forbidden - Turco Inglés Diccionario

forbidden

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

forbidden — Definition

Significado:
yasaklı
Pronunciación (IPA):
(AmE /fərˈbɪdən/ – BrE /fəˈbɪdən/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
prohibited
Antónimos:
allowed

Significados de "forbidden" en diccionario turco inglés : 10 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
forbidden adj. yasak
The passage of motor vehicles is forbidden.
Motorlu taşıtların geçişi yasaktır.

More Sentences
General
forbidden adj. yasak
The passage of motor vehicles is forbidden.
Motorlu taşıtların geçişi yasaktır.

More Sentences
forbidden adj. yasaklanmış
The base is forbidden to civilians.
Üs sivillere yasaklanmıştır.

More Sentences
Law
forbidden adj. yasak
The passage of motor vehicles is forbidden.
Motorlu taşıtların geçişi yasaktır.

More Sentences
forbidden adj. yasaklanmış
The base is forbidden to civilians.
Üs sivillere yasaklanmıştır.

More Sentences
General
forbidden adj. tabu olan
forbidden adj. yasaklı
Law
forbidden adj. memnu
forbidden adj. men edilmiş
Chemistry
forbidden adj. izinsiz

Significados de "forbidden" con otros términos en diccionario inglés turco: 59 resultado(s)

Inglés Turco
General
forbidden relation n. yasak ilişki
forbidden apple n. yasak elma
forbidden fruit n. yasak meyve
forbidden zone n. yasak bölge
forbidden zone n. yasaklanmış bölge
forbidden ground n. yasak bölge
forbidden love n. yasak aşk
forbidden love n. aşk-ı memnu
forbidden by law n. kanunen yasak
forbidden city n. yasak şehir
be forbidden v. yasak olmak
do something forbidden v. kaçamak yapmak
forbidden by religion adj. haram
strictly forbidden adj. kesinlikle yasaktır
forbidden by law adj. kanunen yasaklanmış
Phrases
within the relationships forbidden for marriage expr. mahrem
turn is forbidden expr. dönüş yasaktır
smoking is forbidden here expr. burada sigara içmek yasak
Proverb
forbidden fruit is the sweetest insanlar yasakları delmeye meyillidir
forbidden fruit is the sweetest yasak olan şeyler insanları çeker
forbidden fruit is the sweetest yasaklanan şey daha cazip hale gelir
forbidden fruit is the sweetest yasak olan şey daha ilgi çekicidir
forbidden fruit is the sweetest yasak olan daha caziptir
Colloquial
use of cameras is forbidden while the meeting is in session expr. toplantı sırasında kameraların kullanılması yasaktır
Idioms
forbidden fruit n. yasak meyve
Speaking
it is forbidden to litter expr. yerlere çöp atmayın
it is forbidden to litter expr. yerlere çöp atmak yasaktır
it is forbidden to litter expr. yere çöp atmayın
it is forbidden to litter expr. yere çöp atmak yasaktır
it is forbidden to sell or serve alcoholic beverages to persons under 18; those acting otherwise shall be subject to legal actions expr. 18 yaşını doldurmayanlara alkollü içkilerin satışı veya sunumu yapılamaz; yapanlar hakkında yasal işlem uygulanır
Law
forbidden zone n. yasak bölge
forbidden waters n. iç sular
forbidden arms n. yasaklanmış silahlar
Politics
forbidden zone n. yasaklı bölge
Tourism
swimming forbidden n. yüzmek yasaktır
Technical
forbidden character n. yasak karakter
forbidden-character code n. yasak karakter kodu
forbidden-combination check n. yasak katışım çeki
forbidden energy level n. yasak erke düzeyi
forbidden energy level n. yasak enerji düzeyi
forbidden surface n. yasak yüzey
Computer
forbidden operation n. yasak işlem
forbidden transition n. yasak geçiş
forbidden band n. yasak bant
forbidden character n. yasak karakter
forbidden-combination check n. yasak katısını çeki
Electric
forbidden character code n. yasak karakter kodu
Traffic
parking is forbidden expr. park yapılmaz
parking is forbidden expr. park yasaktır
Aeronautic
security forbidden zone n. güvenlik yasak bölgesi
Physics
forbidden band n. yasak bant
forbidden transition n. yasak geçiş
forbidden band n. yasak kuşak
Military
forbidden district n. yasak bölge
forbidden zone n. yasak bölge
forbidden area n. yasak bölge
military forbidden zone n. askeri yasak bölge
Ottoman Turkish
a forbidden area surrounded with fences n. hazire
Star Wars
forbidden falls n. yasaklanmış şelaleler