pressed - Turco Inglés Diccionario

pressed

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "pressed" en diccionario turco inglés : 16 resultado(s)

Inglés Turco
General
pressed adj. basılı
Keep the upper button pressed to wake up the watch.
Saati uyandırmak için üst düğmeyi basılı tutun.

More Sentences
pressed adj. zamana sıkışmış
We're a little pressed for time.
Biraz zamana sıkışmış durumdayız.

More Sentences
Technical
pressed adj. preslenmiş
The plate is usually made of metal pressed plate or cast.
Plaka genellikle metal preslenmiş plakadan veya dökümden yapılır.

More Sentences
General
pressed adj. preste sıkıştırılmış
pressed adj. sıkışık
pressed adj. sıkıştırılmış
pressed adj. basılmış
pressed adj. paraya sıkışmış
pressed adj. ütü ile bastırılmış
pressed adj. basınç altında olan
pressed adj. yoksunluk çeken
Technical
pressed adj. baskılanmış
pressed adj. sıkıştırılmış
pressed adj. prese
Food Engineering
pressed adj. şekillendirilmiş (yiyecek)
pressed adj. presle suyu alınmış (yiyecek)

Significados de "pressed" con otros términos en diccionario inglés turco: 134 resultado(s)

Inglés Turco
General
pressed steel n. prese çelik
pressed glass n. prese cam
pressed glass n. kalıplanmış cam
pressed flower n. preslenmiş çiçek
pressed for time v. dara gelmek
be pressed for time v. dara gelmek
be pressed v. basılmak
be pressed v. sıkılmak
be pressed for something v. sıkışık olmak
be pressed for v. sıkışmak
be closely pressed together v. sıkışmak
be pressed v. sıkışık bir durumda olmak
be pressed v. sıkışık olmak
be pressed for time v. zamanı dar olmak
be pressed up to the point of action v. harekete geçmek zorunda bırakılmak
be pressed up to the point of action v. harekete geçmeye mecbur kalacak şekilde baskı altında kalmak
hot-pressed adj. sıcak preslenmiş
hard-pressed adj. zor durumda
hard-pressed adj. paraya sıkışık
hard-pressed adj. baskı altında
hard-pressed adj. stres altında
hard-pressed adj. eli darda
hard-pressed adj. yakından takip edilen
hard-pressed adj. ağır saldırıya maruz bırakılan
Idioms
get pressed for money v. paraya sıkışmak
become pressed for money v. paraya sıkışmak
become pressed for cash v. paraya sıkışmak
get pressed for cash v. paraya sıkışmak
become pressed for money v. (maddi olarak) dara düşmek
get pressed for cash v. (maddi olarak) dara düşmek
become pressed for cash v. (maddi olarak) dara düşmek
get pressed for money v. (maddi olarak) dara düşmek
be pressed for cash v. (maddi olarak) dara düşmek
be pressed for money v. (maddi olarak) dara düşmek
get pressed for money v. darboğaza girmek
become pressed for money v. darboğaza girmek
get pressed for cash v. darboğaza girmek
be pressed for cash v. darboğaza girmek
be pressed for money v. darboğaza girmek
become pressed for cash v. darboğaza girmek
be hard-pressed v. baskı altında olmak
be hard-pressed v. darda olmak
be hard-pressed v. zor durumda olmak
be hard-pressed v. eli darda olmak
be hard-pressed v. paraya sıkışık olmak
be pressed for money v. paraya sıkışmak
be pressed for cash v. paraya sıkışmak
get pressed for money v. darda olmak
be pressed for money v. darda olmak
be pressed for cash v. darda olmak
get pressed for cash v. darda olmak
get pressed for time v. zamana sıkışmak
be pressed for time v. zamanı daralmak
get pressed for time v. zamanı daralmak
be pressed for time v. zamana sıkışmak
be hard-pressed v. (bir şeyi yapmakta) zorlanmak
be pressed for space v. yeri çok sıkışık olmak
be pressed for space v. çok az yeri olmak/kalmak
be pressed for space v. yeri olmamak
be pressed for space v. yeri kalmamak
hard-pressed adj. baskı altında olan
hard-pressed adj. stresli
hard-pressed adj. bunalmış halde
hard-pressed adj. güç bela olan
hard-pressed adj. eli darda
hard-pressed adj. üzüntülü
hard-pressed adj. baskı altında
hard-pressed adj. sıkışık
pressed for money adj. paraya sıkışmış
pressed for cash adj. paraya sıkışmış
hard-pressed adj. (bir şey için) zorlanan
hard-pressed adj. (bir şeyi yapmakta) zorlanan
hard-pressed adj. aşırı sorumluluk yüklenmiş
hard-pressed to (do something) adj. (bir şey yapması) için sıkıştırılmış
hard pressed (to do something) adj. (bir şey yapmakta) zorluk çeken
hard pressed (to do something) adj. (bir şey yapmak için) canını dişine takan
hard-pressed to (do something) adj. (bir şey yapması) için baskı altında
hard pressed to do something adj. bir şey yapmakta zorluk çeken
hard pressed to do something adj. bir şey yapmakta zorlanan
hard pressed to do something adj. bir şeyi zar zor/zorlukla yapan
hard pressed to do something adj. bir şey yapmak için akla karayı seçen
hard-pressed to (do something) adj. (bir şey yapması) için aşırı üstüne gidilmiş
hard pressed (to do something) adj. (bir şey yapmakta) zorlanan
hard pressed (to do something) adj. (bir şey yapmak için) akla karayı seçen
Technical
pressed bolt n. preslenmiş civata
flat pressed particle board n. yatık yongalı levha
precom pressed layer n. önceden sıkıştırılmış tabaka
pressed steel n. prese çelik
pressed steel n. preslenmiş çelik
wet pressed process n. ıslak kalıplama yöntemi
pressed brick n. kalıp tuğlası
pressed density n. yaş yoğunluk
cold pressed metal products n. soğuk basma metal ürünler
pressed glass n. baskılı cam
cold pressed n. soğuk basma
hot-pressed silicon nitride n. sıcak baskılı silis nitrür
pressed ware n. baskılı cam eşya
pressed brick n. basma tuğla
pressed density n. sıkışmış yoğunluk
hot-pressed diffusion bonding n. sıcak baskılı yayınma bağlaması (karmalar)
hot-pressed silicon carbide n. sıcak baskılı silis karbür
pressed powder n. baskılanmış toz
hot isostatically pressed silicon nitride n. sıcak dengeli basılmış silis nitrür
hot isostatically pressed reaction-bondedsilicon nitride n. sıcak dengeli basılmış tepkimeyle bağlanmış silis nitrür
dry-pressed process n. kuru kalıplama süreci
dry-pressed brick n. kuru kalıplanmış tuğla
pressed powder n. preslenmiş toz
folded and pressed joints n. katlanmış ve baskılanmış ekleme yerleri
flat pressed adj. yatık yongalı
cold pressed adj. soğuk preslenmiş
mould-pressed adj. kalıp preste biçimlendirilmiş
well-pressed adj. iyi preslenmiş
mould pressed adj. kalıp preste biçimlendirilmiş
dust-pressed adj. toz halinde preslenmiş
hot-pressed adj. sıcak preslenmiş
cold pressed adj. soğuk basılmış
hot-pressed adj. sıcak baskılanmış
Construction
dry-pressed brick n. kuru sıkıştırılmış tuğla
pressed brick n. prese tuğla
pressed brick n. makine tuğlası
dust-pressed ceramic tile n. toz halinde preslenmiş seramik karo
dust-pressed adj. toz halinde preslenmiş
Lighting
pressed glass lamp n. optik düzenli lamba
Automotive
pressed sheet metal n. preslenmiş sac metal
pressed panel n. preslenmiş panel
Food Engineering
cold-pressed adj. soğuk sıkım
Gastronomy
pressed caviar n. sıkıştırılmış havyar
pressed caviar made of mullet roe n. botarya
Agriculture
residue of pressed grapes n. cibre
Breeding
pressed pulp n. sıkıştırılmış küspe
pressed pulp n. pres edilmiş küspe
Apiculture
pressed honey n. pres balı
pressed honey n. preslenmiş bal
Tobacco
pressed bales n. tonga dengi