demand - Turco Inglés Diccionario

demand

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

demand — Definition

Significado:
talep, istek, talep etmek, istemek
Pronunciación (IPA):
(AmE /dɪˈmænd/ – BrE /dɪˈmɑːnd/)
Categoría gramatical:
İsim: demand (demands); Fiil: demand (demands – demanded – demanding)
Sinónimo:
request, require
Antónimos:
supply, offer

Significados de "demand" en diccionario turco inglés : 67 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
demand n. talep
The demand for Lysol and other hand sanitizers skyrocketed in 2020.
Lysol ve benzeri el dezenfektanlarına yönelik talep 2020 yılında hızla artmıştır.

More Sentences
demand v. talep etmek
It would be wrong to demand that producers should take greater risks.
Üreticilerin daha fazla risk almasını talep etmek yanlış olur.

More Sentences
demand v. talepte bulunmak
They know what they want, they have new demands.
Ne istediklerini biliyorlar, yeni talepleri var.

More Sentences
demand n. rağbet
General
demand n. istek
You must not give way to those demands.
Bu isteklere boyun eğmemelisin.

More Sentences
demand n. talep
The demand for Lysol and other hand sanitizers skyrocketed in 2020.
Lysol ve benzeri el dezenfektanlarına yönelik talep 2020 yılında hızla artmıştır.

More Sentences
demand n. ihtiyaç
There is much demand for nurses in this hospital.
Bu hastanede hemşirelere çok ihtiyaç var.

More Sentences
demand v. emretmek
"I demand you to wash the dishes," his mom said.
Annesi, "Bulaşıkları yıkamanı emrediyorum," dedi.

More Sentences
demand v. gerektirmek
The cake recipes I use usually demand two cups of flour.
Uyguladığım kek tarifleri genellikle iki su bardağı un gerektiriyor.

More Sentences
demand v. talep etmek
It would be wrong to demand that producers should take greater risks.
Üreticilerin daha fazla risk almasını talep etmek yanlış olur.

More Sentences
demand v. istemek
The world he had created demanded more.
Yarattığı dünya daha fazlasını istiyordu.

More Sentences
Trade/Economic
demand n. talep
The demand for Lysol and other hand sanitizers skyrocketed in 2020.
Lysol ve benzeri el dezenfektanlarına yönelik talep 2020 yılında hızla artmıştır.

More Sentences
demand v. talep etmek
It would be wrong to demand that producers should take greater risks.
Üreticilerin daha fazla risk almasını talep etmek yanlış olur.

More Sentences
Law
demand n. ihtiyaç
There is much demand for nurses in this hospital.
Bu hastanede hemşirelere çok ihtiyaç var.

More Sentences
demand n. istek
You must not give way to those demands.
Bu isteklere boyun eğmemelisin.

More Sentences
demand n. talep
The demand for Lysol and other hand sanitizers skyrocketed in 2020.
Lysol ve benzeri el dezenfektanlarına yönelik talep 2020 yılında hızla artmıştır.

More Sentences
demand v. hak talep etmek
People began to organise and demand their constitutional land rights.
İnsanlar örgütlenmeye ve anayasal toprak haklarını talep etmeye başladılar.

More Sentences
demand v. istemek
The world he had created demanded more.
Yarattığı dünya daha fazlasını istiyordu.

More Sentences
demand v. talep etmek
It would be wrong to demand that producers should take greater risks.
Üreticilerin daha fazla risk almasını talep etmek yanlış olur.

More Sentences
demand v. talepte bulunmak
They know what they want, they have new demands.
Ne istediklerini biliyorlar, yeni talepleri var.

More Sentences
Technical
demand n. ihtiyaç
There is much demand for nurses in this hospital.
Bu hastanede hemşirelere çok ihtiyaç var.

More Sentences
demand n. istek
You must not give way to those demands.
Bu isteklere boyun eğmemelisin.

More Sentences
demand n. talep
The demand for Lysol and other hand sanitizers skyrocketed in 2020.
Lysol ve benzeri el dezenfektanlarına yönelik talep 2020 yılında hızla artmıştır.

More Sentences
demand v. istemek
The world he had created demanded more.
Yarattığı dünya daha fazlasını istiyordu.

More Sentences
General
demand n. gereksinim
demand n. isteme
demand n. revaç
demand n. bir emir gibi yapılan istek
demand n. alacak
demand n. sürüm
demand n. rağbet
demand n. gerek
demand n. hak iddiası
demand n. lüzum
demand n. dilek
demand n. araştırma
demand n. soru
demand n. sorma
demand v. rağbet etmek
demand v. sormak
demand v. zorlamak
demand v. ısrar etmek
demand v. bir yere beklemek
demand v. (birinin) ısrarla gelmesini istemek
demand v. (birini) resmi olarak görmek istemek
Trade/Economic
demand n. alıcıların belli bir dönem içerisinde farklı fiyat düzeylerinden satın almak istedikleri miktar
demand n. rağbet
demand n. hizmet talebi
demand n. satın alım gücü
demand n. (hizmete veya emtiaya) harcanan miktar
demand n. satın alınan hizmet miktarı
demand n. satın alınan emtia miktarı
Law
demand n. dava
demand n. hak iddia etme
demand v. celbetmek
demand v. mahkemeye celbetmek
demand v. mahkemeye çağırmak
Politics
demand v. hak iddia etmek
Technical
demand n. istenen veya talep edilen şey
demand n. istem
Electric
demand n. (bireysel tüketici veya elektrik santrali) elektrik yükü
demand n. elektrik harcaması
Railway
demand n. mutalebe
Archaic
demand n. soru
demand n. sorgu
demand n. sual
demand n. şüphe

Significados de "demand" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
supply and demand n. arz talep
General
reciprocal demand n. karşılıklı talep
demand loan n. ödünç para isteği
demand management n. talep idaresi
production on demand n. ihtiyaç için üretim
demand note n. para isteği
demand level n. talep düzeyi
demand for labour n. emek talebi
demand for identification n. tanıma isteği
peak demand n. maksimum talep
home demand n. iç talep
demand pull inflation n. talep enflasyonu
demand reading n. istemle okuma
increased demand n. artan talep
labour demand n. emek talebi
excess demand n. fazla talep
demand for right n. hak talebi
demand for explanation n. açıklama isteği
demand development n. talep gelişimi
law of supply and demand n. arz talep kanunu
carbon demand n. karbon talebi
excess demand n. aşırı talep
demand deposit n. depozito isteği
demand coverage n. talep kapsamı
demand staging n. istemle taşıma
demand writing n. istemle yazma
demand for market n. pazar isteği
labor demand n. iş talebi
video on demand n. ısmarlama video
demand burst n. talep patlaması
growing demand n. artan talep
increasing demand n. artan talep
heavy demand n. yoğun talep
huge demand n. yoğun talep
meeting the demand n. talebin karşılanması
demand boom n. talep patlaması
demand peak n. en yüksek talep
demand service n. beklemesiz hizmet
demand of water n. su talebi
demand of water n. su gereksinimi
financial demand n. maddi talep
demand amount n. talep miktarı
law of supply and demand n. sunum-istem yasası
written request or demand n. talepname
supply and demand n. arz ve talep
supply and demand n. sunu ve istem
housing demand n. konut talebi
fulfilment of demand n. talebin karşılanması
fulfilling the demand n. talebin karşılanması
demand for explanation n. açıklama talebi
peak demand n. puant talep
maximum demand n. azami talep
peak demand n. azami talep
legal demand n. yasal talep
demand for energy n. enerji talebi
energy demand n. enerji talebi
feature on demand n. istenilen özellik
settlement demand n. uzlaşma talebi
details of demand n. talebin detayları
demand for change n. değişim talebi
demand for change n. değişiklik talebi
ransom demand n. fidye isteme
ransom demand n. fidye talebi
demand force n. talep gücü
demand power n. talep gücü
be in demand v. revaçta olmak
meet the demand v. talebe yanıt vermek
be no longer in demand v. rağbetten düşmek
meet a demand v. bir talebi karşılamak
demand a ransom from somebody v. fidye istemek
meet the demand v. talebi karşılamak
demand for money v. para istemek
demand justice v. hakkını aramak
be in great demand v. revaçta olmak
demand one's fair share v. hakkını aramak
respond to demand v. talebe yanıt vermek
be in demand v. rağbet görmek
demand a ransom v. fidye istemek
be in great demand v. kapanın elinde kalmak
be in demand v. revaç bulmak
demand the acquittal v. beraatini istemek
be in demand v. itibar görmek
be in demand v. istenmek
demand correction of something v. düzeltme istemek
demand one's resignation v. istifasını istemek
increase the demand v. talebi arttırmak
exceed the demand v. talebi aşmak
generate demand v. talep oluşturmak
create demand v. talep oluşturmak
create demand v. talep yaratmak
generate demand v. talep yaratmak
boost the demand v. talebi arttırmak
satisfy the demand v. talebi karşılamak
boost the demand v. talebi yükseltmek
increase the demand v. talebi yükseltmek
outstrip the demand v. talebi aşmak
stimulate the demand v. talebi yükseltmek
stimulate the demand v. talebi artırmak
demand (a certain period of) time v. zaman istemek
demand one's custody v. velayetini istemek
demand one's resignation v. istifaya çağırmak
cover the demand v. talep karşılamak
meet the demand v. talep karşılamak
demand money v. para talep etmek
demand money from someone v. birinden para talep etmek
demand money from someone v. birisinden para talep etmek
demand bride price v. başlık parası istemek
demand guarantee v. garanti talep etmek
fulfill/meet the demand v. talebi yerine getirmek
demand a lawyer v. avukat talep etmek
go into higher demand v. talep tavan yapmak
demand revenge v. intikam talep etmek
demand [obsolete] v. (birinden) resmi bilgi talebinde bulunmak
in demand adj. revaçta
in great demand adj. çok revaçta
in demand adj. rağbette
payable on demand adj. ibrazında ödenecek
in demand adj. revaçlı
demand diminishing adj. talep azaltıcı
in great demand adj. büyük rağbet gören
in great demand adj. tutulan
in great demand adj. sürümlü
in great demand adj. çok aranan
in demand adj. rağbet edilen
in demand adj. gözde
in demand adj. rağbet gören
in demand adj. aranılan
in demand adj. çok aranan
on demand adv. mal istenildiğinde
on demand adv. istenildiğinde
by popular demand adv. genel istek üzerine
on first demand adv. ilk talebinde
on demand adv. görüldüğünde
on-demand adv. talep üzerine
in line with demand adv. talep doğrultusunda
in accordance with demand adv. talep doğrultusunda
upon the demand adv. talep üzerine
in high demand adv. revaçta
by popular demand adv. yoğun istek üzerine
Phrasals
demand something of someone v. birinden bir şey talep etmek
demand something from someone or something v. birinden bir şey talep etmek
demand (something) from (one) v. (birinden bir şey) talep etmek
demand (something) of (someone or something) v. (birinden/bir şeyden bir şey) talep etmek
demand (something) from (one) v. (birinden bir şey) istemek
demand (something) from (one) v. (birinden bir şey) yapmasını/sağlamasını beklemek
demand (something) of (someone or something) v. (birinden/bir şeyden bir şey) yapmasını/sağlamasını beklemek
demand (something) of (someone or something) v. (birinden/bir şeyden bir şey) istemek
demand from v. -den (bir şey) yapmasını/sağlamasını beklemek
demand from v. -den talep etmek
demand from v. -den istemek