spining - Turco Inglés Diccionario

spining

spining — Definition

Significado:
dönmek, çarpıtmak
Pronunciación (IPA):
(AmE /spɪn/ – BrE /spɪn/)
Categoría gramatical:
Düzensiz Fiil: spin (spins – spun – spun - spinning)

Significados de "spining" en diccionario turco inglés : 111 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
spin n. dönme
It would only be sufficient to alter another nuclear spin.
Sadece başka bir nükleer dönüşü değiştirmek yeterli olacaktır.

More Sentences
spin v. döndürmek
They spun the bottle to play truth or dare.
Doğruluk mu cesaret mi oynamak için şişeyi döndürdüler.

More Sentences
spin n. döndürüş
General
spin n. tur
He wanted my bike for a spin.
Bir tur atmak için benden bisikletimi istedi.

More Sentences
spin n. çevirme
The bottle spin game is usually played during or after puberty.
Şişe çevirme oyunu genellikle ergenlik döneminde veya sonrasında oynanır.

More Sentences
spin n. dönüş
The stuntman ended his stunt with a spin.
Dublör gösterisini bir dönüşle bitirdi.

More Sentences
spin n. (teniste) spin
The tennis player put a good spin on the ball, but it went off the court.
Tenisçi topa iyi bir spin verdi ama top kortun dışına çıktı.

More Sentences
spin v. örmek (koza, ağ)
Spiders spin the web to hunt their prey.
Örümcekler avlarını yakalamak için ağ örerler.

More Sentences
spin v. çevirmek
The president tried to spin the situation to her interests.
Başkan durumu kendi lehine çevirmeye çalıştı.

More Sentences
spin v. dönmek
We should not be spinning and pretending otherwise.
Dönüp dolaşıp başka türlü davranmamalıyız.

More Sentences
spin v. eğirmek
The women used to spin the wool to make strings.
Kadınlar ip yapmak için yün eğirirlerdi.

More Sentences
spin v. patinaj çekmek
He spun along the long road with his antique car.
Antika arabasıyla uzun yol boyunca patinaj çekti.

More Sentences
spin v. (çamaşır) suyunu sıktırmak
I spun the wet clothes by using the washing machine.
Çamaşır makinesini kullanarak ıslak giysilerin suyunu sıktırdım.

More Sentences
Technical
spin n. çevirme
The bottle spin game is usually played during or after puberty.
Şişe çevirme oyunu genellikle ergenlik döneminde veya sonrasında oynanır.

More Sentences
spin n. viril
The plane went into a spin because of the storm.
Uçak fırtına yüzünden viril yaptı.

More Sentences
spin v. dönmek
We should not be spinning and pretending otherwise.
Dönüp dolaşıp başka türlü davranmamalıyız.

More Sentences
spin v. eğirmek
The women used to spin the wool to make strings.
Kadınlar ip yapmak için yün eğirirlerdi.

More Sentences
Aeronautic
spin n. viril
The plane went into a spin because of the storm.
Uçak fırtına yüzünden viril yaptı.

More Sentences
General
spin n. devir hızı
spin n. devir
spin n. beyaz eşya devir hızı
spin n. bilardoda falso
spin n. kendine özgü (özgün) karakter/özellik/stil
spin n. döndürüş
spin n. falso
spin n. hava (olaya, duruma verilen)
spin n. zihinsel hareketlilik
spin n. kafa karışıklığı
spin n. depresyon
spin v. kaybettirmek (seçim, sınav)
spin v. koza örmek
spin v. diklemesine indirmek
spin v. yün eğirmek
spin v. uydurmak
spin v. fırıl fırıl dönmek
spin v. tornalamak
spin v. ağ örmek
spin v. fırlatmak
spin v. tasarlamak
spin v. sınavdan çakmak
spin v. kafadan atmak
spin v. fırıl fırıl çevirmek
spin v. bükmek
spin v. falso vermek
spin v. (örümcek) ağ örmek
spin v. kendi etrafında dönmek
spin v. olduğu yerde dönmek
spin v. (kan, su) fışkırtmak
spin v. uzamak
spin v. genişlemek
spin v. yayılmak
spin v. sürdürmek
spin v. sürdürmek
spin v. dayanıklılığını artırmak
spin v. süresini uzatmak
spin v. genişletmek
spin v. uzatmak
spin v. ömrünü uzatmak
spin v. (plak) çalmak
spin v. çarpıtmak
Irregular Verb
spin v. spun - spun
Colloquial
spin n. (fiyatta, değerde) ani iniş trendi
spin n. reklamcılık
spin n. pazarlama
spin n. tanıtım
Technical
spin n. burgu
spin n. döndürme
spin n. fırıl
spin n. kara aracıyla yapılan kısa gezinti
spin n. kayış
spin n. roket döndürme
spin n. füze döndürme
spin n. roketi/füzeyi roll ekseninde döndürme
spin n. (roket veya füze) roll ekseninde dönüş
spin v. bükmek
spin v. hızlı bir biçimde dönmek
spin v. iplik veya tire eğirmek
spin v. iplik yapmak
spin v. lif eğirerek ipliğe dönüştürmek
spin v. (posa veya kimyasal çözelti) rayona dönüştürmek
spin v. (posa veya kimyasal çözelti) bitkisel ipeğe dönüştürmek
spin v. (posa veya kimyasal çözeltileri işleyerek) iplik üretmek
Computer
spin n. kaydırma düğmesi
spin expr. döndür
Telecom
spin n. burgu
spin n. bükülme
spin n. fırıldak
Construction
spin n. dönü
Automotive
spin v. patinaj yapmak
Aeronautic
spin v. uçağı diklemesine indirmek
Physics
spin n. dönü
Fishery
spin v. olta balıkçılığı yapmak
spin v. yem atarak balık tutmak
spin v. misina ile balık avlamak
spin v. olta ile avlanmak
spin v. oltayla tutmak
spin v. misinayla yakalamak
Hunting
spin n. yiv ve setin mermi çekirdeğine verdiği ekseni etrafında dönme hareketi
Sport
spin n. kesme vuruş
spin n. (buz pateni) dönüş hareketi
spin adj. (krikette atıcı) falsolu atış yapan
spin adj. (krikette top) falsolu atılan
Football
spin n. falsolu vuruş
Music
spin v. (dans esnasında) hızlıca dönmek
spin v. (dans sırasında) hızlıca etrafından dolaşmak
Archaic
spin v. (vaktini) boşa harcamak
Slang
spin n. bakış açısı
spin n. yafta
spin n. önyargı
spin n. peşin hüküm
spin v. (disk) çalmak

Significados de "spining" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
short spin n. kısa program (çamaşır makinesinde)
isobaric spin n. izospin
spin glasses n. spin camları
spin-doctor n. hükümet yandaşı
spin-doctor n. görevi hükümet hakkında olumlu yazılar yazmak olan yandaş gazeteci
spin-doctor n. kalemşor
spin-dryer n. santrifüjlü çamaşır kurutma makinesi
spin-off n. ikincil etki
spin-off n. yan ürün
spin the bottle n. şişe çevirme oyunu
spin the plate n. dönen bir objeyi vaktinde yakalama mantığına dayalı bir oyun
spin the platter n. dönen bir objeyi vaktinde yakalama mantığına dayalı bir oyun
flat spin n. karışıklık
flat spin n. kararsızlık
flat spin n. karmaşa
flat spin n. telaş
spin-off n. yan kuruluş
spin-the-bottle n. şişe çevirmece
spin casting n. (balıkçılıkta) at-çek tekniği
spin doctor n. merkezkaç kuvvetiyle çalışan kurutma makinesi
spin the bottle n. şişe çevirmece
spin [australia] n. şans
spin [australia] n. talih
spin [australia] n. kısmet
spin round v. fırıl fırıl dönmek
spin out v. geçirmek
spin round v. fırıldanmak
spin something round v. fırıl fırıl döndürmek
spin yarn v. iplik eğirmek
spin along v. hızla gitmek
spin out v. harcamak
spin out v. uzatmak
spin out v. idare etmek
spin something round v. fırıldatmak
spin-dry v. kurutma makinesinde kurutmak
spin off v. ayrı bir birim haline getirmek
spin something out v. uzun uzadıya anlatmak
spin out of control v. kontrolden çıkmak
spin a cocoon v. koza örmek
spin a web v. ağ örmek
spin the wheel v. çarkı döndürmek
spin off v. yan ürün oluşturmak
spin- pref. spin-
spin- pref. spinal kord anlamı veren ön ek
spin- pref. omurga anlamı veren ön ek
spin- pref. omurga ve anlamı veren ön ek
spin- pref. omurga ve … ile ilgili anlamı veren ön ek
spin- pref. omurga ve … kapsayan anlamı veren ön ek
spin- pref. spinal kord ve anlamı veren ön ek
spin- pref. spinal kord ve … ile ilgili anlamı veren ön ek
spin- pref. spinal kord ve anlamı veren ön ek
spin- pref. spinal kord ve … kapsayan anlamı veren ön ek
spin- pref. diken anlamı veren ön ek
spin- pref. iğne anlamı veren ön ek
Phrasals
spin around v. etrafında dönmek
spin on v. üzerinde dönmek
spin off v. bir şeyden kopup fırlamak
spin around v. kendi etrafında dönmek/tur atmak
spin around v. hızla arkasına dönmek
spin around v. hızla geriye döndürmek
spin around v. kendi etrafında döndürmek/tur attırmak
spin around v. tur atmak
spin around v. döndürüp durmak
spin around v. birden geriye/kendi etrafında dönmek
spin around v. dönüp durmak
spin around v. dolaşıp/dolanıp gelmek
spin around v. birden geriye/kendi etrafında döndürmek
spin around v. gidip gelmek
spin around v. uğramak
spin something out of something v. bir şeyi döndürerek suyunu sıkmak
spin something out of something v. bir şeyi sıkıp suyunu çıkarmak
spin something out v. bir şeyi döndürerek sıkmak
spin something out v. bir şeyi sıkmak
spin something out v. bir şeyi döndürerek suyunu sıkmak
spin something out of something v. bir şeyi sıkmak
spin something out of something v. bir şeyin bir şeyini sıkmak
spin something out of something v. bir şeyi döndürerek sıkmak
spin something out v. bir şeyi sıkıp suyunu çıkarmak
spin up v. uygulamayı programlamak
spin down v. döndürerek/çevirerek ayrıştırmak
spin up v. uygulamanın kodunu yazmak
spin down v. -e gitmek
spin down v. (dönerken) yavaşlamak
spin down v. dönüş hızı düşmek
spin out of v. -den çıkmak
spin down v. -e uğramak
spin up v. bilgisayar hard diskinin hızını artırmak
spin down v. dönüşü yavaşlamak
spin down v. bilgisayar hard diskinin hızını yavaşlatmak
spin down v. yavaş dönmeye başlamak
Colloquial
spin doctor n. basın danışmanı
spin-doctor n. basın danışmanı
rough spin [new zealand] n. haksız davranış
rough spin [new zealand] n. sert muamele
go into a spin v. eski yaşam dengesini yitirmek
go into a spin v. (uçak vb) kontrolden çıkmak
Idioms
in a spin n. kafası/aklı karışık
spin machine n. bir haberi/bilgiyi alıp kendi yararına çeviren kitlesel grup hareketi
spin machine n. birlikte çalışan grup
spin machine n. kitlesel çalışan grup
spin machine n. kitlesel hareket
spin a yarn v. palavra atmak
spin a yarn v. masal okumak
spin a yarn v. martaval okumak
spin a yarn v. martaval atmak
spin a yarn v. hikaye uydurup anlatmak
spin a yarn v. hikaye anlatmak
make someone's head spin v. birinin kafasını bulandırmak
spin a yarn v. maval okumak
spin a yarn v. bol keseden atmak
spin a yarn v. kıtır atmak
be in a flat spin v. çılgına dönmek
spin in one's grave v. mezarında kemikleri sızlamak
put a spin on v. bir hikayeyi işine yarayacak şekilde değiştirmek
put a spin on v. çarpıtmak
spin one's wheels v. boşa çaba harcamak
spin one's wheels v. havanda su dövmek
spin one's wheels v. haybeye kürek çekmek
spin one's wheels v. boşa kürek çekmek
spin one's wheels v. nafile uğraşmak
go for a spin v. (bisikletle/arabayla) gezintiye çıkmak
go out for a spin v. (bisikletle/arabayla) çıkıp gezmek
go for a spin v. (bisikletle/arabayla) çıkıp gezmek
go out for a spin v. (bisikletle/arabayla) gezmeye çıkmak
make someone's head spin v. birinin kafasını allak bullak etmek
make someone's head spin v. birinin kafasını karıştırmak
make someone's head spin v. birinin başını döndürmek
spin somebody a line v. ikna etmeye çalışmak
spin somebody a line v. yalan atmak/uydurmak
spin somebody a line v. (bir şeyin) doğruluğuna inandırmaya çalışmak
get into a spin v. panik durumuna gelmek
get into a spin v. karışıklık/bunalım içine girmek
spin in somebody's grave v. mezarında kemikleri sızlamak
spin yarn v. bol keseden atmak
spin yarn v. abartılı ve çok konuşmak
spin street yarn v. orada burada dedikodu yapmak
spin street yarn v. aylak aylak dedikodu yapmak
spin a yarn v. bahaneler sıralamak
spin on (one's) heels v. birden dönüp gitmek
spin on (one's) heels v. aniden çıkıp gitmek
spin (somebody) a tale v. (birine) bir hikaye uydurmak
spin (one) a tale v. (birine) bir yalan uydurmak/atmak
spin (one) a story v. kıvırmak
spin (one) a story v. palavra atmak
spin (somebody) a yarn v. (birine) yalan bir hikaye anlatmak
spin (one) a story v. (birine) bir yalan uydurmak/atmak
spin (somebody) a tale v. kıvırmak
spin (somebody) a tale v. (birine) bir yalan uydurmak/atmak
spin (somebody) a tale v. palavra atmak
spin (one) a tale v. (birine) bir hikaye uydurmak