usas - Turco Inglés Diccionario

usas

Significados de "usas" en diccionario turco inglés : 2 resultado(s)

Inglés Turco
General
usa n. abd
In the USA, and increasingly in Japan, patents have unfortunately been granted for what is essentially pure software.
ABD'de ve giderek artan bir şekilde Japonya'da esasen saf yazılım olan şeylere ne yazık ki patentler verilmiştir.

More Sentences
usa n. amerika birleşik devletleri

Significados de "usas" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
the usa n. amerika birleşik devletleri
commercial driver's license (usa) n. ticari araç sürücü belgesi
carborne [usa] n. araba ile seyahat
rathole [usa] n. dipsiz kuyu
carwash [usa] n. bir konuda para toplamak amacıyla yapılan ücret karşılığı araba yıkama etkinliği
reata [usa] n. kement
channel-surfing [usa] n. kumanda ile televizyon kanallarını peş peşe geçme
channel-surfing [usa] n. zaplama
channel-surfing [usa] n. televizyon kanalları arasında sörf yapma
checkclerk [usa] n. hesapları kontrol etmekten sorumlu katip
nightshift [usa] n. gece vardiyası
nonimmigrant [usa] n. daha sonra ülkesine geri dönmek şartıyla abd'de geçici bir süre ikamet eden kimse
nonimmigrant [usa] n. abd'ye geçici bir süre için giren yabancı kimse
remuda [usa] n. ertesi gün kullanılacak atların seçildiği at sürüsü
tenderloin [usa] n. (geçmişte) new york'ta yolsuzluk ve rüşvet ile bilinen bölge
the finger [usa] n. (hareket çekerken gösterilen) orta parmak
the holiday season [usa] n. kasım ayından ocak ayının başına kadar geçen, birçok tatilin kutlandığı zaman aralığı
the holidays [usa] n. kasım ayından ocak ayının başına kadar geçen, birçok tatilin kutlandığı zaman aralığı
the wire [usa] n. bitiş çizgisi
the wire [usa] n. bitiş ipi
the yin and yang [usa] n. bir şeyin iki zıt parçası
the wire [usa] n. son aşama
the yin and yang [usa] n. bir şeyin iki zıt tarafı
thimblewit [usa] n. mankafa
thimblewit [usa] n. saf kimse
thimblewit [usa] n. aptal kimse
channel-surf [usa] v. kumanda ile televizyon kanallarını peş peşe geçmek
channel-surf [usa] v. televizyon kanalları arasında sörf yapmak
channel-surf [usa] v. zaplamak
relocate [usa] v. evini ve işini başka yere taşımak
raw [usa] adj. boyası kurumamış
raw [usa] adj. yeni yapılmış
raw [usa] adj. henüz bitmiş
unmailed [usa] adj. postayla gönderilmemiş
from the usa adv. abd'den
theirselves [usa] pron. (abd'nin güney kesimlerinde) kendilerine
theirself [usa] pron. (abd'nin güney kesimlerinde) kendileri
theirself [usa] pron. (abd'nin güney kesimlerinde) kendilerini
theirselves [usa] pron. (abd'nin güney kesimlerinde) kendilerini
theirselves [usa] pron. (abd'nin güney kesimlerinde) kendileri
theirself [usa] pron. (abd'nin güney kesimlerinde) kendilerine
Phrasals
tend to [usa&canadian] v. dikkat etmek
Phrases
the skinny [usa] n. işin aslı
the skinny [usa] n. gizli gerçek
Colloquial
carhopping [usa] n. restoranın arabaya yemek servisi yapması
needcessity [usa] n. ihtiyaç ve lüzum duyulan şey
newshawk [usa] n. haber spikeri
newshound [usa] n. asabi ve enerjik haber gazeteci
newshawk [usa] n. asabi haber muhabiri
the man [usa] n. yönetici sınıfındaki beyaz ırktan kimse
the big enchilada [usa] n. en önemli konu
the dumper [usa] n. başarısızlık
the little man [usa] n. sıradan insan
the book [usa] n. mesele
the coast [usa] n. pasifik okyanusu boyunca yer alan bölge
the book [usa] n. esas konu
the man [usa] n. takım kaptanı
the little guy [usa] n. vatandaş
the book [usa] n. telefon rehberi
the little man [usa] n. vatandaş
the book [usa] n. mevzubahis durum
the man [usa] n. polis
the little guy [usa] n. sıradan insan
the man [usa] n. herkesin idolü olan kimse
the coast [usa] n. pasifik okyanusu yakınındaki bölge
the scoop [usa] n. trend
the pros [usa] n. profesyonel
the shaft [usa] n. haksız muamele
the scoop [usa] n. ilginç haber
the topper [usa] n. daha da iyisi/beteri
the y (the ymca) [usa] n. genç hristiyan erkekler derneği
the beauty part [usa] n. bir şeyin en iyi kısmı
the beauty part [usa] n. bir şeyin en çekici kısmı
three-peat [usa] n. üst üste üçüncü galibiyet
threepeat [usa] n. üst üste üçüncü şampiyonluk
throttling [usa] n. hezimet
throttling [usa] n. ağır yenilgi
three-peat [usa] n. üst üste üçüncü şampiyonluk
threepeat [usa] n. üst üste üçüncü galibiyet
tippy-toe [usa] v. parmak uçlarında yürümek
regular [usa] adj. efendi
regular [usa] adj. güvenilir
regular [usa] adj. nezih
nosebleed [usa] adj. burun kanamasına neden olabilecek kadar yüksekte
Idioms
throw a wrench in the works (usa) v. işlere köstek olmak
put a monkey wrench in the works (usa) v. işlere köstek olmak
throw a monkey wrench in the works (usa) v. işlere köstek olmak
put a wrench in the works (usa) v. işlere köstek olmak
toss a monkey wrench into [usa] v. işin içine etmek
hurl a monkey wrench into [usa] v. işin içine etmek
throw someone off stride [usa] v. (birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
throw someone off his/her stride [usa] v. (birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
knock off stride [usa] v. (birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
knock someone off stride [usa] v. şaşkına döndürmek
knock off stride [usa] v. şaşkına döndürmek
knock someone off stride [usa] v. (birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
throw off stride [usa] v. (birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
throw someone off stride [usa] v. şaşkına döndürmek
throw off stride [usa] v. şaşkına döndürmek
knock someone off his/her stride [usa] v. (birinin) yürümeye veya koşmaya devam etmesine engel olmak
knock someone off his/her stride [usa] v. şaşkına döndürmek
throw someone off his/her stride [usa] v. şaşkına döndürmek
the fix is in [usa] expr. şike var
the fix is in [usa] expr. hile var
Trade/Economic
usa ambassador n. abd büyükelçisi
store window (usa) n. dükkan vitrini
store window (usa) n. mağaza vitrini
store window (usa) n. vitrin (mağaza vb)
receiptor [usa] n. makbuz veren kimse
receiptor [usa] n. fiş veren kimse
Law
legal status summary (usa) n. müddetname
chapter 7 [usa] n. abd iflas kanununda iflas eden şirkete mahkemenin kayyım atayabileceğini belirten kısım
chapter 11 [usa] n. abd iflas kanununda iflas eden şirketin mahkeme gözetimi altında işini yeniden düzenleyebilmesi için gereken koşullar
chapter 11 [usa] n. abd iflas kanununda iflas eden şirketin mahkeme gözetimi altında işini yeniden düzenleyebileceğini belirten kısım
night rider [usa] n. gece eşkıyası
night rider [usa] n. geceleri atlar ve maskelerle baskın yapan çeteye mensup kimse
night rider [usa] n. gece haydudu
the mails [usa] n. ulusal posta sistemi
Politics
usa national security council turkey desk chief n. abd ulusal güvenlik konseyi türkiye masası sorumlusu
turkey-usa relations n. türkiye abd ilişkileri
recall [usa] n. seçilmiş yetkilinin halk oylamasıyla görevden alınması
red state [usa] n. seçmenlerin çoğunluğunun cumhuriyetçi partiye oy verdiği eyalet
red state [usa] n. kırmızı eyalet
regular [usa] n. partinin yetkili organları tarafından seçilmiş kimse
regular [usa] n. sadık parti üyesi
theocon [usa] n. muhafazakar
theocon [usa] n. hristiyan muhafazakar
third house [usa] n. aktif olarak yasama organını etkilemeye çalışan bir grup insan
third house [usa] n. lobi
third reading [usa] n. bir yasanın nihai değerlendirmesi
pressure group [usa] n. aktif olarak yasama organını etkilemeye çalışan bir grup insan
recall [usa] v. (seçilmiş yetkiliyi) halk oylamasıyla görevden almak
back-channel [usa] v. gizli, gayri resmi veya üstü kapalı yollarla iletişim kurmak
regular [usa] adj. partinin yetkili organları tarafından seçilmiş
regular [usa] adj. partisine sadık
Institutes
section for the united kingdom, usa and canada n. ingiltere, amerika, kanada şube müdürlüğü
department of the united kingdom, usa, asia and pacific and the middle east n. ingiltere, amerika, asya ve pasifik, orta doğu dairesi başkanlığı
Media
newsclip [usa] n. yayınlanan haberlerden kısa bir özet
newsclip [usa] n. vtr
Technical
chemical toilet [usa] n. su ve gider bağlantısı olmayan, içerisinde yalnızca atık maddeyi kimyasal olarak etkisizleştirmek üzere sıvı dezenfektan bulunan klozet
chemical toilet [usa] n. kimyasal tuvalet
tenpenny [usa&canada] adj. 7.62 santimetre uzunluğunda (çivi)
Television
teleview [usa] v. televizyon izlemek
Textile
nonrun [usa] adj. kaçmayan (çorap)
Gastronomy
zucchini pie (usa) n. kabak böreği
nocake [usa] n. kurutularak öğütülmüş hint mısırı
tenth [usa] n. galonun onda birine eşit şarap miktarı
tenth [usa] n. galonun onda biri miktarda şarap alabilen şişe
Chemistry
titer [usa] n. yağ asidinin katılaştığı sıcaklık
Marine Biology
niggerhead [usa] n. tatlı suda yaşayan deniz tarağı