narrow - Turc Anglais Dictionnaire

narrow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

narrow — Definition

Signification:
dar, sınırlamak
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈnæroʊ/ – BrE /ˈnærəʊ/)
Partie du discours:
Sıfat; Fiil: narrow (narrows – narrowed – narrowing)
Synonymes:
tight, restrict
Antonymes:
wide, broaden

Sens de "narrow" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 55 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
narrow adj. dar
Some people have quite a narrow vision of what marriage is.
Evliliğin ne olduğu konusunda kimilerinin vizyonu epey dar.

More Sentences
General
narrow v. daralmak
They will narrow only if there is action on the part of the Member States.
Ancak Üye Devletlerin harekete geçmesi halinde bu alan daralacaktır.

More Sentences
narrow v. daraltmak
Never leaving your comfort zone narrows your options in life.
Konfor alanınızı asla terk etmemek hayattaki seçeneklerinizi daraltır.

More Sentences
narrow v. sınırlandırmak
I've narrowed the list of possibilities down to three.
Seçenekler listesini üçle sınırlandırdım.

More Sentences
narrow v. kısılmak
Her dark blue eyes narrowed with suspicion.
Koyu mavi gözleri şüpheyle kısıldı.

More Sentences
narrow adj. az
I personally abstained, and the draft was rejected by a narrow majority.
Ben şahsen çekimser kaldım ve taslak az bir çoğunlukla reddedildi.

More Sentences
narrow adj. sınırlı
This paint comes in only a narrow range of colors.
Bu boyanın yalnızca sınırlı bir renk yelpazesi mevcut.

More Sentences
narrow adj. dar
Some people have quite a narrow vision of what marriage is.
Evliliğin ne olduğu konusunda kimilerinin vizyonu epey dar.

More Sentences
narrow adj. az farkla
She had a narrow escape yesterday.
Dün çok az farkla kurtuldu.

More Sentences
Technical
narrow v. daraltmak
Never leaving your comfort zone narrows your options in life.
Konfor alanınızı asla terk etmemek hayattaki seçeneklerinizi daraltır.

More Sentences
narrow adj. dar
Some people have quite a narrow vision of what marriage is.
Evliliğin ne olduğu konusunda kimilerinin vizyonu epey dar.

More Sentences
Linguistics
narrow adj. dar
Some people have quite a narrow vision of what marriage is.
Evliliğin ne olduğu konusunda kimilerinin vizyonu epey dar.

More Sentences
General
narrow n. dar geçit
narrow n. parasızlık
narrow v. ensizleşmek
narrow v. kısmak
narrow v. çekmek
narrow v. dar görüşlü yapmak
narrow v. sınırlanmak
narrow v. kısıtlamak
narrow v. kısıtlanmak
narrow v. bağnazlaştırmak
narrow adj. cüzi
narrow adj. dikkatli
narrow adj. darlık içinde olan
narrow adj. dar görüşlü
narrow adj. cimri
narrow adj. sıkı
narrow adj. kısıtlı
narrow adj. ensiz
narrow adj. ince
narrow adj. az sayıda
narrow adj. mahdut
narrow adj. yetersiz
narrow adj. ucu ucuna
narrow adj. kıtı kıtına
narrow adj. kıl payı
narrow adj. eli sıkı
narrow adj. tamahkar
narrow adj. gergin
narrow adj. besleyici
narrow adj. protein yönünden zengin (yem)
narrow adj. aşırı dikkatli
narrow adj. aşırı titiz
Trade/Economic
narrow adj. arz ve talebin kısıtlı olduğu
narrow adj. fiyat değişimlerinin çok az olduğu
Technical
narrow v. sınırlamak
narrow adj. ensiz
Textile
narrow adj. şerit, bant, dokuma veya örgü için uygun darlıkta
Mining
narrow n. madende dar dehliz
Breeding
narrow adj. proteince zengin (hayvan yemi)
Linguistics
narrow adj. (ünlü) kapalı
Geography
narrow n. dere, göl veya denizde iki su kütlesini birbirine bağlayan boğaz
narrow n. dar vadi
narrow n. dar geçit

Sens de "narrow" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
narrow-minded adj. dar görüşlü
General
narrow circumstances n. parasızlık
narrow gauge n. dar hat
narrow film n. amatör filmi
narrow circumstances n. fakirlik
narrow seas n. manş denizi ve irlanda denizi
narrow mindedness n. bağnazlık
narrow plane n. düztaban
narrow escape n. ucuz kurtulma
narrow pass n. dar boğaz
narrow circumstances n. darlık
narrow pass n. darboğaz
narrow film n. dar film
dark and narrow place n. in gibi
a narrow shave n. kıl payı kurtuluş
narrow escape n. darı darına kurtulma
narrow fortune n. ufak servet
narrow space n. dar mekan
narrow place n. dar mekan
narrow point of view n. dar bakış açısı
narrow scope n. dar kapsam
narrow-gauge line n. dar hat
narrow-set eyes n. birbirine yakın olan gözler
narrow-gauge railway n. dekovil
narrow circumstances n. zaruret
narrow circumstances n. yokluk
narrow sense n. dar anlam
narrow-mindedness n. darkafalılık
narrow wings n. dar kanatlar
narrow range n. dar aralık
narrow scrutiny n. sıkı soruşturma
strait and narrow n. doğru yol
strait and narrow n. hak yolu
strait and narrow n. erdemlilik
strait and narrow n. dürüstlük
strait and narrow n. ahlaklılık
strait and narrow n. iyi huylu olma
narrow down v. sınırlandırmak
make narrow v. darlaştırmak
become narrow v. daralmak
get narrow v. darlaşmak
have a narrow escape v. paçayı sıyırmak
narrow down v. daraltmak
have a narrow escape v. ucuz kurtulmak
narrow the gap v. açığı kapamak
narrow the limits v. sınırları daraltmak
depart from the straight and narrow v. yoldan çıkmak
depart from the straight and narrow v. yolunu şaşırmak
depart from the straight and narrow v. yolunu sapıtmak
keep to the straight and narrow v. doğru yoldan ayrılmamak
keep to the straight and narrow v. doğru yoldan sapmamak
ease a car into a narrow space v. arabayı dar/sıkışık bir yere yerleştirmek/park etmek
narrow the gap v. makası daraltmak
narrow minded adj. eski kafalı
very narrow adj. dapdaracık
narrow minded adj. bağnaz
quite narrow adj. daracık
narrow-minded adj. dar fikirli
narrow-minded adj. dar kafalı
narrow-minded adj. bağnaz
narrow-scoped adj. dar kapsamlı
narrow-bodied adj. dar gövdeli
narrow-minded adj. geri kafalı
very narrow adj. çok dar
narrow-mouthed adj. dar ağızlı (nesne)
narrow-shouldered adj. dar omuzlu
narrow-waisted adj. ince belli
by a narrow majority adv. az bir çoğunlukla
by a narrow margin adv. az bir farkla
narrow-mindedly adv. geri kafalı bir şekilde
narrow-mindedly adv. dar görüşlü olarak
Phrasals
narrow down v. daraltmak
narrow down v. sınırlandırmak
narrow down v. kısıtlamak
narrow down v. bir konuya ya da alana odaklanmak
narrow down v. net bir şekilde tanımlamak veya belirlemek
Colloquial
straight and narrow n. doğru yol
straight and narrow n. hak yolu
Idioms
the straight and narrow n. doğru yaşam ilkesi
the straight and narrow n. dürüst yaşam ilkesi
a narrow escape n. kılpayı kaçış
a narrow margin n. kılpayı
a narrow escape n. kılpayı kurtulma
a narrow squeak n. kılpayı
a narrow escape n. kıl payı kurtulma
narrow escape n. kıl payı kurtulma
narrow resources n. kısıtlı kaynaklar
narrow inspection n. sıkı soruşturma
narrow resources n. yetersiz kaynaklar
a narrow squeak n. kıl payı kurtulma
a narrow squeak n. kıl payı kaçış
a narrow escape n. kıl payı kaçış
a narrow squeak n. ucuz kurtulma
a narrow escape n. kıl payı kurtulma
a narrow squeak n. son anda kurtulma
a narrow escape n. ucuz kurtulma
a narrow escape n. son anda kurtulma
admiral of the narrow seas [obsolete] n. sarhoş olup birinin kucağına/üstüne kusan kimse
have a narrow escape v. ucuz atlatmak
make someone leave the straight and narrow v. baştan çıkarmak
have a narrow escape v. kıl payı kurtulmak
narrow one's eyes v. gözlerini kısmak
stay on the straight and narrow v. cennete giden yoldan şaşmamak
stay on the straight and narrow v. katı ahlaki prensiplere göre yaşamak
keep to the straight and narrow v. katı ahlaki prensiplere göre yaşamak
keep to the straight and narrow v. doğru yoldan şaşmamak
stay on the straight and narrow v. doğru yoldan şaşmamak
keep to the straight and narrow v. cennete giden yoldan şaşmamak
keep to straight and narrow v. hep/yalnızca doğru yolu seçmek
stay on the straight and narrow v. hep/yalnızca doğru yolu seçmek
keep on the straight and narrow v. cennete giden yoldan şaşmamak
keep on the straight and narrow v. hep doğru olanı yapmak
keep to straight and narrow v. katı ahlaki prensiplere göre yaşamak
stay on the straight and narrow v. katı ahlaki prensiplere göre yaşamak
stay on the straight and narrow v. doğru yoldan şaşmamak
keep to straight and narrow v. cennete giden yoldan şaşmamak
keep to straight and narrow v. hep doğru olanı yapmak
stay on the straight and narrow v. hep doğru olanı yapmak
stay on the straight and narrow v. doğru yoldan ayrılmamak/sapmamak
keep on the straight and narrow v. doğru yoldan şaşmamak
keep on the straight and narrow v. doğru yoldan ayrılmamak/sapmamak
keep to straight and narrow v. doğru yoldan şaşmamak
stay on the straight and narrow v. cennete giden yoldan şaşmamak
keep on the straight and narrow v. hep/yalnızca doğru yolu seçmek
keep on the straight and narrow v. katı ahlaki prensiplere göre yaşamak
keep to straight and narrow v. doğru yoldan ayrılmamak/sapmamak
keep on the straight and narrow v. doğru yoldan ayrılmamak
walk the straight and narrow v. doğru yoldan şaşmamak
keep on the straight and narrow v. doğru yolda kalmak
walk the straight and narrow v. doğru yolda yürümek
keep on the straight and narrow v. doğru yoldan sapmamak
keep on the straight and narrow v. cennete giden yoldan şaşmamak
keep on the straight and narrow v. katı ahlaki prensiplere göre yaşamak
walk the straight and narrow v. cennete giden yoldan şaşmamak
walk the straight and narrow v. doğru yolu takip etmek
walk the straight and narrow v. doğru yoldan sapmamak
walk the straight and narrow v. doğru yolda kalmak
keep on the straight and narrow v. doğru yoldan şaşmamak
keep on the straight and narrow v. doğru yolu takip etmek
walk the straight and narrow v. doğru yoldan ayrılmamak
walk the straight and narrow v. katı ahlaki prensiplere göre yaşamak
be on the straight and narrow v. doğru yolu takip etmek
be on the straight and narrow v. doğru yoldan şaşmamak
be on the straight and narrow v. doğru yolda olmak
be on the straight and narrow v. doğru yoldan sapmamak
be on the straight and narrow v. ahlaka ve hukuka uygun davranmak
be on the straight and narrow v. hukuk ve ahlaki değerler doğrultusunda yaşamak
stay to the straight and narrow v. doğru yoldan şaşmamak
stay to the straight and narrow v. cennete giden yoldan şaşmamak
stay to the straight and narrow v. katı ahlaki prensiplere göre yaşamak