endure - Türkisch Englisch Wörterbuch

endure

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

endure — Definition

Aussprache (IPA):
(AmE /ɪnˈdʊr/ – BrE /ɪnˈdjʊə/)
Wortart:
Fiil: endure (endures – endured – enduring)
Synonyme:
withstand, tolerate
Antonyme:
succumb, give up

Bedeutungen von dem Begriff "endure" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 28 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
endure v. tahammül etmek
We can not endure violence.
Şiddete tahammül edemeyiz.

More Sentences
endure v. dayanmak
I could not endure this torture any longer.
Bu işkenceye daha fazla dayanamazdım.

More Sentences
endure v. katlanmak
He couldn't endure the thought of losing her.
Onu kaybetme düşüncesine katlanamıyordu.

More Sentences
General
endure v. devam etmek
Strict application of the N+2 rule is necessary, otherwise the reservoir of commitments will endure artificially.
N+2 kuralının katı bir şekilde uygulanması gereklidir aksi takdirde taahhüt rezervi yapay olarak devam edecektir.

More Sentences
endure v. tahammül etmek
We can not endure violence.
Şiddete tahammül edemeyiz.

More Sentences
endure v. acıya katlanmak
The emigrants have endured physical and mental pain.
Göçmenler fiziksel ve zihinsel acılara katlandılar.

More Sentences
endure v. katlanmak
He couldn't endure the thought of losing her.
Onu kaybetme düşüncesine katlanamıyordu.

More Sentences
endure v. çekmek
What can't be cured must be endured.
Başa gelen çekilir.

More Sentences
endure v. dayanmak
I could not endure this torture any longer.
Bu işkenceye daha fazla dayanamazdım.

More Sentences
endure v. devam etmek
Strict application of the N+2 rule is necessary, otherwise the reservoir of commitments will endure artificially.
N+2 kuralının katı bir şekilde uygulanması gereklidir aksi takdirde taahhüt rezervi yapay olarak devam edecektir.

More Sentences
endure v. ayakta kalmak
These kinds of structures can endure centuries.
Bu türden yapılar yüzyıllarca ayakta kalabilir.

More Sentences
endure v. gelmek
endure v. durmak
endure v. sabretmek
endure v. sürmek
endure v. kaldırmak
endure v. acıya dayanmak
endure v. sebat etmek
endure v. gitmek
endure v. var olmak
endure v. göğüs germek
endure v. varlığını sürdürmek
endure v. varlığını devam ettirmek
endure v. imkan vermek
endure v. izin vermek
endure v. sineye çekmek
endure v. görmezden gelmek
endure v. sürdürmek

Bedeutungen, die der Begriff "endure" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 38 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
endure the difficult situation v. zorluklara göğüs germek
endure criticism v. eleştirilere göğüs germek
endure in silence v. acısını içine atmak
endure (the pain) v. acıya dayanmak
patiently endure difficulties v. çok çile çekmek
endure in silence v. içine atmak
endure the pain v. acıya katlanmak
endure hunger v. açlığa dayanmak
endure the difficult situation v. badireyi atlatmak
endure the difficult situation v. badire atlatmak
endure hardship v. zahmete katlanmak
Phrases
more than (one) can endure expr. katlanamayacağı kadar
more than (one) can endure expr. dayanabileceğinden daha fazla
more than (one) can endure expr. dayanamayacağı ölçüde
more than (one) can endure expr. katlanabileceğinden daha fazla
more than (one) can endure expr. (birinin) dayanabileceğinden/katlanabileceğinden fazla (ağır, acı, kırıcı)
more than (one) can endure expr. (birinin) başa çıkamayacağı/taşıyamayacağı kadar (ağır, acı, kırıcı)
more than (one) can endure expr. (birine) fazla/ağır
more than (one) can endure expr. (birinin) kaldırabileceğinden fazla (ağır, acı, kırıcı)
more than (one) can endure expr. (birinin) başa çıkabileceğinden/taşıyabileceğinden fazla (ağır, acı, kırıcı)
more than (one) can endure expr. (birinin) kaldıramayacağı kadar (ağır, acı, kırıcı)
more than (one) can endure expr. (birinin) dayanamayacağı/katlanamayacağı kadar (ağır, acı, kırıcı)
endure and survive expr. dayan ve hayatta kal
Proverb
he that would have eggs must endure the cackling of hens hamama giren terler
he that would have eggs must endure the cackling of hens gülü seven dikenine katlanır
Idioms
endure one's fate v. kaderine boyun eğmek
one who loves roses should endure the thorns expr. gülü seven dikenine katlanır
more than flesh and blood can endure expr. insanı öldürecek kadar çok
more than flesh and blood can endure expr. dayanılır gibi değil
more than flesh and blood can endure expr. canından bezdirecek kadar
more than flesh and blood can endure expr. iliğini kurutacak kadar
more than flesh and blood can endure expr. can dayanmaz
more than flesh and blood can endure expr. çekilmez
more than flesh and blood can endure expr. dayanılmaz
more than flesh and blood can endure expr. insanın dayanabileceğinden/katlanabileceğinden daha fazla
more than flesh and blood can endure expr. insanın dayanamayacağı/katlanamayacağı kadar çok
more than flesh and blood can endure expr. etinden et koparılmış kadar
more than flesh and blood can endure expr. kanını kurutacak kadar