someone - Turc Anglais Dictionnaire

someone

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

someone — Definition

Signification:
biri
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈsʌmwʌn/ – BrE /ˈsʌmwʌn/)
Partie du discours:
Zamir: someone

Sens de "someone" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 8 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
someone pron. birisi
Sometimes, it is hard to find someone to talk to.
Bazen konuşacak birisini bulmak zordur.

More Sentences
General
someone n. biri
Everyone knew she was going to be someone.
Herkes onun ileride önemli biri olacağını biliyordu.

More Sentences
someone pron. bir kimse
He wasn't someone you'd suspect.
O, şüpheleneceğin bir kimse değildi.

More Sentences
someone pron. biri
Can you be happy without having someone to share your life with?
Hayatınızı paylaşacak biri olmadan mutlu olabilir misiniz?

More Sentences
someone pron. kimse
Tomorrow I will be born someone else in another place.
Yarın başka bir yerde başka biri olarak doğacağım.

More Sentences
someone n. mühim kimse
someone pron. şahsiyet
someone pron. önemli kimse

Sens de "someone" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
driving (someone) crazy n. delirtme
making someone drink n. içirme
steal someone's heart v. kalbini çalmak
shake someone's hand v. birinin elini sıkmak
break someone's nose v. burnunu kırmak
General
someone who organizes begging and exploits beggars n. dilenci iratçısı
making someone walk n. birini yürütme
appearance of someone n. kılık kıyafet
someone else n. başkası
someone requiring care n. bakıma muhtaç
someone's pride and joy n. birinin medarı iftiharı
someone who believes that he is very intellectual n. entel
the apple of someone's eye n. gözbebeği
grant the livelihood of someone n. infak
making someone jump n. atlatma/zıplatma
someone who is on sick leave n. raporlu
a drag on someone n. ayak bağı
someone who helps poor people n. fukaraperver
dressing someone down n. fırça (çekmek)
knowing someone by sight n. göz aşinalığı
a drag on someone n. köstek
have someone divorce n. boşatmak
go bad cop on someone n. kötü polis oyunu oynayarak bilgi alma taktiği
someone with a great deal of experience n. feleğin çemberinden geçmiş
arousing (someone´s) suspicions n. işkillendirme
the people around someone n. etrafındaki insanlar
good opinion of someone or something n. hüsn-ü zan
deal at arm's length with someone n. bir işlemin tarafların birbirleriyle ilişkisi yokmuş gibi yürütülmesi
someone with a low level of education n. eğitim düzeyi düşük (kimse)
the cut of someone's jib n. insanın dış görünüşü ve kişiliği
the cut of someone's jib n. insanın içi-dışı
one's value before someone else n. birisinin (birinin) gözündeki değeri
throw someone out of the house n. evden kovmak
someone's own signature n. kendi imzası
someone's children/kids n. birinin çocukları
someone's stage name n. sahne adı
someone's stage name n. sahne ismi
someone's close circle of friends n. (birinin) yakın arkadaş çevresi
matters of interest to someone n. birinin ilgisini çekecek/onu ilgilendiren konular
responsibility towards someone or something n. birine veya bir şeye karşı sorumluluk
someone's sad day n. birinin acı günü
someone you don't know n. tanımadığın birisi
someone you don't know n. tanımadığın biri
someone you don't know n. bilmediğin biri
someone you don't know n. bilmediğin birisi
someone who boiled n. haşlayan
(someone) who speaks the same language n. dildaş
someone’s nearest rival​/​challenger n. (liderin/birincinin) en yakın rakibi
someone’s nearest rival​/​challenger n. (lidere/birinciye) en yakın rakip
bias against (someone or something) n. (birine ya da bir şeye) karşı önyargı
bias someone against someone or something n. birine ya da bir şeye karşı önyargı
someone's word of honor n. birinin şeref sözü
someone's word of honor n. birinin namus sözü
someone with a glib tongue n. güzel konuşarak ikna eden kimse
making someone drink n. içirme
making someone vomit n. kusturma
driving (someone) crazy n. delirtme
something or someone that has suffered ruin or calamity n. musibete uğramış şey/kimse
the death of someone n. birilerinin ölümü
impression of someone n. birisinin taklidi
doing someone's impression n. birinin taklidini yapma
someone's strong suit n. kişinin en büyük yeteneği
get on someone's wick n. gıcık etmek
cut someone to the quick v. birisini çok fazla eleştirerek üzmek
jog someone's memory v. bir şeyi hatırlatmak için ipucu vererek birinin belleğini canlandırmak
test someone's mettle v. birinin cesaretini ve ataklığını sınamak
kidnap someone v. adam kaldırmak
put someone down as v. bir başkası zannetmek
get someone into hot water v. birinin başını belaya sokmak
strap someone in v. birini kayışla bağlamak
set someone's teeth on edge v. birinin sinirlerini bozmak
catch someone's attention v. birinin dikkatini çekmek
be on someone's trail v. birini aramak
be on someone's side v. birinin tarafını tutmak
call someone back v. birini geri çağırmak
deflect someone from her purpose v. birini amacından çevirmek
set someone down v. birini bir yere indirmek
trespass on someone's time v. birinin zamanını almak
infiltrate someone into v. birini bir yere sızdırmak
argue someone into something v. tartışarak birini bir şey yapmaya ikna etmek
tag someone as v. birine (birşeyin) damgası vurmak
twist someone's words v. birinin sözlerini çarpıtmak
boss someone around v. birine karşı amirane davranmak
call someone a name for short v. birine kısaca (lakap vb) demek
make a good impression on someone v. iyi bir izlenim bırakmak
bring someone to justice v. adalete teslim etmek
feel empathy with someone v. empati kurmak
give someone a lift v. birini arabasına almak
do someone an injustice v. birine haksızlık etmek
bite someone's nose off v. birine ters cevap vermek
catch someone's eyes v. birisinin dikkatini çekmek
know someone by sight only v. birini sadece yüzünden tanımak
play on someone's affections v. karşısındakinin hislerine hitap etmek
be privy to someone's secrets v. birinin sırdaşı olmak
have a crush on someone v. birisine aşık olmak
get something through someone's head v. bir şeyi birine anlatmak
lumber someone with v. birine tatsız bir iş yüklemek
leave someone in the lurch v. birini yarı yolda bırakmak
tell something to someone straight v. birine bir şeyi hiç sakınmadan söylemek
watch someone with eagle eye v. birisini son derece dikkatli bir biçimde izlemek
give someone a blank check v. açık bono vermek
make an example of someone v. birini ibret olsun diye cezalandırmak
speak about someone v. kulağını çınlatmak
give someone the cold shoulder v. birine soğuk davranmak
laugh someone down v. gülerek birini susturmak
endear oneself to someone v. kendini birine sevdirmek
hustle someone off to v. birini apar topar bir yere götürmek
keep someone at a distance v. birine soğuk davranmak
put someone on a diet v. birini perhize sokmak
win someone's affection v. bir kimsenin sevgisini kazanmak
prejudice someone in favor of v. birine (bir konu hakkında) olumlu fikirler aşılamak
give someone the glad eye v. birine davetkar bir bakış yöneltmek
withdraw someone's candidacy v. adaylığını geri çekmek
take over for someone v. birinin yerine bakmak
have someone to thank for v. bir şey için birine borçlu olmak
vest someone with authority v. açık çek vermek
be within someone's grasp v. birinin elde edebileceği bir şey gibi olmak
reimburse someone for v. birine yaptığı masrafları ödemek
dash someone's hopes v. bir kimsenin ümitlerini kırmak
have something in common with someone v. biriyle ortak bir özellik taşımak
be someone's shadow v. birinin gölgesi olmak
catch someone's eye v. birinin dikkatini çekmek
lord it over someone v. birine amir gibi davranmak
get in someone's hair v. birini rahatsız etmek
raise someone's curiosity v. birinin merakını uyandırmak
keep someone at bay v. birini sindirmek
be at someone's elbow v. yanında olmak
starve someone to death v. açlıktan öldürmek
head someone off v. birini kösteklemek
tell someone's fortune v. birinin falına bakmak
take someone serious v. birisini ciddeye almak
call someone up v. birine telefon etmek
marry someone v. birine varmak
put someone to shame v. utandırmak (birini)
be within someone's grasp v. birinin kavrayışı içinde olmak
be happy for (someone) v. adına mutlu olmak
shake someone off v. birinden kurtulmak
settle up with someone v. birine karşı olan borcu ödemek
leave someone some leeway v. açık kapı bırakmak
lick someone's boots v. birinin elini eteğini öpmek
have one's photo taken with someone (a celebrity etc) v. resim çekilmek
show someone in v. birini içeriye buyur etmek
starve someone out v. birini aç bırakarak teslim olmaya zorlamak
go someone one better v. birinin yaptığından daha iyisini yapmak
leave someone to his own devices v. birini kendi haline bırakmak
lay at someone's door v. bir suçu birine yüklemek
speak unfavorably of (someone) v. aleyhte konuşmak
strike someone a blow v. birine bir yumruk indirmek
sell someone short v. birinin ismini deyip de geçmek
psych someone up for v. psikolojikman hazırlamak (birisini)