giysiler - Turc Anglais Dictionnaire

giysiler

Sens de "giysiler" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 13 résultat(s)

Turc Anglais
General
giysiler clothes n.
Dry cleaning helps your clothes last longer.
Kuru temizleme giysilerinizin daha uzun süre dayanmasına yardımcı olur.

More Sentences
Slang
giysiler threads n.
Wash your threads before sleeping.
Yatmadan önce giysilerini yıka.

More Sentences
General
giysiler wardrobe n.
giysiler things n.
giysiler garb n.
giysiler apparel n.
giysiler clothing n.
giysiler wearing [obsolete] n.
giysiler garderobe n.
giysiler furniture [obsolete] n.
Textile
giysiler clothings n.
Slang
giysiler silks n.
giysiler vines [dated] n.

Sens de "giysiler" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 71 résultat(s)

Turc Anglais
General
en iyi giysiler glad rags n.
örme giysiler knitwear n.
eski püskü giysiler rags n.
deri giysiler leather garments n.
en iyi giysiler best bib and tucker n.
yazlık giysiler summer clothes n.
modası geçmiş giysiler unfashionable clothes n.
kalın giysiler heavy clothes n.
kalın giysiler warm clothes n.
sivil giysiler civilian clothes n.
gündelik giysiler street clothes n.
akıllı giysiler smart clothes n.
uygun fiyatlı giysiler affordable clothes n.
fiyatı uygun giysiler affordable dresses n.
fiyatı uygun giysiler affordable clothes n.
uygun fiyatlı giysiler affordable dresses n.
moda giysiler fashion clothes n.
uyumlu olan giysiler matching clothes n.
gündelik rahat giysiler casuals n.
(doğu ve orta afrika'da) (özellikle batı'daki yardım kuruluşlarınca bağışlanan) ikinci el giysiler mitumba n.
eski giysiler duds [dialect] n.
yırtık pırtık giysiler duds [dialect] n.
pembe giysiler pink n.
pasaklı giysiler frump n.
yırtık pırtık giysiler içinde olmak be dressed in tatters v.
giysiler dikmek sew clothes v.
fazla rahat giysiler giymek underdress v.
temiz giysiler giymek revest [obsolete] v.
farklı giysiler giymek revest [obsolete] v.
yeni giysiler ile donanmak revest [obsolete] v.
güzey giysiler giymek dike (up) [dialect] v.
güzey giysiler giymek dike (out) [dialect] v.
iddialı giysiler giydirmek dude v.
yıpranmış giysiler içinde olan threadbare adj.
tüylü taftadan giysiler giyen tuftaffeta [obsolete] adj.
(özellikle örme giysiler) kalın ve ağır malzemeden yapılmış chunky [uk] adj.
vücuda yapışan giysiler giymiş in cuerpo [obsolete] adj.
alacalı giysiler giyen pied adj.
ipek giysiler içinde olan silken adj.
vücuda yapışan giysiler içinde in cuerpo [obsolete] adv.
(giysiler) içerisinde in prep.
şık giysiler finery N.
Colloquial
sadece modaya uygun markalı giysiler giyen kimse labellist [new zealand] n.
Idioms
en iyi giysiler best bib and tucker n.
en güzel/şık giysiler sunday best n.
güzel giysiler fine feathers n.
güzel giysiler kişiyi güzel gösterir fine feathers make fine birds expr.
Technical
giysiler için kullanılan benzer pamuklu kumaş airplane cloth n.
yünlü giysiler woolens n.
kimyasal koruyucu giysiler chemical protective suits n.
yünlü giysiler woollens n.
Textile
yünlü giysiler woollens n.
yünlü giysiler woolens n.
giysiler için kullanılan benzer pamuklu kumaş aeroplane cloth n.
giysiler için kullanılan benzer pamuklu kumaş aircraft cloth n.
tüvit kumaştan giysiler tweeds n.
yünlü iskoç kumaşından yapılmış giysiler tweeds n.
rahat giysiler leisurewear n.
rahat giysiler leisure wear n.
özel kullanımı olan beyaz giysiler whites n.
beyaz giysiler white n.
köstebek derisinden yapılan giysiler moleskins n.
kauçuktan yapılmış giysiler rubberwear n.
ünlü bir moda tasarımcısının kaliteli mağazalarda satılmak üzere yaptığı giysiler diffusion line n.
duck kumaştan yapılmış hafif giysiler duck n.
kürkten yapılmış giysiler furring n.
History
ceza olarak cilde temas eden yünlü giysiler giyme woolward-going n.
Environment
radyoaktif kirlenmeye karşı korunma amacıyla kullanılan giysiler clothing used for the protection against radioactive contamination n.
Military
tören giysileri dışındaki giysiler undress n.
muharebe giysiler combat clothing n.
British Slang
(sydney sokak ağzı) deri giysiler giyen homoseksüel leatherman n.