| Anglais | Turc | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | clearly adv. | açık bir biçimde | ||
|
The professor briefly and clearly described the topic of his study. Profesör, çalışmasının konusunu kısa ve açık bir biçimde anlattı. More Sentences |
||||
| Common Usage | clearly adv. | açıkça | ||
|
It clearly states that abortion should not be used as a birth control method. Kürtajın bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılmaması gerektiğini açıkça belirtmektedir. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | clearly adv. | anlaşılır biçimde | ||
|
I couldn't understand what the old man said; he wasn't speaking clearly. Yaşlı adamın ne dediğini anlayamadım, anlaşılır biçimde konuşmuyordu. More Sentences |
||||
| General | clearly adv. | açık bir biçimde | ||
|
The professor briefly and clearly described the topic of his study. Profesör, çalışmasının konusunu kısa ve açık bir biçimde anlattı. More Sentences |
||||
| General | clearly adv. | açıkça | ||
|
It clearly states that abortion should not be used as a birth control method. Kürtajın bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılmaması gerektiğini açıkça belirtmektedir. More Sentences |
||||
| General | clearly adv. | düpedüz | ||
|
That would clearly be foolish. Bu düpedüz aptallık olurdu. More Sentences |
||||
| General | clearly adv. | net bir şekilde | ||
|
It outlines once more a number of aspects very clearly and offers specific directions for solutions. Bir dizi hususu bir kez daha çok net bir şekilde özetlemekte ve çözüm için belirli yönergeler sunmaktadır. More Sentences |
||||
| General | clearly adv. | mantıklı bir biçimde | ||
|
I think she wasn't thinking clearly while she was buying that dress. Sanırım o elbiseyi alırken mantıklı düşünemiyordu. More Sentences |
||||
| Colloquial | ||||
| Colloquial | clearly adv. | açıkça görülüyor ki | ||
|
Giving this job to him clearly was a mistake. Açıkça görülüyor ki, bu işi ona vermek bir hataydı. More Sentences |
||||
| Colloquial | clearly expr. | belli ki | ||
|
Clearly, we are not looking at matters from the same perspective. Belli ki meselelere aynı perspektiften bakmıyoruz. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | clearly adv. | açık açık | ||
| General | clearly adv. | şüphesiz | ||
| General | clearly adv. | açıklıkla | ||
| General | clearly adv. | ayan beyan | ||
| General | clearly adv. | apaçık | ||
| General | clearly adv. | açık seçik | ||
| General | clearly adv. | belirgin olarak | ||
| General | clearly adv. | net biçimde | ||