gibi as much as the next person
hemen herkes kadar as much as the next person
hemen önceki next but one
hemen sadede straight to the point
hemen sokağın altında down the street
hemen sokağın aşağısında down the street
hemen/acil/aniden verilen karar on the spot decision
iş mektubunun sonunda imzadan hemen önce yazılır very truly yours,
Proverb
yakın dostlardan alınan borçların hemen ödenmesi gerektiğini aksi halde dostlukların bozulabileceğini ifade eden bir atasözü short reckonings make long friends
zoru hemen yaparız; imkansız, biraz zaman alır difficult is done at once; the impossible takes a little longer
Colloquial
(çok kısa bir süre sonra/hemen) bir dakika içinde in just a minute
(sipariş vb) hemen geliyor coming right up
ayrılın hemen! break it up right now!
birinden hemen hoşlanmak take an immediate liking to someone
birini hemen hatırlamak remember someone right away
hemen in a jiffy
hemen here and now
hemen in the heat of the moment
hemen on the point of
hemen right off
hemen on the nail
hemen in (just) a second
hemen on the heels of
hemen in a couple of shakes
hemen in just a moment
hemen in (just) a minute
hemen straight away
hemen right off the bat
hemen on the spot
hemen off the bat
hemen at the drop of a hat
hemen akabinde just after
hemen akabinde following
hemen akabinde right after
hemen akabinde immediately after
hemen akabinde/sonrasında immediately after
hemen ardından on the heels of
hemen arkasından on the heels of
hemen dön hurry back
hemen döneceğim brb
hemen hemen aynı (very) much of a muchness
hemen hemen doğru near to the mark
hemen hemen doğru close to the mark
hemen hemen her gün hardly a day goes
hemen hemen her şey almost everything
hemen oracıkta on the spot
hemen öğrenen quick study
hemen önünde right in front of her
hemen önünde right in front of him
hemen peşi sıra close on one's heels
hemen peşi sıra hot on one's heels
hemen sonra shortly after
hemen şimdi burada right now right here
hemen şurada right over there
hemen ve seve seve at the drop of a hat
hemen yan odada/evde right next door
yeterince düşünmeden hemen harekete geçmek go off half-cocked
yorgunluktan dolayı hemen uyuyup kalmak crash out
Idioms
(hemen) oracıkta (anında) ölmek /can vermek be killed outright
(kanun tasarısını vb) hemen geçirmek sail right through something
bilmeden/yeterince düşünmeden hemen bir sonuca/karara varmak jump to a conclusion
bir kararı hemen onaylamak rubber-stamp a decision
bir şeyin hemen sonrasında gerçekleşmek come on the heels of
birbirlerini hemen anlamak have a shorthand with (each other)
büyük bir şevkle/hemen kolları sıvamak hit the ground running
cevap hemen hazırdır pat will come the reply
eline geçen parayı hemen harcayan birisi olmak money burns a hole in someone's pocket
gece yarısından hemen sonraki saatler the wee hours of the night
gece yarısından hemen sonraki saatler the small hours of the night
hemen without a moment to spare
hemen in a hurry
hemen without more ado
hemen in a couple of shakes
hemen straight off the bat
hemen hell for leather
hemen in two shakes
hemen in two shakes of a lamb's tail
hemen tout suite
hemen in a heartbeat
hemen not a moment to spare
hemen without further ado
hemen right off the bat
hemen ardından gitmek come on the heels of
hemen ardından/peşi sıra hard on someone's heels
hemen ardından/peşi sıra right on someone's heels
hemen ardından/peşi sıra hot on someone's heels
hemen can ciğer kuzu sarması olmak get on like a house on fire
hemen cevaplanması gereken soru the burning question
hemen cevaplanması gereken soru burning question
hemen dibinde if it was a snake it woulda bit you
hemen ele alınması gereken sorun burning question
hemen ele alınması gereken sorun the burning question
hemen hemen doğru close to the mark
hemen hemen doğru near the mark
hemen hemen elde edilmiş in the can
hemen hemen her şey everything but the kitchen sink
hemen hemen her zaman nine times out of ten
hemen hemen sona ermiş all over but the shouting
hemen herkes kadar as much as the next man
hemen kavramak pick up on something
hemen konuya girmek cut to the point
hemen konuya girmek cut to the quick of the matter
hemen öncesinde on the eve of
hemen peşi sıra hard/hot on somebody's heels
hemen peşinden gitmek come on the heels of
hemen rafa kaldırmak drop something like a potato
hemen rafa kaldırmak drop something like a hot brick
hemen sarhoş olmak can't hold their liquor
hemen sarhoş olmak can't hold their drink
hemen şimdi yesterday wouldn't be too soon
hemen şurada around the bend
hemen şurada round the bend
hemen şurada around the corner
hemen şurada round the corner
hemen uzaklaşmak hightail it out of
hemen yanında/bitişiğinde/yan yana/dibinde olmak neighbor on something
hemen/anında in next to no time
hemen/anında in no time at all
hemen/derhal müdahale etmek be quick off the mark
hemen/hiç düşünmeden yapmak not think twice about something
hemen/hiç vakit kaybetmeden (bir işe girişmek) lose no time in doing something
hemen/hiç vakit kaybetmeden (bir işe girişmek) waste no time in doing something
sazan/enayi olduğunu hemen anlamışlar they must have seen you coming
tam/hemen arkasından hard/hot on somebody's heels
yedikten sonra böyle hemen kalktığım için üzgünüm hate to eat and run
yeterince bilmeden/düşünmeden hemen bir sonuca/karara varmak jump to conclusions
yeterince bilmeden/düşünmeden hemen bir sonuca/karara varmak leap to conclusions
yeterince bilmeden/düşünmeden hemen bir sonuca/karara varmak rush to conclusions
Speaking
hemen hemen her şey ve buna benzer şeyler and l don't know what n.
bana hemen söylesen iyi olur you better tell me right now
beni hemen ara call me right now
beni hemen arayın call me right now
bir dakika bile sürmez (geliyorum hemen) I won't be a minute
birazdan/hemen size döneceğim i'll be right with you
böyle hemen pes etme don't give up without a fight!
böyle hemen vazgeçme don't give up without a fight!
daha hemen ilk günde on the very first day
-den hemen sonra it was only after ... (time)
hemen before you know it
hemen anneme söyledim I told my mom immediately
hemen anneme söyledim I told my mom right away
hemen arkandayım! I'm right behind you!
hemen bir fotoğraf çektirebilir miyiz? can we get a quick picture?
hemen döneceğim I'll be right back
hemen döneceğim i'll be right back
hemen döneceğim i will be right back
hemen dönerim i´ll be right back
hemen dönerim i'll be right back
hemen gelirim i´ll be right back
hemen geliyorum i'll be right there
hemen getiriyorum I'll bring it right away
hemen harekete geçmeliyiz we must act now
hemen hemen hepsi bu kadar that's about it
hemen hemen her şey and l don't know what
hemen hemen her şey everything from soup to nuts
hemen iniyorum i'll be right down
hemen konuya girelim let's get right to it
hemen konuya girelim let's get down to brass tacks
hemen oldu gözüyle bakma! don't speak too soon!
hemen önümde right before me
hemen savunmaya geçme don't get so defensive
hemen şimdi gidebiliriz we could leave right now
hemen şurada olacağım i'm gonna be right over there
hemen teslim olmayacağım I won't give up without a fight
hemen umutlanma don't get your hopes up
hemen yapıyorum/hallediyorum i'll get right on it
hemen/az sonra oradayım i'll be right there
kahvaltınızı hemen getiriyorum I'll get your breakfast right away
kahvaltınızı hemen getiriyorum I'll bring your breakfast right away
komaya girmeden hemen önce right before he fell into the coma
lütfen hemen cevaplayın please reply asap
ondan hemen hoşlandım i liked him right off
seni hemen ararım i'll call you right back
seninle hemen konuşmam gerek i need to talk to you immediately
size hemen döneceğiz we will get in touch with you shortly
size hemen döneceğiz we will get back to you shortly
uza bakalım hemen you run along
yedikten sonra böyle hemen kalktığım için üzgünüm i hate to eat and run
Chat Usage
hemen dönüyorum brb (be right back)
Slang
buradan hemen siktir olup çıkmamız gerekiyor we need to get the fuck out of here
buraya gel hemen get your behind down here
celallenme oğlum hemen chill dude
dur hemen heyecan yapma don't get your bloomers in a knot
dur hemen heyecan yapma don't get your panties in a wad
dur hemen heyecan yapma don't get your panties in a bunch
dur hemen tribe girme don't get your bloomers in a knot
dur hemen tribe girme don't get your panties in a wad
dur hemen tribe girme don't get your panties in a bunch
facebook'da hemen her mesajı beğenen tip easy like
hemen arkasında olmak be right up somebody's arse
hemen buradan defolup gidin get the hell out of here right now
hemen buraya gel! get your butt in here!
hemen hemen imkansız slim to none
kadınlarda kalçanın hemen üzerine, belin bittiği yere yapılan dövme tramp stamp
Trade/Economic
hemen emri immediate order
hemen geçerli varlıklar immediately available assets
hemen hemen tam substantial
hemen kullanılabilir olan fonlar immediately available funds
hemen kullanım immediate use
hemen kullanıma/tüketime uygun ready for immediate use
hemen ödemeli yaşam boyu gelir immediate annuity
hemen satılmak be sold readily
hemen satmak sell on the spot
hemen teslim fiyatı spot price
ipotekte veya taksitli satışlarda taksitlerden birisi zamanında ödenmezse tüm borcun hemen ödenmesini öngören hüküm acceleration clause
şirketle ilişkisi kesilen çalışanın belirlenen süre boyunca (rakip bir şirkette çalışmaya hemen başlamaması için) maaşı ödenir garden leave
Law
hemen forthwith
Politics
hemen yürürlüğe giren anlaşma self executing treaty
Advertising
haberle ilgili yazıların hemen sonunda reklam için ayrılan yer following to reading matter
haberle ilgili yazıların hemen yanında reklam için ayrılan yer next to reading matter
Technical
güneşe çok yakın geçen ve hemen buharlaşıp parçalanan kuyrukluyıldızlar sungrazer
güneşe çok yakın geçen ve hemen buharlaşıp parçalanan kuyrukluyıldızlar sungrazing comet
hemen hemen duruk quasistatic
hemen hemen eşit close
hemen hemen eşzamanlı nearly synchronised
hemen hemen eşzamanlı plesiochronous
hemen hemen kesin almost surely
hemen hemen kesin yakınsama convergence almost surely
hemen olan instant
hemen olan prompt
ısıyı hemen iletme transcatency
Computer
hemen immediate only
hemen başlangıç immediate start
hemen dönecek be right back
hemen güncelleştir update soon
hemen hemen duruk quasistatic
hemen hemen eşzamanlı plesiochronous
hemen kaydol register now
hemen kayıt online registration
hemen yarat create soon
Telecom
hemen hemen anahtar teslimi near turnkey
hemen hemen eş zamanlı sayısal sıra düzeni plesiochronous digital hierarchy
hemen hemen senkron sayısal hiyerarşi ekipmanı plesiochronous digital hierarchy equipment
Textile
omuzların hemen alt arkasını açıkta bırakan askılı tişört/üst racer-back tank
omuzların hemen alt arkasını açıkta bırakan askılı tişört/üst racerback tank
Construction
hemen kullanım immediate occupancy
Aeronautic
kokpit ön camlarından yağmurun hemen akıp gitmesine yardımcı olan özel sıvı rain repellent
yer etkisi kullanarak su yüzeyinin hemen üzerinde uçan araç ekranoplan
yer etkisi kullanarak su yüzeyinin hemen üzerinde uçan araç wing-in-surface-effect ship
yer etkisi kullanarak su yüzeyinin hemen üzerinde uçan araç sea skimmer
yer etkisi kullanarak su yüzeyinin hemen üzerinde uçan araç ground effect vehicle
yer etkisi kullanarak su yüzeyinin hemen üzerinde uçan araç wing-in-ground-effect vehicle
yer etkisi kullanarak su yüzeyinin hemen üzerinde uçan araç flarecraft
yolculuğun başlamasının hemen ardından mürettebat tarafından yapılan tanıtım ve kullanımı ile ilgili güvenlik anonsu safety announcement
Medical
bağırsağı hemen boşaltmayan ve bir müddet bağırsakta tutulması gereken lavman retention enema
hastanın damarından alınan kanın gene aynı hastaya hemen kas içine şırıngası autohemotherapy
hemen ölümden sonra vücudun katılaşması rigor mortis
hemen tedavi prompt intervention
hemen tedavi prompt treatment
uyumadan hemen önce veya uyandıktan sonra yaşanan geçici felç drumu sleep paralysis
Pharmaceutics
hemen salım sağlayan tablet immediate release tablet
Math
hemen hemen tek dalga sayılı dalga çözümleri quasi-monochromatic wave solutions
Statistics
hemen hemen durağan almost stationary
hemen hemen kesin almost certain
hemen hemen kesinlikle almost surely
hemen hemen kesinlikle almost certainly
Marine Biology
kafanın hemen yanında bulunan yüzgeçler cephalic fins
Geography
yeni ve dolunayın hemen ardından gelen med cezir spring tide
Geology
kaya tabakasının oluşması sırasında veya hemen sonrasında meydana gelen penecontemporaneous adj.
Military
hemen ateşlemeye hazır tahribin hedef durumu state of readiness
Sport
birincinin hemen ardından gelmek run a close second to the winner
Archaic
hemen olan present
British Slang
bir kadınla veya erkekle başka bir erkeğin beraber olmasının hemen ardından beraber olma sloppy seconds
dur hemen heyecan yapma don't get your knickers in a twist
dur hemen tribe girme don't get your knickers in a twist
hemen quick sticks
hemen balls to the wall
hemen p.d.q./ pdq
hemen in a tick
hemen pronto
hemen dreckly