men - Turco Inglés Diccionario

men

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "men" en diccionario turco inglés : 7 resultado(s)

Inglés Turco
General
men n. erkekler
Secondly, however, men and women are not on an equal footing where embryonic stem cells are concerned.
Ancak ikinci olarak, embriyonik kök hücreler söz konusu olduğunda kadın ve erkekler eşit konumda değildir.

More Sentences
men n. adamlar
On 28 August masked men kidnapped and severely beat his public defender, Surat Ikramov.
28 Ağustos'ta maskeli adamlar kamu avukatı Surat İkramov'u kaçırdı ve ağır şekilde dövdü.

More Sentences
men n. işçiler
men n. hindistan'a özgü çeşitli ağırlık birimlerine verilen ad
men n. hindistan'a özgü olup 82.28 pound'a eşdeğer bir ağırlık birimi
Medical
men n. men
Religious
men n. eski dönemlerde batı anadolu'nun iç kesimlerinde tapınılan ay tanrısı

Significados de "men" en diccionario inglés turco : 7 resultado(s)

Turco Inglés
General
men fugacy n.
Trade/Economic
men injunction n.
Law
men disqualification n.
men suppression n.
men prohibition n.
men restraint n.
Medical
men men n.

Significados de "men" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
men of weight n. kodamanlar
young men n. genç erkekler
men's shawl n. erkek atkısı
middle class men n. orta sınıf erkekleri
gay men in literature n. edebiyatta eşcinsel erkekler
aged men n. yaşlı erkekler
jewish men n. yahudi erkekler
domination of men n. erkek hakimiyeti
men of weight n. nüfuzlu adamlar
men and women n. insanlar
etiquette for men n. erkekler için görgü kuralları
middle aged men n. orta yaşlı erkekler
older men n. yaşlı erkekler
gay men n. eşcinsel erkekler
men's clothing n. erkek giyimi
equality of women and men n. kadın erkek eşitliği
men-of-war n. savaş gemisi
men in suits n. takım elbiseli adamlar
young men's christian association (ymca) n. genç hristiyan erkekler birliği
men's section n. bay reyonu
men's section n. erkek reyonu
twelve angry men n. on iki kızgın adam
the portion of a house reserved for men n. selamlık
men's bathroom n. erkekler tuvaleti
men's room n. erkekler tuvaleti
men in black n. siyah giyen adamlar
young men's christian association (ymca) n. genç hristiyan erkekler birliği
men's club n. erkekler kulübü
men wearing earrings n. küpe takan erkekler
international men's day n. dünya erkekler günü
men's health n. erkek sağlığı
men's watch models n. erkek saat modelleri
a truck-load of men n. bir kamyon adam
a truck-load of men n. bir kamyon dolusu adam
men's wallet n. erkek cüzdanı
men-children n. çocuksu özellikler taşıyan adam
men-children n. erkek çocuk
men-children n. oğul
men-children n. çocuk gibi adam
men's n. erkeklere ayrılmış umumi tuvalet
men's wear n. erkek giyim mağazası
men's n. erkekler tuvaleti
men's wear n. erkek giyim
men's wear n. erkek giyimine uygun olup kadın giyimde de kullanılabilen kumaş
men's furnishings n. erkek mağazasında satılan manifatura
men-pleaser n. temel dürtüsü tanrı'yı değil, insanları ve dünyayı memnun etmek olan kimse
(for men and women) sit separately v. haremlik selamlık olmak
wait for dead men's shoes v. mirasa konmayı beklemek
save the lives of two men v. iki adamın hayatını kurtarmak
like mature men v. olgun erkeklerden hoşlanmak
in the face of all men adv. çevreye karşı
in a world surrounded by men adv. erkeklerle çevrili bir dünyada
Phrases
with both men and women present expr. kadınlı erkekli
known all men by these presents that expr. işbu belgeyle herkes bilmelidir ki
mixed company of men and women expr. kadınlı erkekli
real men don't eat quiche expr. erkek gibi davran
real men don't eat quiche expr. erkek ol biraz
real men don't eat quiche expr. erkek adam kiş yemez
evil triumphs when good men do nothing expr. iyiler bir şey yapmadıkça kötülük kazanır
evil triumphs when good men do nothing expr. iyiler bir şey yapmadıkça kötüler meydanı boş bulur
evil triumphs when good men do nothing expr. kötülüğe meydan verme
not all men expr. tüm erkekler değil
not all men expr. tüm erkekler (öyle) değil
not all men expr. 2014'te sosyal medyada popüler hale gelen, kadınlara kötü davranmayan erkeklerin de olduğuna dikkat çekmek için kullanılan hashtag
a committee is a group of men who keep minutes and waste hours expr. komite, dakikaları sayıp saatleri harcayan bir grup adam demektir
all men are created equal expr. herkes eşit yaratılmıştır
all men are created equal expr. herkes eşit haklara sahiptir
all men are created equal expr. herkes eşit yaratılmıştır
all men are created equal expr. herkes eşit haklara sahiptir
Proverb
quot homines tot sententiae (how many men, so many opinions) expr. ne kadar insan varsa o kadar fikir/doğru vardır
men are not all alike beş parmak bir olmaz
dead men tell no tales ölüler konuşmaz
men make houses women make homes yuvayı dişi kuş yapar
men make houses women make homes erkek evi yapar kadın yuvayı kurar
men make houses women make homes evi yuva yapan kadındır
it's ill waiting for dead men's shoes birinin malında gözü olmak
it's ill waiting for dead men's shoes ölmeden mezara koymak
it's ill waiting for dead men's shoes mirasa konmak için ölmesini beklemek
it's ill waiting for dead men's shoes ölmeden mezara sokmak
dead men tell no tales ölüler sır vermez
best-laid plans of mice and men oft go astray en iyi hesaplanmış planlar bile ters gidebilir
best-laid schemes o' mice an' men gang aft a-gley en iyi hesaplanmış planlar bile ters gidebilir
best-laid plans of mice and men often go astray en iyi hesaplanmış planlar bile ters gidebilir
young men may die but old men must die gençler ölebilir ancak yaşlılar ölümden kaçamazlar
heaven protects children and drunken men tanrı çocukları ve sarhoşları korur
busiest men have the most leisure çalışkan bir insanın her şeye vakti vardır
busiest men find the most time çalışkan bir insanın her şeye vakti vardır
men make houses, women make homes yuvayı dişi kuş yapar
there is a tide in the affairs of men fırsatın varken yap
history prefers legends to men tarih, efsaneleri insanoğluna tercih eder
dying men speak true ölecek olan insan yalan söylemez
men are blind in their own cause insanlar kendi davalarına körü körüne inanırlar
men are blind in their own cause körü körüne inanç aklı da kör eder
men are blind in their own cause insanlar kendi inandıklarına kördür
fools build houses and wise men live in them usta, yaptığı evde oturacak kadar zengin değildir
the best of men are but men at best en iyi insan da sonuçta insandır
the best of men are but men at best en iyi insan dahi hata yapabilir
heaven protects children, sailors, and drunken men tanrı çocukları, denizcileri ve sarhoşları kollar/gözetir
a committee is a group of men who keep minutes and waste hours komisyonların bir karara varması çok uzun sürer
a committee is a group of men who keep minutes and waste hours komisyonların bir işi başarması çok uzun zaman alır
men are blind in their own cause kimse ayranım/yoğurdum ekşi demez
men are blind in their own cause inandığın şeyin kusurlarını görmezsin
men are blind in their own cause yoğurdum/ayranım ekşidir diyen olmaz
men are blind in their own cause kimse inandığı şeye toz kondurmaz
a whistling woman and a crowing hen are neither fit for god nor men kadın yerini bilmeli anlamında atasözü
a whistling woman and a crowing hen are neither fit for god nor men kadına yakışık olmaz anlamında atasözü
a whistling woman and a crowing hen are neither fit for god nor men kadının yeri evidir anlamında atasözü
a whistling woman and a crowing hen are neither fit for god nor men kadınlar erkek fatmalık yapmamalıdır
a whistling woman and a crowing hen are neither fit for god nor men kadınların erkek gibi davranması uygun değildir
a whistling woman and a crowing hen are neither fit for god nor men kadınlar maskülen davranışlar sergilememelidir
the best of men are but men at best en iyi insan bile sonuçta insandır
the best of men are but men at best en iyi insan bile hata yapabilir
fools build houses and wise men live in them ustanın, inşa ettiği evde oturmaya gücü yetmez
fools build houses and wise men live in them usta, inşa ettiği evde oturamazmış
the best-laid schemes of mice and men en iyi hesaplanmış planlar bile ters gidebilir
the best-laid plans of mice and men en iyi hesaplanmış planlar bile ters gidebilir
the best-laid schemes of mice and men en dikkatlice yapılmış planlar/tasarımlar/projeler bile her zaman başarılı olmaz
the best-laid plans of mice and men en dikkatlice yapılmış planlar/tasarımlar/projeler bile her zaman başarılı olmaz
the best-laid plans of mice and men en iyi hesaplanmış planlar bile ters gidebilir
the best-laid schemes of mice and men en iyi hesaplanmış planlar bile ters gidebilir
Colloquial
men's room n. umumi tuvalet
some men n. bazı adamlar
some men n. bazı erkekler
man among men n. adam gibi adam
men (and women) in blue n. polis gücü
men in blue n. polis
men (and women) in blue n. polis memurları
men in blue n. polis memuru
men (and women) in blue n. polis
brave men run expr. yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır
men kill animals and eat their flesh expr. insanlar hayvanları öldürüp etlerini yiyor
desperate men do desperate deeds expr. çaresiz insanlar çaresizce şeyler yaparlar
men twice my size expr. iki katım olan adamlar
arrest these men expr. bu adamları tutuklayın
men don't cry expr. erkekler ağlamaz
man among men expr. erkek değil mi hepsi aynı
Idioms
twelve good men and true n. on iki güvenilir adam
the men in white coats n. deli doktorları
the men in grey suits n. siyaset ve ticarette çok büyük gücü ve etkisi olan ancak halkın tanımadığı perde arkasındakiler
a committee is a group of men who keep minutes and waste hours n. heyetler, boşa zaman harcamaktan başka bir işe yaramaz
a man among men n. özel bir adam
a man among men n. adam gibi adam
a man among men n. seçkin bir adam
a man among men n. üstün bir adam
a man among men n. önemli/önde gelen bir adam
a man among men n. takdire değer bir adam
a man among men n. takdire değer bir adam
a man among men n. özel bir adam
a man among men n. adam gibi adam
a man among men n. üstün bir adam

Significados de "men" con otros términos en diccionario inglés turco: 100 resultado(s)

Turco Inglés
General
faaliyetten men cease and desist order n.
barodan men disqualification n.
kaçakçılığın men ve takibine ilişkin kanun law on the prevention and prosecution of smuggling n.
kaçakçılığın men ve takibine ilişkin kanun law on the prevention and prosecution of smuggling n.
seferden men arrest of ships n.
barodan men disbarment n.
işçi sendikasının işçiler adına resmen pazarlık etmekten men edilmesi union decertification n.
men kararı restraining order n.
feministlerin men kelimesini kullanmadan ifade ettikleri kadınlar anlamına gelen kelime womyn n.
men etme banning n.
x-men çizgi romanından bir kurgusal karakter wolverine n.
hukuken men etme dishabilitation n.
men etmek preclude v.
(bir şeyi birisine) men etmek/yasaklamak deny something to someone v.
birini öğretmenlikten men etmek ban someone from teaching v.
(birini) belirli bir faaliyetten men etmeden gözetim altında tutmak graylist v.
(sürücüyü) trafikten men etmek ground v.
(jokeyi) yarıştan men etmek ground v.
men etmek dishable v.
men etmek conclude [obsolete] v.
men etmek discharge [scotland] v.
men etmek ban v.
(huk.) men etmek/tedbir koymak enjoin v.
men etmek debar v.
mirastan men etmek disinherit v.
men edilmiş barred adj.
men eden preventive adj.
men edilmemiş unforbidden adj.
makamından resmen men edilmiş ineligible adj.
(resmi kararla) men edilmiş frozen adj.
(beyzbol) men cezası alarak out adv.
-men ate suf.
işten men lockout N.
Phrasals
mirasında men etmek cut off v.
(birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) men etmek seal (someone or something) off from (someone or something) v.
yarışmadan men etmek winnow out v.
-den men etmek disqualify for v.
-den men etmek seal off from v.
(jokeyi) yarıştan men etmek set down v.
Proverb
men dakka dukka the biter gets bit
Idioms
uygun görmediğin bir davranıştan birini men etmek slap the taste out of your mouth v.
uygun görmediğin bir davranıştan birini men etmek slap the taste out of your mouth v.
faaliyetten men olmak cease and desist v.
barodan men edilmek strike (one) off the roll (of solicitors/attorneys) v.
barodan men edilmek strike (one) from the roll (of solicitors/attorneys) v.
barodan men edilmek strike someone off the rolls v.
görevi kötüye kullandığı için avukatlık mesleğini/hukuki görevini yapmaktan men edilmek strike someone off the rolls v.
barodan men edilmek strike someone off the roll v.
görevi kötüye kullandığı için avukatlık mesleğini/hukuki görevini yapmaktan men edilmek strike someone off the roll v.
Trade/Economic
men etme preclusion n.
emir, müzekkere, mahkeme kararı, men kararı, belirleme veya hakem kararı order, writ, judgment, injunction, decree, determination or award n.
men edici restraining adj.
men edici retentive adj.
Law
kaçakçılığın men ve takibine dair kanunlar laws on prohibition and prosecution of smuggling n.
ihaleden men preclusion from participating in tenders n.
men'i muhakeme bar n.
men etme constraint n.
emredici men’i müdahale emri mandatory injunction n.
men etme forbiding n.
men olunma disallowance n.
men emri restraining order n.
tecavüzün men’i davası actio negatoria n.
men’i müdahale davası action of trespass n.
men’i müdahale davası actio negatoria n.
kaçakçılığın men ve takibi prevention and monitoring of smuggling n.
işkenceden men etme prohibition of torture n.
tecavüzün men'i davası action for prevention of infringement n.
men etmek prohibit v.
men etmek outlaw v.
men etmek interdict v.
men etmek bar v.
men etmek estop v.
men etmek disqualify v.
men etmek proscribe v.
men etmek forbid v.
mahkeme emriyle men etmek enjoin v.
men etmek enjoin v.
(birini) belirli bir faaliyetten men etmeden gözetim altında tutmak greylist v.
men etmek dishabilitate [scotland] v.
kamuya açık sınavdan men etmek seal v.
men edilmiş barred adj.
men edilmiş forbidden adj.
Politics
men etme prohibition n.
kamu hizmetlerinden men edilme disablement from holding public office n.
men etme nay n.
men etmek restrain v.
(milletvekilini) ahlaka aykırı davranıştan ötürü avam kamarası'ndan men etmek name [brit] v.
Traffic
trafikten men disqualification from driving n.
trafikten men edilmek be disqualified from driving v.
trafikten men etmek disqualify someone from driving v.
Social Sciences
women' kelimesinin 'men' kelimesini kullanmamak için feministlerce kullanılan farklı bir yazım şekli wimmin n.
Military
ihtilattan men disciplinary segregation n.
Sport
(atı, jokeyi, oyuncuyu) yarıştan men etmek rule off v.
Abbreviation
geçici men kararı tro (temporary restraining order) n.
Latin
fuzuli işgali men davası actio prohibitoria n.
zatı itibarıyla kötü olmayıp sırf kanun ile men olunduğu için suç sayılan fiil malum prohibitum n.
kanunen men etmek cavere v.
Archaic
men etmek disallow v.
men edilmemiş unforbid adj.
Slang
men etmek nix v.