kristal - Turco Inglés Diccionario

kristal

Significados de "kristal" en diccionario inglés turco : 11 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kristal crystal n.
This crystal belongs to crystals, which are of great importance for our organism.
Bu kristal, organizmamız için büyük önem taşıyan kristallere aittir.

More Sentences
General
kristal crystalline adj.
Diamond is the crystalline form of carbon.
Elmas, karbonun kristal formudur.

More Sentences
Technical
kristal crystal adj.
This crystal belongs to crystals, which are of great importance for our organism.
Bu kristal, organizmamız için büyük önem taşıyan kristallere aittir.

More Sentences
Food Engineering
kristal crystal adj.
This crystal belongs to crystals, which are of great importance for our organism.
Bu kristal, organizmamız için büyük önem taşıyan kristallere aittir.

More Sentences
General
kristal cut glass n.
kristal flint glass n.
Technical
kristal shoot n.
Medical
kristal cristal adj.
Optics
kristal polariser [us] n.
kristal polarizer [us] n.
Slang
kristal hog n.

Significados de "kristal" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
kristal bilgisi crystallography n.
kristal eşya crystal n.
ana kristal fundamental crystal n.
likit kristal liquid crystal n.
ışık ileten kristal allochromatic crystal n.
kristal biçimini alma efflorescing n.
kristal zeka crystalized intelligence n.
nematik kristal nematic crystal n.
likit kristal smectic n.
kristal kafesler crystal lattices n.
kristal sırlar crystalline glazes n.
kristal alan teorisi crystal field theory n.
kristal optik crystal optics n.
kristal şeker crystal sugar n.
kristal cam crystal-sheet glass n.
kristal kupa crystal cup n.
kristal cam crystal glass n.
kristal küre crystal ball n.
kristal eşya crystalware n.
birleşik üçlü kristal trilling n.
silika kristal silica crystal n.
kristal mağarası crystal cave n.
kristal bilimci crystallographer n.
kristal pelerin crystal cape n.
kristal küreyle fal bakma crystallomancy n.
kristal küreyle fal bakma crystallism n.
kristal küreyle fal bakma crystal-seeing n.
kristal küreyle fal bakma spheromancy n.
kristal küreyle fal bakma gastromancy n.
kristal küreyle fal bakma crystal-gazing n.
kristal top veya aynalar ile kehanette bulunma catoptromancy n.
kesme kristal cut crystal n.
kristal yapıda bir atom, iyon veya molekülün yokluğundan kaynaklı kusur vacancy n.
fal, büyü gibi amaçlarla kullanılan kristal eşya mirror n.
birbirlerinin yansıması olan kristal veya moleküllerin arasındaki karşıtlık ilişkisi mirror-image relation n.
(mekanik parça, kristal) yüzey şekli geometry n.
kristal katıyı oluşturan çok sayıdaki kristalden her biri grain n.
kristal malzemelerdeki bölünme çizgileri grain n.
(şeker) ince kristal grain n.
(metamorfik kayaçta bulunan ve kendi yüzü ile çevrili) kristal idioblast n.
kristal bir maddenin bir polimorfik formdan diğerine dönüşmesi inversion n.
çocuk oyunlarında kullanılan renkli kristal mermer princess n.
kristal meth crystal speed n.
cam veya kristal küreden fal bakma crystal gazing n.
kristal yapılı metamfetamin crystal speed n.
(kristalografinin bir dalı olarak) kristal oluşumu crystallogeny n.
(alternatif tıpta) kristal terapi crystal healing n.
(alternatif tıpta) kristal terapi crystal therapy n.
kristal ölçüm sanatı crystallometry n.
piramit yapılı kristal formu pyramid n.
kristal simetrikliği symmetry n.
kristal sınıfı system n.
kristal türü system n.
kristal küreyle geleceği tahmin etmek ya da görmek scry v.
kristal ile kaplamak crystal v.
(genellikle kristal küre veya su üzerinden) geleceği görmek skry v.
kristal yapıya dönüştürmek solidify v.
kristal yapıya dönüşmek solidify v.
kristal yapı haline getirmek solidify v.
kristal yapı haline olmak solidify v.
kristal biçimini almış effloresced adj.
kristal yapılı olmayan noncrystalline adj.
kristal gibi crystalline adj.
kristal biçiminde crystal adj.
kristal gibi crystal-like adj.
kristal gibi crystalloid adj.
bir kristal üzerindeki alt formlar veya yüzlerle ilgili vicinal adj.
sıvı ile kristal hali arasında olan (madde) mesomorphic adj.
maddenin sıvı ve kristal arasındaki hali ile ilişkili mesomorphic adj.
maddenin sıvı ve kristal arasındaki hali ile ilişkili mesomorphous adj.
sıvı ile kristal hali arasında olan (madde) mesomorphous adj.
kristal kaplı crystallized adj.
kristal oluşturan crystallogenic adj.
kristal oluşumu ile ilgili crystallogenic adj.
kristal kaplı crystallised adj.
genel formu sfenoid olacak şekilde simetrik (diad simetri eksenli monoklinik kristal) sphenoidal adj.
bir noktanın çevresinde toplanmış küçük sferoid kristal topluluklarına ait veya ilişkili spherulitic adj.
kristal anlamına gelen bir ön ek crystall- pref.
kristal anlamına gelen bir ön ek crystallo- pref.
kristal yapılı cryst. (crystalline) abrev.
kristal bilimi crystallog. (crystallography) abrev.
kristal mineral quartz N.
Colloquial
her şey kristal kadar berrak everything's crystal clear n.
merdiven altı kristal meth bathtub crank n.
Idioms
kristal küre crystal ball n.
kristal küre (geleceği tahmin etmenin zorluğunu ima eden bir ifade) a crystal ball n.
kristal radyo a crystal set n.
kristal kadar berrak olmak be crystal clear v.
Technical
kristal mikrofon piezoelectric microphone n.
süzgeç kristal birim filter crystal unit n.
kristal kulaklıklar crystal headphones n.
moleküler kristal molecular crystal n.
kristal ekseni crystallographic axis n.
kristal akımı crystal current n.
kristal pikap piezoelectric pickup n.
kristal ekseni crystal axe n.
kristal alıcı crystal detector n.
kristal simetrisi crystal symmetry n.
sıvı kristal ekran paneli lcd panel n.
kristal doğrultucu crystal rectifier n.
kristal kulaklık crystal headphone n.
kristal simetri crystal symmetry n.
kristal analizi crystal analysis n.
kristal sayacı crystal counter n.
sıvı kristal ekran liquid crystal screen n.
kristal mikrofon crystal microphone n.
kristal çekirdeği crystal nucleus n.
kristal yapı crystalline structure n.
kristal sınırı crystal boundary n.
kristal cam crystal glass n.
sıvı kristal gösterge liquid crystal display n.
kristal yüzü crystal face n.
kristal durumdan toz şekline dönüşme efflorescent n.
kristal hoparlör crystal loudspeaker n.
kristal diyot crystal diode n.
kuartz kristal quartz crystal n.
sıvı kristal görüntü liquid crystal display n.
kristal şeker sucrose n.
kristal cam plate glass n.
kristal faz crystalline phase n.
kristal ya da prizmanın yüzeyleri arasındaki açıları ölçmek için kullanılan cihaz gondola car n.
kristal açısı crystal angle n.
kristal anizotropisi crystal anisotropy n.
kristal güç çevirici piezoelectric transducer n.
çift eksenli kristal biaxial crystal n.
kristal kafes crystal lattice n.
dış kristal grain boundary n.
kristal kesici crystal cutter n.
kristal şeker crystal sugar n.
kristal bağ crystalline bond n.
kristal kusuru crystal imperfection n.
rombik kristal rhombic crystal n.
kristal tanesi crystal grain n.
kristal sayaç crystal counter n.
dikroik kristal dichroic crystal n.
kristal bant geçirici filtre crystal bandpass filter n.
kristal hoparlör piezoelectric loudspeaker n.
kristal ile temas yapan ince bir tel cat whisker n.
kristal başlı pikap crystal pick up n.
kristal alan teorisi crystal field theory n.
kristal defekti crystal defect n.
kristal kontrollü osilatör crystal controlled oscillator n.
kristal kontrollü transformatör crystal controlled transformer n.
kristal fırını crystal oven n.
kristal sayıcı crystal counter n.
kristal alanı crystal field n.
tek eksenli kristal uniaxial crystal n.
dikdörtgen kristal tetragonal crystal n.
kristal kimyası crystal chemistry n.
kristal pil crystal cell n.