Turco - Inglés
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Francés - Inglés
Español - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Traducción
Eliminar anuncios
Iniciar sesión / Registrarse
Apagar las luces
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Traducción
Sinónimo
Frases
Herramientas
Recursos
Sobre nosotros
Contacto
Iniciar sesión / Registrarse
EN-TR
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Español - Inglés
Francés - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Turco - Inglés
Francés - Inglés
Español - Inglés
Alemán - Inglés
Ocultar la historia
Historia detallada
Eliminar
Historia :
bordó
shave through
psicólogo
plane something off
Miniaturansicht
laser diode
hilariousness
differ from something
customizable toolbar
darkride
separation size
maksiler
wave-like
pekingese dog
Schleppwalzen
foam-free
Cyanoaurat
completion of setting
automatic steel processing
mouse-eared bats
educatee
Alundum
bird fodder
heat-joining
sea-doo
yaparken
Historia
Frases
Significados de
"yaparken"
en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)
Categoría
Turco
Inglés
Archaic
1
Archaic
yaparken
but
conj.
Significados de
"yaparken"
con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)
Categoría
Turco
Inglés
General
1
General
kayak yaparken kişinin havaya zıplaması
taking air
n.
2
General
kayaktan düşme veya snowboard yaparken yaralanma
wipe out
n.
3
General
iş yaparken sarfedilen enerji miktarı
ergon
n.
4
General
eskrim ya da düello yaparken kullanılan hafif kılıç
smallsword
n.
5
General
denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı
shanty
n.
6
General
denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı
sea chantey
n.
7
General
denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı
chanty
n.
8
General
denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı
sea shanty
n.
9
General
denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı
chantey
n.
10
General
gazete dağıtımı ve bunu yaparken kullanılan güzergah
paper round
n.
11
General
gazete dağıtımı ve bunu yaparken kullanılan güzergah
paper route
n.
12
General
tereyağ yaparken katılaşan yağın ardında kalan sıvı
buttermilk
n.
13
General
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman
tuiitsoq (greenland)
n.
14
General
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman
akuilisaq (greenland)
n.
15
General
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman
spraydeck [us]
n.
16
General
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman
spray skirt
n.
17
General
şeker şurubu yaparken kullanılan termometre
candy thermometer
n.
18
General
(incil'de) metinden alıntı yaparken kullanılan belirli bir bölüm ve ayet
chapter and verse
n.
19
General
çizim veya kopyalama yaparken belirli çizgileri kullanan kimse
liner
n.
20
General
dolgu yaparken dişin dış tabakasına destek olması için yerleştirilen bant
matrix
n.
21
General
trapez gösterisi yaparken takılan güvenlik kemeri
mechanic
n.
22
General
spor yaparken aniden yorulma
bonk
n.
23
General
mağaracıların dar alanlarda sürünme alıştırması yaparken kullandığı ayarlanabilir kutu
squeeze box
n.
24
General
dikiş yaparken avuç içine geçirilen deri veya kalın kanvas
palm
n.
25
General
hırsızlık yaparken yakalanmak
be caught in the act of burglary
v.
26
General
birini yanlış bir şey yaparken yakalamak
nab
v.
27
General
tahmin yaparken masrafını veya değerini fazla yüksek tutmak
overestimate
v.
28
General
kötü bir şey yaparken yakalamak
catch out
v.
29
General
birini saatte yüz mil hız yaparken yakalamak
clock someone at speeds of up to one hundred miles per hour
v.
30
General
(bir şey yaparken) destek almak
have support in
v.
31
General
bir şey yaparken yavaş davranmak
tarry
v.
32
General
ilk kez ticaret yaparken ücret ödemek
pay one's footing
v.
33
General
(reverans yaparken) şapka çıkarmak
uncover
v.
34
General
(reverans yaparken) başındakini çıkarmak
uncover
v.
35
General
jonglörlük yaparken koşmak
joggle
v.
36
General
spor yaparken aniden yorulmak
bonk
v.
37
General
yaparken bozmak
mismake
v.
38
General
yaparken ustalığını kullanmak
concoct
v.
39
General
bir şey yaparken hata yapmak
make the mistake of doing something
v.
40
General
(koku takibi yaparken) başını aşağı eğmek
stoop [uk]
v.
41
General
(reverans yaparken) şapka çıkarmış
uncovered
adj.
42
General
(giysi, eşya) ekim dikim yaparken kullanıma yönelik
plantation
adj.
43
General
hamle yaparken
on the fly
adv.
44
General
hayalet taklidi yaparken çıkarılan ses
ooh
interj.
Phrasals
45
Phrasals
(kendini) yanlış iş yaparken yakalamak
catch oneself on
v.
46
Phrasals
kötü bir şey yaparken yakalamak
catch (someone or something) in (something)
v.
47
Phrasals
(birini biriyle) yasadışı bir şey yaparken bulmak/basmak
catch (one) with (someone)
v.
48
Phrasals
(birini bir şeyi yaparken) yönlendirmek
take (one) through (something)
v.
49
Phrasals
(bir şeyi yaparken başka bir şeyi) örnek almak
fashion (something) after (something else)
v.
50
Phrasals
hırsızlık yaparken yakalamak
find out
v.
Phrases
51
Phrases
bunu yaparken
by doing this
expr.
52
Phrases
(bir şey) yaparken
in the act of (doing something)
expr.
53
Phrases
(bir şey yaparken) suçüstü
in the act of (doing something)
expr.
Proverb
54
Proverb
işini yaparken bir elinle de kendini koru/tutunacak bir şeyin olsun
one hand for (oneself) and one (hand) for the ship
55
Proverb
işini yaparken kendini de sağlama al
one hand for (oneself) and one (hand) for the ship
56
Proverb
işini yaparken kendini de sağlama al
one hand for oneself and one for the ship
57
Proverb
işini yaparken bir elinle de kendini koru/tutunacak bir şeyin olsun
one hand for oneself and one for the ship
Colloquial
58
Colloquial
üzerini kirletecek işler yaparken giyilen eski kıyafet
grubs
n.
59
Colloquial
üzerini kirletecek işler yaparken giyilen eski kıyafet
grubbers
n.
60
Colloquial
üzerini kirletecek işler yaparken giyilen eski kıyafet
grubbies
n.
61
Colloquial
gündelik bir işi yaparken bir anda akla gelen düşünce
shower thought
n.
62
Colloquial
şaka yaparken şakalanmak
jokes on you
v.
63
Colloquial
(birini bir şey yaparken) gözünde canlandırmak
picture (one) (doing something)
v.
64
Colloquial
(birini bir şey yaparken) düşünmek
picture (one) (doing something)
v.
65
Colloquial
(birini bir şey yaparken) hayal etmek
picture (one) (doing something)
v.
66
Colloquial
(bir daha) bir şey yaparken görülmemek
not let someone catch someone doing something
v.
67
Colloquial
(bir daha) bir şey yaparken yakalanmamak
not let someone catch someone doing something
v.
68
Colloquial
(birini bir şey yaparken) yakalamak
catch (one) (doing something)
v.
69
Colloquial
(birini bir şey yaparken) basmak
catch (one) (doing something)
v.
70
Colloquial
derinden bir gülme sesi taklidi yaparken kullanılan ifade
ho, ho, ho
expr.
71
Colloquial
büyü/sihir yaparken yüksek sesle söylenen bir ifade
shazzam
expr.
72
Colloquial
büyü/sihir yaparken yüksek sesle söylenen bir ifade
shazam
expr.
Idioms
73
Idioms
balina avcılığı yaparken balinaya kancayı takıp balina tarafından sürüklenen tekne
nantucket sleigh ride
n.
74
Idioms
kötü bir şey yaparken yakalamak
catch on the hop
v.
75
Idioms
(bir şeyi yaparken vb.) otomatiğe bağlamak
be on autopilot
v.
76
Idioms
(bir şeyi yaparken vb.) otomatiğe bağlamak
be on automatic pilot
v.
77
Idioms
(birini bir şey yaparken yakalayarak) utanmasına neden olmak
give someone a red face
v.
78
Idioms
kendini bir şey yaparken bulmak (şaşkınlıkla)
catch oneself doing something
v.
79
Idioms
kendini... yaparken bulmak
end up (by) doing something
v.
80
Idioms
kendini... yaparken bulmak
wind up (by) doing something
v.
81
Idioms
uygunsuz durumda (seks yaparken) yakalanmak
be caught in a compromising position
v.
82
Idioms
satış yaparken hile yapmak
chant horses
v.
83
Idioms
ufak tefek şeylerde cimrilik yaparken bir taraftan da büyük miktarda israf veya savurganlık yapmak
spare at the spigot and spill at the bung
v.
84
Idioms
ufak tefek şeylerde cimrilik yaparken bir taraftan da kontrolsüzce büyük miktarda para harcamak
spare at the spigot and spill at the bung
v.
85
Idioms
(egzersiz yaparken) kaslarında yanmayı/acıyı hissetmek
go for the burn
v.
86
Idioms
(yasak bir şey yaparken birine) yakalanmamak
not want to catch someone doing something
v.
87
Idioms
(yaparken biri tarafından) görülmemek
not want to catch someone doing something
v.
88
Idioms
(yasak bir şey yaparken birine) yakalanmamak
not let (someone) catch (one) (doing something)
v.
89
Idioms
(yaparken biri tarafından) görülmemek
not let (someone) catch (one) (doing something)
v.
90
Idioms
kaş yaparken göz çıkarmak
plant dragon's teeth
v.
91
Idioms
kaş yaparken göz çıkarmak
sow dragon's teeth
v.
92
Idioms
(izinsiz bir şey yaparken birine) yakalanmamak
not let (someone) catch (one) (doing something)
v.
93
Idioms
bir şeyi yaparken çok eğlenmek
have a high old time
v.
94
Idioms
muhasebe yaparken finansal kayıplarını kaydetmek
write off (one's) losses
v.
95
Idioms
(bir şey yaparken) sınır tanımamak
be not above (doing something)
v.
96
Idioms
bir şey yaparken sınır tanımamak
not be above doing something
v.
97
Idioms
(bir şeyi) yaparken vaktini boşa harcamadığından emin olmak
make (something) worth (one's) while
v.
98
Idioms
rol yaparken birini gerçekten yumruklamak
not pull (one's) punches
v.
99
Idioms
(birini bir şey yaparken) suçüstü yakalamak/basmak
catch (one) in the act of (doing something)
v.
100
Idioms
(birini bir şey yaparken) basmak
catch (one) in the act of (doing something)
v.
101
Idioms
birini (bir şey yaparken) suçüstü yakalamak/basmak
catch somebody in the act (of doing something)
v.
102
Idioms
(birini bir şey yaparken) iş üstünde yakalamak/basmak
catch (one) in the act of (doing something)
v.
103
Idioms
birini (bir şey yaparken) yakalamak
catch somebody in the act (of doing something)
v.
104
Idioms
birini (bir şey yaparken) iş üstünde yakalamak/basmak
catch someone in the act (of doing something)
v.
105
Idioms
(birini) yasadışı bir şey yaparken yakalamak
catch (one) with (one's) hand in the cookie jar
v.
106
Idioms
birini (bir şey yaparken) suçüstü yakalamak/basmak
catch someone in the act (of doing something)
v.
107
Idioms
birini (bir şey yaparken) basmak
catch somebody in the act (of doing something)
v.
108
Idioms
birini (bir şey yaparken) basmak
catch someone in the act (of doing something)
v.
109
Idioms
birini (bir şey yaparken) yakalamak
catch someone in the act (of doing something)
v.
110
Idioms
(birini bir şey yaparken) yakalamak
catch (one) in the act of (doing something)
v.
111
Idioms
birini (bir şey yaparken) iş üstünde yakalamak/basmak
catch somebody in the act (of doing something)
v.
112
Idioms
(kendini bir şey) yaparken bulmak
end up doing
v.
113
Idioms
(bir daha bir şey) yaparken yakalanmamak
not let catch doing
v.
114
Idioms
(yasak/izinsiz bir şey yaparken) yakalanmamak
not let catch doing
v.
115
Idioms
(bir daha bir şey) yaparken görülmemek
not let catch doing
v.
116
Idioms
(birini bir şey yaparken) görmek istememek
not want to catch (one) (doing something)
v.
117
Idioms
(birini bir şey yaparken) yakalamak istememek
not want to catch (one) (doing something)
v.
118
Idioms
öğretmenlik yaparken
at the chalkface
expr.
119
Idioms
sörf yaparken dalga kavisinin içinde
in the tube
expr.
120
Idioms
yasadışı bir şey yaparken
with your hand in the cookie jar [us]
expr.
121
Idioms
yasadışı bir şey yaparken
with (one's) hand in the cookie jar
expr.
Speaking
122
Speaking
(yaparken) acele etme
don't rush it
expr.
123
Speaking
bunu yaparken aklından neler geçiyordu?
what went through your head when you did that?
expr.
124
Speaking
bir daha bunu yaparken yakalamayayım seni!
don't let me catch you doing that again!
expr.
125
Speaking
bir daha bunu yaparken yakalamayayım seni!
I don't want to catch you doing it again!
expr.
Politics
126
Politics
oylama yaparken kullanılan fasulye
bean
n.
Insurance
127
Insurance
bir işi yaparken yeterince özen göstermeme
negligence
n.
Tourism
128
Tourism
tur yaparken (bir yeri) ziyaret etmek
tourist
v.
Technical
129
Technical
döküm yaparken kalıba erimiş metalin döküldüğü kanal ağzı
tedge
n.
130
Technical
torna yaparken destek için kullanılan konik uçlu çubuk
centre
n.
131
Technical
torna yaparken destek için kullanılan konik uçlu çubuk
center
n.
132
Technical
aletle süsleme yaparken koyulan işaret
toolmark
n.
133
Technical
(kaynak yaparken kullanılan) siper
apron
n.
134
Technical
deney yaparken kullanılan 29.166 gram değerinde ağırlık
assay ton
n.
135
Technical
pergelle çizim yaparken merkez nokta etrafında eğriler oluşturmaya yarayan ortası delikli yuvarlak bir alet
ball point
n.
136
Technical
çömlek yaparken alet kullanan kimse
jollyer
n.
137
Technical
çömlek yaparken alet kullanan kimse
jollier
n.
138
Technical
yontma yaparken kesilen parça
whittling
n.
139
Technical
kement yaparken halatta düğüm yerine kullanılan bir tür ilmek
honda [us]
n.
140
Technical
(döküm yaparken) kumu kalıp haline getirmek
sweep a mold
v.
141
Technical
(döküm yaparken kalıbın bir kısmını) kumla doldurmak
stop off
v.
Computer
142
Computer
spam yaparken gönderici adresini mailin gerçek bir kişiden gittiğine inandıracak şekilde düzenleme
address spoofing
n.
143
Computer
metinde düzeltme yaparken kırmızı ile işaretlemek
redline
v.
Textile
144
Textile
kadınların yürüyüş yaparken dışarda giydiği kıyafet
trotteur
n.
145
Textile
yama yaparken çorabın şeklini korumak için içine konan yumurta biçimli bir nesne
darning last
n.
Construction
146
Construction
(arazi etüdü yaparken) belirli noktaları işaretlemek için kullanılan çubuk
ranging pole
n.
147
Construction
(arazi etüdü yaparken) belirli noktaları işaretlemek için kullanılan çubuk
ranging-pole
n.
148
Construction
(arazi etüdü yaparken) gözlemcinin bir nesne ile olan mesafesini ölçme
rangefinding
n.
149
Construction
(arazi etüdü yaparken kullanılan) takometre
rangefinder
n.
150
Construction
(arazi etüdü yaparken) belirli noktaları işaretlemek için kullanılan çubuk
ranging rod
n.
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of yaparken
×
Term Options
Corregir / Sugerir
Francés Inglés Diccionario
Español Inglés Diccionario
Alemán Inglés Diccionario
Inglés Sinónimo Diccionario
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy