cell - Turc Anglais Dictionnaire

cell

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

cell — Definition

Signification:
hücre, küçük oda
Prononciation (IPA):
(AmE /sɛl/ – BrE /sɛl/)
Partie du discours:
İsim: cell (cells)
Synonymes:
unit
Antonymes:
whole

Sens de "cell" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 36 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
cell n. hücre
There are rumours that he is a part of a cultist cell.
Onun tarikatçı bir hücrenin parçası olduğuna dair söylentiler var.

More Sentences
General
cell n. cep
You can call me on my cell whenever you want.
Ne zaman istersen beni cebimden arayabilirsin.

More Sentences
cell n. göz
The honey is stored by the bees in the cells of the comb.
Arılar balı petek gözlerinde depolar.

More Sentences
cell n. hücre
There are rumours that he is a part of a cultist cell.
Onun tarikatçı bir hücrenin parçası olduğuna dair söylentiler var.

More Sentences
cell n. oda
The monks of this ancient monastery used to sleep in these cells.
Bu eski manastırın rahipleri eskiden bu odalarda uyurlarmış.

More Sentences
cell n. pil
Hydrogen is used as a fuel in electric fuel cell-powered cars.
Hidrojen, elektrikli yakıt piliyle çalışan otomobillerde yakıt olarak kullanılmaktadır.

More Sentences
Technical
cell n. pil
Hydrogen is used as a fuel in electric fuel cell-powered cars.
Hidrojen, elektrikli yakıt piliyle çalışan otomobillerde yakıt olarak kullanılmaktadır.

More Sentences
Electric
cell n. pil
Hydrogen is used as a fuel in electric fuel cell-powered cars.
Hidrojen, elektrikli yakıt piliyle çalışan otomobillerde yakıt olarak kullanılmaktadır.

More Sentences
Construction
cell n. hücre
There are rumours that he is a part of a cultist cell.
Onun tarikatçı bir hücrenin parçası olduğuna dair söylentiler var.

More Sentences
Automotive
cell n. hücre
There are rumours that he is a part of a cultist cell.
Onun tarikatçı bir hücrenin parçası olduğuna dair söylentiler var.

More Sentences
Biology
cell n. hücre
There are rumours that he is a part of a cultist cell.
Onun tarikatçı bir hücrenin parçası olduğuna dair söylentiler var.

More Sentences
Slang
cell n. cep telefonu
Fadil called Layla's cell.
Fadıl, Leyla'nın cep telefonunu aradı.

More Sentences
General
cell n. oda (manastır vb içinde)
cell n. ünite
cell n. küçük oda
cell n. göze
cell n. mezar
cell n. kabir
cell v. hücrelemek
cell v. hücreye kapatmak
cell v. hapishane hücresinde yaşamak
Law
cell n. hapishane hücresi
Politics
cell n. (partide en küçük örgütsel birim olarak) hücre
Electric
cell n. odacık
Architecture
cell n. tonozun birleşim noktaları arasındaki boşluk ya da bölme
Construction
cell n. kafes
Automotive
cell n. batarya elemanı
cell n. yanma odası
Medical
cell n. birim
cell n. küvet
Chemistry
cell n. gözcük
Biology
cell n. ovaryumun bölündüğü boşluk veya bölme
Zoology
cell n. petek gözü
Apiculture
cell n. petek gözü
Social Sciences
cell n. çekirdek grup (bir organizasyonda)
Entomology
cell n. böcek kanadında damarlarla sınırlanmış zarımsı alan

Sens de "cell" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
complete blood cell count n. tam kan sayımı
General
photoelectric cell n. ışıkgözü
killer cell n. katil hücre
detention cell n. cezaevi hücresi
sea cell n. deniz pili
germ cell n. üreme hücresi
germ cell n. tohum hücresi
prison cell n. hapishane hücresi
fuel cell n. yakıt hücresi
red blood cell n. alyuvar
magnetic cell n. manyetik hücre
cell physiology n. hücre fizyolojisi
sickle cell n. orak hücre
mercury cell n. cıvalı pil
cell connector n. eleman köprüsü
cell battery n. pil
cell house n. hücre evi
secondary cell n. ikincil hücre
fat cell n. yağ hücresi
red blood cell n. eritrosit
white blood cell n. akyuvar
clark cell n. clark pili
animal cell n. hayvan hücresi
t cell n. t hücresi
squamous cell carcinoma n. skuamöz hücreli karsinom
main cell n. ana hücre
dry cell n. kuru pil
cell phone n. cep telefonu
single cell proteins n. tek hücre proteinleri
hair cell n. saç hücresi
open cell n. açık göze
open cell n. açık hücre
padded cell n. (ileri derecede akıl hastalarının konulduğu) duvarları yastıklı hücre
padded cell n. çevresine zarar vermesi muhtemel akıl hastalarının konulduğu hücre
padded cell n. ses geçirmez hücre
inner life of the cell n. hücrenin iç yaşamı
cell structure n. hücre yapısı
cell phone call n. cep telefonu çağrısı
video cell phone n. görüntülü cep telefonu
cell-phone brand n. cep telefonu markası
cell phones n. cep telefonları
a separate cell n. ayrı bir hücre
giant cell phone n. dev cep telefonu
cell phone shop n. cep telefonu mağazası
cell phone shop n. cep telefonu dükkanı
windowless cell n. penceresiz hücre
a windowless cell n. penceresiz bir hücre
cell phone-activated bomb n. cep telefonlu bomba
cell phone-triggered bomb n. cep telefonlu bomba
condemned cell n. ölüm hücresi
death cell n. ölüm hücresi
button cell n. düğme pil
vacant cell n. boş hücre
cell search n. hücre araması
every living cell n. her yaşayan hücre
living cell n. yaşayan hücre
living cell n. canlı hücre
cell bank n. hücre bankası
cell house n. hücre tipi cezaevi
prepaid cell phone n. ön ödemeli/kontörlü cep telefonu (hattı)
cell phone line n. cep telefonu hattı
felon's cell n. kodes
felon's cell n. suçlunun veya hükümlünün tutulduğu hücre
cell bed n. hücre yatağı
cell preservative solution n. hücre koruyucu solüsyonu
button cell n. düğme pil
adipose cell n. yağ hücresi
cell-mate n. (hapiste) hücre arkadaşı
growing cell n. mikroskobik oluşumu suda canlı tutmaya yarayan bir cihaz
stem-cell research n. kök hücre araştırmaları
have cell signal v. telefonu çekmek
run out of minutes on one's cell v. kontörü azalmak
call someone from his/her cell phone v. cep telefonundan aramak
call someone from one's cell phone v. cebinden aramak
call someone from his/her cell phone v. cebinden aramak
call someone from one's cell phone v. cep telefonundan aramak
call from the cell phone v. cep telefonunda aramak
call someone on his/her cell v. cebinden aramak
share the same cell v. aynı hücreyi paylaşmak
imprison someone in a separate cell v. birini ayrı bir hücreye kapamak/hapsetmek
talk on a cell phone while driving v. araba kullanırken telefonla konuşmak
white blood cell count decrease v. akyuvar sayısı düşmek
call from cell phone v. cepten aramak
imprison someone in a separate cell v. birini ayrı bir hücreye kapamak/hapsetmek
cell-phone v. cep telefonu ile aramak
cell-phone v. cepten aramak
cell-free adj. hücresiz
open-cell adj. açık hücreli
cell-like adj. hücre benzeri
cell-like adj. göz göz yapıda
cell-like adj. bölmeli yapıda
cell-like adj. hücre gibi
Colloquial
hoc (human intelligence operations cell) n. beşeri istihbarat harekatları hücresi
Speaking
they called me on my cell expr. cep telefonumdan aradılar
be glued to her/his cell phone expr. telefonu elinden düşürmemek
call me on my cell expr. beni cebimden ara
where's your cell phone? expr. cep telefonun nerede?
I forgot my cell phone in the car expr. cep telefonumu arabada unutmuşum
you can call me on my cell phone expr. beni cep telefonumdan arayabilirsin
you can call me on my cell phone expr. beni cep telefonumdan arayabilirsiniz
you can call me on my cell phone expr. bana cep telefonumdan ulaşabilirsiniz
you can call me on my cell phone expr. bana cep telefonumdan ulaşabilirsin
we shared a cell expr. hücre arkadaşımdı
Trade/Economic
cell phone store n. cep telefonu mağazası
cell phone store n. cep telefonu dükkanı
work cell n. çalışma hücresi
Law
watch cell n. gözetim hücresi
cell isolation n. hücrede tecrit
ligature-free suicide watch cell n. intihar riskini artıran eşyadan arındırılmış gözetim hücresi
cell system n. hücre hapsi sistemi
prison cell n. hapishane hücresi
holding cell n. mahkumların duruşma sırasında mahkeme içinde tutuldukları hücre
holding cell n. nezarethane
solitary confinement cell n. tecrit hücresi
Politics
sleeper cell n. uyuyan hücre
Institutes
european airlift coordination cell n. avrupa hava nakliye koordinasyon hücresi
Technical
electric cell n. elektrik pili
starter cell n. başlangıç hücresi
voltaic cell n. volta pili
colour cell n. renk hücresi
conductivity cell n. özgü iletkenlik pili
wet cell n. yaş pil
table cell n. çizelge gözesi
standard cell n. standart pil
storage cell n. akümülatör hücresi
galvanic cell n. galvanik pil
leclanche cell n. löklanşe pili
binary cell n. ikili sayı hücresi
electrolytic cell rectifier n. alüminyum anotlu doğrultmaç
cell tester n. batarya voltmetresi
binary cell n. ikili hücre
concentration cell n. konsantrasyon pili
air cell n. hava hücresi
data cell n. veri gözesi
air cell engine n. hava hazneli motor
pressure cell n. basınç hücresi
closed cell n. kapalı hücre
diffusion cell n. difüzyon hücresi
data cell drive n. veri gözesi aygıtı
leclanche cell n. löklanş pili
daniell cell n. daniell pili
dichromatic cell n. negatif kutbu çinko olan birincil pil
photoelectric cell n. fotosel
data cell storage n. veri hücresi belleği
fuel cell n. yakıt hücre
crystal cell n. kristal pil
electrolytic cell n. elektrolitik hücre
binary cell n. ikili göze
primary cell n. birincil pil
voltaic cell n. galvanik pil