kalkerli - Turco Inglés Diccionario

kalkerli

Significados de "kalkerli" en diccionario inglés turco : 4 resultado(s)

Turco Inglés
General
kalkerli calcareous adj.
Technical
kalkerli calcareous adj.
kalkerli limey adj.
Construction
kalkerli calcareous adj.

Significados de "kalkerli" con otros términos en diccionario inglés turco: 53 resultado(s)

Turco Inglés
General
kalkerli kil marl n.
kalkerli biçimde calcareously adv.
Technical
kalkerli marn calcareous marl n.
kalkerli zemin calcareous ground n.
kalkerli toprak calcareous earth n.
kalkerli kil calcareous clay n.
kalkerli toprak calcareous soil n.
kalkerli cüruf calcareous sinter n.
kalkerli malzeme calcareous material n.
kalkerli kumtaşı calcareous sandstone n.
kalkerli kireçtaşı calcareous marl n.
kalkerli balçık malm n.
kalkerli kil calcerous clay n.
kalkerli kayaçlar calcareous rocks n.
bir bölümü kalkerli semicalcareous n.
kireçli kalkerli calcareous adj.
Construction
portland kalkerli çimento portland-limestone cement n.
Mining
kalkerli tüf calcareous sinter n.
parlatılabilen kalkerli tüf onyx marble n.
kalkerli ve silisli calcareosiliceous adj.
kalkerli ve killi (toprak) calcareoargillaceous adj.
Anatomy
omurgasızlarda dokuları sertleştirip destekleyen kalkerli veya silisli küçük cisimler spicule n.
Biology
genç bir tür kalkerli sünger olynthus n.
(brakiyopodda) spiral büklümlü kalkerli destek spire n.
Marine Biology
kalkerli spikülleri olan deniz süngerleri calcispongiae n.
mercanlarda kalkerli çeper theca n.
ince duvarlı soyu tükenmiş kalkerli bir sünger cinsi amblysiphonella n.
sert kalkerli bir iskelete sahip olup resif oluşumunda etkili olan, özellikle taş mercanları takımına ait çeşitli mercan familyası hayvanlarına verilen ad hard coral n.
bir araya gelere resif ve adaları oluşturan, kalkerli iskeletlere sahip mercanlar stony coral n.
belemnitlerin kabuğunun arka kısmında oluşan kalkerli sert parça guard n.
eskiden tıpta kullanılan, bazı kabukluların midesinde bulunan sert ve kalkerli bir kütle crab's eyes n.
(çeşitli yumuşakçalarda) kalkerli yuvarlak solungaç kapağı sea bean n.
mercanın koralit duvarının altında bulunan kalkerli radyal tabaka septum n.
Zoology
pek çok omurgasız hayvanda bulunan, kalkerli kitle içeren bir kese lithocyst n.
bazı hayvan hücrelerinde bulunan, özellikle duyusal işlevi olan kalkerli kitle lithite n.
sekiz dokunaçlı yumuşak mercanların çoğunda bulunan boynuzsu kalkerli kabuk sclerobase n.
sekiz dokunaçlı yumuşak mercanların çoğunda bulunan boynuzsu kalkerli kabuk foot secretion n.
Botanic
boru şeklinde kalkerli çanak yaprakları olan yosun hayvancıkları şubesine mensup canlı tubulipore n.
kalkerli toprakta yetişmeyen calcifuge adj.
Agriculture
kalkerli topraklar calcareous soils n.
kalkerli toprak calcareous soil n.
Geology
kalkerli dış iskelete sahip bir grup paleozoik hayvan calcichordates n.
kalkerli çamur calcareous ooze n.
kalkerli yapıdaki mercanlar gorgonian n.
kalkerli agrega calcareous aggregate n.
kalkerli kil calcareous clay n.
kalkerli kaya calcareous rock n.
kalkerli tüf thinolite n.
planktonik organizmaların sert kısımlarından oluşan ince taneli kalkerli veya silikalı deniz tortusu ooze n.
(kalkerli kayaçlarda) boru şeklinde oyuk sand pipe n.
organik içerik bakımından fakir olan kalkerli bir toprak türü sierozem n.
kil ve kalkerli topraktan oluşan argillo-calcareous adj.
kil ve kalkerli toprak içeren argillo-calcareous adj.