| Anglais | Turc | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | seduce v. | baştan çıkarmak | ||
|
Don't try to seduce her with those cheesy lines; it won't work. Onu bu sevimsiz sözlerle baştan çıkarmaya çalışmayın; işe yaramayacaktır. More Sentences |
||||
| Common Usage | seduce v. | ayartmak | ||
| General | ||||
| General | seduce v. | baştan çıkarmak | ||
|
Don't try to seduce her with those cheesy lines; it won't work. Onu bu sevimsiz sözlerle baştan çıkarmaya çalışmayın; işe yaramayacaktır. More Sentences |
||||
| General | seduce v. | akıl çelmek | ||
|
High salaries are seducing many people from different sectors. Yüksek maaşlar farklı sektörlerden birçok insanın aklını çeliyor. More Sentences |
||||
| Law | ||||
| Law | seduce v. | baştan çıkarmak | ||
|
Don't try to seduce her with those cheesy lines; it won't work. Onu bu sevimsiz sözlerle baştan çıkarmaya çalışmayın; işe yaramayacaktır. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | seduce v. | kanına girmek | ||
| General | seduce v. | becermek | ||
| General | seduce v. | kandırmak | ||
| General | seduce v. | azdırmak | ||
| General | seduce v. | tahrik etmek | ||
| General | seduce v. | iğfal etmek | ||
| General | seduce v. | gönül çelmek | ||
| Law | ||||
| Law | seduce v. | cinsel ilişkiye ikna etmek | ||
| Law | seduce v. | fesada tahrik etmek | ||
| Law | seduce v. | iğfal etmek | ||
| Anglais | Turc | |||
|---|---|---|---|---|
| Phrasals | ||||
| Phrasals | seduce someone from something v. | birini bir şeyden caydırmak | ||
| Phrasals | lure or seduce someone into something v. | birini bir şey yapmaya ayartmak | ||
| Phrasals | seduce someone away from something v. | ayartarak uzaklaştırmak | ||
| Phrasals | seduce from v. | -den ayartarak uzaklaştırmak | ||
| Phrasals | seduce (one) (away) from (someone or something) v. | (birini birinden/bir şeyden) kandırıp uzaklaştırmak | ||
| Phrasals | seduce from v. | -den kandırıp uzaklaştırmak | ||
| Phrasals | seduce (one) (away) from (someone or something) v. | (birini birinden/bir şeyden) vazgeçirmek/caydırmak | ||
| Phrasals | seduce (one) (away) from (someone or something) v. | (birini birinden/bir şeyden) ayartarak uzaklaştırmak | ||
| Phrasals | seduce from v. | -den aklını çelip uzaklaştırmak | ||
| Phrasals | seduce from v. | -den caydırmak | ||
| Phrasals | seduce (one) (away) from (someone or something) v. | (birinin) aklını çelip (birinden/bir şeyden) uzaklaştırmak | ||
| Speaking | ||||
| Speaking | you can't seduce me expr. | beni baştan çıkaramazsın | ||