deterrence - Turc Anglais Dictionnaire

deterrence

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

deterrence — Definition

Signification:
caydırıcılık, deterrence
Prononciation (IPA):
(AmE /dɪˈtɝːəns/ – BrE /dɪˈtɜːrəns/)
Partie du discours:
İsim: deterrence (uncountable)
Synonymes:
dissuasion, prevention

Sens de "deterrence" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 6 résultat(s)

Anglais Turc
General
deterrence n. caydırıcılık
The new laws have provided a remarkable deterrence to criminals.
Yeni yasalar suçlular için kayda değer bir caydırıcılık sağlamıştır.

More Sentences
Politics
deterrence n. caydırıcılık
The new laws have provided a remarkable deterrence to criminals.
Yeni yasalar suçlular için kayda değer bir caydırıcılık sağlamıştır.

More Sentences
General
deterrence n. engelleyicilik
deterrence n. caydırma
Politics
deterrence n. caydırma
Military
deterrence n. düşmanın gözünü korkutup saldırmasını önlemek amacıyla büyük bir askeri gücü sürekli hazırda bulundurma

Sens de "deterrence" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 9 résultat(s)

Anglais Turc
General
punishment in crime deterrence n. suçtan caydırmada ceza
Law
graduated deterrence n. kademeli caydırma
marginal deterrence n. kısıtlı caydırıcılık
marginal deterrence n. marjinal caydırıcılık
Politics
deterrence policy n. caydırma politikası
deterrence by denial n. inkar yoluyla caydırıcılık
Environment
graduated deterrence n. kademeli caydırıcılık
minimum deterrence n. asgari caydırıcılık
nuclear deterrence n. nükleer caydırıcılık