yaparken - Turco Inglés Diccionario

yaparken

Significados de "yaparken" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Archaic
yaparken but conj.

Significados de "yaparken" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
kayak yaparken kişinin havaya zıplaması taking air n.
kayaktan düşme veya snowboard yaparken yaralanma wipe out n.
iş yaparken sarfedilen enerji miktarı ergon n.
eskrim ya da düello yaparken kullanılan hafif kılıç smallsword n.
denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı shanty n.
denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı sea chantey n.
denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı chanty n.
denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı sea shanty n.
denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı chantey n.
gazete dağıtımı ve bunu yaparken kullanılan güzergah paper round n.
gazete dağıtımı ve bunu yaparken kullanılan güzergah paper route n.
tereyağ yaparken katılaşan yağın ardında kalan sıvı buttermilk n.
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman tuiitsoq (greenland) n.
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman akuilisaq (greenland) n.
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman spraydeck [us] n.
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman spray skirt n.
şeker şurubu yaparken kullanılan termometre candy thermometer n.
(incil'de) metinden alıntı yaparken kullanılan belirli bir bölüm ve ayet chapter and verse n.
çizim veya kopyalama yaparken belirli çizgileri kullanan kimse liner n.
dolgu yaparken dişin dış tabakasına destek olması için yerleştirilen bant matrix n.
trapez gösterisi yaparken takılan güvenlik kemeri mechanic n.
spor yaparken aniden yorulma bonk n.
mağaracıların dar alanlarda sürünme alıştırması yaparken kullandığı ayarlanabilir kutu squeeze box n.
dikiş yaparken avuç içine geçirilen deri veya kalın kanvas palm n.
hırsızlık yaparken yakalanmak be caught in the act of burglary v.
birini yanlış bir şey yaparken yakalamak nab v.
tahmin yaparken masrafını veya değerini fazla yüksek tutmak overestimate v.
kötü bir şey yaparken yakalamak catch out v.
birini saatte yüz mil hız yaparken yakalamak clock someone at speeds of up to one hundred miles per hour v.
(bir şey yaparken) destek almak have support in v.
bir şey yaparken yavaş davranmak tarry v.
ilk kez ticaret yaparken ücret ödemek pay one's footing v.
(reverans yaparken) şapka çıkarmak uncover v.
(reverans yaparken) başındakini çıkarmak uncover v.
jonglörlük yaparken koşmak joggle v.
spor yaparken aniden yorulmak bonk v.
yaparken bozmak mismake v.
yaparken ustalığını kullanmak concoct v.
bir şey yaparken hata yapmak make the mistake of doing something v.
(koku takibi yaparken) başını aşağı eğmek stoop [uk] v.
(reverans yaparken) şapka çıkarmış uncovered adj.
(giysi, eşya) ekim dikim yaparken kullanıma yönelik plantation adj.
hamle yaparken on the fly adv.
hayalet taklidi yaparken çıkarılan ses ooh interj.
Phrasals
(kendini) yanlış iş yaparken yakalamak catch oneself on v.
kötü bir şey yaparken yakalamak catch (someone or something) in (something) v.
(birini biriyle) yasadışı bir şey yaparken bulmak/basmak catch (one) with (someone) v.
(birini bir şeyi yaparken) yönlendirmek take (one) through (something) v.
(bir şeyi yaparken başka bir şeyi) örnek almak fashion (something) after (something else) v.
hırsızlık yaparken yakalamak find out v.
Phrases
bunu yaparken by doing this expr.
(bir şey) yaparken in the act of (doing something) expr.
(bir şey yaparken) suçüstü in the act of (doing something) expr.
Proverb
işini yaparken bir elinle de kendini koru/tutunacak bir şeyin olsun one hand for (oneself) and one (hand) for the ship
işini yaparken kendini de sağlama al one hand for (oneself) and one (hand) for the ship
işini yaparken kendini de sağlama al one hand for oneself and one for the ship
işini yaparken bir elinle de kendini koru/tutunacak bir şeyin olsun one hand for oneself and one for the ship
Colloquial
üzerini kirletecek işler yaparken giyilen eski kıyafet grubs n.
üzerini kirletecek işler yaparken giyilen eski kıyafet grubbers n.
üzerini kirletecek işler yaparken giyilen eski kıyafet grubbies n.
gündelik bir işi yaparken bir anda akla gelen düşünce shower thought n.
şaka yaparken şakalanmak jokes on you v.
(birini bir şey yaparken) gözünde canlandırmak picture (one) (doing something) v.
(birini bir şey yaparken) düşünmek picture (one) (doing something) v.
(birini bir şey yaparken) hayal etmek picture (one) (doing something) v.
(bir daha) bir şey yaparken görülmemek not let someone catch someone doing something v.
(bir daha) bir şey yaparken yakalanmamak not let someone catch someone doing something v.
(birini bir şey yaparken) yakalamak catch (one) (doing something) v.
(birini bir şey yaparken) basmak catch (one) (doing something) v.
derinden bir gülme sesi taklidi yaparken kullanılan ifade ho, ho, ho expr.
büyü/sihir yaparken yüksek sesle söylenen bir ifade shazzam expr.
büyü/sihir yaparken yüksek sesle söylenen bir ifade shazam expr.
Idioms
balina avcılığı yaparken balinaya kancayı takıp balina tarafından sürüklenen tekne nantucket sleigh ride n.
kötü bir şey yaparken yakalamak catch on the hop v.
(bir şeyi yaparken vb.) otomatiğe bağlamak be on autopilot v.
(bir şeyi yaparken vb.) otomatiğe bağlamak be on automatic pilot v.
(birini bir şey yaparken yakalayarak) utanmasına neden olmak give someone a red face v.
kendini bir şey yaparken bulmak (şaşkınlıkla) catch oneself doing something v.
kendini... yaparken bulmak end up (by) doing something v.
kendini... yaparken bulmak wind up (by) doing something v.
uygunsuz durumda (seks yaparken) yakalanmak be caught in a compromising position v.
satış yaparken hile yapmak chant horses v.
ufak tefek şeylerde cimrilik yaparken bir taraftan da büyük miktarda israf veya savurganlık yapmak spare at the spigot and spill at the bung v.
ufak tefek şeylerde cimrilik yaparken bir taraftan da kontrolsüzce büyük miktarda para harcamak spare at the spigot and spill at the bung v.
(egzersiz yaparken) kaslarında yanmayı/acıyı hissetmek go for the burn v.
(yasak bir şey yaparken birine) yakalanmamak not want to catch someone doing something v.
(yaparken biri tarafından) görülmemek not want to catch someone doing something v.
(yasak bir şey yaparken birine) yakalanmamak not let (someone) catch (one) (doing something) v.
(yaparken biri tarafından) görülmemek not let (someone) catch (one) (doing something) v.
kaş yaparken göz çıkarmak plant dragon's teeth v.
kaş yaparken göz çıkarmak sow dragon's teeth v.
(izinsiz bir şey yaparken birine) yakalanmamak not let (someone) catch (one) (doing something) v.
bir şeyi yaparken çok eğlenmek have a high old time v.
muhasebe yaparken finansal kayıplarını kaydetmek write off (one's) losses v.
(bir şey yaparken) sınır tanımamak be not above (doing something) v.
bir şey yaparken sınır tanımamak not be above doing something v.
(bir şeyi) yaparken vaktini boşa harcamadığından emin olmak make (something) worth (one's) while v.
rol yaparken birini gerçekten yumruklamak not pull (one's) punches v.
(birini bir şey yaparken) suçüstü yakalamak/basmak catch (one) in the act of (doing something) v.
(birini bir şey yaparken) basmak catch (one) in the act of (doing something) v.
birini (bir şey yaparken) suçüstü yakalamak/basmak catch somebody in the act (of doing something) v.
(birini bir şey yaparken) iş üstünde yakalamak/basmak catch (one) in the act of (doing something) v.
birini (bir şey yaparken) yakalamak catch somebody in the act (of doing something) v.
birini (bir şey yaparken) iş üstünde yakalamak/basmak catch someone in the act (of doing something) v.
(birini) yasadışı bir şey yaparken yakalamak catch (one) with (one's) hand in the cookie jar v.
birini (bir şey yaparken) suçüstü yakalamak/basmak catch someone in the act (of doing something) v.
birini (bir şey yaparken) basmak catch somebody in the act (of doing something) v.
birini (bir şey yaparken) basmak catch someone in the act (of doing something) v.
birini (bir şey yaparken) yakalamak catch someone in the act (of doing something) v.
(birini bir şey yaparken) yakalamak catch (one) in the act of (doing something) v.
birini (bir şey yaparken) iş üstünde yakalamak/basmak catch somebody in the act (of doing something) v.
(kendini bir şey) yaparken bulmak end up doing v.
(bir daha bir şey) yaparken yakalanmamak not let catch doing v.
(yasak/izinsiz bir şey yaparken) yakalanmamak not let catch doing v.
(bir daha bir şey) yaparken görülmemek not let catch doing v.
(birini bir şey yaparken) görmek istememek not want to catch (one) (doing something) v.
(birini bir şey yaparken) yakalamak istememek not want to catch (one) (doing something) v.
öğretmenlik yaparken at the chalkface expr.
sörf yaparken dalga kavisinin içinde in the tube expr.
yasadışı bir şey yaparken with your hand in the cookie jar [us] expr.
yasadışı bir şey yaparken with (one's) hand in the cookie jar expr.
Speaking
(yaparken) acele etme don't rush it expr.
bunu yaparken aklından neler geçiyordu? what went through your head when you did that? expr.
bir daha bunu yaparken yakalamayayım seni! don't let me catch you doing that again! expr.
bir daha bunu yaparken yakalamayayım seni! I don't want to catch you doing it again! expr.
Politics
oylama yaparken kullanılan fasulye bean n.
Insurance
bir işi yaparken yeterince özen göstermeme negligence n.
Tourism
tur yaparken (bir yeri) ziyaret etmek tourist v.
Technical
döküm yaparken kalıba erimiş metalin döküldüğü kanal ağzı tedge n.
torna yaparken destek için kullanılan konik uçlu çubuk centre n.
torna yaparken destek için kullanılan konik uçlu çubuk center n.
aletle süsleme yaparken koyulan işaret toolmark n.
(kaynak yaparken kullanılan) siper apron n.
deney yaparken kullanılan 29.166 gram değerinde ağırlık assay ton n.
pergelle çizim yaparken merkez nokta etrafında eğriler oluşturmaya yarayan ortası delikli yuvarlak bir alet ball point n.
çömlek yaparken alet kullanan kimse jollyer n.
çömlek yaparken alet kullanan kimse jollier n.
yontma yaparken kesilen parça whittling n.
kement yaparken halatta düğüm yerine kullanılan bir tür ilmek honda [us] n.
(döküm yaparken) kumu kalıp haline getirmek sweep a mold v.
(döküm yaparken kalıbın bir kısmını) kumla doldurmak stop off v.
Computer
spam yaparken gönderici adresini mailin gerçek bir kişiden gittiğine inandıracak şekilde düzenleme address spoofing n.
metinde düzeltme yaparken kırmızı ile işaretlemek redline v.
Textile
kadınların yürüyüş yaparken dışarda giydiği kıyafet trotteur n.
yama yaparken çorabın şeklini korumak için içine konan yumurta biçimli bir nesne darning last n.
Construction
(arazi etüdü yaparken) belirli noktaları işaretlemek için kullanılan çubuk ranging pole n.
(arazi etüdü yaparken) belirli noktaları işaretlemek için kullanılan çubuk ranging-pole n.
(arazi etüdü yaparken) gözlemcinin bir nesne ile olan mesafesini ölçme rangefinding n.
(arazi etüdü yaparken kullanılan) takometre rangefinder n.
(arazi etüdü yaparken) belirli noktaları işaretlemek için kullanılan çubuk ranging rod n.