owes - Turco Inglés Diccionario

owes

Significados de "owes" con otros términos en diccionario inglés turco: 25 resultado(s)

Inglés Turco
Idioms
think something/someone owes you a living v. birinin/bir şeyin sana bakmakla yükümlü olduğunu düşünmek
think the world owes you a living v. çalışmadan hayatını sürdürebileceğini düşünmek
think the world owes (one) a living v. hiçbir şey yapmadan rahatça yaşayabileceğini düşünmek
think the world owes (one) a living v. emek vermeden yemek olabileceğini sanmak
think the world owes you a living v. çalışmadan/emek vermeden kazanabileceğini düşünmek
think the world owes you a living v. ekmek elden su gölden devam edeceğini sanmak
think the world owes you a living v. çalışıp çabalamadan birilerinin üzerinden geçinip gidebileceğini düşünmek
think the world owes (one) a living v. çalışmadan rahat ve refah içinde bir yaşamın hakkı olduğunu düşünmek
think the world owes you a living v. hiçbir şey yapmadan rahatça yaşayabileceğini düşünmek
think the world owes you a living v. emek vermeden yemek olabileceğini sanmak
think something/someone owes you a living v. çalışmadan birinin/bir şeyin üzerinden geçinebileceğini düşünmek
think something/someone owes you a living v. birinin/bir şeyin sana bakmak zorunda olduğunu düşünmek
think the world owes (one) a living v. çalışmadan hayatını sürdürebileceğini düşünmek
think the world owes you a living v. çalışmadan rahat ve refah içinde bir yaşamın hakkı olduğunu düşünmek
think the world owes (one) a living v. çalışıp çabalamadan birilerinin üzerinden geçinip gidebileceğini düşünmek
think the world owes (one) a living v. ekmek elden su gölden devam edeceğini sanmak
think the world owes (one) a living v. çalışmadan/emek vermeden kazanabileceğini düşünmek
someone or something owes you a living expr. birinin/bir şeyin üzerinden geçinme
someone or something owes you a living expr. birinin/bir şeyin sırtından geçinme
someone or something owes you a living expr. ekmek elden su gölden geçinme
(think) the world owes you a living expr. hiçbir şey yapmadan rahatça yaşayabilirim (sanmak)
(think) the world owes you a living expr. ekmek elden su gölden devam edebilirim (sanmak)
(think) the world owes you a living expr. emek vermeden yemek olur (sanmak)
(think) the world owes you a living expr. çalışıp çabalamadan birilerinin üzerinden geçinip gidebilirim (sanmak)
Speaking
he owes me 100 dollars expr. bana 100 dolar borcu var