disease - Turco Inglés Diccionario

disease

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

disease — Definition

Significado:
hastalık, rahatsızlık, illet
Pronunciación (IPA):
(AmE /dɪˈziːz/ – BrE /dɪˈziːz/)
Categoría gramatical:
İsim: disease (diseases)
Sinónimo:
illness, sickness
Antónimos:
health, wellness

Significados de "disease" en diccionario turco inglés : 16 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
disease n. hastalık
Lack of empathy is a disease of the online culture.
Empati eksikliği çevrimiçi kültürün bir hastalığı gibidir.

More Sentences
General
disease n. hastalık
Lack of empathy is a disease of the online culture.
Empati eksikliği çevrimiçi kültürün bir hastalığı gibidir.

More Sentences
disease n. rahatsızlık
This medicine will cure you of your skin disease.
Bu ilaç senin cilt rahatsızlığını tedavi edecek.

More Sentences
Medical
disease n. hastalık
Lack of empathy is a disease of the online culture.
Empati eksikliği çevrimiçi kültürün bir hastalığı gibidir.

More Sentences
General
disease n. maraz
disease n. sayrılık
disease n. dert
disease n. illet
disease n. rahatsızlık sebebi
disease n. zarar veren şey
Pathology
disease v. hasta etmek
disease v. hastalık bulaştırmak
disease v. alt üst etmek
disease v. sağlığını bozmak
Biology
disease n. genellikle mikroorganizmalardan kaynaklanan, ürünün niteliğini bozan değişim
Botanic
disease n. bitkide hastalığa sebep olan organizma

Significados de "disease" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
contagious disease n. bulaşıcı hastalık
General
mad calf disease n. deli dana hastalığı
varroa disease n. varroa hastalığı
nematode disease n. nematodoz
social disease n. sosyal epidemiler
fatal disease n. ağır hastalık
a fungus disease of barley n. ağbenek
social disease n. sosyal hastalık
social disease n. sosyal cinnetler
animal disease n. hayvan hastalığı
hansen's disease n. hansen hastalığı
period of a disease n. hastalık süresi
communicable disease n. bulaşıcı hastalık
caisson disease n. vurgun
skin disease n. deri hastalığı
infectious disease n. bulaşıcı hastalık
social disease n. sosyal hastalıklar
venereal disease n. zührevi hastalık
the kissing disease n. öpüşme hastalığı
inflammatory disease n. ateşli hastalık
the kissing disease n. intani mononükleoz
coronary disease n. damar hastalıkları
cardiac disease n. kalp hastalığı
serious disease n. ağır hastalık
communication of disease n. hastalık bulaştırma
leaf roll disease n. yaprak kıvrılma hastalığı
children's disease n. çocuk hastalığı
infancy disease n. çocukluk bunaması
mosaic disease n. mozaik
coronary heart disease n. koroner kalp hastalığı
disease healing n. hastalık iyileştirme
lung disease n. akciğer rahatsızlığı
struggling with disease n. hastalıkla mücadele
fight disease n. hastalıkla mücadele
foodborne disease n. besin kaynaklı hastalık
disease control n. hastalık kontrolü
disease warning n. hastalık ihbarı
reporting of disease n. hastalık ihbarı
reporting of disease n. hastalığın ihbarı
blood-borne disease n. kan yoluyla bulaşan hastalık
blood-borne disease n. kan yoluyla geçen hastalık
foot-and-mouth disease n. şap hastalığı
non-contagious disease n. bulaşıcı olmayan hastalık
social disease n. maraz-ı içtimaiye
non-communicable disease n. bulaşıcı olmayan hastalık
non-infectious disease n. bulaşıcı olmayan hastalık
heart disease n. kalp hastalığı
mental disease n. akıl hastalığı
brain disease n. beyin rahatsızlığı
deaths resulting from disease n. hastalıktan kaynaklanan ölümler
woman's disease n. kadın hastalığı
patient with parkinson's disease n. parkinson hastası
a tropical disease n. tropikal bir hastalık
a rare blood disease n. nadir görülen bir kan hastalığı
fighting against disease n. hastalıkla mücadele
incurable disease n. tedavisi olmayan hastalık
mission of freeing humankind from disease n. insanlığı hastalıktan kurtarma görevi
a disease carrier n. hastalık taşıyıcı
rampant disease n. (çok) hızlı şekilde ilerleyen hastalık
fatal disease n. ölümcül hastalık
symmetry disease n. simetri hastalığı
disease mongering n. hastalık çığırtkanlığı
disease mongering n. hastalık tüccarlığı
squirter disease n. (market muzlarında gelişen) fışkırtma hastalığı
transmit a disease v. hastalık geçirmek
succumb to disease v. hastalığa yenik düşmek
be incurable (disease) v. çaresiz olmak
contract a serious disease v. amansız bir hastalığın pençesine düşmek
be defeated by disease v. hastalığa yenilmek
carry the disease v. hastalık taşımak
be defeated by disease v. hastalığa yenik düşmek
treat the disease v. hastalığı tedavi etmek
pass on the disease v. hastalık bulaştırmak
spread the disease v. hastalık yaymak
overcome his disease v. hastalığı yenmek
open to disease v. hastalığa açık olmak
contract a serious disease v. ciddi bir hastalığa yakalanmak
transmit the disease v. hastalık bulaştırmak
prevent the disease v. hastalığı önlemek
be infected with a disease v. bir hastalığa yakalanmak
catch a disease v. bir hastalığa yakalanmak
contract a disease v. bir hastalığa yakalanmak
get a disease v. bir hastalığa yakalanmak
fall victim to an incurable disease v. tedavisi olmayan bir hastalığın pençesine düşmek
suffer from an incurable disease v. tedavisi olmayan bir hastalığın pençesine düşmek
fall victim to an incurable disease v. tedavi edilemeyen bir hastalığın pençesine düşmek
suffer from an incurable disease v. tedavi edilemeyen bir hastalığın pençesine düşmek
catch disease v. hastalığa yakalanmak
suffer from a disease v. bir hastalığın pençesinde kıvranmak
cause disease v. hastalığa neden olmak
cause disease v. hastalığa sebebiyet vermek
cause disease v. hastalığa sebep olmak
suffer from a disease v. hastalık yaşamak
have a disease v. hastalık yaşamak
suffer from a disease v. hastalık çekmek
recognize the symptoms of the disease v. hastalığın belirtlilerini teşhis etmek
develop a disease v. bir hastalığa yakalanmak
suffer from a disease v. hastalıktan müzdarip olmak
keep heart disease at bay v. kalp hastalığını uzak tutmak
get a disease v. hastalık kapmak
show disease symptoms v. hastalık belirtileri göstermek
pick up a disease v. bir hastalık kapmak
contract a disease v. hastalığa yakalanmak
carry a disease v. hastalık taşımak
disease [obsolete] v. rahatsız etmek
disease [obsolete] v. rahatından etmek
disease [obsolete] v. üzmek
disease [obsolete] v. sıkıntı vermek
disease carrying adj. hastalık taşıyan
disease-modifying adj. hastalığı modifiye eden
disease resistant adj. hastalığa dayanıklı
Phrases
the cure is worse than the disease expr. kaş yapayım derken göz çıkarmak
the treatment is worse than the disease expr. kaş yapayım derken göz çıkarmak
Colloquial
a disease carried by rats n. farelerin taşıdığı bir hastalık
heart disease n. kalp
yuppie disease n. kas güçsüzlüğü, kronik yorgunluk ve depresyon gibi semptomları olan viral bozukluk
Idioms
the disease to please n. hatırını hoş tutma/etme hastalığı
the disease to please n. (insanları) memnun etme hastalığı
foot-in-mouth disease n. patavatsızlık
the british disease n. ingilizlerin yeterince üretken/verimli olamamalarına yönelik bir ifade
the british disease n. ingilizlerin hastalığı/sıkıntısı/eksikliği
christmas disease n. hemofili b
christmas disease n. noel hastalığı
christmas disease n. christmas hastalığı
the british disease n. ingilizlerin genel sorunu/sıkıntısı
the british disease n. ingilizlerin sorunu
a cure worse than the disease n. hastalıktan beter tedavi
a cure worse than the disease n. hastalıktan daha ağır etkileri olan tedavi
a treatment worse than the disease n. hastalıktan daha ağır etkileri olan tedavi
a treatment worse than the disease n. kaş yapayım derken göz çıkartma
a treatment worse than the disease n. hastalıktan beter tedavi
disease to please n. (insanları) memnun etme hastalığı
disease to please n. hatırını hoş tutma/etme hastalığı
shake a disease off v. hastalığı atlatmak
shake a disease or illness off v. hastalığı atlatmak
get a disease from someone v. biriden bir hastalık kapmak
catch a disease from someone v. biriden bir hastalık kapmak
give oneself up to the disease v. hastalığa yenilmek
give oneself up to the disease v. hastalığa teslim olmak
down with a disease adj. yatağa düşmüş
down with a disease adj. yorgan döşek yatan
down with a disease adj. hastalanmış
down with a disease adj. (hastalık yüzünden) evde yatan
down with a disease adj. (bir hastalığa) yakalanmış
foot-in-mouth disease expr. patavatsızlık yapmaya meyilli
ned (no evidence of disease) expr. hastalık bulgusuna rastlanmadı
Speaking
what is the name of the disease? expr. hastalığın adı ne?
cure could be worse than the disease expr. tedavi hastalıktan daha kötü olabilir
Trade/Economic
occupational disease n. meslek hastalığı
industrial disease n. meslek hastalığı