vermek - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

vermek



Sens de "vermek" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 125 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
vermek give v.
General
vermek bring forth v.
vermek impute v.
vermek bestow upon v.
vermek attribute v.
vermek consign v.
vermek serve v.
vermek surrender v.
vermek put up v.
vermek issue v.
vermek let out v.
vermek inflict v.
vermek favour with v.
vermek place v.
vermek confer upon v.
vermek indue v.
vermek tender v.
vermek marry v.
vermek inject v.
vermek pass in v.
vermek entrust v.
vermek attach v.
vermek produce v.
vermek administer v.
vermek offer v.
vermek reach v.
vermek resign to v.
vermek come at v.
vermek award v.
vermek let v.
vermek lend v.
vermek pay v.
vermek dish out v.
vermek dispose v.
vermek defray v.
vermek ascribe v.
vermek submit v.
vermek deal v.
vermek inoculate v.
vermek instate v.
vermek bestow on v.
vermek confer on v.
vermek mete out v.
vermek impart to v.
vermek lodge v.
vermek spare v.
vermek allow v.
vermek deliver up v.
vermek accord v.
vermek bestow v.
vermek pony up v.
vermek come across with v.
vermek dispense v.
vermek devote v.
vermek sell v.
vermek give away v.
vermek dispose of v.
vermek distribute v.
vermek hand in v.
vermek extend v.
vermek contribute v.
vermek give v.
vermek endow v.
vermek confer v.
vermek give something away v.
vermek cede v.
vermek hand over v.
vermek dedicate v.
vermek bring in v.
vermek hand out v.
vermek apply v.
vermek assign v.
vermek bend v.
vermek bear v.
vermek concede v.
vermek donate v.
vermek hand v.
vermek grant v.
vermek give in v.
vermek hand something in v.
vermek present v.
vermek provide v.
vermek yield v.
vermek pass v.
vermek supply with v.
vermek deliver v.
vermek intrust v.
vermek furnish v.
vermek emit v.
vermek favour v.
vermek hold out v.
vermek endue v.
vermek render v.
vermek impart v.
vermek expend v.
vermek supply v.
vermek fix up v.
vermek give possession v.
vermek afford v.
vermek erogate v.
vermek favor v.
Phrasals
vermek blossom into something v.
vermek give in
vermek give out
vermek issue to
vermek pass on to
vermek pass over to
vermek pass to
vermek drop off
Trade/Economic
vermek assign
vermek refer
Law
vermek allow
vermek settle
Technical
vermek generate
vermek impart
vermek apply
vermek present
vermek render
vermek yield
vermek transmit
vermek supply
Tobacco
vermek refer
British Slang
vermek bung
vermek luzz
vermek wazz

Sens de "vermek" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
haber vermek tell v.
rehin vermek gage v.
sipariş vermek order v.
son vermeK put an end v.
avans vermek advance v.
önem vermek attach importance to v.
biçim vermek shape v.
meme vermek nurse v.
yaprak vermek leaf v.
meyve vermek fruit v.
güç vermek sustain v.
ders vermek teach v.
sert cevap vermek retort v.
şekil vermek give shape v.
mola vermek stop over v.
yanıt vermek answer v.
önem vermek care v.
değer vermek value v.
eğitim vermek train v.
yeniden güven vermek reassure v.
sipariş vermek give an order v.
yanıt vermek reply to v.
ders vermek give a lesson v.
ödül vermek award v.
son vermek end v.
olanak vermek enable v.
haber vermek let know v.
konferans vermek lecture v.
yanıt vermek respond v.
son vermek cease v.
sipariş vermek place an order v.
teklif vermek offer v.
sinyal vermek signal v.
haber vermek report v.
ceza vermek punish v.
haber vermek inform v.
sebebiyet vermek cause v.
kalacak yer vermek accommodate v.
(ürün/meyve) vermek bear v.
izin vermek allow v.
cevap vermek answer v.
yetki vermek authorize v.
ad vermek denominate v.
cesaret vermek encourage v.
şekil vermek shape v.
soluk vermek exhale v.
bilgi vermek inform v.
izin vermek let v.
ilham vermek inspire v.
izin vermek permit v.
söz vermek promise v.
(para) geri vermek repay v.
kesin karar vermek resolve v.
oy vermek vote v.
ürün vermek yield v.
son vermek terminate v.
ara vermek have a break v.
ara vermek pause v.
zarar vermek damage v.
karşılık vermek respond v.
karar vermek decide v.
ödünç vermek lend v.
öğüt vermek advise v.
mahkemeye vermek sue v.
selam vermek greet v.
selam vermek salute v.
dert vermek bother v.
yetki vermek warrant v.
ruhsat vermek warrant v.
izin vermek warrant v.
şekil vermek mold v.
şekil vermek mould v.
oy vermek ballot v.
yetki vermek authorise v.
rey vermek vote v.
mahkemeye vermek sue for v.
boşuna ümit vermek tantalize v.
oturuma ara vermek adjourn v.
karar vermek make a decision v.
hayvanlara zarar vermek harm animals
Irregular Verb
(geçmiş zamanda) fiyat vermek bade v.
General
küstahça cevap vermek answer back v.
önceden haber vermek foretell v.
kapora vermek put down a deposit on something v.
çiçek vermek blossom v.
olumlu cevap vermek answer in the affirmative v.
cesaret vermek hearten v.
diploma vermek graduate v.
ad vermek denominate v.
söz vermek impawn v.
kapora vermek pay a deposit v.
geri vermek refund v.
son vermek put an end to v.
zılgıt vermek scold v.
ürün vermek give a yield v.
bilgi vermek inform v.
renk vermek tint v.
lisans vermek license v.
demeç vermek make a statement v.
değer vermek have a high opinion of v.
elektrik şoku vermek shock v.
ürün vermek yield v.
meydan vermek give (someone) a chance (to do something) v.
dert vermek grieve v.
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll v.
fiş vermek receipt v.
ele vermek finger v.
cezasını vermek recompense v.
alarm vermek sound the alarm v.
söz vermek pledge one's word v.
oy vermek vote for v.
birine bir şey hakkında bilgi vermek prime someone about v.
çeki düzen vermek groom v.
yanlış hüküm vermek misdeem v.
bilgi vermek give directions v.
sürekli aynı rolü vermek typecast v.
sorulmadığı halde akıl vermek kibitz v.
depozit vermek deposit v.
kefalet vermek pledge v.
müşterilere kaliteli hizmet vermek provide customers with quality service v.
mezuniyet vermek authoritize v.
mola vermek stop work v.
destek vermek be supportive v.
renk vermek tinge v.
enerji vermek energize v.
selam vermek say hi v.
önceden haber vermek prognosticate v.
kıymet vermek esteem v.
zayiat vermek suffer v.
sıkıntı vermek pester v.
yol vermek give way v.
birine rüşvet vermek oil someone's hand v.
dikkatini vermek attend v.
ifade vermek depose to doing something v.
hasar vermek harm v.
parasını önceden vermek prepay v.
veresiye vermek sell on credit v.
tat vermek add zest to v.
rahat vermek reprieve v.
baş vermek head v.
şekil vermek lick into shape v.
şans vermek give chance v.
haber vermek put somebody wise to v.
aerodinamik biçim vermek streamline v.
ele vermek peach against v.
son vermek call a halt to v.
ant vermek importune somebody with pleading oaths v.
kıymet vermek appreciate v.
karar vermek hold v.
sipariş vermek bespeak v.
çek vermek pay by cheque v.
peşinat vermek pay down v.
kiraya vermek job v.
zarar vermek (yavaş yavaş/sinsice) undermine v.
olanak vermek permit v.
tomurcuk vermek proliferate v.
onur vermek grace v.
ruhsat vermek warrant v.
hayat vermek vivify v.
yanlış hüküm vermek misjudge v.
gıcık vermek tickle one's throat v.
vermek (ürün/vergi/sonuç) yield v.
son vermek sign off v.
eziyet vermek cause somebody pain v.
önem vermek take note of v.
selam vermek say hello v.
ele vermek betray v.
su vermek quench v.
söz vermek take an oath v.
istifasını vermek give one's notice v.
bel vermek bulge v.
karar vermek opt to v.
sıkıntı vermek distress v.
dikkatini vermek settle down to v.
karşılığını vermek pay v.
nişan vermek decorate v.
fala bakarak haber vermek augur v.
yanlış karar vermek (hakem) miscall v.
fazla miktarda ilaç vermek (birine) overdose with v.
bir yücelik vermek transfigure into v.
eğim vermek bevel v.
tam not vermek give somebody the thumbs up v.
serinlik vermek cool something v.
davet vermek host v.
büyük önem vermek give weight to v.
oy vermek cast one's vote v.
çeki düzen vermek tidy up v.
notunu vermek judge he is no good v.
kız vermek give a girl in marriage v.
söz vermek undertake v.
önem vermek put store by v.
karşılık vermek respond to v.
mahkemeye vermek take out a summons against somebody v.
biçim vermek lick into shape v.
eziyet vermek harass v.
ödünç vermek loan v.
gönül vermek lose one's heart to v.
hayvanı öldürerek acılarına son vermek put an animal out of its misery v.
bir yiyeceğe tat vermek için (bir şey) katmak flavor v.
karar vermek decide upon v.
ilaç vermek administer v.
geçici olarak ara vermek intermittence v.
emir vermek order v.
güç vermek energise v.
zahmet vermek incommode v.
imtiyaz vermek charter v.
nasihat vermek advise v.
emir vermek give order v.
birine ücretini verip işine son vermek pay someone off v.
boş vermek ignore v.
mühlet vermek delay v.
icara vermek let out v.
yatak yer vermek berth v.
el vermek hand v.
yemek vermek dine v.
ortalığı velveleye vermek fuss v.
allah birine bir şeyi vermek be endowed with v.
geri vermek render v.
ifade vermek give evidence v.
yakayı ele vermek get caught v.
kuvvet vermek strengthen v.
belge vermek certificate v.
dikkatini vermek pay attention v.
itibarına zarar vermek harm someone's reputation v.
kiraya vermek rent out v.
para cezası vermek assess v.
yetki vermek chair v.
tehlike işareti vermek give the alarm v.
imkan vermek admit of v.
önem vermek lay store by v.
zarar vermek scourge v.
örnek vermek adduce v.
kendine bir çekidüzen vermek make oneself presentable v.
onur vermek honour v.
fire vermek diminish v.
ruhsat vermek authorise v.
haber vermek acquaint v.
kiraya vermek let something out to somebody v.
gaipten haber vermek foretell v.
değer vermek treasure v.
emekli aylığı vermek pension v.
yetki vermek warrant v.
uyuşturucu vermek dope v.
ikrar vermek promise v.
kepçe ile vermek ladle v.
fitil vermek anger v.
satılmaması koşuluyla vermek entail v.
not vermek mark v.
frikik vermek show one's underwear v.
sıkıntı vermek afflict v.
narkoz vermek anaesthetize v.
vermek (söylev) deliver v.
fazla önem vermek overrate v.
az para vermek underpay v.
yemiş vermek bear fruit v.
ülkeye vb'ne zarar vermek do disservice to v.
görevine geri vermek reinstate v.
şekil vermek body forth v.
kendini zevke vermek kick up one's heels v.
ziyafet vermek dine v.
kiraya vermek farm v.
akşam yemeği vermek dine v.
damardan vermek transfuse v.
emir vermek command v.
istifasını vermek hand in one's resignation v.
cevap vermek talk back v.
çok kıymet vermek set a high value on v.
son vermek (henüz başlanmışken) abort v.
ele vermek give away v.
mola vermek have a slack v.
emeğinin karşılığını vermek remunerate v.
ateşe vermek set fire to v.
vize vermek visa v.
hissini vermek give the impression that v.
faize vermek lend money at interest v.
ara vermek have a break v.
bir hayvanın hayatına son vermek put an animal down v.
poz vermek pose for v.
gelecekten haber vermek prophesy v.
fikir vermek suggest v.
meme vermek suckle v.
değer vermek appreciate v.
uzaklaştırma vermek suspend v.
olumsuz cevap vermek negative v.
dikkatini vermek pay attention to v.
isim vermek name names v.
kendine çeki düzen vermek primp v.
sinyal vermek indicate v.
birinin hakkını vermek do someone justice v.
son vermek close v.
randevu vermek make an appointment with somebody v.
saygınlığına zarar vermek vilify v.
mahkemeye vermek have somebody up v.
bilgi vermek acquaint v.
kendine bir çekidüzen vermek tidy oneself up v.
imkan vermek make it possible v.
birine çekidüzen vermek smarten someone up v.
vermek (zamanını, para vb'ni) spare v.
ara vermek have break v.
fazla yem vermek overfeed v.
keyif vermek rejoice v.
gurur vermek fill somebody with pride v.
hava vermek fan v.
rüşvet vermek bribe into v.
dikkatini vermek concentrate v.
izin vermek stand for v.
söylev vermek address v.
para vermek pay v.
destek vermek give a boost v.
teselli vermek give solace to v.
fazla vermek overbid v.
kendini içkiye vermek hit the bottle v.
eksik vermek give somebody short measure v.
kendine ... süsü vermek pretend to be v.
kararını vermek make up one's mind v.
istifasını vermek resign v.
dışarıya radyasyon vermek give off radiation v.
cesaret vermek embolden v.
nabzına göre şerbet vermek handle somebody with tact v.
para vermek (bir işi finanse etmek için) put up v.
hakkını vermek do justice to v.
rehine vermek hock v.
rehin vermek pawn v.
poz vermek pose v.
ipucu vermek give somebody a clue v.
iş vermek employ v.
trafikte yol vermek yield the right of way v.
eline vermek hand over v.
birine birinin vesayetini vermek give someone custody of v.
kız vermek give away one's daughter in marriage v.
salahiyet vermek authoritize v.
güvence vermek reassure v.
sebebiyet vermek give rise to v.
yetki vermek vest v.
söz vermek plight v.
öncelik vermek prioritise v.
yeminli ifade vermek depose v.
izin tezkeresi vermek license v.
kiraya vermek let out v.
incelik vermek refine v.
rüşvet vermek grease somebody's palm v.
ihtar vermek caution v.
geçit vermek be fordable v.
ara vermek space out v.
mantığa kulak vermek listen to reason v.
talimat veya bilgi vermek brief v.
konik şekli vermek cone v.
narkoz vermek narcotize v.
gaipten haber vermek practise divination v.
tüyo vermek give tips v.
sözü vermek give floor to v.
geçit vermek be passable v.
son vermek put a stop to v.
mola vermek stop off v.
zarar vermek (bir şeyin yüzeyine) deface v.
karşılıklı alıp vermek reciprocate v.
patent vermek patent v.
vesika vermek certify v.
bir yere çekidüzen vermek smarten a place up v.
kabak tadı vermek pall v.
tüyo vermek give a tip v.
yol vermek stand aside v.
karar vermek determine v.
bıkkınlık vermek weary v.
mola vermek take something off v.
sert karşılık vermek talk back to v.
el ele vermek cooperate v.
müşteriye sıkıntı vermek hassle v.
birine ücretini verip işine son vermek pay off (someone) v.
konuşmaya son vermek ring off v.
meydan vermek allow (something to happen) v.
izahat vermek explicate v.
belirli bir konu hakkında bilgi vermek cover ground v.
söz vermek covenant v.
karar vermek choose v.
parlaklık vermek luster v.
filiz vermek burgeon v.
açık bono vermek give someone a blank check v.
güç vermek support v.
hizmet vermek render service to v.
ihtar vermek warn v.
ara vermek lay off v.
vücut vermek create v.
tüyo vermek tip off v.
(kararı vermek vb) düşmek rest with v.
muafiyet vermek immunize v.
kiraya vermek farm out v.
kulak vermek pay attention v.
bağışlamaya söz vermek (belirli bir miktar para) pledge v.
hüküm vermek decide v.
hizmet vermek service v.
güvence vermek pledge v.
karar vermek settle on v.
peşin hüküm vermek give a bias to v.
ödül vermek adjudge v.
belasını vermek plague v.
yol vermek dismiss v.
avaraya vermek fire v.
yanıt vermek give an answer v.
aşırı dozda vermek overdose v.
dumanı geri vermek smoke v.
destek vermek second v.
kendini vermek apply oneself v.
sadaka vermek dole out v.
yeminle yazılı ifade vermek make one's deposition v.
parayı geri vermek refund v.
sonuç vermek result v.
vermek (sahte para, karşılıksız çek) pass v.
teklif vermek bid v.
unvan vermek confer on v.
karar vermek award v.
önem vermek look to v.
tarziye vermek atone for v.
rehin vermek give as security v.
sıkıntı vermek chevy v.
yatıştırıcı vermek sedate v.
yetki vermek licence v.
önem vermek make a point of v.
bağış olarak vermek subscribe v.
boş vermek shrug off v.
sıkıntı vermek inconvenience v.
şekil vermek chip v.
zarar vermek infest v.
geri vermek cede back v.
ahenk vermek accord v.
ifade vermek testify v.
nefes alıp vermek breathe v.
karşılık vermek answer back v.
teklif vermek quote v.
yol vermek make way for v.
paye vermek show deference v.
son vermek shut down on v.
söylev vermek deliver a speech v.
az vermek stint v.
lisans vermek licence v.
çeki düzen vermek right v.
frikik vermek flash v.
son vermek end off v.
para cezası vermek mulct v.
pabucunu eline vermek boot somebody out of something v.
çeyiz vermek dower v.
kaçamak cevap vermek give an evasive answer v.
ders vermek scold v.
vermek (yaprak/çiçek/filiz vb'ni) put forth v.
ödün vermek swerve v.
hakkını vermek recompense v.
söylev vermek declaim v.
hüküm vermek judge v.
ihtimal vermek deem likely v.
yetki vermek create v.
ücret vermek salary v.
fidye vermek pay a ransom v.
patent vermek register v.
önem vermek mind v.
bir şey için her şeyini vermek give eyeteeth for v.
rüşvet vermek oil one's hand v.
ziyafet vermek fete v.
usanç vermek bore v.
geri vermek hand back v.
rüşvet vermek fix v.
toprağa vermek commit to the ground v.
mola vermek pause v.
söz vermek vow v.
sınavı vermek pass the exam v.
bıkkınlık vermek cloy v.
vize vermek vise v.
vermek (meyve) bear v.
rüşvet vermek grease the palm v.
özellikle faiz karşılığında ödünç para vermek loan v.
memuriyet vermek commission v.
senet vermek guarantee v.
ihtimal vermek calculate v.
ilham vermek reveal v.
rapor vermek certify v.
ele vermek squeal on v.
karar vermek elect v.
borç vermek lend v.
meydan vermek give an opportunity v.
renk vermek show v.
maddi zarar vermek damage financially v.
zaman vermek respite v.
son vermek the close of the day v.
direktif vermek direct v.
ara vermek discontinue v.
yemeğe bir şey katarak tat vermek doctor up with v.
eski görevine vermek reinstate v.
söz vermek give an undertaking v.
lezzet vermek flavour v.
anlam vermek make of v.
istifasını vermek tender one's resignation v.
çekidüzen vermek titivate v.
su vermek (çelik) quench v.
hesap vermek explain v.
emek vermek labor v.
kedi köpek vb'ne su vermek water v.
oksijen vermek oxygenate v.
biçim vermek engrave v.
meme vermek breastfeed v.
son nefesini vermek breathe one's last v.
izin vermek authoritize v.