goods - Turc Anglais Dictionnaire

goods

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

goods — Definition

Signification:
mallar
Prononciation (IPA):
(AmE /ɡʊdz/ – BrE /ɡʊdz/)
Partie du discours:
İsim: goods (plural-only)
Synonymes:
merchandise
Antonymes:
services

Sens de "goods" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 46 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
goods n. mal
If we keep producing this many goods per minute, we will become rich in no time!
Dakikada bu kadar mal üretmeye devam edersek, kısa sürede zengin oluruz!

More Sentences
General
goods n. mal mülk
I am considering selling all of my goods to provide money for my new enterprise.
Yeni girişimime para sağlamak için tüm malı mülkü satmayı düşünüyorum.

More Sentences
goods n. mal
If we keep producing this many goods per minute, we will become rich in no time!
Dakikada bu kadar mal üretmeye devam edersek, kısa sürede zengin oluruz!

More Sentences
goods n. yük
They are planning to rob a goods train.
Bir yük trenini soymayı planlıyorlar.

More Sentences
goods n. ürün
Do we intend to reduce by 10% the industrial production of goods that need to be packaged?
Paketlenmesi gereken ürünlerin endüstriyel üretimini %10 oranında azaltmayı düşünüyor muyuz?

More Sentences
goods n. meta
As the previous speaker said, bodies are not commercial goods.
Bir önceki konuşmacının da söylediği gibi, bedenler ticari metalar değildir.

More Sentences
goods n. eşya
It must be strong enough to storage our home goods.
Ev eşyalarımızı depolayacak kadar güçlü olmalı.

More Sentences
Trade/Economic
goods n. mal
If we keep producing this many goods per minute, we will become rich in no time!
Dakikada bu kadar mal üretmeye devam edersek, kısa sürede zengin oluruz!

More Sentences
Law
goods n. mal
If we keep producing this many goods per minute, we will become rich in no time!
Dakikada bu kadar mal üretmeye devam edersek, kısa sürede zengin oluruz!

More Sentences
Technical
goods n. eşya
It must be strong enough to storage our home goods.
Ev eşyalarımızı depolayacak kadar güçlü olmalı.

More Sentences
goods n. malzeme
Typical applications of carbon prepreg can be found in aerospace, sporting goods, pressure vessels and commercial products.
Karbon prepreg'in tipik uygulamaları havacılık, spor malzemeleri, basınçlı kaplar ve ticari ürünlerde bulunabilir.

More Sentences
General
goods n. kumaş
goods n. emtia
goods n. mamul
goods n. ayniyat
goods n. nakliye
goods n. mayşeleme yapılan büyük teknenin içindekiler
goods n. iyi kalpli insanlar
goods n. iyi olan şey
goods n. bir şeyin hakikisi
goods n. beklentileri karşılayan şey
goods n. ihtiyaçları karşılayan şey
goods n. istenilen sonuç için gerekli özellikler
goods n. suç delili
goods n. kabahat delili
goods n. nakliye
goods n. mayşeleme teknesinin içindekiler
goods n. beklentileri karşılayan şey
goods n. ihtiyaçları karşılayan şey
goods n. istenilen sonuç için gerekli özellikler
goods n. suç delili
goods n. kabahat delili
Trade/Economic
goods n. alacaklar
goods n. emtia
goods n. emtea
goods n. irtifak hakları
goods n. mallar
goods n. marşandiz
goods n. menkul eşya
goods n. menkuller ve gayrimenkuller
goods n. ticari eşya
goods n. ticari mal
Technical
goods n. madde
Slang
goods n. orijinal
goods n. gerçek şey
goods n. asıl şey

Sens de "goods" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
dry goods n. manifatura
General
receiving stolen goods n. çalınmış malı alma
knit goods n. örme eşya
conformity certificate for imported goods n. ithal malı uygunluk belgesi
durable consumer goods n. dayanıklı tüketim malları
selling dry goods and notions n. manifaturacılık
free goods n. serbest mallar
consumer goods n. tüketim maddeleri
goods train n. yük katarı
seller of piece goods n. parçacı
knit goods n. triko eşya
industrial goods n. sınai mallar
smuggled goods n. kaçak mal
piece goods n. parça kumaş
rummage goods n. mezat malı
auction goods n. mezat malı
dangerous goods n. tehlikeli mallar
valuable goods n. değerli mallar
packaged goods n. paketlenmiş mal
public goods n. kamu malları
goods yard n. depo
substitute goods n. ikame mallar
physical distribution of goods n. kazançta fiziksel dağıtım
goods train n. marşandiz
old goods n. eskiler
certification of imported goods n. ithal malı belgelendirilmesi
white goods n. beyaz eşya
household goods n. ev eşyası
canned goods n. konserve
stolen goods n. çalıntı
movable goods n. menkul mallar
bonded warehouses and goods n. gümrük entrepoları ve eşyalar
manufactured goods n. imalat
goods lift n. yük asansörü
worldly goods n. dünyalık
heavy goods n. ağır yük
soft goods n. dokuma
goods agent n. nakliyeci
green goods n. yeşil eşya
delivery of goods n. malların teslimi
variety goods n. aktariye
goods shed n. ardiye
fancy goods n. fantezi eşya
goods vehicle n. yük taşıtı
prohibited goods n. yasak mallar
goods station n. yük istasyonu
yard goods n. yardayla satılan kumaş
goods wagon n. yük vagonu
goods train n. yük treni
passenger and goods train n. yolcu ve yük treni
parcel goods n. parça eşya
piece goods n. parça mal
textile goods n. tekstil malları
soft goods n. tekstil malları
dry goods n. mensucat
sporting goods n. spor eşyaları
acceptance of goods n. ürünlerin alınması
acceptance of goods n. ürünlerin kabulü
durable consumer goods n. dayanıklı tüketim malı
goods for sale n. satılık eşya
insurance of goods n. mal sigortası
goods shed n. eşya sundurması
goods shed n. depo
leather-fur goods n. deri-kürk ürünleri
high-end goods n. yüksek kaliteli ve pahalı ürünler
low-end goods n. düşük kaliteli ve ucuz ürünler
unprohibited goods n. yasaklanmayan mallar
explosive goods n. patlayıcı maddeler
domestic goods n. yerli malları
leather goods n. deri eşyalar
convenience goods n. temel ihtiyaç malları
sample of goods n. mal örneği
yard goods n. yarda ölçüsüyle satılan kumaş
mislaid goods n. unutulmuş eşya
household goods n. ev eşyaları
special-purpose electrical goods n. özel amaçlı elektrikli ürünler
leather goods n. deri eşya
all kinds of goods n. her türlü mal
high-end goods n. lüks ve pahalı ürünler
baked goods n. unlu mamuller
case goods n. kutu ile satılan gıda ürünleri
leather goods n. deriden mamuller
leather goods n. deri ürünler
bill of goods n. mal senedi
electronic goods n. elektronik eşyalar
packaged goods n. ambalajlı satılan yiyecek
baked goods n. fırında pişen ürünler
buy and sell goods and services v. alım satım yapmak
charge goods to one's account v. veresiye alınan malları hesaba kaydetmek
draw goods from warehouse v. depodan mal çekmek
clear the goods (from the customs) v. malları çekmek
smuggle goods v. gümrükten mal kaçırmak
import goods from abroad v. yurt dışından ürün satın almak
purchase goods within the country v. yurt içinden ürün satın almak
clear the goods v. malı gümrükten çekmek
clear the goods from the port v. malı limandan çekmek
lose on the goods v. maldan kaybetmek
remove goods v. malları kaldırmak
remove goods v. mal sevk etmek
deal in goods v. sağlam addedilmek
procure goods v. mal temin etmek
procure goods v. mal tedarik etmek
procure goods v. mal getirmek
obtain goods v. mal edinmek
send goods payable v. ödemeli olarak mal göndermek
forward goods v. mal sevk etmek
forward goods v. mal göndermek
dispatch goods v. mal göndermek
dispatch goods v. mal irsal etmek
be designed mainly for the transport of goods v. esas olarak yük taşımak için tasarlanmak
in goods adv. malen
Phrases
a piece of goods n. bir kadın (alaycı veya küçümseyerek)
Proverb
take the goods the gods provide sana sunulan kısmetin değerini bil
Colloquial
bill of goods n. sahtekarca plan
bill of goods n. sahtekarca teklif
bill of goods n. söz
bill of goods n. plan
bill of goods n. teklif
green goods n. taze sebzeler
green goods n. sahte banknot
rubber goods n. prezervatif
(the) goods n. özgün şey
(the) goods n. önemli şey
produce the goods v. üzerine düşeni yapmak
come up with the goods v. bekleneni yapmak
deliver the goods v. bekleneni yapmak
come up with the goods v. üzerine düşeni yapmak
produce the goods v. bekleneni yapmak
deliver the goods v. üzerine düşeni yapmak
deliver the goods expr. üzerine düşeni yap
deliver the goods expr. senden isteneni yap
come up with the goods expr. senden bekleneni yap
come up with the goods expr. üzerine düşeni yap
deliver the goods expr. senden bekleneni yap
produce the goods expr. senden isteneni yap
produce the goods expr. üzerine düşeni yap
come up with the goods expr. senden isteneni yap
produce the goods expr. senden bekleneni yap
Idioms
straight goods n. doğru
straight goods n. hakikat
the straight goods n. tam olarak doğru/gerçek
the straight goods n. katıksız doğru/gerçek
straight goods n. gerçek
the straight goods n. en yalın haliyle gerçek
the goods on (something) n. (bir şey) hakkında ayrıntılı bilgi
the goods on (something) n. (bir şey) hakkında detaylı bilgi
the goods on (someone or something) n. (birini/bir şeyi) olumsuz etkileyecek bilgiler
the goods on (someone or something) n. (biri/bir şey) hakkındaki suçlayıcı bilgiler
the goods on (someone or something) n. (birinin/bir şeyin) kirli çamaşırları
the goods on (someone or something) n. (birini/bir şeyi) töhmet altında bırakacak bilgiler