| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | cell i. | hücre | ||
|
There are rumours that he is a part of a cultist cell. Onun tarikatçı bir hücrenin parçası olduğuna dair söylentiler var. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | cell i. | cep | ||
|
You can call me on my cell whenever you want. Ne zaman istersen beni cebimden arayabilirsin. More Sentences |
||||
| Genel | cell i. | göz | ||
|
The honey is stored by the bees in the cells of the comb. Arılar balı petek gözlerinde depolar. More Sentences |
||||
| Genel | cell i. | hücre | ||
|
There are rumours that he is a part of a cultist cell. Onun tarikatçı bir hücrenin parçası olduğuna dair söylentiler var. More Sentences |
||||
| Genel | cell i. | oda | ||
|
The monks of this ancient monastery used to sleep in these cells. Bu eski manastırın rahipleri eskiden bu odalarda uyurlarmış. More Sentences |
||||
| Genel | cell i. | pil | ||
|
Hydrogen is used as a fuel in electric fuel cell-powered cars. Hidrojen, elektrikli yakıt piliyle çalışan otomobillerde yakıt olarak kullanılmaktadır. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | cell i. | pil | ||
|
Hydrogen is used as a fuel in electric fuel cell-powered cars. Hidrojen, elektrikli yakıt piliyle çalışan otomobillerde yakıt olarak kullanılmaktadır. More Sentences |
||||
| Elektrik | ||||
| Elektrik | cell i. | pil | ||
|
Hydrogen is used as a fuel in electric fuel cell-powered cars. Hidrojen, elektrikli yakıt piliyle çalışan otomobillerde yakıt olarak kullanılmaktadır. More Sentences |
||||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | cell i. | hücre | ||
|
There are rumours that he is a part of a cultist cell. Onun tarikatçı bir hücrenin parçası olduğuna dair söylentiler var. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | cell i. | hücre | ||
|
There are rumours that he is a part of a cultist cell. Onun tarikatçı bir hücrenin parçası olduğuna dair söylentiler var. More Sentences |
||||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | cell i. | hücre | ||
|
There are rumours that he is a part of a cultist cell. Onun tarikatçı bir hücrenin parçası olduğuna dair söylentiler var. More Sentences |
||||
| Argo | ||||
| Argo | cell i. | cep telefonu | ||
|
Fadil called Layla's cell. Fadıl, Leyla'nın cep telefonunu aradı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | cell i. | oda (manastır vb içinde) | ||
| Genel | cell i. | ünite | ||
| Genel | cell i. | küçük oda | ||
| Genel | cell i. | göze | ||
| Genel | cell i. | mezar | ||
| Genel | cell i. | kabir | ||
| Genel | cell f. | hücrelemek | ||
| Genel | cell f. | hücreye kapatmak | ||
| Genel | cell f. | hapishane hücresinde yaşamak | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | cell i. | hapishane hücresi | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | cell i. | (partide en küçük örgütsel birim olarak) hücre | ||
| Elektrik | ||||
| Elektrik | cell i. | odacık | ||
| Mimarlık | ||||
| Mimarlık | cell i. | tonozun birleşim noktaları arasındaki boşluk ya da bölme | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | cell i. | kafes | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | cell i. | batarya elemanı | ||
| Otomotiv | cell i. | yanma odası | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | cell i. | birim | ||
| Medikal | cell i. | küvet | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | cell i. | gözcük | ||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | cell i. | ovaryumun bölündüğü boşluk veya bölme | ||
| Zooloji | ||||
| Zooloji | cell i. | petek gözü | ||
| Arıcılık | ||||
| Arıcılık | cell i. | petek gözü | ||
| Sosyal Bilimler | ||||
| Sosyal Bilimler | cell i. | çekirdek grup (bir organizasyonda) | ||
| Böcek Bilimi | ||||
| Böcek Bilimi | cell i. | böcek kanadında damarlarla sınırlanmış zarımsı alan | ||