task - Turc Anglais Dictionnaire

task

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

task — Definition

Signification:
görev
Prononciation (IPA):
(AmE /tæsk/ – BrE /tɑːsk/)
Partie du discours:
İsim: task (tasks)
Synonymes:
duty, assignment
Antonymes:
leisure

Sens de "task" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 33 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
task n. görev
I had the task of finding a venue for the event.
Etkinlik için mekan bulma görevi bana düşmüştü.

More Sentences
task n. vazife
For next week, your first task is to identify your own tool.
Gelecek hafta için öncelikli vazifeniz kendi aracınızı belirlemek.

More Sentences
task n. ödev
General
task n. görev
I had the task of finding a venue for the event.
Etkinlik için mekan bulma görevi bana düşmüştü.

More Sentences
task n.
The quantification of data as far as the world of culture is concerned is not an easy task.
Kültür dünyası söz konusu olduğunda verilerin sayısallaştırılması kolay bir değildir.

More Sentences
task v. görevlendirmek
We were both tasked with setting up the tents.
İkimiz de çadırları kurmakla görevlendirildik.

More Sentences
Trade/Economic
task n.
The quantification of data as far as the world of culture is concerned is not an easy task.
Kültür dünyası söz konusu olduğunda verilerin sayısallaştırılması kolay bir değildir.

More Sentences
task n. vazife
For next week, your first task is to identify your own tool.
Gelecek hafta için öncelikli vazifeniz kendi aracınızı belirlemek.

More Sentences
Technical
task n. görev
I had the task of finding a venue for the event.
Etkinlik için mekan bulma görevi bana düşmüştü.

More Sentences
task n.
The quantification of data as far as the world of culture is concerned is not an easy task.
Kültür dünyası söz konusu olduğunda verilerin sayısallaştırılması kolay bir değildir.

More Sentences
task n. vazife
For next week, your first task is to identify your own tool.
Gelecek hafta için öncelikli vazifeniz kendi aracınızı belirlemek.

More Sentences
Linguistics
task n. görev
I had the task of finding a venue for the event.
Etkinlik için mekan bulma görevi bana düşmüştü.

More Sentences
General
task n. angarya
task n. hizmet
task n. külfet
task n. vergi (eskimiş)
task n. mükellefiyet
task n. yumuş
task v. çalıştırmak
task v. iş vermek
task v. yüklemek
task v. suçlamak
task v. yormak
task v. külfet vermek
task v. mükellef tutmak
task v. ithamda bulunmak
task v. kabahatli bulmak
task v. azarlamak
task v. paylamak
task v. görev vermek
task v. külfet yüklemek
task v. itham etmek
task v. vergi koymak

Sens de "task" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
task behaviour n. ödev davranışı
disagreeable task n. hoşa gitmeyen iş
task sharing n. görev paylaşımı
combined task force n. çekiç güç
task roles n. vazife rolleri
urgent task n. acil görev
task force n. tim
task force n. geçici bir süre için işbirliği yapanlardan oluşan grup
task behavior n. ödev davranışı
task force n. görev gücü
great task n. zorlu görev
combined task force n. birleşik görev gücü
task analysis n. iş analizi
great task n. büyük iş
easy task n. çocuk oyuncağı
easy task n. basit iş
easy task n. çok kolay
easy task n. kolay iş
task distribution n. görev taksimi
daily task n. günlük iş
uphill task n. ömür törpüsü
mid-task n. kipselleştirme
task migration n. görev göç ettirme
task list n. görev listesi
task force n. çalışma kolu
task planning n. görev planlaması
behavioural task analysis n. davranışla ilgili görev analizi
a seemingly impossible task n. imkansız gibi görünen bir görev
a difficult task n. zor görev
a hard task n. zor görev
laborious task n. zorluk görev
laborious task n. zahmetli görev
task satisfaction n. görev tatmini
easy task n. basit görev
easy task n. kolay görev
light task n. kolay görev
light task n. basit görev
light task n. basit iş
light task n. kolay iş
a simple task n. basit bir görev
task-based learning n. göreve dayalı öğrenim
task type n. görev türü
task chair n. ofis koltuğu
task component n. görev unsuru
task-organizing n. görev teşkili
crucial task n. kritik görev
critical task n. kritik görev
crucial task n. önemli görev
important task n. önemli görev
translation task n. çeviri görevi
task based mindset n. görev tabanlı zihniyet
go about a task v. bir işe başlamak
do one's share of a task v. görevini yerine getirmek
go about a task v. bir işi ele almak
take to task v. azarlamak
be entrusted with a task v. görevlendirilmek
be unequal to a task v. bir işi becerememek
take someone to task v. birisini eleştirmek
saddle someone with a task v. birine zor bir iş yüklemek
entrust a task v. görev vermek
assign a task v. görev vermek
give a task v. görev vermek
perform (a task) v. yerine getirmek
execute (a task) v. yerine getirmek
carry out (a task) v. yerine getirmek
take on a task v. görev üstlenmek
perform a task v. görev görmek
fulfil a task v. görev görmek
set one's hands to a task v. işe el atmak
carry on a task v. görev yürütmek
be entrusted with a task v. göreve getirilmek
perform a task v. görev yürütmek
take on a task v. görev yüklenmek
be set to a task v. göreve getirilmek
undertake a task v. görev yüklenmek
be taken to task v. zılgıtı yemek
be taken to task v. azar işitmek
perform a task v. bir görevi yerine getirmek
perform a task v. bir görevi gerçekleştirmek
get back on task v. göreve dönmek
stay on task v. görevde kalmak
equal to the task adj. işin ehli
task-specific adj. eyleme özgü
task-oriented adj. görev yönelimli
task orientated adj. görev yönelimli
task oriented adj. görev yönelimli
task-related adj. vazifesel
Phrasals
task with v. bir göreve atamak
task with v. görevlendirmek
task (one) with (something) v. (birine) bir görev vermek
task (one) with (something) v. (birini) bir göreve atamak
task (one) with (something) v. (birini bir şeyle) görevlendirmek
task with v. görev vermek
Phrases
the task at hand n. eldeki iş
Idioms
an uphill task n. zorlu görev
an uphill task n. zor görev
an uphill task n. çetin görev
an uphill task n. zorlu iş
an uphill task n. zorlu mücadele
sisyphean task n. nafile uğraş/çaba
sisyphean task n. boşuna uğraş
an uphill task n. zorluk
an uphill task n. çetin görev
an uphill task n. zorlu mücadele
an uphill task n. zor görev
an uphill task n. zor iş
an uphill task n. zorlu iş
take someone to task v. birine ağzının payını vermek
call/bring someone to task v. birini ciddi anlamda azarlamak/paylamak
take someone to task v. birini ciddi anlamda azarlamak/paylamak
take to task v. paylamak
be taken to task v. fırça yemek
take someone to task for something v. birini bir nedenle eleştirmek
get taken to task (by someone) v. doğru/uygun şekilde davranması için (biri tarafından) uyarılmak/ikaz edilmek
get taken to task (by someone) v. (biri tarafından) azarlanmak/ağzının payı verilmek
call someone to task on it v. göreve çağırmak
be taken to task (by someone) v. (biri tarafından) fırçalanmak
be taken to task (by someone) v. (biri tarafından) sorumlu tutulmak
be taken to task (by someone) v. (biri tarafından) azarlanmak
be taken to task (by someone) v. (birinden) laf/azar işitmek
be taken to task (by someone) v. (biri tarafından) ağzının payı verilmek
bring (one) to task v. (birini) haşlamak
bring (one) to task v. (birine) fırça atmak
bring (one) to task v. (birine) ders vermek
bring (one) to task v. (birini) fırçalamak
bring (one) to task v. (birine) nutuk çekmek
bring (one) to task v. (birini) azarlamak
bring (one) to task v. (birini) paylamak
call (one) to task v. (birini) fırçalamak
call (one) to task v. (birine) nutuk çekmek
call (one) to task v. (birine yaptığı bir hatayla ilgili) ders/öğüt vermek
call (one) to task v. (birine) fırça atmak
call (one) to task v. (birini) ciddi anlamda azarlamak/paylamak
come to the task with (something) v. bir işe/göreve (bir şeyle, vasıfla, yetenekle) gelmek
come to the task with (something) v. bir iş/görev için işe yarar bir beceri sunmak
come to the task with (something) v. işe/göreve (belirli bir yeteneğini, deneyimini, niteliğini) katmak
come to the task with (something) v. (bir şeyle) bir göreve/işe katkı sağlamak
come to the task with (something) v. bir işe/göreve (belirli bir yeteneğiyle, niteliğiyle) katkıda bulunmak
on task expr. konsantre
on task expr. işe/göreve kendini vermiş
on task expr. odaklanmış
Speaking
be up to the task v. göreve uygun olmak
Trade/Economic
task identity n. iş kimliği
task force n. iş gücü
task leader n. iş önderi
task environment n. faaliyet ortamı
task team n. iş grubu
task master n. angaryacı
task master n. amir
task master n. usta