| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | unbearable adj. | katlanılmaz | ||
|
It would've been unbearable. Katlanılamaz olurdu bu. More Sentences |
||||
| Common Usage | unbearable adj. | çekilmez | ||
|
Making other's life unbearable won't relieve your pain. Başkalarının hayatını çekilmez hale getirmek sizin acınızı dindirmez. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | unbearable adj. | çekilmez | ||
|
Making other's life unbearable won't relieve your pain. Başkalarının hayatını çekilmez hale getirmek sizin acınızı dindirmez. More Sentences |
||||
| General | unbearable adj. | dayanılmaz | ||
|
Many men after all find the idea that their picture of reality is not relevant for women unbearable. Ne de olsa pek çok erkek, kendi gerçeklik resimlerinin kadınlar için geçerli olmadığı fikrini dayanılmaz bulmaktadır. More Sentences |
||||
| General | unbearable adj. | tahammülfersa | ||
| General | unbearable adj. | tahammül edilmez | ||
| General | unbearable adj. | tahammül edilemez | ||
| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| General | ||||
| General | unbearable lightness of being n. | varolmanın dayanılmaz hafifliği | ||
| General | make life unbearable for v. | dünyayı dar etmek | ||
| General | make life unbearable for someone v. | dünyayı dar etmek | ||
| General | make life unbearable for v. | dünyayı başına dar etmek | ||
| General | make life unbearable for v. | dünyayı zehir etmek | ||
| General | become unbearable v. | çekilmez bir hal almak | ||
| General | become unbearable v. | çekilmez bir hale gelmek | ||
| General | become unbearable v. | çekilmez hale gelmek | ||