bear - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

bear

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "bear" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 50 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
bear v. dayanmak
bear v. katlanmak
bear v. taşımak
bear v. (ürün/meyve) vermek
bear v. (birine bir duygu) beslemek
bear n. ayı
Irregular Verb
bear v. bore - born/borne
General
bear v. değmek
bear v. beslemek (belirli bir his)
bear v. kaldırmak
bear v. sineye çekmek
bear v. hazmetmek
bear v. gitmek (belirli bir yöne doğru)
bear v. dönmek
bear v. vermek (meyve)
bear v. dünyaya getirmek
bear v. spekülasyon yapmak
bear v. götürmek
bear v. yönelmek
bear v. borsa fiyatlarını düşürmek
bear v. kin gütmek
bear v. beslemek
bear v. üzerinde bulunmak
bear v. durmak (belirli bir şekilde)
bear v. davranmak (belirli bir şekilde)
bear v. üstlenmek
bear v. tahammül etmek
bear v. doğurmak
bear v. getirmek
bear v. sapmak
bear v. çekmek
bear v. yürümek (belirli bir şekilde)
bear v. gelmek
bear v. vermek
bear v. kuvvet uygulamak
bear v. basmak
bear v. -e gelmek
bear v. dişini sıkmak
bear v. katlanmak (birisine)
bear n. spekülatör
bear n. koca oğlan
bear n. borsada büyük oynayarak fiyatları etkileyen kimse
bear n. kaba adam
Trade/Economic
bear hisselerin düşeceğini önceden tahmin edip hisseleri elinden çıkaran kişi
bear borsada fiyatların düşeceğini tahmin ederek menkul değer satan kimse
bear borsada satıcı spekülatör
bear açıkçı
bear spekülatör
Technical
bear taşımak
British Slang
bear geniş kıllı erkek

Bedeutungen, die der Begriff "bear" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
great bear n. büyükayı
General
bear a hand v. yardım etmek
bear on v. etkisi olmak
bear away v. götürmek
bear down on v. üstüne gelmek
bear against v. bastırmak
bear fruit v. yemiş vermek
bear the brunt of v. kabak başına patlamak
bear witness to v. bir şeye delalet etmek
bear out v. tasdik etmek
bear with v. dayanmak
bring pressure to bear on v. zorlamak
bear the penalty of v. cezasını çekmek
bring pressure to bear on v. sıkıştırmak
bear on v. ilgilendirmek
bear up v. dayanabilmek
grit one's teeth and bear it v. dişini sıkmak
bear out v. doğrulamak
bear away to leeward v. boca etmek
bear the brunt of v. baskının en şiddetli kısmını çekmek
bear witness to an age v. bir çağa tanıklık yapmak
bear a grudge v. kin gütmek
bear the consequence v. sonucuna katlanmak
bear witness to v. tanıklık etmek
bear in mind v. aklında tutmak
bear against v. karşı koymak
bring something to bear on v. bir şeyi uygulatmak
bear in mind v. göz önünde tutmak
bear down on v. fazla bastırmak
bear against v. sıkıştırmak
bear upon v. ilgilendirmek
bear in mind v. zihinde tutmak
bear arms v. asker olmak
bear against v. baskı yapmak
bear away v. taşımak
grin and bear it v. katlanmak
bear in mind v. göz önünde bulundurmak
bear down on v. sıkıştırmak (azarlayarak/ısrarla)
bear upon v. ateş etmek
bear the brunt of v. saldırının en ağır kısmını çekmek
bear witness v. tanıklık etmek
bear up v. neşelenmek
bear tales v. dedikodu yapmak
bear out v. yardım etmek
bear in mind v. hesaba katmak
bear on v. ilgisi olmak
bear in mind v. akılda tutmak
bear upon v. ile ilgisi olmak
bear arms v. askerlik yapmak
bear in mind v. hatırlamak
bear a grudge v. kin beslemek
bear the bell v. yenmek
bear down on v. yaklaşmak
bear in mind v. hatırda tutmak
bear hard on v. yük olmak
bear the consequences v. sonuçlarına katlanmak
bear a torch v. ışık tutmak
bear witness to an age v. bir çağa tanıklık etmek
bear up v. yardım etmek
bear a grudge against v. kin beslemek
bear in mind v. akıldan çıkarmamak
bear down v. yenmek
bear the expense of v. masrafı çekmek
bear on v. ile ilgisi olmak
bear in mind v. unutmamak
grin and bear it v. ağız kokusu çekmek
bear out v. desteklemek
bear fruit v. meyve vermek
bear no responsibility for v. sorumlusu olmamak
bear oneself v. davranmak
bear one's sorrow without complaining v. acısını bağrına basmak
grin and bear it v. bağrına taş basmak
bear sorrow without complaining v. acısını içine gömmek
bear up v. destek olmak
bear the bell v. kazanmak
bear a hand v. yardım eli uzatmak
bear out v. onaylamak
bear witness (to an age) v. tanıklık etmek (bir çağa vb)
bear the palm v. zafer kazanmak
bear down on v. büyük çaba harcamak
bear upon v. ilgisi olmak
bear down v. gayret etmek
bear no relation to v. ile ilgisi olmamak
bear fruit v. meyvesini vermek
bear upon v. topa tutmak
bear upon v. bağıntılamak
bear on v. ateş etmek
bear with v. sabır göstermek
bear testimony to v. ifade vermek
bear on v. ilgilenmek
bear up against v. dayanmak
bear the blame v. kabahati üzerine almak
bear the blame for v. suçunu üzerine almak
bear up v. dayanmak
bear in mind v. dikkate almak
bear up v. cesareti elden bırakmamak
bear resemblance to v. benzemek
bear with v. çekmek
bear witness v. şahitlik etmek
bear witness v. tanık olmak
bear somebody out v. yardım etmek
bear somebody out v. desteklemek
bear a grudge against v. kuyruk acısı olmak
bear a grudge against v. kin duymak
cannot bear the consequences of v. göze alamamak
bear on v. topa tutmak
bear sorrow without complaining v. acısını bağrına basmak
bear on v. ilgili olmak
bear in upon somebody v. dank etmek
bear a child v. doğum yapmak
bear meaning v. anlam taşımak
bear one's signature v. imzasını taşımak
bear the same meaning v. aynı anlamı taşımak
not bear v. katlanamamak
be unable to bear up under difficulties v. sıkıntıya gelememek
bear responsibility v. sorumluluk taşımak
bear the expense v. masrafını karşılamak
bear the expenses v. giderleri karşılamak
not bear any more v. tahammülü kalmamak
bear in mind v. gözönünde bulundurmak
bear return v. getirisi olmak
bear profit v. getirisi olmak
bear upon v. etkisi olmak
bear a child v. çocuk dünyaya getirmek
bear a child v. karnında çocuk taşımak
bring something to bear v. baskı yapmak
bring something to bear v. etkilemek
bring something to bear v. tesir etmek
bear signature v. imza taşımak
bear a resentment v. kin duymak
bear a resentment v. kin gütmek
bear somebody a grudge v. garezi olmak
bear somebody a grudge v. kin gütmek
bear a resentment v. kin beslemek
bear somebody a grudge v. kin duymak
bear a resentment v. garezi olmak
bear somebody a grudge v. kin beslemek
bear down v. bastırmak
bear something in mind v. akılda tutmak
bear down v. ezmek
bear down v. güç kullanmak
bear upon v. üstüne basmak
bear upon v. ile ilgili olmak
bear testimony to v. şahitlik yapmak
bear the stamp of v. iz taşımak
bear the expenses v. masrafları üstlenmek
bear hostility v. düşmanlık beslemek
bear enmity v. düşmanlık beslemek
bear a grudge v. düşmanlık beslemek
bear down on v. -e doğru ilerlemek
bear down on v. -i çok etkilemek
bear no resemblance to v. -e hiç benzememek
bear the blame for v. -in töhmeti altında kalmak
bear down on v. -e doğru gelmek
bear watching v. -in izlenmesi gerekmek
bear down on v. -e ilerlemek
bear a loss v. zarara tahammül etmek
bear down upon v. bir başka tekneye doğru yol almak
bear down on v. bir başka tekneye doğru yol almak
bear a striking resemblance to v. şaşırtıcı derecede benzemek
bear a striking resemblance to v. bire bir benzemek
bear a striking resemblance to v. tam bir kopyası olmak
bear the name v. adını taşımak
bear the name v. ismini taşımak
bear qualification v. nitelik taşımak
bear one's baby v. çocuğunu taşımak
bear one's baby v. birinin bebeğine hamile olmak
bear one's baby v. birinin çocuğuna hamile olmak
bear one's baby v. bebeğini taşımak
bear the expense of v. masrafı üstlenmek
bear in mind v. aklına yazmak
bear in mind v. aklına kazımak
bear the expense of v. masraf üstlenmek
bear tremendous responsibility v. büyük sorumluluk taşımak
bear the trace v. izini taşımak
bear trace v. izini taşımak
bear the trace v. izi taşımak
bear the traces of v. izlerini taşımak
bear trace v. izi taşımak
bear trace v. iz taşımak
bear interest v. faiz getirmek
bear testimony v. ifade vermek
bear testimony v. tanıklık etmek
bear a message v. mesajı iletmek
bear a message v. mesaj iletmek
bear comparison with v. mukayese götürmek
bear comparison with v. karşılartırmaya değmek
bear the cost v. masrafı karşılamak
bear the cost v. maliyeti karşılamak
bear the cost v. maliyeti üstlenmek
bear the cost v. masrafı üstlenmek
bear grudge v. garez beslemek
bear the pain v. ağrıya dayanmak
bear the pain v. acıya dayanmak
bear down on something v. bir şeyin üzerine bastırmak
bear down too hard v. bir şeyin üzerine sertçe bastırmak
bear something out v. (bir görüşü/argümanı vb.) desteklemek
shoot a bear v. ayı vurmak
bear in mind v. derpiş etmek
bear no risk v. risk taşımamak
bear no risk v. risk altında olmamak
bear no apparent relationship to v. ile açık/bilinen/görünen bir ilişkisi/akrabalığı olmamak
bear false witness against someone v. yalancı şahitlik etmek
bear fruit v. fayda vermek
bear the cost v. maliyete katlanmak
play with teddy bear v. ayıcıkla oynamak
bear a slight resemblance v. hafif bir benzerlik taşımak
bear a striking similarity v. aşırı derecede benzerlik göstermek
grizzly bear n. korkunçayı (kuzey amerika'ya özgü)
little bear n. küçükayı
polar bear n. kutup ayısı
brown bear n. bozayı
the little bear n. küçükayı
woolly bear caterpillar n. tüylü tırtıl
koala bear n. koala
the greater bear n. büyükayı
the great bear n. büyükayı
bear garden n. ayı köpek kavgası gösterilerinin düzenlendiği yer
asiatic black bear n. asya siyah ayısı
grizzly bear n. boz ayı
panda bear n. panda
black bear n. kara ayı
polar bear n. kutupayısı
ant bear n. karıncayiyen
average age of women who bear their first child n. çocuk doğurma ortalama yaşı
ice bear n. kutup ayısı
teddy bear n. oyuncak ayı
brown bear n. boz ayı
american black bear n. amerikan siyah ayısı
woolly bear n. tüylü tırtıl
bear keeper n. ayıcı
growl of a bear n. ayı homurtusu
pole bear n. kutup ayısı
great bear n. büyükayı
bear hug n. sıkı sarılma
bear hug n. kaba kucaklama
bear hug n. ayı gibi sarılma
bear hug n. sert kucaklama
bear baiting n. bağlı haldeki ayıya köpek saldırtma gösterisi
bear trap n. ayı kapanı
polar bear plunge n. buz gibi suya dalış/atlayış etkinliği
cave bear n. mağara ayısı
yogi bear n. ayı yogi
teddy bear n. ayıcık
gummy bear n. şeker ayıcığı
gummy bear n. ayı şeklinde jöleden şekerleme
gummi bear n. şeker ayıcığı
gummi bear n. ayı şeklinde jöleden şekerleme
baby bear n. ayı yavrusu
baby bear n. yavru ayı
bug-bear n. gulyabani
bug-bear n. öcü
bear attack n. ayı saldırısı
bear cave n. ayı ini
beyond all bear adj. katlanılmaz
beyond all bear adj. dayanılmaz
Phrasals
bear out kanıtlamak
bear out desteklemek
bear out arka çıkmak
bear up göğüs germek
bear with sabırla dinlemek
bear with dayanmak
bear with sabretmek
bear with katlanmak
bear up başa çıkmak
bear with hoşgörülü olmak
bear up dayanmak
bear up katlanmak
bear a resemblance to benzerlik taşımak
bear a resemblance to benzerlik göstermek
bear a resemblance to benzemek
bear upon ilişkisi olmak
bear on ilişkisi olmak
bear on bağlantı kurmak
bear upon ilişki kurmak
bear upon bağlantı kurmak
bear upon bağlantısı olmak
bear on ilişki kurmak
bear on bağlantısı olmak
bear off kapıp kaçırmak
bear away yönünü değiştirmek
bear off kapıp götürmek
bear off yönünü değiştirmek
bear off (of something) (yoldan/kavşaktan) dönmek
Phrases
bear in mind that unutmamak gerekir ki
Proverb
hungry bear doesn't dance aç ayı oynamaz
Colloquial
bear garden dingonun ahırı
like a bear with a sore head huysuz
like a bear garden kargaşa dolu
like a bear with a sore head sol tarafından kalkmış
like a bear garden darmadağınık yer
like a bear garden gürültülü yer
like a bear with a sore head aksi
like a bear garden patırtılı
like a bear garden denetimsiz
like a bear with a sore head huzursuz
like a bear with a sore head sinirli
bear in mind aklında bulunsun
bear claw ayı pençesi
bear with me here fazla üstüme gelme
bear with me here fazla yüklenme bana
Idioms
grin and bear it! gülümseyip sineye çek!
grin and bear it! sık dişini!
grin and bear it! biraz dişini sık
bear in mind aklında tutmak
bear fruit meyve vermek
bear fruit sonuç vermek
bear fruit ürün vermek
grin and bear it ağız kokusu çekmek
as hungry as a bear kurt gibi aç
bear a grudge against kin beslemek
bear the brunt of ceremesini çekmek
bear fruit meyva vermek
grin and bear it sineye çekmek
bear grudge kin gütmek
bear grudge kin beslemek
be as hungry as a bear kurt gibi acıkmak
bear one's cross bağrına taş basmak
catch one's bear before one sells its skin doğmamış çocuğa kaftan biçmek
catch one's bear before one sells its skin dereyi görmeden paçaları sıvamak
grin and bear it düş kırıklığına katlanmak
grin and bear it şikayet etmeden acı çekmek
grin and bear it gıkını çıkartmadan boyun eğmek
bear fruit başarılı sonuca ulaşmak
bear fruit iyi etkisi olmak
bring to bear uygulamaya dökmek
bring to bear uygulamak
bring to bear tatbik etmek
play the bear birini sıkmak
play the bear canını sıkmak
play the bear sinirlendirmek
play the bear kızdırmak
bear a charmed life her türlü sorundan şansıyla kurtulmak
bear a charmed life şanslı bir yaşam sürmek
bear a charmed life çok şanslı olmak
bear the palm zafer kazanmak
busy as a hibernating bear hiç meşgul değil
loaded for bear çok sinirli
loaded for bear aşırı sinirlenmiş
loaded for bear küplere binmiş
a cross somebody has to bear yerine getirilmesi gereken sorumluluk/zor durum
a bear hug sımsıkı sarılma
a cross somebody has to bear katlanılması gereken durum
be like a bear with a sore head küplere binmek
be like a bear with a sore head sinirlenmek
bear a grudge (against someone) birisine (karşı) kin beslemek
bear a grudge (against someone) birisine (karşı) kin gütmek
bear a striking resemblance to tıpkısının aynısı olmak
bear a striking resemblance to tıpatıp benzemek
bear one's cross külfete katlanmak
more than one can bear katlanamayacağı kadar ağır (sorun vb.)
bear one's cross zorluklara göğüs germek
more than one can bear taşıyamayacağı kadar ağır (sorun vb.)
bear fruit olumlu sonuçlar vermek
more than one can bear dayanamayacağı kadar ağır (sorun vb.)
bear one's cross zorluklarla mücadele etmek
bear the brunt of something saldırının en ağır kısmını çekmek
bear the brunt of something saldırının en şiddetli kısmını yaşamak
bear witness to something bir şeye tanıklık etmek
bear testimony to something bir şeye tanıklık etmek
bear the brunt of something en ağır/zor/şiddetli kısmına katlanmak
gruff as a bear aşırı huysuz
gruff as a bear aşırı hırçın
as gruff as a bear aşırı aksi
gruff as a bear aşırı aksi
as gruff as a bear aşırı huysuz
as gruff as a bear aşırı hırçın
have a bear by the tail zor bir işe kalkışmak
have a bear by the tail zora çatmak
have a bear by the tail sert bir kayaya çarpmak
a cross to bear kabullenilmesi gereken sorun
a cross somebody has to bear kabullenilmesi gereken sorun
a cross to bear katlanılması gereken külfet
a cross somebody has to bear katlanılması gereken külfet
a cross to bear katlanılması gereken durum
bear the brunt (bir zorluğu/sorunu) göğüslemek
not bear thinking about düşüncesi bile korkunç
a bear of a man iri yarı, genellikle tüylü ve sakallı erkek
poke the bear birinin üstüne üstüne gitmek
poke a bear birinin üstüne üstüne gitmek
poke the bear birinin üstüne giderek onu sinirlendirmeye çalışmak
poke a bear birinin üstüne giderek onu sinirlendirmeye çalışmak
bear the load sorumluluk üstlenmek
as busy as a hibernating bear aşırı durgun
busy as a hibernating bear aşırı durgun
as cross as a bear aşırı huysuz
as cross as a bear aşırı somurtkan
as cross as a bear aşırı ters/huysuz
cross as a bear aşırı huysuz
cross as a bear aşırı somurtkan
cross as a bear aşırı ters/huysuz
as cross as a bear with a sore head aşırı huysuz
as cross as a bear with a sore head aşırı somurtkan
as cross as a bear with a sore head aşırı ters/huysuz
cross as a bear with a sore head aşırı huysuz
cross as a bear with a sore head aşırı somurtkan
cross as a bear with a sore head aşırı ters/huysuz
Speaking
i can't bear tahammül edemiyorum
i can't bear çekemem
i can't bear katlanamam
i can't bear katlanamıyorum
it doesn't bear thinking about kendini sıkıp da düşünmeye değmez
please bear with us lütfen sabredin
please bear with us lütfen sabırlı olun
bear this in mind şunu unutmayın
it's more than a man can bear bu, bir insanın kaldırabileceğinden daha ağır
how do you bear that smell? bu kokuya nasıl dayanıyorsun?
bear with me here bana sabır göster
bear with me here bana katlan
Slang
loaded for bear çileden çıkmış
loaded for bear küplere binmiş
loaded for bear sarhoş
loaded for bear zil zurna sarhoş
loaded for bear çok sinirli
loaded for bear küfelik
Trade/Economic
bear interest faizli
bear a loss zarara katlanmak
bear market fiyatların düşmekte olduğu menkul kıymetler borsası
bear market hisse senedi fiyatlarında düşme beklentilerinin olduğu piyasa
bear market ayı piyasası
bear interest faiz getirmek
have effect and bear consequence hüküm ve sonuç doğur
bear market fiyatların düşüş kaydettiği piyasa
bear the market piyasayı düşürmek
bear money bahşiş
bear-bearish market aşağı yönlü hareket eden piyasa
bull-bear bonds boğa ayı tahvilleri
bull-bear bonds ana para ödemeleri başka bir menkul değerin fiyatına bağlı olan tahviller
bear the bank charges banka masraflarını çekmek
bear the bank charges banka masraflarını üstlenmek
bear speculation değer azalması üzerinden spekülasyon
bear ce mark ce işareti taşımak
bear market düşmekte olan piyasa
Law
bear default interest temerrüt faizine tabi olmak
bear a loss zarara katlanmak
bear market fiyatları düşme eğilimi gösteren piyasa
bear arms silah taşımak
bear interest faiz getirmek
bear arms silahlanmak
keep and bear arms silah bulundurmak ve taşımak
authority to bear arms silah taşıma yetkisi
bear legal consequences hukuki sonuç doğurmak
Technical
conrod bear piston kol yatağı
propeller bear housing pervane yatağı kovanı
polar bear kutup ayısı
Marine Biology
sea bear beyaz ayı
water bear su ayısı
Astronomy
great bear büyükayı
big bear büyükayı
little bear küçükayı
Astrology
smaller bear küçükayı takımyıldızı
Zoology
black bear siyah ayı
grizzly bear bozayı
kodiak bear alaska ayısı
panda bear panda
coon bear panda
grizzly bear boz ayı
ice bear kutup ayısı
koala bear koala
native bear koala
kangaroo bear koala
ant bear karınca yiyen
white bear beyaz kutup ayısı
moon bear asya siyah ayısı
tibetan black bear asya siyah ayısı
black bear asya siyah ayısı
american black bear amerika siyah ayısı
black bear amerika siyah ayısı
asiatic black bear asya siyah ayısı
alaskan brown bear alaska kahverengi ayısı
alaskan brown bear kodyak ayısı
syrian bear suriye ayısı
grizzly bear kuzey amerika boz ayısı
kodiak bear kodiak ayısı
himalayan brown bear himalaya boz ayısı
mexican grizzly bear meksika boz ayısı
marsican brown bear marsika boz ayısı
north american brown bear kuzey amerika boz ayısı
silvertip bear kuzey amerika boz ayısı
isabelline bear himalaya boz ayısı
tibetan blue bear mavi tibet ayısı
alaskan brown bear alaska boz ayısı
atlas bear atlas ayısı
apennine brown bear marsika boz ayısı
ussuri brown bear hokkaido boz ayısı
california golden bear kaliforniya altın ayısı
alaskan brown bear kodiak ayısı
tibetan bear tibet ayısı
tibetan blue bear tibet ayısı
eurasian brown bear avrasya boz ayısı
tibetan bear mavi tibet ayısı
himalayan red bear himalaya boz ayısı
kodiak bear alaska boz ayısı
Places
bear creek wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
bear lake wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
bear bluff wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
white bear lake minnesota eyaletinde şehir
bear river wyoming eyaletinde yerleşim yeri
bear lake pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri
bear creek village pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri