stick something - Turco Inglés Diccionario

stick something

Significados de "stick something" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
stick something out v. uzatmak
make something stick v. kanıtlamak
make something stick v. ispatlamak
stick out for (something) v. reddetmek
stick out for (something) v. geri çevirmek
stick out for (something) v. reddeylemek
stick out for (something) v. kabul etmemek
Phrasals
stick something down v. bir şeyi yapıştırmak/tutturmak
stick something up v. bir şeyi görünür bir yere yapıştırmak
stick something up v. bir şeyi havaya kaldırmak
stick something up v. bir şeyi görünür bir yere tutturmak/iliştirmek
stick something up v. bir şeyi görünür bir yere iğnelemek/zımbalamak
stick something up v. bir şeyi havada tutmak
stick with (something) v. (bir şeyi) denemeye devam etmek
stick in something v. bir şeyde takılı kalmak
stick with (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) arkasında durmak
stick in something v. bir şeye takılmak
stick into (something) v. (bir şeye) not etmek
stick into (something) v. (bir şeye/yere) sokmak
stick (one) with (someone or something) v. (birini istemediği biriyle/bir şeyle) baş başa bırakmak
stick into (something) v. yuvasına sokmak
stick into (something) v. (bir şeye) sıkıştırmak
stick someone or something up v. birini/bir şeyi soymak
stick into (something) v. (bir şeyi) bıçaklamak
stick in something v. bir şeyin içine oturmak
stick (one) with (someone or something) v. (birini/bir şeyi birinin) üstüne atmak
stick with (something) v. (bir şeyden) vazgeçmemek
stick into (something) v. (bir şeyi) delmek
stick into (something) v. (bir şeyin)eklemek
stick into (something) v. hesaba para yatırmak
stick with (something) v. (bir şeyi) yapmaya devam etmek
stick into (something) v. (bir şeye/yere) yerleştirmek
stick with (someone or something) v. (birini/bir şeyi) desteklemek
stick (one) with (someone or something) v. (birini/bir şeyi birinin) sırtına yüklemek
stick into (something) v. (bir şeye) saplanmak
stick into (something) v. (bir şeye) iğnelemek
stick with (something) v. (bir şeye) inancını sürdürmek
stick into (something) v. (bir şeyin) içine atmak
stick into (something) v. (bir şeyde/yerde) tutmak
stick in something v. bir şeyin içinde durmak
stick with (something) v. (bir şeyi) kullanmaya devam etmek
stick into (something) v. (bir şeye/yere) gelişigüzel koymak
stick with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) devam etmek
stick into (something) v. (bir şeye/yere) kapatmak
stick into (something) v. (bir şeye/yere) almak
stick with (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanında kalmak
stick (one) with (someone or something) v. (birini/bir şeyi birinin) üstüne yıkmak
stick with (something) v. (bir şeye) bağlı kalmak
stick with (someone or something) v. kendini (birine/bir şeye) adamak
stick into (something) v. hesaba para göndermek
stick into (something) v. (bir şeye/yere) hapsetmek
stick (one) with (someone or something) v. (birini/bir şeyi birine) yüklemek
stick (one) with (someone or something) v. birini/bir şeyi birinin başına sarmak
stick into (something) v. (bir şeye) kaydetmek
stick into (something) v. (bir şeyin) içine itmek
stick with (something) v. (bir şeyde) ısrarcı olmak
stick into (something) v. (bir şeye) batmak
stick into (something) v. (bir şeyin) içine tıkmak
stick in something v. bir şeyin içinde sabit kalmak
stick with (someone or something) v. (birine/bir şeye) sadık kalmak
stick with (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanından ayrılmamak
stick into (something) v. (bir şeyin) içine sokmak
stick with (something) v. (bir şeyin) üstüne gitmek
stick into (something) v. (bir şeye) takmak
stick into (something) v. (bir şeyin) arasına/içine sıkıştırmak
stick with (something) v. (bir şeyi) yapmakta/kullanmakta ısrarcı olmak
stick with (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) destekçisi olmak
stick in something v. bir şeye yerleşip kalmak
stick someone or something up v. birini/bir şeyi gasp etmek
stick with (something) v. (bir şeyi) inatla sürdürmek
stick someone with something v. bir şeyi birinin başına sarmak
stick someone with someone or something v. birini/bir şeyi birine yüklemek
stick someone with something v. bir şeyi birine yüklemek
stick someone with something v. bir şeyi birinin üstüne atmak
stick someone with someone or something v. birini istemediği biriyle/bir şeyle başbaşa bırakmak
stick someone with something v. birini istemediği bir şeyle baş başa bırakmak
stick someone with someone or something v. birini/bir şeyi birinin üstüne yıkmak
stick someone with something v. bir şeyi birinin sırtına yüklemek
stick someone with someone or something v. birini/bir şeyi birinin başına sarmak
stick someone with someone or something v. birini/bir şeyi birinin üstüne atmak
stick someone with someone or something v. birini birine/bir şeye esir etmek
stick someone with something v. bir şeyi birinin üstüne yıkmak
stick someone with someone or something v. birini/bir şeyi birinin sırtına yüklemek
stick through (something) v. (bir şeyin) sonuna kadar durmak
stick through (someone or something) v. (birine/bir şeye) bir şey sokmak
stick through (something) v. (bir şeyin) sonuna kadar devam etmek
stick through (something) v. (bir şeyi) sonuna kadar sürdürmek/devam ettirmek
stick through (something) v. (bir şeyin) sonuna kadar dayanmak
stick through (someone or something) v. (birine/bir şeye) bir şey batırmak
stick through (someone or something) v. (birine/bir şeye) bir şey saplamak
stick through (something) v. (bir şeyin) sonunu getirmek
stick to (something) v. (bir şeyi) sürdürmek
stick by (someone or something) v. (birine/bir şeye) sadık kalmak
stick out to (something) v. (bir yöne) doğru çıkıntı yapmak
stick by (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) arkasında durmak
stick out to (something) v. (bir şeyi) sürdürmek
stick up for (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) arkasında durmak
stick by (someone or something) v. (birini/bir şeyi) terk etmemek
stick to (something) v. (bir şeyden) vazgeçmemek
stick out to (someone or something) v. (birine/bir şeye) doğru uzatmak
stick to (something) v. (bir şeye) bağlı kalmak
stick to (something) v. (bir şeyle/bir şeye) devam etmek
stick out to (something) v. (bir yöne) doğru uzamak
stick out to (something) v. (bir şeye) tahammül etmek
stick by (someone or something) v. (birini/bir şeyi) desteklemek
stick up for (someone or something) v. (birini/bir şeyi) savunmak
stick to (something) v. (bir şeyi) bırakmamak
stick out to (something) v. (bir şeye) dayanmak
stick to (something) v. (bir şeyin) arkasında durmak
Idioms
a stick to beat someone or something with n. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
stick to beat (someone or something) with n. söylenmek/eleştirmek için bahane
stick to beat (someone or something) with n. kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane
stick to beat (someone or something) with n. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
stick to beat (someone or something) with n. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
stick to beat (someone or something) with n. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
stick to beat (someone or something) with n. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
stick to beat (someone or something) with n. bahanesi/sebebi olma
stick to beat (someone or something) with n. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
stick to beat (someone or something) with n. bahane ederek azarlama/paylama
a stick to beat someone or something with n. aba altından sopa gösterme
stick one's nose into something v. (başkasının işine) burnunu sokmak
stick one's nose in to something v. (başkasının işine) burnunu sokmak
stick out against something v. bir şeyin önünde belirgin/görünür olmak
stick out (one's) tongue at (someone or something) v. (birine/bir şeye) dilini çıkarmak
stick out (one's) tongue at (someone or something) v. (birine/bir şeye) saygısızlık etmek
stick out (one's) tongue at (someone or something) v. (birine/bir şeye) burun kıvırmak
stick out (one's) tongue at (someone or something) v. (birine/bir şeye karşı) küçümseyici/aşağılayıcı tavır sergilemek
stick out (one's) tongue at (someone or something) v. (birine/bir şeye) dil çıkarmak
stick out (one's) tongue at (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) açıkça dalga geçmek
make (something) stick v. (bir şeyi) kalıcı hale getirmek
make (something) stick v. (bir şeyi) sabit hale getirmek
make (something) stick v. (bir şeyi) daimi hale getirmek
make (something) stick v. (bir şeyi) yerleşik hale getirmek
make (something) stick v. (bir şeyi) devamlı hale getirmek
have (something) stick in one's craw v. (bir şey) birinin canını sıkmak
have (something) stick in one's craw v. (bir şey) birinin sinirini bozmak
have (something) stick in one's craw v. (bir şey) birini rahatsız etmek
have (something) stick in one's craw v. (bir şey) birinin keyfini kaçırmak
have (something) stick in one's craw v. (bir şey) birini kızdırmak
have (something) stick in one's craw v. (bir şey) birini sinir etmek
have (something) stick in one's craw v. (bir şey) birini gıcık etmek
not hold a stick to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) tırnağı bile olamamak
not hold a stick to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanından bile geçememek
not hold a stick to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) eline su dökememek
stick your nose into something v. burnunu bir şeye sokmak
stick your nose into something v. bir işe burnunu sokmak
stick your nose into something v. bir şeye/işe karışmak
stick your oar in (something) [uk] v. (bir şeye) salça/maydanoz olmak
stick your oar in (something) [uk] v. (bir şeye) burnunu sokmak
stick (one's) oar in (something) [uk] v. üstüne vazife olmayan işlere karışmak