paid - Turco Inglés Diccionario

paid

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "paid" en diccionario turco inglés : 12 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
paid adj. ücretli
We must encourage the ethos of voluntary donation, but we cannot ban paid donations.
Gönüllü bağış ahlakını teşvik etmeliyiz, ancak ücretli bağışları yasaklayamayız.

More Sentences
paid adj. paralı
General
paid adj. maaşlı
On the other hand company pensions are only favourable for those with permanent highly paid jobs.
Öte yandan, şirket emeklilikleri sadece yüksek maaşlı sürekli işlerde çalışanlar için uygundur.

More Sentences
Trade/Economic
paid adj. maaşlı
On the other hand company pensions are only favourable for those with permanent highly paid jobs.
Öte yandan, şirket emeklilikleri sadece yüksek maaşlı sürekli işlerde çalışanlar için uygundur.

More Sentences
Politics
paid adj. ücretli
We must encourage the ethos of voluntary donation, but we cannot ban paid donations.
Gönüllü bağış ahlakını teşvik etmeliyiz, ancak ücretli bağışları yasaklayamayız.

More Sentences
General
paid adj. ödenmiş
paid adj. ödenen
paid adj. ödemesi yapılmış
paid adj. hesabı kesilmiş
Trade/Economic
paid adj. ödenen
paid adj. ödenmiş
Computer
paid expr. ödendi

Significados de "paid" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
partially exempted paid military service n. bedelli askerlik
that has to be paid for n. ücretli
paid companion n. refakatçi
registered and reply paid letter n. iadeli taahhütlü mektup
date paid n. ödeme günü
amount paid n. ödenen miktar
amount paid n. ödenmiş miktar
taxes paid in foreign countries n. yabancı ülkelerde ödenen vergiler
price paid n. ödenen ücret
amount to be paid n. ödenecek tutar
amount to be paid n. ödenecek miktar
badly-paid job n. düşük maaşlı iş
highly-paid job n. yüksek maaşlı iş
low-paid job n. düşük maaşlı iş
well-paid job n. yüksek maaşlı iş
paid services n. ücretli hizmetler
paid service n. ücretli hizmet
better paid job n. maaşı daha iyi olan iş
better paid job n. daha iyi maaşlı iş
paid firefighter n. maaşlı (profesyonel) itfaiyeci
paid education n. ücretli eğitim
be paid v. ödenmek
get paid v. ödeme almak
not to be paid attention v. kulak verilmemek
not to be paid attention v. kulak asılmamak
be paid no heed v. göz ardı edilmek
be paid no heed v. gözardı edilmek
be paid no attention v. gözardı edilmek
be paid no attention v. göz ardı edilmek
sell something for twice what he/she paid for it v. aldığının/ödediğinin iki katına satmak
be paid attention to v. kaale alınmak
be paid attention to v. dikkate alınmak
not be paid attention v. umursanmamak
put paid to [dated] v. ödendi olarak işaretlemek
paid in advance adj. peşin
postage paid adj. posta ücreti ödenmiş
fully paid adj. tamamen ödenmiş
total paid adj. toplam ödenen
paid off adj. tamamen kapatılmış (borç)
paid off adj. tamamen ödenmiş
paid off adj. hesabı kapatılmış
paid off adj. tamamı ödenmiş
higher-paid adj. daha yüksek maaş alanlar
duty-paid adj. gümrük ücreti ödenmiş
reply-paid adj. iadeli
paid-up adj. ödenmiş
paid out adj. ödenmiş
duty paid adj. gümrüğü ödenmiş
paid up front adj. önden ödenmiş
paid up front adj. peşin ödenmiş
well-paid adj. yüksek ücretli
well-paid adj. iyi ücretli
low-paid adj. düşük gelirli
low-paid adj. düşük maaşlı
low-paid adj. düşük ücretli
well-paid adj. iyi maaşlı
paid-up adj. (kulüp, organizasyon) aidatı ödenmiş
post-paid adv. posta ücreti ödenmiş olarak
paid- pref. çocuk anlamına gelen ön ek
paid- pref. yavru anlamına gelen ön ek
paid- pref. çocuk anlamına gelen ön ek
paid- pref. yavru anlamına gelen ön ek
Phrases
attention should be paid expr. dikkat edilmeli
sum to be paid expr. ödenecek tutar
sum to be paid expr. ödemeye esas tutar
Proverb
a debt paid is a friend kept (les bons comptes font les bons) öde borcunu koru dostluğu
Colloquial
put paid to v. bitirmek
put paid to v. çözümlemek
put paid to v. sonuçlandırmak
special attention shall be paid expr. özel dikkat gösterilecektir
not if you paid me expr. hiçbir suretle
not if you paid me expr. hiçbir şartta
not if you paid me expr. hiçbir koşulda
not if you paid me expr. hiçbir şartta/koşulda olmaz
not if you paid me expr. asla olmaz
not if you paid me expr. üstüne para versen dahi olmaz
not if you paid me expr. para bile versen olmaz
Idioms
paid-up member (of something) n. resmi üye
paid-up member (of something) n. daimi üye
paid-up member (of something) n. ücretli üye
paid-up member (of something) n. abone
a (fully) paid-up member n. güçlü destekçi
a paid-up member n. resmi üye
a (fully) paid-up member n. tutkulu destekçi
a (fully) paid-up member n. daimi üye
a (fully) paid-up member n. sadık destekçi
a paid-up member n. daimi üye
a (fully) paid-up member n. resmi üye
a (fully) paid-up member n. daimi destekçi
put paid v. ortadan kaldırmak
put paid v. altüst etmek
put paid v. berbat etmek
be a fully paid-up member of something v. resmi üye olmak
be a fully paid-up member of something v. daimi üye olmak
get paid peanut v. çok düşük ücret almak
get paid peanut v. çerez parası kazanmak
get paid under the table v. el altından ödeme almak
put paid to (something) v. (bir şeyi) rafa kaldırmak
put paid to (something) v. (bir şeyi) çözümlemek
put paid to (something) v. (bir şeyi) sonuçlandırmak
put paid to (something) v. (bir şeyi) bitirmek
put paid to (something) v. (bir şeyi) sona erdirmek
put paid to [uk] v. sonlandırmak
put paid to [uk] v. tamamen durdurmak
put paid to [uk] v. iptal etmek
paid one's dues adj. zorunluluklarını yerine getirmiş
paid one's dues adj. hakkıyla/tırnağıyla kazıyarak bir yerlere gelmiş
paid one's dues adj. üzerine düşeni yapmış
paid one's dues adj. cezasını çekmiş
paid one's dues adj. gereken her şeyi yapmış
paid-up adj. gerçek
paid-up adj. samimi
paid-up adj. içten
paid-up adj. gayretli
Speaking
i paid through the nose for it expr. bana çok pahalıya mal oldu
you get paid at the end of the week expr. parayı hafta sonunda alacaksın
you get paid at the end of the week expr. ödemen hafta sonu yapılacak
our hard work paid off expr. sıkı çalışmamızın karşılığını aldık
I paid the rent when it was due expr. kirayı zamanında ödedim
I paid the rent on time expr. kirayı zamanında ödedim
I paid for it expr. bedelini ödedim
he paid cash out of his left front pocket expr. sol ön cebinden çıkardığı parayla nakit ödedi
the family paid the price for her meanness expr. ailesi onun alçaklığının bedelini ödedi
I paid the price of everything I ever did expr. yaptığım herşeyin bedelini ödedim
Trade/Economic
dividends paid n. ödenen temettüler
advances paid for intangibles n. verilen avanslar
fully paid shares n. tamamı ödenmiş hisse senetleri
commissions paid n. komisyon ödemeleri
advances paid for tangible fixed assets n. verilen avanslar
fixed income trading commissions paid to exchanges n. sgmk işlem payları ve tescil ücretleri
profit shares paid to funds collected n. toplanan fonlara ödenen kar payları
partly paid bond n. kısmen ödenmiş tahvil
advances paid to personnel n. personel avansları
taxes and similar charges paid n. ödenen vergi ve benzerleri
carriage paid to n. cpt
full paid capital stock n. ödenmiş sermaye
fees and commissions paid n. verilen ücret ve komisyonlar
paid in capital n. ödenmiş sermaye
commissions paid and other service charges n. komisyon ve diğer hizmet giderleri
common stock trading commissions paid to exchanges n. hisse senedi işlem payları ve tescil ücretleri
advances paid for services to be received n. iş avansları
well paid jobs n. yüksek maaşlı işler
money market trading commissions paid to exchanges n. borsa para piyasası işlem payları
amount of financial expenses paid to parent company, main establishment, subsidiaries and participations in total financial expenses n. dönemin finansman giderlerinden ana kuruluş ana ortaklık, müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerle ilgili kısmın tutarı
profit shares paid n. ödenen kar payları
commissions paid to sales agents n. acentelere ödenen komisyonlar
paid capital increase n. bedeli ödenmiş sermaye artırımı
paid vacation n. ücretli izin
fully paid up share n. ödenmiş hisse senedi
advances paid for assets subject to depletion n. verilen avanslar