komşu - Turco Inglés Diccionario

komşu

Significados de "komşu" en diccionario inglés turco : 40 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
komşu neighbor n.
One of our neighbors complained about the noise from the dog.
Komşularımızdan biri köpeğin çıkardığı gürültüden şikayet etti.

More Sentences
komşu neighbour n.
One of our neighbours complained about the noise from the dog.
Komşularımızdan biri köpeğin çıkardığı gürültüden şikayet etti.

More Sentences
komşu adjacent adj.
General
komşu satellite n.
My parents live in a satellite suburb two hours from here.
Ailem buradan iki saat uzaklıkta komşu bir banliyöde yaşıyor.

More Sentences
komşu adjacent to adj.
We cannot afford to have pariah states adjacent to our own borders in Europe.
Avrupa'da kendi sınırlarımıza komşu parya devletlere sahip olmayı göze alamayız.

More Sentences
komşu next-door adj.
We cannot decide for people who will bear their family name or who will be their next-door neighbour.
İnsanların soyadlarını kimin taşıyacağına ya da kapı komşularının kim olacağına biz karar veremeyiz.

More Sentences
komşu neighbour adj.
One of our neighbours complained about the noise from the dog.
Komşularımızdan biri köpeğin çıkardığı gürültüden şikayet etti.

More Sentences
komşu neighboring adj.
On Windows-based PCs, you can see what channels neighboring Wi-Fi networks are using.
Windows tabanlı bilgisayarlarda, komşu Wi-Fi ağlarının hangi kanalları kullandığını görebilirsiniz.

More Sentences
komşu neighbor adj.
One of our neighbors complained about the noise from the dog.
Komşularımızdan biri köpeğin çıkardığı gürültüden şikayet etti.

More Sentences
komşu neighbouring adj.
He went to a neighboring town to find a job.
Adam, iş bulmak için komşu kasabaya gitti.

More Sentences
komşu satellite adj.
My parents live in a satellite suburb two hours from here.
Ailem buradan iki saat uzaklıkta komşu bir banliyöde yaşıyor.

More Sentences
Technical
komşu neighboring adj.
On Windows-based PCs, you can see what channels neighboring Wi-Fi networks are using.
Windows tabanlı bilgisayarlarda, komşu Wi-Fi ağlarının hangi kanalları kullandığını görebilirsiniz.

More Sentences
komşu neighbouring adj.
He went to a neighboring town to find a job.
Adam, iş bulmak için komşu kasabaya gitti.

More Sentences
Biochemistry
komşu neighbor n.
One of our neighbors complained about the noise from the dog.
Komşularımızdan biri köpeğin çıkardığı gürültüden şikayet etti.

More Sentences
komşu neighbour n.
One of our neighbours complained about the noise from the dog.
Komşularımızdan biri köpeğin çıkardığı gürültüden şikayet etti.

More Sentences
komşu neighboring adj.
On Windows-based PCs, you can see what channels neighboring Wi-Fi networks are using.
Windows tabanlı bilgisayarlarda, komşu Wi-Fi ağlarının hangi kanalları kullandığını görebilirsiniz.

More Sentences
komşu neighbouring adj.
He went to a neighboring town to find a job.
Adam, iş bulmak için komşu kasabaya gitti.

More Sentences
General
komşu batch n.
komşu bor [dialect] n.
komşu conterminous adj.
komşu contiguous adj.
komşu vicinal adj.
komşu coterminous adj.
komşu flanking adj.
komşu adjoinant adj.
komşu tangent adj.
komşu vicine adj.
komşu limitrophe adj.
komşu conterminable adj.
komşu conterminal adj.
komşu conterminant adj.
komşu conterminate adj.
komşu contiguate adj.
komşu satellitic adj.
komşu next to prep.
Law
komşu adjoinant adj.
komşu contiguous adj.
Medical
komşu adjacent adj.
Archaic
komşu borderer n.
Slang
komşu nabe (neighbor) n.

Significados de "komşu" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
komşu kapısı a nearby place n.
komşu haklar neighboring rights n.
kapı komşu next door neighbour n.
komşu açılar adjacent angles n.
konu komşu kith and kin n.
kapı komşu next door neighbor n.
kapı komşu next door n.
komşu arazi sahibi abutter n.
komşu olduğu kıyı bölgesi adjacent coastal zone n.
bir arazinin komşu arazi ile sınır olan kısımları abuttals n.
konu komşu the neighbours n.
komşu muamelesi neighborliness n.
komşu ülke contiguous country n.
yan komşu nextdoor n.
bitişik komşu nextdoor n.
komşu mülk sahipleri adjoining landowners n.
karşıdaki komşu neighbor across n.
karşı komşu opposite neighbour n.
karşı komşu opposite neighbor n.
karşı komşu neighbor across n.
karşıdaki komşu opposite neighbour n.
karşıdaki komşu opposite neighbor n.
komşu ülke neighbouring country n.
alt komşu downstairs neighbour n.
alt komşu downstairs neighbor n.
üst komşu upstairs neighbor n.
üst komşu upstairs neighbour n.
konu komşu neighbourhood n.
en yakın komşu nearest neighbour n.
komşu düğüm neighbour node n.
meraklı komşu curtain twitcher n.
botsvana ve namibya'ya komşu kalahari çölünde yaşayan güney afrika halkı bushmen n.
komşu çocuğu neighbour's kid n.
komşu kızı girl nextdoor n.
alt komşu neighbor downstairs n.
üst komşu neighbor upstairs n.
komşu ziyareti visiting a neighbor n.
komşu gezmesi visiting a neighbor n.
en yakın komşu closest neighbour n.
komşu şehirler neighboring cities n.
komşu kabile neighbouring tribe n.
kötü komşu bad neighbor n.
kötü komşu bad neighbour n.
gürültücü komşu noisy neighbor (us) n.
gürültücü komşu noisy neighbour (uk) n.
konu komşu neighborhood n.
komşu muamelesi neighbourliness n.
sorunlu hastaları greyhound otobüs şirketiyle komşu eyalete göndererek onlardan kurtulma greyhound therapy n.
komşu ülke neighboring country n.
komşu kasaba neighboring town n.
yakın komşu immediate neighbour n.
yakın komşu immediate neighbor n.
limana komşu olan bölge harborside n.
birden fazla şehirden ve yoğun nüfuslu komşu alanlardan oluşan büyük metropol bölgesi metroplex n.
iyi komşu olma good-neighborliness n.
iyi komşu olma good-neighbourliness n.
düz duvar cephesinde komşu iki duvarı birbirine bağlayan bölüm curtain n.
burçlu cephede komşu iki burcu birbirine bağlayan parçası curtain n.
komşu olmak become neighbours v.
komşu olmak neighbour v.
komşu olmak neighbor v.
komşu olmak adjoin v.
-e komşu adjacent to adj.
komşu gibi neighbourly adj.
komşu gibi neighborly adj.
birbirine komşu adjacent adj.
-e komşu neighboring on adj.
komşu olan next door to adj.
bir organik bileşikteki komşu atomlar ile ilgili vicinal adj.
benzen halkasındaki iki komşu konumla karakterize olan ortho adj.
benzen halkasındaki iki komşu konumla ilgili ortho adj.
komşu olan neighbouring adj.
komşu olarak coterminously adv.
komşu olarak adjacently adv.
komşu olarak conterminously adv.
benzen halkasındaki iki komşu konumun ilişkisi anlamı veren ön ek ortho- pref.
Phrasals
-e komşu olmak neighbor on v.
Proverb
ev alma komşu al (rus atasözü) get right neighbours rather than the right house
i̇yi çit iyi komşu yapar a good fence makes good neighbors
Colloquial
konu komşu kith and kin n.
yan komşu next-door neighbor n.
bitişik komşu one's next-door neighbor expr.
Idioms
kapı komşu olmak live next door to someone v.
bir şeye/yere komşu olmak neighbor on something v.
kapı komşu olmak live next door v.
(biriyle) kapı komşu olmak live next door (to one) v.
robins hava üssüne komşu olan warner robins, georgia'da bir motto olarak kullanılan ifade edimgiafap (every day in middle georgia is air force appreciation day) abrev.
robins hava üssüne komşu olan warner robins, georgia'da bir motto olarak kullanılan ifade edimgiafap (every day in middle georgia is armed forces appreciation day) abrev.
Speaking
merhaba komşu hello neighbor expr.
Trade/Economic
komşu ülke contiguous country n.
komşu rizikosu contiguity risk n.
özellikle ekonomik nedenlerle hizmet faaliyetlerini komşu bir ülkeden tedarik etmek nearshore v.
Law
komşu evi dinleyen kimse eavesdropper n.
komşu uyuşmazlığı mahkemeleri burlaw courts n.
komşu mülk sahibi abutting owner n.
komşu ev sahibi abutting owner n.
komşu mülk sahipleri adjoining landowners n.
komşu haklar neighbouring rights n.
aynı baronluk ve tımarın komşu kiracılarından doğan ortak kullanım hakkı vicinage n.
komşu iki kasabada yaşayan sakinlerin çiftlik hayvanlarını birbirlerinin arazisinde otlatma hakkı common because of vicinage n.
Politics
komşu ülkeler neighboring countries n.
komşu ülke toprakların ilhakını savunan siyasi akım irredentism n.
komşu ülkelerle işbirliği cooperation with neighbouring countries n.
komşu ülkelerle işbirliği cooperation with neighboring countries n.
komşu ortak ülkelerle işbirliği cooperation with neighboring countries n.
komşu ortak ülkelerle işbirliği cooperation with neighbouring countries n.
avrupa birliği komşu ülkeleriyle işbirliği cooperation with the neighbouring countries of the european union n.
ortak bir çıkar uğruna komşu devletlerin (şehirlerin) ortak hareket etmesi amphictyony n.
komşu gözetimi neighbourhood watch n.
genellikle ekonomik olarak etkileşimde olan birbirine komşu üç şehir tri-city n.
genellikle ekonomik olarak etkileşimde olan birbirine komşu üç şehirden biri tri-city n.
komşu ülkelere göre politik ve ekonomik olarak hasta/sıkıntılı olan ülke the sick man of n.
iyi komşu siyaseti good neighbor policy n.
iyi komşu politikası good neighbor policy n.
(19. yüzyılda) komşu bölgeleri italyan nüfusları nedeniyle ilhak politikası güden italyan partisinin üyesi irredentist n.
19. yüzyıldaki bir italyan partisinin komşu bölgeleri italyan nüfusları nedeniyle ilhak etme politikası irredentism n.
Institutes
avrupa komşu ülkeler politikası european neighbouhood policy n.
Technical
komşu ağ yönlendiricileri neighboring routers n.
sanal komşu ağ yönlendiricisi virtual neighbor router n.
komşu listesi neighbor-list n.
en yakın komşu atomlar nearest neighbour atoms n.
komşu düzlem adjacent plane n.
komşu tane adjacent grain n.
komşu atomlar neighbouring atoms n.
komşu kenarlar adjacent edges n.
komşu (açılar) contiguous adj.
benzen halkasındaki iki komşu konumun ilişkisi anlamı veren ön ek orth- pref.
Computer
komşu kanal karışması adjacent channel interference n.
komşu kanal adjacent channel n.
komşu kanal seçiciliği adjacent channel selectivity n.
en yakın komşu nearest neighbor n.
komşu düğüm neighbor node n.
komşu düğüm neighbour node n.
komşu kimliği neighbor id n.
Informatics
komşu açılar adjacent angles n.
komşu alanlar adjacent domains n.
komşu düğümler adjacent nodes n.
komşu kanal seçiciliği adjacent channel selectivity n.
komşu kanal karışması adjacent channel interference n.
Telecom
komşu ve bir sonraki kanal hassasiyet azalması adjacent and alternate channel desensitization n.
komşu alanlar adjacent domains n.
komşu kablolardan kaynaklanan indüksiyon etkisini veya paraziti ortadan kaldırmak için (telleri) aralıklarla kesmek transpose v.
Electric
değişken akımla komşu devrede akım indükleyen (devre parçası) primary adj.
Radio
komşu kanal enterferansı adjacent channel interference n.
komşu kanal seçiciliği adjacent channel selectivity n.
komşu kanal adjacent channel n.
Textile
kafkas dağları ve komşu ovalarına özgü halı ya da kilim caucasian n.
Construction
komşu kanal karışması adjacent channel interference n.
komşu açıklık adjacent span n.
komşu kiriş adjacent beam n.