Fossil- - Turc Anglais Dictionnaire

Fossil-

Sens de "Fossil-" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 131 résultat(s)

Anglais Turc
General
fossil record n. fosil kalıntı
fossil n. taşıl
key fossil n. kılavuz fosil
fossil fuel plant n. termik santral
fossil n. fosil
zonal fossil n. kılavuz taşıl
zonal fossil n. kılavuz fosil
fossil fuel n. fosil yakıt
fossil n. kalıntı
fossil fuel energy n. fosil yakıtı enerjisi
fossil n. bir yere sabitlenen şey
fossil n. sabit parça
fossil n. ayrılmaz parça
fossil record n. fosil kaydı
fossil v. taşlaşmak
fossil v. fosilleşmek
fossil v. köhneleşmek
fossil adj. fosilleşmiş
fossil adj. köhne
fossil adj. eski kafalı
fossil adj. taşlaşmış
fossil adj. fosil gibi
fossil adj. demode
fossil adj. fosile benzer
fossil adj. geçmişe ait
fossil adj. eski
fossil adj. antika
fossil adj. tarihi
Colloquial
fossil n. basmakalıp düşünce
fossil n. gerici düşünce
fossil n. modası geçmiş fikir
fossil n. köhne fikir
fossil n. sabit fikirli kimse
fossil n. fikirleri eskimiş kimse
Trade/Economic
fossil economy n. fosil ekonomisi
Politics
fossil fuel subsidy n. fosil yakıt teşviği
Technical
fossil fuels n. fosil yakıtlar
fossil fuel n. fosil yakıt
fossil fuel power plant n. kömür santrali
fossil oil n. ham petrol
solid fossil fuels n. katı fosil yakıtlar
fossil n. taşıboşalt kamyonu
fossil fuels n. taşıl yakıtlar
fossil n. fosil
fossil-fired power plant n. fosil yakıtlı santral
fossil power plant n. fosil yakıtlı santral
fossil-fuel-based adj. fosil yakıt tabanlı
Computer
fish fossil n. balık fosili
Automotive
fossil fuel n. fosil yakıt
Mining
fossil resin n. fosil reçine
Medical
fossil unicorn n. tek boynuzlu at kemiği veya boynuzu olduğu düşünülen tıbbi bir madde
Biology
fossil elephant n. fosil fil
Marine Biology
living fossil n. yaşayan fosil
Astronomy
fossil galaxy n. fosil galaksi
fossil galaxy n. yıldız oluşumunu durdurmuş galaksi
Zoology
fossil insects n. fosil böcekler
Linguistics
fossil n. artık kullanımda olmayan biçimbirim
fossil n. güncelliğini yitirmiş sözcük
fossil n. eski dil bilgisi kuralı
fossil n. eski sözdizim kuralı
Archaeology
fossil coral n. mercan fosili
trace fossil n. pist, patika, ayak izi gibi fosilleşmiş kalıntılar
transitional fossil n. hem ata hem de gelişmiş canlı formunun özelliklerini taşıyan fosil
Environment
fossil water n. fosil su
fossil fuel plant n. fosil yakıt kullanan elektrik santrali
fossil fuel n. fosil yakıtı
fossil resources n. fosil kaynakları
fossil energy n. fosil enerji
fossil energy n. fosil yakıt ile salınan ısı enerjisi
fossil adj. fosil yakıt ile ilgili
fossil adj. topraktan alınan
fossil adj. topraktan çıkarılan
fossil adj. fosil yakıta ait
fossil adj. taşlaşmış
fossil adj. mineralleşmiş
fossil adj. fosil yapılı
fossil adj. farklı jeolojik dönemlere dayanan
Geography
fossil facies n. fosil fasiyesi
fossil ice n. taşıl buz
fossil ice n. fosil buz
Geology
key fossil n. anahtar fosil
fossil ore n. fosil cevher
fossil fuel plant n. fosil yakıt santralı
facies fossil n. fasiyes fosili
key fossil n. kılavuz fosil
fossil community n. taşı! kümesi
fossil n. fosil
fossil community n. fosil grubu
fossil n. taşıl
key fossil n. kılavuz taşıl
fossil recorder n. taşıl kalıntı
fossil community n. taşıl kümesi
fossil recorder n. fosil kalıntı
zonal fossil n. kılavuz fosil
zonal fossil n. kılavuz taşıl
fossil ranids n. fosil ranidler
reworked fossil n. taşınmış fosil
fossil-based n. fosil esaslı
cork fossil n. mantara benzer oldukça hafif bir amyant türü
fossil cork n. bir asbest çeşidi
fossil ore n. fosilli kırmızı hematit taşı
fossil farina n. yumuşak bir kireç taşı türü
fossil copal n. fosil kopal
fossil buttonmolds n. enkrinit kayaç eklemleri
fossil farina n. yumuşak bir kalsiyum oksit türü
fossil cork n. bir amyant çeşidi
fossil copal n. kısmen mineral yapıda bir kopal çeşidi
Military
fossil ice n. fosil buzu
Slang
fossil n. moruk
fossil n. birinin annesi babası
fossil n. fikirleri, görüşleri günümüze uymayan kişi
fossil n. geri kafalı kişi
fossil n. fikirleri, görüşleri çağ dışı kalmış kişi
fossil n. birinin ebeveynleri
fossil n. fosilleşmiş kişi
fossil n. fikirleri, görüşleri köhneleşmiş kişi
fossil n. fikirleri, görüşleri eskide kalmış kişi
fossil n. örümcek kafalı kişi
fossil n. eski kafalı kişi
fossil n. geri düşünceli kişi
Paleontology
derived fossil n. taşınmış fosil
guide fossil n. indeks fosil
guide fossil n. hangi jeolojik dönemde yaşadığı bilindiğinden içinde bulunduğu kayaç katmanının tarihlenmesinde kullanılabilen fosil
zone fossil n. anahtar fosil
index fossil n. anahtar fosil
guide fossil n. anahtar fosil
index fossil n. gösterge fosil
index fossil n. tarihleme fosili
index fossil n. indeks fosil
fossil specimen n. fosil örneği
fossil specimen n. fosil numunesi