hands - Turc Anglais Dictionnaire

hands

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "hands" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 20 résultat(s)

Anglais Turc
General
hands n. eller
So my message on that is to keep your hands off Sellafield.
Dolayısıyla bu konudaki mesajım, ellerinizi Sellafield'den uzak tutmanızdır.

More Sentences
hands n. sahip olma
hands n. iyelik
hands n. sahiplik
hands n. mülkiyet
hands n. güç
hands n. velayet hakkı
hands n. mevcut işçi gücü
hands n. binicilikte dizginleri tutma becerisi
hands n. kişisel mülkiyet
hands v. vermek
hands v. aktarmak
hands v. iletmek
hands v. el koymak
hands v. zorla almak
hands v. hırpalamak
Technical
hands n. gemi mürettebatı
Religious
hands v. (hristiyanlıkta) elleri koyarak papaz unvanını tasdik ve takdir etmek
Sport
hands n. futbolda el topu
hands n. elle veya kolla topa dokunma

Sens de "hands" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
in the hands of n. kudreti dahilinde
shaking hands n. toka
old china hands n. çin'de yıllarca yaşamış batılı gazeteciler ya da diplomatlar
floury hands n. unlu eller
hands-on training n. uygulamalı eğitim
shake-hands n. tokalaşma
hands on training n. pratik eğitim
washing hands and face n. el yüz yıkama
helping hands n. yardım elleri
untrained hands n. eğitimsiz eller
strong hands n. güçlü eller
strong hands n. kuvvetli eller
cupped hands n. birleştirilmiş avuç
all hands n. takım itfaiye çıkışı
hands on hips n. eller belde
hands-free umbrella n. eller serbest şemsiye
hands-free umbrella n. sapsız şemsiye
all hands n. aynı amacı taşıyan herkes
red hands n. el kızartmaca (oyun)
hands-on n. deneyimli olma
both-hands n. çok sayıda farklı işi olan kimse
shake-hands n. el sıkışma
shake-hands n. tokalaşma
hands of clock n. saatin akrep ve yelkovanı
rub one's hands together v. ellerini ovuşturmak
take one's life into one's hands v. kelleyi koltuğa almak
fall into the hands of an expert v. adamına düşmek
fall into the hands of v. eline düşmek
play into the hands of v. ekmeğine yağ sürmek
lay hands on v. ele geçirmek
change hands v. sahip değiştirmek
have one's hands free v. boş olmak
get one's hands on v. eline geçirmek
lay one's hands on v. sahip olmak
cup one's hands v. avuçlarını bitiştirerek çanak gibi açmak
wring hands v. ellerini ovuşturmak
change hands v. başkasının eline geçmek
take the law into one's own hands v. intikamını almak
lay hands on v. el atmak
get one's hands on v. yakalamak
shake hands v. toka etmek
wring one's hands v. üzüntü veya çaresizlikten ellerini ovuşturmak
wash one's hands of v. ile ilişiğini kesmek
lay one's hands on v. elde etmek
shake hands v. el sıkışmak
get one's hands on v. sahip olmak
be putty in somebody's hands v. elinde oyuncak olmak
take the law into one's own hands v. hakkını kendi eliyle almak
have one's hands full v. işi başından aşkın olmak
wash one's hands and face v. elini yüzünü yıkamak
tie somebody's hands v. elini kolunu bağlamak
lay one's hands on v. ele geçirmek
change hands v. el değiştirmek
lay one's hands on v. bulmak
have one's hands free v. elleri boş olmak
shake hands v. tokalaşmak
play into somebody's hands v. ekmeğine yağ sürmek
lay hands on v. yakalamak
shake hands v. elleşmek
join hands v. el ele tutuşmak
have one's hands full v. fazla meşgul olmak
shake hands v. toka yapmak
lay hands on v. bulmak
lay hands on something v. bir şeye el atmak
lay hands on v. yakalamak (cezalandırmak/dövmek için)
take one's life into one's hands v. kellesini koltuğuna almak
clap the hands v. el çırpmak
lay one's hands on v. yakalamak (cezalandırmak/dövmek için)
have one's hands free v. meşgul olmamak
be on one's hands v. sorumluluğunda olmak
shake hands v. el sıkmak
change hands many times v. elden ele dolaşmak
lay hands on v. zor kullanmak
have one's hands full v. çok meşgul olmak
get one's hands on v. belirli bir işe başlamak
got one's hands on v. belirli bir işe alışmak
get one's hands on v. belirli bir işe alışmak
got one's hands on v. belirli bir işe başlamak
be out of one's hands (control) v. elden çıkmak
take one's life in one's hands v. kellesini koltuğuna almak
(for someone) suffer at the hands of v. zarar gelmek
slip down from one's hands v. elinden kaymak
drop down from one's hands v. elinden düşürmek
press hands with v. tokalaşmak
set one's hands to a task v. işe el atmak
set hands to v. işe el atmak
set hands to v. işe elatmak
keep one's hands off v. uzak durmak
clasp one's hands v. ellerini kavuşturmak
wring one's hands v. (üzüntüden) ellerini ovuşturmak
lay hands on v. -e dokunmak
lay hands on v. -e el sürmek
wash one's hands of v. -den elini eteğini çekmek
wash one's hands of v. -den el çekmek
win hands down v. çok kolay kazanmak
get/fall in the wrong hands v. kötü ellere düşmek
get/fall in the wrong hands v. yanlış ellere düşmek
take the law in one's own hands v. dizginleri eline almak
take the law in one's own hands v. ipleri eline almak
enable someone to gain hands-on experience v. pratik kazandırmak
be in safe hands v. emin ellerde olmak
become a putty in one's hands v. oyuncağı haline gelmek
become a putty in one's hands v. oyuncağı olmak
pass in other hands v. el değiştirmek
put one's hands into one's pockets v. ellerini cebine sokmak
put one's hands into one's pockets v. ellerini ceplerine sokmak
one’s hands to swell up v. elleri şişmek
press hands with v. el sıkışmak
fold one's hands v. ellerini birleştirmek
get something off one’s hands v. ellerinden çıkarmak
tie someone's hands v. birinin ellerini bağlamak
push someone’s feet up with one’s hands v. elleriyle birini ayaklarından kaldırarak yukarıya doğru itmek
look at someone's hands v. birinin ellerine bakmak
walk to the balcony with hands clasped tightly together v. elleri birbirine sıkıca kenetlenmiş bir şekilde balkona doğru yürümek
cup one's face in his/her hands v. ellerinin arasına yüzünü/başını koymak/gömmek
stand idle with hands tied v. eli kolu bağlı oturmak
shake hands firmly v. sıkı el sıkışmak/ tokalaşmak
wash one's hands v. ellerini yıkamak
open your hands v. ellerini açmak
fall into one's hands v. birinin eline düşmek
fall into one's hands v. birinin kontrolüne geçmek
hands-down v. devretmek
hands-down v. miras bırakmak
hands off v. yalnız bırakmak
hands off v. karışmamak
wave hands to each other v. birbirlerine el sallamak
ride without hands v. elini koymadan sürmek
hands down adj. apaçık
all-hands adj. herkesin katıldığı
hands-on adj. dokunma içeren
hands-down adj. kesin
hands-on adj. aktif katılımlı
hands-on adj. bir görev veya eylemin gerçekleştirilmesinde aktif rol oynayan yönetici ile ilgili
hands-off adj. karışmayan
hands down adj. zorlanmadan elde edilen
hands-down adj. sorgusuz
hands-free adj. meşgul olmayan
hands-off adj. mesafeli
hands-on adj. uygulamalı
hands down adj. kolay
hands-on adj. deneyimli
hands-free adj. elleri serbest
hands-off adj. sokulgan olmayan
hands-down adj. tartışmasız
hands-off adj. yabancılaşan
hands-on adj. pratik
hands down adj. tartışmasız
hands-off adj. müdahale etmeyen
hands-on adj. el ile yapılan
hands-off adj. uzak