siyasal - Turco Inglés Diccionario

siyasal

Significados de "siyasal" en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
siyasal political adj.
His new position has developed into a political football.
Onun yeni mevkii siyasal açıdan bir malzeme haline geldi.

More Sentences
General
siyasal political adj.
His new position has developed into a political football.
Onun yeni mevkii siyasal açıdan bir malzeme haline geldi.

More Sentences
Politics
siyasal political adj.
His new position has developed into a political football.
Onun yeni mevkii siyasal açıdan bir malzeme haline geldi.

More Sentences
General
siyasal politic adj.
Politics
siyasal diplomatic adj.

Significados de "siyasal" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
amerikan siyasal şiir american political poetry n.
siyasal yükümlülükler political obligation n.
siyasal tarih political history n.
siyasal parti political party n.
siyasal coğrafya political geography n.
siyasal ekoloji political ecology n.
siyasal kampanyalar political campaigns n.
siyasal mezalim political atrocity n.
siyasal danışmanlar political consultants n.
siyasal faaliyet political activity n.
siyasal davranış political behaviour n.
siyasal bireycilik political individualism n.
siyasal katılım political participation n.
siyasal zulum political persecution n.
siyasal mahkumlar political prisoners n.
siyasal bilimciler political scientists n.
siyasal kararsızlık political instability n.
federal bir cumhuriyetin bir parçasını oluşturan örgütlü siyasal toplum state n.
siyasal teori political theory n.
siyasal roman political fiction n.
siyasal sosyoloji political sociology n.
siyasal suçlar ve suçlular political crimes and offences n.
siyasal ahlak political ethics n.
siyasal sosyalleşme political socialization n.
siyasal bilgiler political sciences n.
siyasal suistimal political corruption n.
siyasal kalkınma political development n.
siyasal reklamcılık political advertising n.
tek yönetim altında bulunan örgütlü siyasal toplum state n.
siyasal istikrar political stability n.
siyasal partiler political parties n.
siyasal bilgiler government n.
siyasal süreç political process n.
siyasal psikoloji political psychology n.
siyasal planlama political planning n.
karışık siyasal durum unsettled political situation n.
siyasal liderlik political leadership n.
siyasal suçlar ve suçlular political crimes and offenses n.
siyasal iktisat political economy n.
siyasal bilim political science n.
türkiye’den siyasal ve sosyal görünüş political and social views on turkey n.
siyasal kültür political culture n.
siyasal şiir political poetry n.
siyasal sınırlar political boundaries n.
siyasal uygulamalar political practices n.
siyasal egemenlik political sovereignty n.
kadın siyasal mahkumlar women political prisoners n.
siyasal ağırlığı olan kişi powerbroker n.
siyasal ağırlığı olan kişi power broker n.
siyasal olmayan nonpolitical n.
siyasal sahne political scene n.
siyasal görüş political view n.
siyasal nüfuzunu kullanıp liderleri iktidara getirebilme kapasitesine sahip olan kimse kingmaker n.
siyasal sorun political trouble n.
siyasal belirsizlik political uncertainty n.
siyasal model political pattern n.
siyasal olarak uç görüşlere sahip olan kesim lunatic fringe n.
siyasal destek politicial support n.
siyasal iltica political asylum n.
siyasal terbiye/ahlak political decency n.
siyasal destek political support n.
siyasal olmayan non-political n.
yıkıcı siyasal faaliyet zap n.
(bölge veya halkı) roma'nın siyasal, kültürel veya ticari etkisi altına almak romanise v.
(bölge veya halkı) roma'nın siyasal, kültürel veya ticari etkisi altına almak romanize v.
siyasal ve sosyal eşitliğe inanan egalitarian adj.
siyasal ve sosyal eşitliliğe ait egalitarian adj.
siyasal olarak politically adv.
siyasal yapı polity N.
siyasal birlik bloc N.
Colloquial
işçi sınıfının iyileştirilmesi için devlet yardımı yapılması gerektiğini savunan bir grup alman siyasal iktisatçı socialism of the chair n.
Idioms
siyasal olarak doğru pc (politically correct) n.
yoğun siyasal bağ kurmak ally with v.
Trade/Economic
siyasal risk political risk n.
siyasal risk sovereign risk n.
siyasal bölümlenme political fragmentation n.
siyasal bilgiler political science n.
ekonomik ve siyasal ilişkilerde kişisel özgürlükleri savunan ekonomik felsefe libertarianism n.
ekonomik, sosyal ve siyasal gücün soylular sınıfının elinde bulunduğu yönetim biçimi aristocracy n.
siyasal ekonomi political economy n.
özel mülkiyet, fiyat mekanizması ve demokratik hakların geçerli olmadığı, ekonomik kararların merkezi planlama tarafından alındığı ekonomik ve siyasal rejim communism n.
siyasal eylem komitesi political action committee n.
kapalı siyasal sistem closed political system n.
mahalli siyasal otorite local political authority n.
siyasal iktisat political economy n.
siyasal aritmetik political arithmetic n.
siyasal iktisat dismal science n.
siyasal ekonomi dismal science n.
Law
siyasal ilginin zayıflaması decay of political interest n.
siyasal danışman parliamentary secretary n.
yasaklanan bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadı ile açıklama disclosure of prohibited information for political or military espionage n.
siyasal suça karşı açılmış dava state trial n.
siyasal hususlar ile ilgili political adj.
siyasal hususlara ait political adj.
Politics
kişisel ve siyasal haklar uluslararası sözleşmesi international covenant on civil and political rights n.
kişisel ve siyasal haklar uluslararası sözleşmesine ek seçmeli protokol optional protocol to the international covenant on civil and political rights n.
siyasal yapı body politic n.
siyasal huzursuzluk political unrest n.
siyasal olarak muadil colleague n.
siyasal çözümler political solutions n.
siyasal erk governing power n.
avrupa siyasal topluluğu projesi european political community project n.
siyasal erk political force n.
siyasal rejim political regime n.
siyasal bağlar political affiliations n.
siyasal haklar political rights n.
siyasal erk political power n.
muhalif siyasal parti dissident political party n.
japon siyasal ve ekonomik dinamikleri japanese political and economic dynamics n.
siyasal sistemin yeniden yapılanması anlamına gelen rus ifadesi perestroika n.
siyasal bir anlaşmazlıkta rakip olan taraflar case parties n.
siyasal dayanışma political solidarity n.
siyasal eylem komiteleri political action committees n.
siyasal hakları olmadan vatandaşlığa kabul edilme denization n.
siyasal islam political islam n.
siyasal görev political duty n.
siyasal sürdürülebilirlik political sustainability n.
siyasal kuşaklar political generations n.
siyasal demografi political demography n.
siyasal sosyoloji political sociology n.
siyasal partilerin işlevleri functions of political parties n.
siyasal coğrafya political geography n.
siyasal ekoloji political ecology n.
siyasal tutum political attitudes n.
siyasal mit political myth n.
siyasal şiddet political violence n.
siyasal nüfuz political influence n.
siyasal eylem komitesi political action committee n.
siyasal ardıllık political succession n.
siyasal katılım political participation n.
siyasal finans political finance n.
siyasal eğitim political education n.
siyasal antropoloji political anthropology n.
siyasal gelişim political development n.
siyasal ayrışma hatları political cleavages n.
siyasal kültür political culture n.
siyasal reklamcılık political advertising n.
siyasal iktisat political economics n.
siyasal iletişim political communication n.
siyasal toplumsallaşma political socialization n.
siyasal reklam political advertising n.
siyasal davranış political behaviour n.
siyasal iktidar political power n.
siyasal devşirme political recruitment n.
siyasal yapı political structure n.
siyasal yozlaşma political corruption n.
siyasal entegrasyon politcal integration n.
siyasal partilerin gelişimi development of political parties n.
işçi egemenliğini savunan siyasal bir doktrin labourism n.
siyasal psikoloji political psychology n.