hill - Turc Anglais Dictionnaire

hill

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

hill — Definition

Signification:
tepe
Prononciation (IPA):
(AmE /hɪl/ – BrE /hɪl/)
Partie du discours:
İsim: hill (hills)
Synonymes:
mound
Antonymes:
valley

Sens de "hill" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 55 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
hill n. tepe
The hills echoed back the noise.
Tepeler sesi yankılatarak geri gönderdi.

More Sentences
General
hill n. yokuş
The old lady walked slowly up the hill.
Yaşlı hanımefendi yokuş yukarı yavaşça yürüdü.

More Sentences
hill n. tepe
The hills echoed back the noise.
Tepeler sesi yankılatarak geri gönderdi.

More Sentences
hill n. bayır
The lorry chugged up the hill.
Kamyon bayırı güç bela tırmandı.

More Sentences
hill n. bir şeyin en üst bölümü
hill n. yığın
hill n. küme
hill n. tepecik
hill n. dağ kadar yüksek olmayan yer yükseltisi
hill n. başın üst bölümü
hill n. baş ucu
hill n. tümsek
hill n. çöp yığını
hill n. gübrelik
hill n. yapay yığın
hill n. yapay tümsek
hill n. yapay höyük
hill n. rastgele bir araya getirilmiş bir grup şey
hill n. ekinler ve köklerinin etrafında yükselen toprak yığını
hill n. büyük kütle
hill n. büyük miktar
hill n. yüzeydeki yükselti
hill n. çıkıntı
hill n. kabartı
hill n. eğimli yol
hill n. tepede veya tepeye yakın yaşayan birine verilen bir soyadı
hill v. tepelemek
hill v. toprak yığmak
hill v. tepe oluşturmak
hill v. yığmak
hill v. (bir şeyin) etrafına veya üzerine toprak yığmak
hill v. tepe oluşturmak
hill v. tümsek yapmak
Colloquial
hill n. capitol tepesi
hill n. washington, abd'de yönetim binalarının bulunduğu tepe
hill n. abd kongresi
hill n. ottawa, kanada'da parlamento binalarının bulunduğu tepe
hill n. kanada hükümeti
hill n. kanada parlamentosu
hill n. hayatın baharının ötesinde
hill n. hayatın en parlak evresinin ötesinde
Botanic
hill n. bitkinin etrafına veya üzerine yığılmış toprak
hill n. toprak yığılarak kapatılmış bitki
hill n. deliğe ekilmiş bir grup tohum veya bitki
hill v. (bitkiyi) toprakla örtmek
Geography
hill n. wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
hill n. new hampshire eyaletinde yerleşim yeri
hill n. nispeten düz bir ülkede göze çarpan yükselti
hill n. engebeli ülkedeki göze çarpmayan yükseltiler
hill n. bir dizi tepe
hill n. bir grup tepe
hill n. engebeli ülke
Military
hill n. izinsiz yok olma
hill n. firar etme
Baseball
hill n. atıcının üzerinde durduğu hafif tümseklik yer

Sens de "hill" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
conical hill n. dikmen
rocky hill n. kayalık tepe
hill climb n. tırmanma
hill station n. hindistan'da yazları devlet görevlilerine tahsis edilen yüksek rakımdaki siteler
little hill n. tepecik
hill station n. dağ istasyonu
hill station n. yayla
hill town n. höyük
hill fire n. kontrol edilemeyen yangın
hill of health n. sağlık belgesi
steep hill n. dik tepe
silent hill n. sessiz tepe
green hill n. yeşil tepe
capitol hill n. abd washington'da yönetim binalarının bulunduğu tepe
capitol hill n. capitol tepesi
hill hoist n. çamaşır kurutma değirmeni
high hill n. yüksek tepe
hill of beans n. önemi göz ardı edilebilir şey
hill of beans n. önemsiz şey
hill of beans n. değersiz şey
mote hill n. dağ
mote hill n. doruk
mote hill n. istihkam tepesi
mote hill n. yükseklik
mote hill n. tepe
sam hill n. şeytan
sam hill n. ifrit
sam hill n. iblis
sam hill n. cehennem
parliament hill n. ottawa'da meclis binalarının bulunduğu tepe
parliament hill n. kanada hükümeti
parliament hill n. kanada parlamentosu
go up hill and down dale v. dere tepe düz gitmek
go up the hill v. yokuş çıkmak
go down the hill v. yokuş inmek
go down the hill v. yokuş aşağı inmek
go up the hill v. yokuş yukarı çıkmak
hill [dialect] [uk] v. saklamak
hill [dialect] [uk] v. kaplayarak korumak
hill [dialect] [uk] v. örterek korumak
on the top of the hill adv. tepenin başında
up hill and down dale adv. dere tepe
over hill and dale adv. dere tepe
up the hill adv. tepede
up the hill adv. tepeye
Colloquial
the hill n. capitol tepesi
the hill n. abd washington'da yönetim binalarının bulunduğu tepe
the hill n. (abd'de) millet meclisi
a hill of beans n. önemsiz, değersiz, incir çekirdeğini doldurmayacak bir şey
a hill of beans n. incir çekirdeğini doldurmayacak önemde
a hill of beans n. beş para etmez
over-the-hill adj. elden ayaktan düşmüş
over-the-hill adj. zamanı geçmiş
over-the-hill adj. yaşlanmış
what in sam hill? expr. ne oldu?
where in sam hill? expr. hangi cehenneme?
where in sam hill? expr. ne cehenneme?
where in sam hill? expr. hangi lanet olası yere?
where in sam hill? expr. hangi cehennemde?
Idioms
slippery hill n. riskli durum
slippery hill n. kaygan zemin
king of the hill (us) n. bir gruptaki en güçlü ya da en başarılı kişi
king of the hill (us) n. ağır top
a hill of beans n. önemsiz/değersiz/incir çekirdeğini doldurmayacak bir şey
a hill of beans n. beş para etmez şey
be over the hill v. elden ayaktan düşmüş olmak
be over the hill v. işe yaramayacak kadar yaşlı olmak
be over the hill v. çok yaşlanmış olmak
not amount to a hill of beans v. değersiz olmak
not be worth a hill of beans v. beş para etmemek
seem over-the-hill at thirty v. otuz yaşında olmasına rağmen yaşlı görünmek
go over the hill v. (askerden/cezaevinden) firar etmek
go over the hill v. askerden/hapisten/cezaevinden kaçmak
double the hill v. dik bir yerden geçerken treni ikiye bölmek
be not worth a hill of beans v. beş para etmemek
be not worth a hill of beans v. bir değeri olmamak
be not worth a hill of beans v. değersiz olmak
be not worth a hill of beans v. önemsiz olmak
be not worth a hill of beans v. bir önemi olmamak
hill and dale expr. dere tepe
over the hill expr. eski püskü
over the hill expr. çok eski
the grass is greener on the other side of the hill expr. tepenin öte tarafında çimen daha yeşildir
the grass is greener on the other side of the hill expr. komşunun tavuğu komşuya kaz görünür
up hill and down dale expr. her yer
up hill and down dale expr. yukarıdan aşağıya
up hill and down dale expr. baştan sona
over the hill expr. yaşı geçmiş
over the hill expr. yaşlanmış
over the hill expr. gençliğini geride bırakmış
not amount to a hill of beans expr. beş para etmez
not worth a hill of beans expr. beş para etmez
not worth a hill of beans expr. değersiz
amount to a hill of beans expr. beş para etmez
amount to a hill of beans expr. değersiz
be over the hill expr. belli bir yaşa gelmiş (iş yapamayacak hale)
amount to a hill of beans expr. incir çekirdeğini doldurmayacak önemde
what in (the) sam hill? expr. ne oldu?
hill to die on expr. her şeye rağmen taviz verilmeyecek şey
hill to die on expr. ödün verilmemesi gereken şey
hill to die on expr. ısrarla üzerinde durulacak şey
hill to die on expr. zorluklara rağmen sıkı sıkıya bağlı kalınacak şey
in (the) sam hill? [us] expr. her nasıl, nereye, kim?
Speaking
you can not make water flow up hill expr. suyu yokuş yukarı akıtamazsınız
you are making yourself miserable over something that amounts to a hill of beans expr. kendini incir çekirdeğini doldurmayacak önemde şeyler için mutsuz ediyorsun/üzüyorsun
Law
mute-hill [scotland] n. toplantı tepesi
mute-hill [scotland] n. konsey tepesi
mute-hill [scotland] n. saksonların açık havada halka açık toplantılar veya mahkemeler düzenlediği yüksek yer
Technical
hill climbing n. tepe tırmanan
hill shading n. gölge rölyefi
hill shading n. tepe gölgelendirme
hill shading n. rölyef gölgelendirme
hill shading n. engebe gölgelendirme
hill start aid yokuşta kalkış desteği
Computer
potential hill n. potansiyel engel
Construction
hill town n. tepekent
hill town n. höyük
Automotive
hill descent control n. eğim iniş kontrolü
hill climbing n. tırmanma
hill holder yokuşta kalkış yardımı sistemi
hill-holder yokuşta kalkış yardımı sistemi
hill holder yokuşta kalkış desteği
hill holder yokuş yukarı kalkış yardımı
hill-holder yokuşta kalkış desteği
hill-holder yokuş yukarı kalkış yardımı
hill hold assist yokuşta kalkış destek sistemi
hill start yokuşta kalkış
hill start assist yokuş kalkış desteği
Traffic
steep hill upwards n. tehlikeli eğim (çıkış)
steep hill downwards n. tehlikeli eğim (iniş)
Medical
venus hill n. venüs tepesi
Math
hill's equation with piecewise constant coefficient n. parçalı sabit katsayılı hill denklemi
Physics
hill-and-dale recording n. inişli çıkışlı kaydetme
Zoology
ant hill n. termitlerin yaptığı yaklaşık 2 metre yüksekliğinde toprak höyük
ant hill n. karınca yuvası
Botanic
jim hill mustard n. uzun meyveli bülbül otu
jim hill mustard n. avrupa'da yetişen pennatifit yaprakları olan uzun boylu bir ot
hill of beans n. tohumların küçük bir toprak yığınına kümeler halinde ekilmesi
Agriculture
hill meadow n. tepe otlağı
hill farming n. dağlık bölge çiftçiliği
hill farming n. dağ çiftçiliği
hill farmer n. dağ çiftçisi
hill farmer n. dağlık bölge çiftçisi
Breeding
hill country [new zealand] n. koyun veya sığırlar için yüksek mera arazisi
Forestry
hill fire n. (özellikle kırsal alanda çıkan) söndürülmesi güç yangın
History
battle of bunker hill n. bunker hill savaşı
battle of bunker hill n. bunker hill muharebesi
breed's hill n. abd'de bunker tepesi savaşı'nın yapıldığı tepe
moot-hill n. eskiden ingiltere'de münazara yapmak için buluşma yeri olarak kullanılan tepe
Geography
south hill n. virginia eyaletinde yerleşim yeri