barrel - Turc Anglais Dictionnaire

barrel

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

barrel — Definition

Signification:
varil, namlu
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈbærəl/ – BrE /ˈbærəl/)
Partie du discours:
İsim: barrel (barrels)

Sens de "barrel" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 62 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
barrel n. varil
The barrel price of oil has risen due to the global crisis.
Küresel kriz nedeniyle petrolün varil fiyatı yükseldi.

More Sentences
barrel n. namlu
The rust destroyed the barrel of the antique gun.
Pas, antika silahın namlusunu mahvetmiş.

More Sentences
barrel n. fıçı
I love the idea of displaying beer barrels behind the bar.
Barın arkasında bira fıçılarını sergileme fikrine bayıldım.

More Sentences
General
barrel v. hızla ilerlemek
The ambulance barreled through the dense traffic.
Ambulans yoğun trafikte hızla ilerliyordu.

More Sentences
Trade/Economic
barrel n. fıçı
I love the idea of displaying beer barrels behind the bar.
Barın arkasında bira fıçılarını sergileme fikrine bayıldım.

More Sentences
Technical
barrel n. fıçı
I love the idea of displaying beer barrels behind the bar.
Barın arkasında bira fıçılarını sergileme fikrine bayıldım.

More Sentences
barrel n. varil
The barrel price of oil has risen due to the global crisis.
Küresel kriz nedeniyle petrolün varil fiyatı yükseldi.

More Sentences
Telecom
barrel n. namlu
The rust destroyed the barrel of the antique gun.
Pas, antika silahın namlusunu mahvetmiş.

More Sentences
Automotive
barrel n. varil
The barrel price of oil has risen due to the global crisis.
Küresel kriz nedeniyle petrolün varil fiyatı yükseldi.

More Sentences
Military
barrel n. namlu
The rust destroyed the barrel of the antique gun.
Pas, antika silahın namlusunu mahvetmiş.

More Sentences
General
barrel n. makara
barrel n. çark
barrel n. atın karnı veya beli
barrel n. fıçı dolusu
barrel n. saatin içinde zembereğin döndürdüğü silindirik kasnak
barrel n. benzer türden bir grup eşya
barrel n. benzer türden bir grup nesne
barrel n. barel
barrel n. kalemde mürekkep haznesi
barrel v. fıçıya koymak
barrel v. fıçılamak
barrel adj. fıçı gibi
barrel adj. fıçı benzeri
Colloquial
barrel n. bol miktar
barrel n. büyük miktar
barrel n. ayyaş
barrel n. içkici
barrel v. hızlı gitmek
barrel v. çok/aşırı içmek
barrel v. fıçı gibi olmak
Technical
barrel n. fenerlik
barrel n. fener
barrel n. içi dolu silindir
barrel n. tambur
barrel n. vinç kasnağı
barrel n. saat mekanizmasında içinde zemberek olan silindir
barrel n. bira yapımında kullanılan bir hacim birimi
barrel n. petrol sektöründe kullanılan bir hacim birimi
barrel n. abd'de kullanılan bir sıvı ölçüm birimi
barrel n. bir petrol ölçüm birimi
barrel n. sebze ve meyve ölçüm birimi
barrel n. yaban mersini ölçüm birimi
barrel n. zilin üst iç kısmı
barrel n. lokomotif kazanının içinde tüpler bulunan büyük silindirik bölümü
barrel n. makara
barrel n. zincir veya halat sarılan hareketli silindir
barrel v. (ateşli silah) namlu yerleştirmek
Textile
barrel n. tambur
Construction
barrel n. kovan
Automotive
barrel n. karbüratör boğazı
barrel n. silindir
Biology
barrel n. kemirgen korteksinde koyu renkli alan
Military
barrel n. top namlusu
Baseball
barrel n. beyzbol sopasının kalın kısmı
Music
barrel n. kurmalı silindir müzik kutusu
barrel n. klarnette ağızlığın ilk parçayla birleştiği silindirik bölüm
Photography
barrel n. fotografik lens sisteminin optik bileşenlerini içinde barındıran muhafaza
Archaic
barrel n. tüp
Ornithology
barrel n. telek
barrel n. sert tüy
Slang
barrel v. uçmak
barrel v. çok hızlı hareket etmek

Sens de "barrel" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
rifle barrel n. tüfek namlusu
metal barrel n. bidon
pickle barrel n. salamura fıçısı
oil barrel n. petrol varili
gun barrel n. tüfek namlusu
barrel stave n. fıçı tahtası
petroleum barrel n. petrol varili
barrel house n. batakhane
wine barrel n. şarap fıçısı
gun barrel n. namlu
a kind of wine barrel n. fota
barrel stave n. şendere
barrel arch n. beşikkemer
barrel organ n. org
barrel house n. meyhane
barrel vault n. kemer
trash barrel n. çöp bidonu
pistol barrel n. tabanca namlusu
barrel capacity n. fıçı kapasitesi
barrel weight n. namlu ağırlığı
pork-barrel n. domuzfıçısı
gun barrel steel n. namlu çeliği
double-barrel surname n. iki addan oluşan soyadı
barrel chair n. yuvarlak arkalı koltuk
burning barrel n. yanan fıçı
barrel of fruit n. meyve fıçısı
replacement barrel n. yedek namlu
rain barrel n. yağmur varili
barrel racing n. at üzerindeki yarışçısının yarış pistine dizilmiş varillerin çevresinden dolanarak yarışı en hızlı derecede tamamlamaya çalıştığı rodeo yarışı
barrel racing n. (rodeo) varil yarışı
beer barrel n. bira fıçısı
barrel bulk n. yük gemilerinin taşıma kapasitesi için kullanılan bir ölçüm birimi
barrel maker n. fıçı yapan kimse
barrel maker n. fıçı tamir eden kimse
be more fun than a barrel of monkeys v. çok komik veya eğlenceli olmak
have somebody over a barrel v. köşeye sıkıştırmak
barrel-chested adj. geniş yuvarlak (göğüs kafesi)
barrel-shaped adj. fıçı şeklinde
cracker-barrel adj. köyün sadeliğini akla getiren
lock, stock, and barrel adv. tamamıyla
lock, stock, and barrel adv. tümden
lock, stock, and barrel adv. büsbütün
Phrasals
barrel along v. hızlıca gitmek
barrel along v. hızla geçmek
barrel toward v. paldır küldür gitmek
barrel toward v. ileri atılmak
barrel toward v. depar atmak
barrel toward v. koşmak
barrel in v. (bir yere) dalmak
barrel in v. (birinin veya bir şeyin) üstüne çıkmak
barrel out (of some place) v. (bir yeri hızla terk etmek
barrel into v. (birine veya bir şeye) hızla çarpmak
barrel into v. (bir yere) paldır küldür girmek
barrel in v. (bir yere) paldır küldür girmek
barrel out (of some place) v. (bir yerden) paldır küldür çıkmak
barrel into v. (bir yere) dalmak
barrel in v. (birine veya bir şeye) hızla çarpmak
barrel into v. (birinin veya bir şeyin) üstüne çıkmak
barrel out (of some place) v. (bir yerden) fırlayıp çıkmak
barrel in (to some place) v. (bir yere) paldır küldür girmek
barrel in (to some place) v. (bir yere) dalmak
barrel out v. fırlayıp çıkmak
barrel out (of) v. '-den paldır küldür çıkmak
barrel out v. hızla terk etmek
barrel out v. paldır küldür çıkmak
barrel out (of) v. '-i hızla terk etmek
barrel out (of) v. -den fırlayıp çıkmak
Proverb
rotten apple spoils the barrel sepetteki bir çürük elma tüm sepeti çürütür
rotten apple spoils the barrel bir kötünün bin iyiye zararı olur
rotten apple spoils the barrel üzüm üzüme baka baka kararır
rotten apple spoils the barrel körle yatan şaşı kalkar
a bad apple spoils the (whole) barrel üzüm üzüme baka baka kararır
a bad apple spoils the (whole) barrel körle yatan şaşı kalkar
a bad apple spoils the (whole) barrel kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan
a bad apple spoils the (whole) barrel itle yatan bitle kalkar
a bad apple spoils the (whole) barrel bir baş soğan bir kazanı kokutur
a bad apple spoils the (whole) barrel balık baştan kokar
a bad apple spoils the (whole) barrel bir baş soğan tüm kazanı kokutur
a bad apple spoils the (whole) barrel çürük bir elma sepettekilerin tümünü bozar
a bad apple spoils the (whole) barrel bir uyuz keçi bir sürüyü boklar
it takes one bad apple to spoil the (whole) barrel bir korkak bir orduyu bozar
it takes one bad apple to spoil the (whole) barrel bir baş soğan tüm kazanı kokutur
it takes one bad apple to spoil the (whole) barrel çürük bir elma sepettekilerin tümünü bozar
a bad apple spoils the (whole) barrel isin yanına varan is misin yanına varan mis kokar
a bad apple spoils the (whole) barrel benzeye benzeye yaz benzeye benzeye kış olur
a bad apple spoils the (whole) barrel bir korkak bir orduyu bozar
a bad apple spoils the (whole) barrel üzüm üzüme baka baka kararır
a bad apple spoils the (whole) barrel bir baş soğan tüm kazanı kokutur
a bad apple spoils the (whole) barrel karga ile gezen boka konar
a bad apple spoils the (whole) barrel çürük bir elma sepettekilerin tümünü bozar
a bad apple spoils the (whole) barrel balık baştan kokar
a bad apple spoils the (whole) barrel kötü arkadaştan kötü iyi arkadaştan iyi
a bad apple spoils the (whole) barrel itle yatan bitle kalkar
a rotten apple spoils the barrel çürük bir elma sepettekilerin tümünü bozar
a rotten apple spoils the barrel bir baş soğan bir/tüm kazanı kokutur
a rotten apple spoils the whole barrel çürük bir elma sepettekilerin tümünü bozar
a rotten apple spoils the whole barrel bir baş soğan bir/tüm kazanı kokutur
a rotten apple spoils the barrel bir kötünün bin iyiye zararı olur
a rotten apple spoils the whole barrel bir kötünün bin iyiye zararı olur
a rotten apple spoils the whole barrel kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan
a rotten apple spoils the barrel kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan
one bad apple spoils the (whole) barrel bir korkak bir orduyu bozar
one bad apple spoils the (whole) barrel çürük bir elma sepettekilerin tümünü bozar
one bad apple spoils the (whole) barrel benzeye benzeye yaz benzeye benzeye kış olur
one bad apple spoils the (whole) barrel itle yatan bitle kalkar
one bad apple spoils the (whole) barrel bir baş soğan bir kazanı kokutur
one bad apple spoils the (whole) barrel üzüm üzüme baka baka kararır
one bad apple spoils the (whole) barrel balık baştan kokar
one bad apple spoils the (whole) barrel körle yatan şaşı kalkar
one bad apple spoils the (whole) barrel bir baş soğan tüm kazanı kokutur
one bad apple spoils the (whole) barrel karga ile gezen boka konar
one bad apple spoils the (whole) barrel bir uyuz keçi bir sürüyü boklar
one bad apple spoils the (whole) barrel kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan
one rotten apple spoils the (whole) barrel kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan
one rotten apple spoils the (whole) barrel balık baştan kokar
one rotten apple spoils the (whole) barrel körle yatan şaşı kalkar
one rotten apple spoils the (whole) barrel bir baş soğan bir kazanı kokutur
one rotten apple spoils the (whole) barrel çürük bir elma sepettekilerin tümünü bozar
one rotten apple spoils the (whole) barrel bir uyuz keçi bir sürüyü boklar
one rotten apple spoils the (whole) barrel bir korkak bir orduyu bozar
one rotten apple spoils the (whole) barrel itle yatan bitle kalkar
one rotten apple spoils the (whole) barrel üzüm üzüme baka baka kararır
Colloquial
a powder barrel n. barut fıçısı
a powder barrel n. patlamaya hazır bomba
a barrel of laughs n. çok eğlenceli
a barrel of laughs n. çok komik
a barrel of laughs n. gül gül öldürüyor
a barrel of laughs n. çok matrak
barrel [australia] n. dalganın boşluk oluşturan iç kısmı
barrel [australia] v. dalganın iç kısmında sörf yapmak
Idioms
lock stock and barrel n. büsbütün
as much fun as a barrel of monkeys n. eğlence dolu
more fun than a barrel of monkeys n. eğlence dolu
bottom of the barrel n. kötünün kötüsü
bottom of the barrel n. en kötü
loaded to the barrel n. küfelik
the bottom of the barrel n. bir grubun en kötü ve yeteneksiz üyeleri
barrel of laughs n. çok eğlenceli
barrel of laughs n. çok komik
barrel of laughs n. gül gül öldürüyor
cash on the barrel n. peşin satış yapma
cash on the barrel n. anında nakit olarak ödeme
a barrel of laughs n. gır gır
a barrel of laughs n. matrak
a barrel of laughs n. çok komik
a barrel of laughs n. çok eğlenceli
a barrel of laughs n. gır gır
a barrel of laughs n. çok matrak
get someone over a barrel v. birini kontrolü altına almak
get someone over a barrel v. birini köşeye sıkıştırmak