sokulan - Turco Inglés Diccionario

sokulan

Significados de "sokulan" en diccionario inglés turco : 2 resultado(s)

Turco Inglés
General
sokulan creepy adj.
sokulan snuggling adj.

Significados de "sokulan" con otros términos en diccionario inglés turco: 35 resultado(s)

Turco Inglés
General
susturmak için ağıza sokulan tıkaç gag n.
kaçak yollarla yurda sokulan sigara bootlegged cigarettes n.
kaçak yollarla yurda sokulan sigara smuggled cigarettes n.
zorla sokulan şey obtruder n.
(sokulan) laf choke pear [obsolete] n.
ağaç dikme gibi faaliyetlerde deliklere sokulan sivri uçlu çelik çubuk driving iron n.
araya sokulan şey interposition n.
zorla sokulan obtrusive adj.
sonuna kadar sokulan (çivi) home-driven adj.
yakına sokulan (çivi) home-driven adj.
Colloquial
zorla gözüne sokulan in face expr.
Idioms
kabaca göze sokulan too rich for (one's) blood adj.
kabaca göze sokulan bir zenginlik a bit (too) rich for (one's) blood expr.
kabaca göze sokulan (zenginlik) a little (bit) (too) rich for (one's) blood expr.
Trade/Economic
ülkeye sokulan kaçak eşya contraband n.
Law
vergisiz yolla sokulan mal contraband n.
ülkeye sokulan kaçak eşya contraband n.
Technical
araya sokulan mineral yünü mineral wool insert n.
programa doğrudan sokulan altyordam in-line routine n.
fırına taşınacak cam şişelerin içlerine sokulan demir çubuk pontee and punty n.
fırına taşınacak cam şişelerin içlerine sokulan demir çubuk fascet n.
Computer
programa doğrudan sokulan altyordam in-line subroutine n.
Construction
sokulan parça insert n.
Medical
oksijen vermek için burun ve yutaktan soluk borusu içine sokulan tüp nasotracheal tube n.
böbreğin cilde kesik atılarak deri altına sokulan tüp vasıtasıyla incelenmesini sağlayan tıbbi alet nephroscope n.
vajinadan sokulan endoskop yardımıyla uterus ve uterus zarının görsel muayenesi hysteroscopy n.
Dentistry
takma dişler için kalıp alınırken ağza sokulan saplı plastik gereç tray n.
Biology
alkolle işleme sokulan alcoholic adj.
Religious
yeni bedene sokulan (ruh) reincarnated adj.
Sport
krikette günün oyunu bitmeden hemen önce oyuna sokulan vurucu night watchman n.
bir etkinliğe üreticisi tarafından sokulan (yarış arabası) works n.
Football
oyuna birlikte sokulan veya oyundan birlikte çıkarılan bir grup futbolcu platoon n.
Slang
hapishaneye sokulan uyuşturucu purple n.
(anüse sokulan) parmak cob n.
(birinin) zorla gözüne sokulan in (one's) face adj.