talking - Turco Inglés Diccionario

talking

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "talking" en diccionario turco inglés : 7 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
talking n. konuşma
The time for talking is over.
Konuşma zamanı sona erdi.

More Sentences
General
talking n. sesli film
talking n. ikaz
talking n. sesli (film)
talking adj. konuşan
talking adj. konuşkan
Computer
talking expr. konuşuyor

Significados de "talking" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
smooth talking n. düzgün konuşma
talking picture n. sesli film
talking nonsense n. hezeyan
talking film n. sesli film
talking in one's sleep n. sayıklama
talking-to n. azar
talking point n. konuşma konusu
talking point n. konuşulacak konu
simple talking n. basit konuşma
talking point n. (belge, istatistiksel bilgi, resim, gazete haberi gibi) bir tartışmada tarafların kullandığı inandırıcı veya ikna edici ya da destekleyici noktalar, konular
talking head n. ekranda vücudunun sadece omuzundan üstü görünen program sunucusu
talking book n. görme engelliler için geliştirilmiş sesli kitap
talking drum n. geleneksel olarak kol ile vücut arasına sıkıştırılarak çalınan afrika'ya özgü bir vurmalı çalgı
talking drum n. çalarken ton değiştirme özelliğine sahip afrika'ya özgü bir vurmalı çalgı
talking back n. küstah ve terbiyesizce cevap verme
talking drum n. eğri bir batonla çalınan, batı afrika'ya özgü küçük bir vurmalı çalgı
trash-talking n. boş konuşma
trash-talking n. aşağılayıcı şekilde konuşma
start talking incessantly v. çenesi düşmek
give somebody a talking-to v. haşlamak
give somebody a talking-to v. azarlamak
keep on talking with someone v. görüşmeye devam etmek
keep/continue talking v. görüşmeyi sürdürmek
smooth-talking adj. tatlı dille ikna eden
smooth-talking adj. yapmacık ama güzel konuşan
smooth-talking adj. dilbazlık yapan
Phrases
on talking terms expr. konuşmaya başlamış
on talking terms expr. barışmış
on talking terms expr. selamlaşıp konuşan
Colloquial
big-talking man n. büyük konuşan adam
talking head n. durmadan konuşan geveze tip
talking shop n. hiçbir sonuca ulaşmayan tartışmalar yapan grup ya da komite
know what you're talking about v. ağzından çıkanı kulağı duymak
know what (one) is talking about v. neden söz ettiğini bilmek
know what you're talking about v. neden söz ettiğini bilmek
know what you're talking about v. ne dediğini bilmek
know what (one) is talking about v. ne dediğini bilmek
know what you're talking about v. neden bahsettiğini bilmek
know what (one) is talking about v. ağzından çıkanı kulağı duymak
know what (one) is talking about v. neden bahsettiğini bilmek
now you are talking! expr. bana bunlarla gel!
look (hark) who's talking expr. bak şu konuşana
look who's talking expr. sen önce kendine bak
hark who's talking expr. diyene de/söyleyene de bak
hark who's talking expr. sen önce kendine bak
look who's talking expr. diyene de/söyleyene de bak
talking of somebody/something [uk] expr. biriyle/bir şeyle ilgili olarak
talking of (someone or something) expr. (biri/bir şey) konusunda
talking of somebody/something [uk] expr. biri/bir şey konusunda
talking of somebody/something [uk] expr. birinden/bir şeyden söz açılmışken
talking of somebody/something [uk] expr. biri/bir şey demişken
talking of (someone or something) expr. (biriyle/bir şeyle) ilgili olarak
talking of (someone or something) expr. (biri/bir şey) demişken
talking of (someone or something) expr. (birinden/bir şeyden) söz açılmışken
stop talking trash expr. saçma sapan konuşma
stop talking trash expr. boş konuşmayı bırak
(it was) good talking to you expr. güzel bir sohbetti/konuşmaydı/görüşmeydi
(it was) good talking to you expr. seninle/sizinle konuşmak güzeldi
now we're talking expr. işte bana bunlarla gel
now we're talking expr. işte bu olur
now we're talking expr. işte şimdi oldu
now we're talking expr. işte budur
now we're talking expr. işte duymak istediğim şey
now we're talking expr. ha şöyle
now we're talking expr. işte bu iyi/güzel fikir
Idioms
a talking shop [uk] n. her şeyin lafta kaldığı bir toplantı/organizasyon
a talking shop [uk] n. hiçbir sonuca varmayan tartışmaların yaşandığı toplantı/organizasyon
smooth talking n. tatlı dille ikna etme
smooth talking n. ikna edici konuşma
be like talking to a brick wall v. duvarla konuşuyor gibi olmak
be like talking to a brick wall v. duvara konuşuyormuş gibi olmak
be talking through one's hat v. bilmeden konuşmak
be talking through one's hat v. bilip bilmeden konuşmak
be talking through one's hat v. ahkam kesmek
be talking through one's hat v. palavra atmak
be talking through one's hat v. kafadan uydurmak
be talking through one's hat v. cahil cahil konuşmak
be talking through one's hat v. boş konuşmak
be talking through one's hat v. cahilce konuşmak
be talking through one's hat v. desteksiz atmak
be talking through one's hat v. kafadan atmak
like talking to a brick wall v. duvarla konuşuyormuş gibi
like talking to a brick wall v. duvara konuşuyormuş gibi
be talking out of both sides of (one's) mouth v. ona öyle buna böyle konuşmak
be talking through your hat v. boş konuşmak
be talking through your hat v. desteksiz atmak
be talking through your hat v. kafadan atmak
be talking through your hat v. bilmeden konuşmak
be talking through your hat v. bilip bilmeden konuşmak
be talking through your hat v. cahil cahil konuşmak
be talking through your hat v. palavra atmak
give (one) a (good) talking to v. (birini bir güzel/bir temiz) azarlamak
give (one) a (good) talking to v. (birini bir güzel/bir temiz) haşlamak
give someone a (good) talking to v. birinin (bir güzel) canına okumak
give (one) a (good) talking to v. (birine bir güzel/bir temiz) fırça çekmek
give someone a (good) talking to v. birini bir (güzel/bir temiz) haşlamak
give (one) a (good) talking to v. (birinin bir güzel) canına okumak
give someone a (good) talking to v. birini (bir güzel/bir temiz) azarlamak
give someone a (good) talking to v. birine (bir güzel/bir temiz) fırça çekmek
give someone a (good) talking to v. birine (bir güzel) gününü göstermek
give (one) a (good) talking to v. (birine bir güzel) gününü göstermek
give someone a talking to v. birinin canına okumak
give someone a talking to v. birine gününü göstermek
give someone a talking to v. birine fırça çekmek
give someone a talking to v. birini azarlamak
give someone a talking to v. birini haşlamak
blunt-talking adj. açık sözlü
blunt-talking adj. dobra
blunt talking and straight shooting expr. açık sözlü
blunt talking and straight shooting expr. dobra
like talking to a wall expr. duvarla konuşuyor gibi
like talking to a wall expr. duvara konuşuyormuş gibi
Speaking
why have you stopped talking? expr. neden sustun?
why aren't you talking expr. neden konuşmuyorsun
why did you quit talking? expr. neden sustun?
who am I talking to? expr. kime diyorum?
I miss talking to you expr. seninle konuşmayı özledim
I miss talking with you expr. seninle konuşmayı özledim
they like talking about their dreams expr. rüyalarıyla ilgili konuşmaktan hoşlanırlar
thank you for talking with me expr. benimle konuştuğunuz için teşekkür ederim
good talking to you expr. seninle konuşmak güzeldi
it's been nice talking to you expr. seninle konuşmak güzeldi
It's been good talking to you expr. seninle konuşmak güzeldi
nice talking to you expr. seninle konuşmak güzeldi
I don't have the slightest idea what you're talking about expr. neden söz ettiğin hakkında en ufak bir fikrim yok
you do not have the slightest idea what I am talking expr. ne konuştuğum hakkında en ufak bir fikrin bile yok
stop talking to me expr. benimle konuşmayı bırak
what are you talking about? expr. neden bahsediyorsun sen?
I know what i'm talking about expr. neden söz ettiğimi biliyorum
that's what we were talking about expr. biz de bundan konuşuyorduk
that's what we were talking about expr. biz de bundan bahsediyorduk
you've got no idea who you're talking to expr. kiminle konuştuğunuz hakkında hiçbir fikriniz yok
no talking in line expr. sırada konuşmayın
I'm talking to you expr. seninle konuşuyorum!
I shouldn't be talking about him expr. onun hakkında konuşmamalıyım
nice talking to you too expr. seninle konuşmak da güzeldi
that's a hunch talking expr. ön sezilerinle konuşuyorsun
I don't know what you are talking about expr. neden bahsettiğini anlamıyorum
you know exactly what i'm talking about expr. neden söz ettiğimi gayet iyi biliyorsun
what are you talking about? expr. sen neden söz ediyorsun?
you're not talking much these days expr. bugünlerde pek fazla konuşmuyorsun
I'm not talking to you expr. seninle konuşmuyorum
instead of talking expr. konuşmak yerine
you have no idea what i'm talking about expr. neden bahsettiğim hakkında hiçbir fikrin yok
what are you talking about? expr. sen neden bahsediyorsun?
what do you think they're talking about? expr. sizce ne konuşuyorlardır?
I heard you talking to him expr. onunla konuştuğunu duydum
who do you think you're talking to? expr. sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun?
do you remember what we were talking about? expr. ne hakkında konuştuğumuzu hatırlıyor musun?
I'm just talking expr. sadece konuşuyorum