soaks - Turco Inglés Diccionario

soaks

soaks — Definition

Significado:
ıslatmak, emdirmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /soʊk/ – BrE /səʊk/)
Categoría gramatical:
Fiil: soak (soaks – soaked – soaking)

Significados de "soaks" en diccionario turco inglés : 56 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
soak v. sırılsıklam etmek
But his back was already soaked in sweat.
Ama sırtı çoktan terden sırılsıklam olmuştu.

More Sentences
soak v. sırılsıklam olmak
We were all soaked from the sudden rain.
Aniden bastıran yağmur yüzünden hepimiz sırılsıklam olmuştuk.

More Sentences
General
soak n. ayyaş
Tom's father's a bit of a soak.
Tom'un babası biraz ayyaştır.

More Sentences
soak n. ıslanma
I'll have a good soak in the bath after the match.
Maçtan sonra banyoda esaslı bir ıslanma beni bekliyor.

More Sentences
soak n. içkici
Tom's father's a bit of a soak.
Tom'un babası biraz içkici.

More Sentences
soak n. suda bekletme
Give your uniform a good soak; it looks filthy.
Üniformanı iyice suda beklet; leş gibi görünüyor.

More Sentences
soak v. suya girmek
I will need to soak in a warm bath after this job is done.
Bu iş bittikten sonra ılık bir banyoya girmem gerekecek.

More Sentences
soak v. ıslanmak
Soak them overnight.
Geceden ıslatın.

More Sentences
soak v. sırılsıklam olmak
We were all soaked from the sudden rain.
Aniden bastıran yağmur yüzünden hepimiz sırılsıklam olmuştuk.

More Sentences
soak v. suda bekletmek
Soak the towel in water with vinegar and add baking soda to get rid of stains.
Lekelerden kurtulmak için havluyu sirkeli suda bekletin ve karbonat ekleyin.

More Sentences
soak v. belini bükmek
Before the revolution, taxes were soaking the peasants.
Devrimden önce vergiler köylülerin belini büküyordu.

More Sentences
Gastronomy
soak v. suda bekletmek
Soak the towel in water with vinegar and add baking soda to get rid of stains.
Lekelerden kurtulmak için havluyu sirkeli suda bekletin ve karbonat ekleyin.

More Sentences
British Slang
soak n. ayyaş
Tom's father's a bit of a soak.
Tom'un babası biraz ayyaştır.

More Sentences
soak adj. içkici
Tom's father's a bit of a soak.
Tom'un babası biraz içkici.

More Sentences
General
soak n. emme
soak n. sağanak
soak n. çekme
soak n. ıslatma
soak n. bol içki içilen uzun süre
soak n. alem
soak v. banmak
soak v. kazıklamak
soak v. emmek
soak v. suda kalmak
soak v. suya bastırmak
soak v. çekmek
soak v. demlemek (çay)
soak v. suda bırakmak
soak v. sırsıklam etmek
soak v. sırsıklam olmak
soak v. yumruk atmak
soak v. suda tutmak
soak v. çok içmek
soak v. suya sokmak
soak v. sarhoş olmak
soak v. zihne ve duygulara nüfuz etmek
soak v. (özellikle tavlama sırasındaki metal) epeyce ısıl işleme maruz kalmak
soak v. (birinden veya bir işletmeden) fahiş ücret almak
soak v. şiddetli şekilde dövmek
soak v. ağır şekilde cezalandırmak
soak v. (metali) uzun süre ısıl işleme tabi tutmak
soak v. (aküyü) az doldurmak
soak v. (kendini) çalışmaya veya bir alanı öğrenmeye kaptırmak
soak v. (birini) sarhoş etmek
Industry
soak n. derilerin yumuşatıldığı tekne
Technical
soak v. emdirmek
soak v. ıslatmak
soak v. tümü ile ıslatmak
Construction
soak n. bekletme
soak n. demlendirme
soak n. emdirme
Medical
soak n. tedavi kapsamında vücudun bir bölümünün içine daldırıldığı ilaçlı sıcak solüsyon
Gastronomy
soak v. (ekmeği) iyice pişirmek
Slang
soak n. rehinde olma
soak n. rehin verilmiş olma
British Slang
soak n. sarhoş

Significados de "soaks" con otros términos en diccionario inglés turco: 113 resultado(s)

Inglés Turco
General
pre-soak n. ön yıkama
pre-soak n. önyıkama
soak [australia] n. özellikle tepenin dibinde yer alan sulak arazi
soak [australia] n. bataklık
soak [australia] n. pınar
soak [australia] n. kaynak
soak [australia] n. yerüstü sularının taşması sonucu oluşan geçici bataklık
soak up v. içine çekmek
soak out v. suya bastırarak bir şeyi çıkarmak
soak up v. soğurmak
soak in v. çekmek
soak up v. emmek
soak into v. derinlemesine girmek (bir sıvı bir yere)
soak into v. süzülmek (bir sıvı bir yere)
soak in v. emmek
soak through v. -den sızmak
soak something up v. sünger gibi çekmek
soak the beans overnight v. kuru fasulyeleri bir gece önceden ıslatmak
soak the beans overnight v. kuru fasulyeleri akşamdan ıslatmak
soak the beans the night before v. kuru fasulyeleri bir gece önceden ıslatmak
soak the beans overnight v. fasulyeleri akşamdan ıslatmak
soak through v. sırılsıklam olmak
soak through v. tamamen ıslanmak
soak through v. sırılsıklam etmek
soak through v. tamamen ıslatmak
pre-soak v. önceden suda bekletme işlemi yapmak
soak [obsolete] v. boşaltarak veya çıkararak tüketmek veya fakirleştirmek
Phrasals
soak something off v. ıslatarak çıkarmak
soak something up v. kolayca/ezberden hatırlamak
soak something in something v. bir şeye ıslamak
soak something off (of) something v. ıslatarak çıkarmak
soak something up v. tadını çıkarmak
soak up something v. kolayca/ezberden hatırlamak
soak something out v. ıslatarak çıkarmak
soak up something v. tadını çıkarmak
soak something out of something v. ıslatarak çıkarmak
soak someone with something v. ile sırılsıklam etmek
soak in v. bir sıvıya batırılmak
soak in v. bir sıvıya gömmek
soak in v. bir sıvıya gömülmek
soak in v. bir sıvıyla iyice ıslatılmak
soak in v. hafızada yer etmek
soak in v. anlaşılmak
soak in v. akla girmek
soak in v. bir sıvıya batırmak
soak in v. bir sıvıyla iyice ıslatmak
soak in v. bir sıvıya daldırmak
soak in v. bir sıvıya daldırılmak
soak in v. aklında kalmak
soak in v. sindirilmek
soak (something) out of (something else) v. (bir şeyi) bir sıvıya batırarak (bir şeyden) arındırmak
soak with v. ile ıslatmak/sırılsıklam etmek
soak (someone or something) with (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyle) sırılsıklam etmek
soak (something) off of (something else) v. (bir şeyi) bir sıvı kullanarak (başka bir şeyin yüzeyinden) çıkarmak/temizlemek
soak off v. bir sıvı kullanarak çıkarmak/temizlemek
soak off v. ıslatarak çıkarmak
soak out of v. bir sıvıya batırarak arındırmak
soak (someone or something) with (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyle) tamamen ıslatmak
soak (someone or something) through v. (birini/bir şeyi) tamamen ıslatmak
soak out of v. ıslatarak arındırmak
soak (someone or something) through v. (birini/bir şeyi) sırılsıklam etmek
soak (something) off of (something else) v. (bir şeyi) ıslatarak (bir şeyin yüzeyinden) çıkarmak
soak (something) out of (something else) v. (bir şeyi) ıslatarak (bir şeyden) arındırmak
Colloquial
go soak your face expr. git gözüm görmesin
go soak your face expr. defol git
go soak your face expr. git bir yüzünü yıka
go soak yourself expr. defol git
go soak yourself! expr. haydi oradan!
go soak yourself! expr. git başımdan!
go soak yourself expr. git başımdan
go soak yourself expr. haydi oradan
go soak yourself! expr. defol git!
go soak your head! expr. defol git başımdan!
go soak your head expr. yürü git
go soak your head expr. haydi oradan
go soak your head! expr. kaybol!
go soak your head! expr. defol git gözüm görmesin seni!
go soak your head! expr. git gözüm görmesin!
go soak your head expr. git başımdan
go soak your head expr. defol git
Idioms
soak up the atmosphere v. (ortamın) keyfini/tadını/zevkini çıkarmak
soak someone to the skin v. (yağmur vb) birini sırılsıklam ıslatmak
soak (someone) to the bone v. (birini) iliklerine kadar ıslatmak
soak (someone) to the bone v. (birini) donuna kadar ıslatmak
soak (someone) to the bone v. (birini) sırılsıklam etmek
soak face v. aşırı derecede içmek
soak face v. aşırı içmek
soak face v. çok içmek
soak face v. sarhoş olmak için içmek
soak face v. kafayı çekmek
soak to the skin v. sırılsıklam etmek/ıslatmak
soak face v. arka arkaya içki yuvarlamak
Technical
soak well n. etek kuyusu
soak cleaning n. daldırmalı temizleme
soak alkaline cleaning n. daldırmalı alkalili temizleme
moisture soak-up v. rutubet almak
water-soak v. su ile ıslatmak
Automotive
heat soak n. ısı emilimi
hot soak tank n. sıcak solüsyon tankı
hot soak n. buharlaşma
hot soak n. ısı emilimi
Gastronomy
soak the rice v. pirinci ıslatmak
soak the rice v. pirinç ıslatmak
Slang
soak one's face v. aşırı içmek
soak one's face v. çok içmek
soak one's face v. aşırı derecede içmek
soak one's face v. arka arkaya içki yuvarlamak
soak one's face v. çok içmek
soak one's face v. sarhoş olmak için içmek
soak [uk] v. rehine koymak
soak [uk] v. rehin vermek
soak [uk] v. rehin koymak
just soak it in expr. ortama uy