yasak - Turco Inglés Diccionario

yasak

Significados de "yasak" en diccionario inglés turco : 45 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yasak ban n.
The ban on smoking in public areas is protested by the protesters.
Kamuya açık alanlarda sigara içme yasağı protestocular tarafından protesto edildi.

More Sentences
yasak prohibition n.
The minister of transport has announced a prohibition on smoking on buses.
Ulaştırma Bakanı otobüslerde sigara içilmesine yasak getirildiğini açıkladı.

More Sentences
yasak forbidden adj.
The passage of motor vehicles is forbidden.
Motorlu taşıtların geçişi yasaktır.

More Sentences
General
yasak prohibition n.
The minister of transport has announced a prohibition on smoking on buses.
Ulaştırma Bakanı otobüslerde sigara içilmesine yasak getirildiğini açıkladı.

More Sentences
yasak ban n.
The ban on smoking in public areas is protested by the protesters.
Kamuya açık alanlarda sigara içme yasağı protestocular tarafından protesto edildi.

More Sentences
yasak restricted adj.
He was caught trying to enter a restricted area.
Yasak bölgeye girmeye çalışırken yakalandı.

More Sentences
yasak no adj.
No pets allowed.
Evcil hayvan yasak.

More Sentences
yasak prohibited adj.
The arrangements made as part of the Treaty of Stockholm are included in the list of prohibited products.
Stockholm Antlaşması kapsamında yapılan düzenlemeler yasaklı ürünler listesinde yer almaktadır.

More Sentences
yasak illegal adj.
In Milan, it is illegal to frown except during funerals or hospital visits.
Milano'da cenaze törenleri veya hastane ziyaretleri dışında kaşları çatmak yasaktır.

More Sentences
yasak illicit adj.
Sami and Layla continued their illicit love relationship.
Sami ve Leyla yasak aşk ilişkilerine devam ettiler.

More Sentences
yasak forbidden adj.
The passage of motor vehicles is forbidden.
Motorlu taşıtların geçişi yasaktır.

More Sentences
yasak banned adj.
Commercial fishing in the lake is banned.
Gölde ticari balıkçılık yasaktır.

More Sentences
Trade/Economic
yasak ban n.
The ban on smoking in public areas is protested by the protesters.
Kamuya açık alanlarda sigara içme yasağı protestocular tarafından protesto edildi.

More Sentences
Law
yasak ban n.
The ban on smoking in public areas is protested by the protesters.
Kamuya açık alanlarda sigara içme yasağı protestocular tarafından protesto edildi.

More Sentences
yasak prohibition n.
The minister of transport has announced a prohibition on smoking on buses.
Ulaştırma Bakanı otobüslerde sigara içilmesine yasak getirildiğini açıkladı.

More Sentences
yasak forbidden adj.
The passage of motor vehicles is forbidden.
Motorlu taşıtların geçişi yasaktır.

More Sentences
Computer
yasak illegal adj.
In Milan, it is illegal to frown except during funerals or hospital visits.
Milano'da cenaze törenleri veya hastane ziyaretleri dışında kaşları çatmak yasaktır.

More Sentences
Slang
yasak no-no n.
Smoking is a no-no in hospitals.
Hastanelerde sigara içmek yasaktır.

More Sentences
General
yasak interdiction n.
yasak inhibition n.
yasak taboo n.
yasak interdict n.
yasak veto n.
yasak tabu n.
yasak restriction n.
yasak lid n.
yasak estoppel n.
yasak impermissible adj.
yasak proscriptive adj.
yasak out of bounds adj.
yasak unauthorized adj.
yasak unauthorised adj.
yasak unallowed adj.
yasak embargo N.
Phrases
yasak under a ban expr.
Colloquial
yasak baggage n.
Idioms
yasak closed door n.
yasak out-of-bounds adj.
Trade/Economic
yasak prevention n.
Law
yasak inter-dictum n.
yasak interdictum n.
yasak interdiction n.
yasak non licet adj.
yasak illicite adj.
Military
yasak inhibition n.

Significados de "yasak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
avlanmanın yasak olduğu mevsim closed season n.
yasak ilişki forbidden relation n.
yasak bölge prohibited area n.
yasak aşk liaison n.
yasak yerde avlanan kişi poacher n.
yasak etme enjoinder n.
kuşların avlanması yasak olan yer bird sanctuary n.
yasak bölge forbidden zone n.
yasak bölgeye giren kimse poacher n.
yasak meyve forbidden fruit n.
(abd'de 1920-1933 arasında) alkollü içeceklerin üretiminin ve satışının yasak olduğu dönem prohibition era n.
yasak elma forbidden apple n.
yasak olmayan av fair game n.
yasak bölge prohibited zone n.
yasak şeyler prohibited articles n.
yasak mallar prohibited goods n.
yasak bölge restricted area n.
yasak alan confined space n.
yasak avlanma illegal hunting n.
yasak avcılık illegal hunting n.
yasak yapılaşma illegal housing n.
yasak alan closed area n.
yetkili olmayanların girmelerinin yasak olduğu alan no-go area n.
yasak bölge forbidden ground n.
yasak aşk forbidden love n.
sigara içilmesi yasak bölge no smoking area n.
sigara içilmesi yasak bölge no smoking zone n.
sigara içilmesi yasak bölge non-smoking zone n.
sigara içilmesi yasak bölge non-smoking area n.
kanunen yasak forbidden by law n.
yasak şehir forbidden city n.
yüzmek yasak no swimming n.
yasak kararı ban n.
maorilerde dini yasak tapu n.
māori kültüründe yasak anlamındaki sözcük rahui [new zeland] n.
yasak olduğu halde yere çöp atma tipping n.
yasak aşk affaire n.
yasak aşk affair n.
yasak aşk amour n.
yasak aşk yaşayan kadın amourette n.
yasak aşk involvement n.
yasak aşk intimacy n.
erişilmesi ve fethi zor olduğu için yasak şehir olarak bilinen, tibet budizmi'nin kutsal kenti lassa n.
avlanması yasak olmayan balık game fish n.
yasak olmayan av game n.
barda kanunen yasak zamanda yapılan alkol satışı lock-in n.
yasak olma impermissibility n.
yasak saatlerde içki satan yer sly grog [dated] [australia] n.
(yasak yere yapılan) duvar yazısı tagging n.
yasak ilişki illicit relationship n.
yasak aşk illicit liaison n.
yasak aşk illicit relationship n.
yasak ilişki illicit affair n.
yasak ilişki illicit liaison n.
yasak aşk illicit affair n.
yasak kitaplar listesine yazmak index v.
yasak kaldırmak unban v.
yasak etmek clamp the lid on something v.
yasak etmek prohibit v.
yasak etmek forbid v.
yasak bölgede avlanmak poach v.
yasak olmak be forbidden v.
yasak etmek proscribe v.
yasak bölgeye girmek poach v.
yasak etmek put under a ban v.
yasak koymak place a ban v.
yasak koymak introduce a ban v.
yasak koymak impose a ban v.
yasak getirmek put ban v.
yasak getirmek impose ban v.
yasak getirmek introduce ban v.
yasak getirmek place ban v.
yasak etmek interdict v.
yasak kaldırmak lift a ban v.
yasak kaldırmak remove a ban on v.
yasak etmek ban v.
geri çekmek (emir, yasak vb.) raise v.
dokunulması yasak untouchable adj.
yasak bölge off limits adj.
yasak bölge off-limit adj.
on sekiz yaşından küçüklerin seyretmesi yasak olan (film) x-rated adj.
kanunen yasak illegal adj.
kanunen yasak legally prohibited adj.
yasak (alm) verboten adj.
köleliğin yasak olduğu non-slave adj.
köleliğin yasak olduğu nonslaveholding adj.
yasak olmayan unforbidden adj.
yasak getiren deplorable adj.
kullanılması yasak (madde) off-limits adj.
girilmesi yasak off-limits adj.
tüketilmesi yasak (madde) off-limits adj.
(asker) bazı kişilerce himaye edilmesi yasak olan off-limits adj.
(asker) bazı kişilerce kullanılması yasak olan off-limits adj.
(asker) bazı kişilerce gidilmesi yasak olan off-limits adj.
kanunen yasak olan outlaw adj.
alkolün yasak olduğu dry adj.
girişi yasak olan passless adj.
yasak eden proscriptional adj.
yasak bir şekilde impermissibly adv.
girmek yasak no trespassing interj.
geçmek yasak no trespassing interj.
yasak eşya contraband N.
Phrasals
birisine bir şeyi yasak etmek deny something to someone v.
(yasak bölgeyi) ihlal etmek trespass upon (something) v.
(yasak bölgeyi) ihlal etmek trespass on (something) v.
Phrases
yasak bölge out of bounds expr.
burada sigara içmek yasak smoking is forbidden here expr.
Proverb
bakan göze yasak olmaz a cat may look at a king
yasak olan güzeldir stolen fruit is sweetest
yasak olan güzeldir stolen pleasures are sweetest
göze yasak olmaz cat can look at a king
yasak olan cezbeder stolen fruit is sweetest
yasak olan çekicidir stolen fruit is sweetest
yasak olan çekicidir stolen pleasures are sweetest
yasak olan cezbeder stolen pleasures are sweetest
yasak olan daha caziptir forbidden fruit is the sweetest
yasak olan şey daha ilgi çekicidir forbidden fruit is the sweetest
yasak olan şeyler insanları çeker forbidden fruit is the sweetest
göze yasak olmaz a cat can look at a king
Colloquial
yasak aşk secret affair n.
yasak zevk guilty pleasure n.
kesinlikle yasak a no-no n.
kol hareketi yasak olan top atıcı chucker n.
köleliğin yasak olduğu eyalet free state n.
kesinlikle yasak olmak be a no-no v.
üzerinde yasak bir şey taşımayan clean adj.
yasak bölge off limits expr.
yasak tanımayan down and dirty expr.
(bir şey yapmak) yasak değil it's no crime to (do something) expr.
bir şeyi yapmak yasak there is no doing something expr.
paylaşılması yasak (devlet belgesi) nodis (no distribution) expr.
dağıtımı yasak (devlet belgesi) nodis (no distribution) expr.
yapmak yasak there is no doing expr.
Idioms
yasak meyve forbidden fruit n.
beğenilen yasak madde drug of choice n.
sahibinden başkasının girmesi yasak olan oda blue chamber n.
yasak bölge a no-go area n.
yetkili olmayanların girmesinin yasak olduğu bir bölge a no-go area n.
el sürmek (yasak olan bir şeye) lay a hand on v.
yasak savmak make do with v.
(yasak bir şey yaparken birine) yakalanmamak not let (someone) catch (one) (doing something) v.
(yasak bir şey yaparken birine) yakalanmamak not want to catch someone doing something v.
(bir şey yapması) yasak olmak (not) be supposed to (do something) v.
yasak olmak be out of the question v.
yasak olmak be out of bounds v.
(bir şey yapması) yasak olan not supposed to adj.
yasak bölge out-of-bounds adj.
yasak olan cezbeder stolen fruit is sweet expr.
yasak olan cezbeder stolen fruit is (the) sweetest expr.
yasak olan çekicidir stolen fruit is sweet expr.