spare - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

spare

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "spare" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 48 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
spare v. kıymamak
spare v. ayırmak
spare adj. boş (zaman)
spare adj. yedek
General
spare v. söylememek (tatsız bir şeyi)
spare v. tutumlu olmak
spare v. canını bağışlamak
spare v. esirgemek
spare v. kaçmak
spare v. idareli kullanmak
spare v. kıyamamak
spare v. öldürmemek
spare v. korumak
spare v. kurtarmak (sıkıcı bir şeyden)
spare v. kaçınmak
spare v. ayırmak (birisi için)
spare v. vermek (zamanını, para vb'ni)
spare v. artırıp verebilmek
spare v. bağışlamak
spare v. harcamamak
spare v. vermek
spare v. kurtarmak
spare n. ihtiyat
spare n. azlık
spare n. yedek parça
spare n. arık
spare adj. eli sıkı
spare adj. yetersiz
spare adj. şişman olmayan
spare adj. ince yapılı
spare adj. fazla (para)
spare adj. sıska
spare adj. az
spare adj. kısa
spare adj. boş
spare adj. az kullanan
spare adj. ince
spare adj. dar
spare adj. kullanılmayan (oda)
spare adj. cimri
spare adj. hasis
spare adj. bol olmayan
spare adj. zayıf
spare adj. fazla
spare adj. yedekli
Technical
spare adj. yedek
Mechanic
spare adj. fazla
Food Engineering
spare n. yemekleri az ve basit olan (beslenme tarzı)

Bedeutungen, die der Begriff "spare" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 221 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
spare part n. yedek parça
General
not to spare v. kıymak
spare no expense v. paraya kıymak
spare the life of v. canını bağışlamak
spare no sacrifice v. fedakarlıktan kaçınmamak
spare another's life v. hayatını bağışlamak
spare no expense v. masraftan kaçmamak
spare no cost v. masraftan kaçınmamak
spare somebody's life v. canını bağışlamak
spare no expense v. masraftan kaçınmamak
spare no expense (or cost/pain/effort) v. kaçınmamak
spare no expense v. paradan kısmamak
spare time v. vakit ayırmak
spare time v. zaman ayırmak
spare some time to v. zaman ayırmak
spare some time to v. vakit ayırmak
spare no expense v. hiçbir masraftan kaçınmamak
not to spare enough time v. yeterli zaman ayıramamak
not to spare enough time v. yeterli zamanı ayırmamak
spare the time for oneself v. kendine zaman ayırmak
not to spare enough time v. yeterince zaman ayıramamak
have free/spare time v. boş vakti olmak
have free/spare time v. boş zamanı olmak
have free/spare time v. boş zamana/vakte sahip olmak
make use of one's spare time v. boş zamanını değerlendirmek
spare time and effort v. zaman ve emek ayırmak
spare one's self v. ihtiyatlı davranmak
spare time n. boş zaman
spare tyre n. yedek lastik
spare time activities n. boş zaman etkinlikleri
spare time activity n. boş zaman uğraşısı
spare tire n. göbek
spare tire n. yedek tekerlek
spare time n. boş vakit
spare blanket n. ekstra battaniye
spare blanket n. yedek battaniye
spare seat n. boş koltuk
spare key n. yedek anahtar
spare room key n. yedek anahtar
free-spare time n. boş zaman
hot spare n. en iyi yedek
hot spare n. favori yedek
spare time activities n. boş zaman aktiviteleri
spare time n. işten arta kalan zaman
spare times n. işten arta kalan zamanlar
spare times n. boş zamanlar
spare time activities n. boş zaman faaliyetleri
auto spare parts n. oto yedek parça
to spare adv. fazla
to spare adv. rezerv
in one's spare time adv. boş vaktinde
in my spare time adv. boş zamanlarımda
spare no expense! interj. masraftan hiç kaçınma!
Phrases
don't spare the rod expr. eti senin kemiği benim
Proverb
spare the rod and spoil the child kızını dövmeyen dizini döver
spare rod and spoil the child kızını dövmeyen dizini döver
spare the rod and spoil the child dayak cennetten çıkmadır
Colloquial
spare someone's feelings v. üzmekten kaçınmak
have (something) to spare v. ayıracak/paylaşacak (bir şeyi) olmak
have something to spare v. ayıracak/paylaşacak bir şeyi olmak
have something to spare v. fazladan bir şeyi olmak
spare the crow! expr. hadi ya!
spare the crow! expr. hadi be!
spare me! expr. hadi be sen de!
spare the crow! expr. inanmıyorum!
can you spare a dime? expr. (bana vereceğin) bozukluğun var mı?
can you spare a dime? expr. (bana vereceğin) bozuk paran var mı?
Idioms
spare at the spigot and spill at the bung v. ufak tefek şeylerde cimrilik yaparken bir taraftan da büyük miktarda israf veya savurganlık yapmak
spare at the spigot and spill at the bung v. ufak tefek şeylerde cimrilik yaparken bir taraftan da kontrolsüzce büyük miktarda para harcamak
be going spare v. arta kalmak
spare someone's blushes v. birisini utandırmaktan kaçınmak
spare a thought for v. bir başkasının durumunu düşünmek
spare someone's blushes v. birini utandırmaktan kaçınmak
spare no effort v. elinden geleni yapmak
spare no effort to do something v. elinden geleni esirgememek
spare someone's life v. hayatını bağışlamak
spare no effort v. tüm yolları denemek
go spare v. tepesi atmak
be going spare v. (kimsenin) istemediği olmak
spare no effort to do something v. (bir konuda) elinden geleni yapmak
spare someone's blushes v. utandırmamaya çalışmak
go spare [uk] v. boşa çıkmak
go spare [uk] v. kullanıma müsait olmak
go spare [uk] v. yedeğe ayrılmak
spare tire n. koca göbek
a spare tyre n. koca göbek
spare tire n. dış kapının mandalı
a spare tyre n. (mecazen) balkon
spare tire n. zurnanın son deliği
spare tire n. hiçbir işe yaramayan kişi
spare tire n. fazlalıktan ibaret
spare tire n. gereksiz/lüzumsuz kişi
spare tire n. gereksiz tip
not a moment to spare expr. derhal
without a moment to spare expr. derhal
enough and to spare expr. gereğinden fazla
not a moment to spare expr. hemen
without a moment to spare expr. hemen
enough and to spare expr. yeterinden fazla
enough and to spare expr. yeter de artar bile
without a moment to spare expr. vakit kaybetmeden
not a moment to spare expr. vakit kaybetmeden
Speaking
don't spare the horses expr. acele et
do you have five minutes to spare? expr. ayıracak beş dakikan var mı?
what do you do in your spare time? expr. boş zamanlarında ne/neler yaparsın?
what do you enjoy doing in your spare time? expr. boş zamanlarınızda ne yapmaktan hoşlanırsınız?
what do you enjoy doing in your spare time? expr. boş zamanlarında ne yapmaktan hoşlanırsın?
what do you do in your spare time? expr. boş zamanını nasıl değerlendirirsin?
what do you enjoy doing in your spare time? expr. boş zamanlarınızda ne yapmaktan hoşlanıyorsunuz?
don't spare a thought for me expr. benim için canını sıkma
what does he do in spare free time? expr. boş zamanlarında ne yapar?
what do you enjoy doing in your spare time? expr. boş zamanlarında ne yapmaktan hoşlanıyorsun?
what does she do in spare free time? expr. boş zamanlarında ne yapar?
I read books in my spare time expr. boş zamanlarımda kitap okurum
I read books in my spare time expr. boş zamanımda kitap okurum
what do you do in your spare time? expr. boş zamanlarında neler yaparsın?
what do you do in your spare time? expr. boş zamanlarında ne yaparsın?
what do you do in your spare time? expr. boş zamanında ne yaparsın?
do you have any candy to spare? expr. elinde fazla şeker var mı?
don't spare the horses expr. elini çabuk tut
I have not a minute to spare expr. kaybedecek hiç vaktim yok
don't spare the horses expr. sallanma (çabuk ol)
can you spare 5 minutes? expr. 5 dakikanızı ayırabilir misiniz?
there is enough and to spare expr. yeter de artar
enough and some to spare expr. yeter de artar bile
Trade/Economic
spare capacity n. fazla kapasite
spare capital n. ihtiyat sermaye
spare part order n. yedek malzeme siparişi
spare capital n. yedek sermaye
spare part order n. yedek parça siparişi
spare capital n. yedek akçe
spare capacity n. yedek kapasite
Politics
spare part n. yedek malzeme
Industry
spare capacity n. atıl kapasite
Technical
spare wheel cover n. stepne örtüsü
spare wheel winch n. stepne vinci
spare wheel retainer kit n. stepne tutucusu kiti
spare wheel carrier n. stepne yeri
spare tire n. stepne
spare wheel n. stepne
spare wheel strap n. stepne bağlama parçası
spare wheel well n. stepne borusu
spare wheel retainer n. stepne tutucusu
spare wheel cover n. stepne kapağı
spare part box n. yedek parça kutusu
spare parts kit n. yedek parça kiti
spare mill n. yedek değirmen
spare parts n. yedek parça
spare parts n. yedek parçalar
spare pump n. yedek pompa
spare receptor n. yedek reseptör
spare wheel n. yedek tekerlek
spare parts manual n. yedek parça el kitabı
spare tire n. yedek lastik
spare boiler n. yedek kazan
spare feeder n. yedek fider
spare parts list n. yedek parça listesi
spare part n. yedek parça
Computer
computer spare parts n. bilgisayar yedek parçaları
Automotive
spare tyre n. göbek
spare tire housing n. istepne çukuru
collapsible spare tire n. katlanır stepne
folding spare wheel n. katlanır stepne
mini spare n. mini stepne
automotive spare parts n. otomotiv yedek parçaları
spare wheel well n. stepne yuvası
spare wheel well n. stepne yeri
spare tire n. stepne
spare wheel well n. stepne çukuru
spare tire carrier n. stepne taşıyıcı
spare tyre n. stepne yedek lastik
spare tyre n. stepne
emergency spare wheel n. stepne
spare tire housing n. stepne çukuru
spare wheel well n. stepne muhafazası
spare tire n. stepne lastik
full size spare n. tam boy stepne
crane spare parts n. vinç yedek parçası
spare car n. yedek otomobil
spare wheel retainer n. yedek tekerlek tutucu
spare hose n. yedek hortum
spare tire mounting (body) subsystem n. yedek lastik haznesi (gövde) tali sisstemi
spare part n. yedek parça
seller of spare parts n. yedek parça satıcısı
emergency spare wheel n. yedek lastik
seller of spare parts n. yedek parçacı
spare wheel exterior mounting n. yedek tekerlek harici (dış) haznesi
spare wheel frame mounting n. yedek tekerlek şase haznesi
spare wheel n. yedek lastik
spare tire mounting (chassis) subsystem n. yedek lastik haznesi (şase) tali sisstemi
spare parts n. yedek parçalar
spare fuse n. yedek sigorta
spare part supplier n. yedek parça tedarikçisi
Railway
spare rail n. yedek ray
Marine
spare bower anchor n. ihtiyat demir
Medical
spare receptor n. yedek reseptör
Gastronomy
spare rib n. kaburga
Military
replenishment spare parts n. bütünleme yedek parçaları
depot spare parts n. depo yedek parçaları
initial concurrent spare parts n. genel ihtiyaç yedek parçaları
spare parts design change notice n. kullanılmayan parçaları düzenleme değişiklik bildirimi
running spare n. sarf yedek parçası
spare magazine n. yedek şarjör
spare part depot n. yedek parça deposu
spare parts list n. yedek parça listesi
Slang
be like a spare prick at a wedding v. sap gibi ortada kalmak
a spare prick at a wedding n. (bir ortamda) sap gibi ortada kalan
a spare prick at a wedding n. fazlalık gibi hisseden
a spare prick at a wedding n. dış kapının mandalı gibi hisseden
a spare prick at a wedding n. bir ortamda sırıttığını hisseden
spare me n. bana masal anlatma
spare me n. bırak bu işleri
spare tire n. göbek
spare me expr. bana masal okuma
spare me expr. bana martaval okuma
British Slang
go spare v. aklını kaçırmak
go spare v. aklını oynatmak
go spare v. delirmek
go spare v. küplere binmek
bit of spare n. boşta kız/erkek
spare prick at a wedding n. gereksiz insan