someone - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

someone

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"someone" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 6 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
someone zm. birisi
General
someone zm. kimse
someone zm. bir kimse
someone zm. önemli kimse
someone zm. şahsiyet
someone zm. biri

"someone" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
General
do someone justice f. birinin hakkını vermek
bundle someone off f. birini apar topar göndermek
strap someone in f. birini kayışla bağlamak
bludgeon someone into doing something f. birini bir şey yapmaya zorlamak
hiss someone off the stage f. birini ıslıklayarak sahneden kovmak
cut someone off f. birinin yolunu kesmek
book someone into a hotel f. biri için otelde rezervasyon yapmak
wrench something away from someone f. bir şeyi birinden zorla çekip almak
saddle someone with a task f. birine zor bir iş yüklemek
bring someone to justice f. yargılanmak üzere birini mahkemenin önüne çıkartmak
sweep someone off one's feet f. ayaklarını yerden kesmek
call someone back f. birini geri çağırmak
give someone the glad eye f. birine davetkar bir bakış yöneltmek
stand someone a drink f. birisine içki ısmarlamak
psych someone up for f. psikolojikman hazırlamak (birisini)
toss someone for something f. bir şeyi kazanmak için biriyle yazı tura atmak
help someone out f. birine yardım etmek
kidnap someone f. adam kaldırmak
let someone down gently f. birini yavaş yavaş alıştırarak hayal kırıklığına uğratmak
bring out the best in someone f. birinin içindeki cevheri çıkarmak
pay someone a compliment f. birine iltifat etmek
hold someone in one's arms f. birini kucağında tutmak
lumber someone with f. birine tatsız bir iş yüklemek
lash someone into a fury f. birini galeyana getirmek
laugh someone down f. gülerek birini susturmak
sweep someone off one's feet f. kendine aşık etmek
deflect someone from her purpose f. birini amacından çevirmek
hold someone at bay f. birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek
strike someone a blow f. birine bir yumruk indirmek
put someone to bed f. birini yatırmak
take someone at his word f. birine inanmak
keep someone away f. birini uzak tutmak
reduce someone to silence f. birinin sesini kestirmek
put someone under arrest f. birini tutuklamak
bore someone to death f. birinin canını çok sıkmak
pepper someone with buckshot f. birinin üzerine kurşun yağdırmak
prime someone about f. birine bir şey hakkında bilgi vermek
bowl someone over f. birini yere devirmek
occur to someone f. birinin aklına gelmek
give someone a spanking f. birinin kıçına şaplak atmak
cut someone down f. birini öldürmek
bring someone to his knees f. birine boyun eğdirmek
buoy someone up f. birini neşelendirmek
give (someone) a chance (to do something) f. meydan vermek
put someone down for f. birinin adının yanına yazmak (bir listede)
set someone down f. birini bir yere indirmek
lull someone to sleep f. birini ninni söyleyerek uyutmak
give someone credit for f. bir şeyden dolayı birini takdir etmek
promise someone the moon f. birine olmayacak vaatlerde bulunmak
keep someone at arm's length f. birini pek yaklaştırmamak
cheer someone up f. birini neşelendirmek
vote someone out f. birine oy vermeyerek görevden uzaklaştırmak
show someone the door f. birini kovmak
lend someone a helping hand f. birine yardım elini uzatmak
cut someone short f. birinin lafını kesmek
not to lay a finger on someone f. kılına dokunmamak
give someone the willies f. birinin tüylerini ürpertmek
present someone with a problem f. birini bir problemle karşı karşıya bırakmak
prohibit someone from f. birini menetmek (bir şey yapmaktan)
cheer someone on f. neşelendirmek
put someone on the shelf f. birini emekliye ayırmak
restrain someone from f. birinin bir şey yapmasını engellemek
throw someone off balance f. birinin dengesini kaybetmesine sebep olmak
restrain someone from f. birini bir şey yapmaktan alıkoymak
see someone off f. birini yolcu etmek
argue someone into something f. tartışarak birini bir şey yapmaya ikna etmek
plump someone into f. birini pat diye (bir yere) oturtuvermek
give someone a start in life f. birinin hayata atılmasını sağlamak
take someone unawares f. birini gafil avlamak
keep someone advised of f. birini bir konuda bilgilendirmek
stamp someone as f. bir şey birinin belirli bir gruba ait olduğunu göstermek
love someone to death f. ölümüne sevmek
lead someone a dance f. birini çok zahmete sokmak
fag someone out f. birinin turşusunu çıkarmak
push someone out f. safdışı etmek (birini)
take someone at her word f. birine inanmak
give someone a raw deal f. birine haksızlık etmek
lock someone out of f. kapıyı kilitleyerek birinin bir yere girmesini engellemek
work unfavorably of someone f. aleyhine çalışmak
win someone round f. birini ikna ederek kendi tarafına çekmek
pay someone back f. birine olan borcu ödemek
break away with someone f. ipleri koparmak
ring someone up f. birine telefon etmek
show someone in f. birini buyur etmek
tag someone with f. birinin üstüne atmak
give someone a blank check f. açık çek vermek
set someone right f. birinin yanlış bilgisini düzeltmek
make room for someone f. biri için yer açmak
place something out of someone 's reach f. bir şeyi birinin erişemeyeceği bir yere koymak
let someone have it f. birini haşlamak
give someone rope f. birini serbest bırakmak
go in with someone on f. bir şeyde biriyle ortak olmak
give someone a lift f. birini arabasına almak
provide someone with f. eksikliğini gidermek
lead someone a dance f. birini çok yormak
set someone back f. birini (belirli bir zaman için) geciktirmek
take someone off f. götürmek
marry someone f. varmak (birine)
invite someone in f. birini içeriye davet etmek
put someone through her paces f. bir kimsenin yeteneğini denemek
pay someone a call f. birini ziyaret etmek
boss someone around f. birine emir yağdırmak
take someone in f. birini ihtiva etmek
push someone out f. bertaraf etmek (birini)
bring someone to f. birini ayıltmak
take someone in f. aldatmak (birini)
give someone a hand f. birini alkışlamak
ply someone with liquor f. birine durmadan içki içirmek
jump on someone f. birini terslemek
hustle someone off to f. birini apar topar bir yere götürmek
give someone the glad eye f. birine pas vermek
get someone drool f. ağzını sulandırmak
wait up for someone f. yatmayıp birini beklemek
deflect someone from his purpose f. birini amacından çevirmek
inquire after someone f. birini sormak
plague someone with f. belirli bir şey yaparak birini sürekli rahatsız etmek
vest someone with authority f. açık çek vermek
shut someone up in f. birini bir yere kapatmak
take someone in f. birini içeriye götürmek
give someone a bath f. birini yıkamak
warm to someone f. yakınlık beslemek
write someone off f. birinin işe yaramaz olduğuna karar vermek
bring someone to her knees f. birine boyun eğdirmek
put someone off f. başından savmak
pay someone off f. birine maaşını verip işine son vermek
shoot someone a question f. birine soru soruvermek
look daggers at someone f. birine öfke ile bakmak
press someone into service f. birini işe koşmak
lay someone to rest f. cenazeyi toprağa vermek
have an advantage over someone f. başkasına göre avantajlı bir durumda olmak
let someone have it f. birine dünyanın kaç bucak olduğunu göstermek
push something on someone f. bir şeyi birine zorla kabul ettirmek
ground someone in f. birine bir konunun temel ilkelerini öğretmek
hang up on someone f. telefonu suratına kapatmak
welcome someone with open arms f. birini çok sıcak bir şekilde karşılamak
put someone down for f. kaydetmek (okul/üniversite vb'ne)
prod someone into action f. birini harekete geçirmek
give someone a ride f. (at,araba v.b. ile) götürmek
make someone a curtsy f. birine reverans yapmak
bring someone in on f. birinin bir işe katılmasını sağlamak
press something on someone f. birine bir şeyi ısrarla kabul ettirmeye çalışmak
make someone relax f. birini ferahlatmak
put someone to shame f. birini rezil etmek
stop someone from f. birini vazgeçirmek
call someone back f. kendisini telefonla arayıp bulamayan birine telefon etmek
lump someone together with f. birini başkalarıyla aynı tutmak
show someone out f. birini kapıya kadar uğurlamak
see someone off f. birini uğurlamak
make someone thirsty f. birini susatmak
take someone for granted f. birinin varlığını kendisine verilmiş bir hak gibi görmek
pay someone a visit f. birini ziyaret etmek
ask someone to relieve from a job f. affını istemek
catch someone napping f. birini gafil avlamak
show someone around f. birini gezdirmek
lead someone astray f. birini kötü yola saptırmak
take a chance on someone f. birisine şans vermek
take someone in f. birini tutuklamak
be angry with someone f. birine gücenmiş olmak
whirl someone away f. birini kapıp hızla götürmek
lump someone together with f. birini başkalarıyla aynı kefeye koymak
send someone to his/her glory f. birini öldürmek
set someone at ease f. birini rahatlatmak
give someone pause f. birini düşündürmek
bowl someone over f. birini şaşkına çevirmek
keep someone at a distance f. birine soğuk davranmak
throw someone a smile f. birine tebessüm etmek
expect someone to understand f. anlayışına sığınmak
lump someone together with f. birini bir gruptan saymak
hang someone in effigy f. protesto olarak sevilmeyen birinin kuklasını asmak
keep someone guessing f. birini doğru dürüst haberdar etmemek
show someone in f. birini içeriye buyur etmek
bring someone to justice f. adalete teslim etmek
starve someone to death f. açlıktan öldürmek
put someone to sleep f. birine uyku vermek
put someone down f. indirmek (birini)
set someone right f. birini düzeltmek
bring someone to her knees f. birini yola getirmek
take over for someone f. birinin yerine bakmak
hang up on someone f. telefonu yüzüne kapatmak
see someone off f. birini geçirmek
stone someone to death f. birini recmetmek
take someone in f. kapsamak (birini)
keep someone at arm's length f. biriyle samimi olmamak için ona çok mesafeli davranmak
fasten the blame on someone f. suçu birine yüklemek
give someone a piece of one's mind f. birine verip veriştirmek
press someone for something f. bir şey için birini sıkıştırmak
put someone up f. birini misafir etmek
leave someone to one’s fate f. kendi kaderine bırakmak
go to bat for someone f. zor durumdaki birine yardım etmek
visit someone casually f. istendiği zaman ziyaret etmek
win someone over f. birini ikna ederek kendi tarafına çekmek
tire someone out f. birini çok yormak
patch someone up f. birinin yaralarını tedavi etmek
hoot someone down f. birini yuhalayarak susturmak
send someone packing f. pılısını pırtısını toplatıp birini defetmek
pay someone off f. birine rüşvet vermek
give someone a fright f. birini korkutmak
keep someone at arm's length f. birinin samimi olmasına izin vermemek
tie someone up f. birini iple bağlayarak etkisiz hale getirmek
drive someone suicide f. intihara sürüklemek
call someone a name for short f. birine kısaca (lakap vb) demek
operate on someone f. birini ameliyat etmek
murder someone f. adam öldürmek
set someone to work f. birini işe koşmak
sweep someone off one's feet f. tamamen ikna etmek
give someone the third degree f. birini sıkı bir sorguya çekmek
infiltrate someone into f. birini bir yere sızdırmak
make a bad impression on someone f. kötü bir izlenim bırakmak
set someone right about f. yanılmış olan birine bir şeyin gerçekten nasıl olduğunu söylemek
drive someone out of his mind f. çileden çıkarmak
take someone by surprise f. birini gafil avlamak
abandon someone to one’s fate f. kendi kaderine bırakmak
make someone sick f. birinin midesini bulandırmak
be beneath someone f. birinin tenezzül etmeyeceği bir şey olmak
pretend not to know someone f. tanımamazlıktan gelmek
drive someone wild f. birini çılgına çevirmek
prejudice someone against f. aleyhine çevirmek
burn someone in effigy f. protesto olarak sevilmeyen birinin kuklasını yakmak
talk someone into something f. birini bir şeyi yapmaya ikna etmek
wait on someone hand and foot f. varını yoğunu vermek (bir başkası için)
whirl someone off f. birini götürüvermek
take someone down a peg f. bir kimseyi küçük düşürmek
regard someone as mad f. deli yerine koymak
show someone up f. birinin foyasını ortaya çıkarmak
tell something to someone straight f. birine bir şeyi hiç sakınmadan söylemek
swear someone in f. birine ant içirerek bir makama geçirmek
make someone see reason f. birinin aklını başına getirmek
through with someone f. bir ilişkiye son vermek
parted with someone f. ayrılmak
give someone a start f. arabasının motorunu çalıştırmak
warm towards someone f. yakınlık beslemek
set someone up f. birine tuzak kurmak
love someone to bits f. çok hoşlanmak
whirl someone off f. birini kapıp hızla götürmek
expect someone to understand f. anlayışına güvenmek
have something in common with someone f. biriyle ortak bir özellik taşımak
be beneath someone f. birine yakışmamak
lead someone by the nose f. birinin yuları elinde olmak
chat someone up f. ayarlamak
ingratiate oneself with someone f. birinin gözüne girmek
hold view of someone f. biri hakkında görüş sahibi olmak
transfer one's call to someone f. telefonu bağlamak (birisine)
credit someone with f. sevilmeyen birinde olumlu bir niteliğin olduğunu kabul etmek
set someone an example f. birine örnek olmak
have a crush on someone f. birisine aşık olmak
give someone no quarter f. birine aman vermemek
go someone one better f. birini geçmek
put someone to shame f. birini gölgede bırakmak
settle up with someone f. birine karşı olan borcu ödemek
put someone off f. bahanelerle atlatmak
go back on someone f. birine ihanet etmek
see (someone/something) in one's dream f. rüyasına girmek
do someone an injustice f. birine haksızlık etmek
kick someone out f. birini kapı dışarı etmek
miss someone bad f. birini aşırı özlemek
set someone on a pedestal f. birine adeta tapınmak
lavish gifts on someone f. birine bol bol hediye vermek
look on someone as mad f. deli yerine koymak
watch someone with an eagle eye f. birisini son derece dikkatli bir gözle incelemek
make someone less fearful f. daha az korkmasını sağlamak
take someone in f. barındırmak
subscribe someone to f. abone yapmak
bother someone f. parazit yapmak
head someone off f. birinin ilerlemesini engellemek
put someone on a pedestal f. birine adeta tapınmak
take someone in f. birini içeriye almak
make someone feel cheerful f. neşelendirmek
catch someone in the act f. birini suçüstü yakalamak
tag someone as f. birine belirli bir damga vurmak
argue someone out of something f. tartışarak birini bir şeyden vazgeçirmek
pull someone over f. birini yolun kenarına çekmek (polis arabayı sürmekte olan)
have a word with someone f. biriyle konuşmak
give someone a hand f. birine yardım etmek
cut someone off f. birine miras olarak hiç para bırakmamak
strike someone down f. birini öldürmek
plunge someone into deep sadness f. yüreğine indirmek
be over someone f. birinin amiri olmak
press someone for something f. ısrarla birinden bir şey istemek
play a joke on someone f. birine şaka yapmak
put someone off f. vazgeçirmek (birini) (bir şey yapmaktan)
not to allow anybody to speak ill of someone f. toz kondurmamak
put someone through his paces f. bir kimsenin yeteneğini denemek
work under someone f. birinin altında çalışmak
shoot someone down f. birine ateş edip öldürmek
cause someone to sin f. birini günaha sokmak
give someone credit for f. hakkını vermek
cut someone to the quick f. birini acı sözlerle derinden yaralamak
keep someone company f. birine refakat etmek
make an example of someone f. birini ibret olsun diye cezalandırmak
wave someone on f. el sallayarak birine geç demek
be answerable to someone f. birine karşı sorumlu olmak
give someone his due f. birine haksızlık etmemek
make someone sick f. birini hasta etmek
strip someone of f. birini bir şeyden mahrum etmek
whirl someone off f. birini hızla götürmek
shake someone off f. birinden kurtulmak
hold someone at bay f. birini sindirmek
give someone their just deserts f. hadlerini bildirmek
love someone to bits f. çok sevmek
call someone up f. birini askere çağırmak
make someone a proposition f. birine bir teklifte bulunmak
make amends to someone for something f. birinden bir şey için özür dilemek
speak about someone f. kulağını çınlatmak
wheedle someone into f. dil dökerek birini bir şey yapmaya ikna etmek
speak unfavorably of (someone) f. aleyhte konuşmak
take someone by surprise f. birini çok şaşırtmak
suffer the death of someone f. acısını görmek
let someone down f. hüsrana uğratmak
be on bad terms (with someone) f. araları bozulmak
warm to someone f. yakınlık duymak
put someone down for f. kaydettirmek (okul/üniversite vb'ne)
bring someone word of f. hakkında birine haber getirmek
put someone on a diet f. birini perhize sokmak
give someone the shirt off one's back f. çok cömert olmak
not to let someone out of sight f. gözünden hiç kaçırmamak
put someone down as f. birinin (bir başkası) olduğunu zannetmek
knock someone up f. hamile bırakmak
have someone to thank for f. bir şey için birine borçlu olmak
whirl someone away f. birini hızla götürmek
palm something off on someone f. birine bir şeyi hile ile kabul ettirmek
keep someone at bay f. birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek
head someone off f. birini kösteklemek
set someone free f. birini serbest bırakmak
settle someone down f. birini sakinleştirmek
fasten the blame on someone f. suçu birinin üstüne atmak
pull someone in f. birini çekmek (bir yerin içine)
confide in someone f. birine sırrını söylemek
smarten someone up f. birine çekidüzen vermek
play someone false f. birine oyun oynamak
wait on someone hand and foot f. el pençe divan durmak
prejudice someone in favor of f. lehine çevirmek (birini)
tag someone with f. bir şeyi birine yüklemek
show someone around f. birine rehberlik etmek
give someone custody of f. birine birinin vesayetini vermek
take someone up on her offer f. birinin teklifini kabul etmek
keep someone from doing something f. birini bir şey yapmaktan alıkoymak
knock out (someone) f. birini yere yıkmak
throw someone off balance f. birini şaşırtmak
make sacrifices (for the sake of something/someone) f. fedakarlıktan kaçınmamak
feel empathy with someone f. empati kurmak
take someone over f. birini tekeline almak
lock someone in f. birinin üzerine kapıyı kilitlemek
give someone the willies f. birinin tüylerini diken diken etmek
sever relations with someone f. ipleri koparmak
rake someone over the coals f. birini şiddetle azarlamak
pay off (someone) f. birine ücretini verip işine son vermek
be happy for (someone) f. adına mutlu olmak
know someone by sight only f. birini sadece yüzünden tanımak
bring someone in on f. birini bir işe katmak
give someone a blank check f. açık bono vermek
go up to someone f. birinin yanına gitmek
pattern oneself after someone f. birini örnek almak
leave someone to his own devices f. birini kendi haline bırakmak
for someone to be completely forgotten f. adı okunmamak
lock someone up f. birini hapse tıkmak
see someone home f. birini evine bırakmak
leave word with someone f. birine haber bırakmak
treat someone with great respect f. baş tacı etmek
spur someone on f. birini teşvik etmek
set someone back f. bir oyuncuya puan kaybettirmek
endear oneself to someone f. kendini birine sevdirmek
play someone false f. birini aldatmak
leave someone short f. birini bir şeyden yoksun bırakmak
set someone up on a throne f. birini bir tahta geçirmek
make a good impression on someone f. iyi bir izlenim bırakmak
bowl someone over f. birini şaşırtmak
strap someone down f. birini kayışla bağlamak
set someone on a pedestal f. birine fazla değer vermek
give someone a song and dance f. ipe un sermek
starve someone out f. birini aç bırakarak teslim olmaya zorlamak
give someone a free hand f. birine geniş yetki vermek
do something unbeknown to someone f. birinin haberi olmadan bir şey yapmak
put someone in a flutter f. birini heyecana düşürmek
be vexed with someone f. birine kızmak
skip over someone f. birisini tercih etmemek
put someone to sleep f. birini uyutmak
praise someone to the skies f. birini aşırı derecede övmek
take someone off f. indirmek (birisini) (biryerden)
stand someone up f. randevuya gelmeyerek birini boşuna bekletmek
jolly someone along f. birini tatlı sözlerle teşvik etmek
start someone in business f. birinin iş hayatına atılmasına yardım etmek
bring someone to reason f. birinin aklını başına getirmek
sweep someone off one's feet f. kalbini çalmak
see (someone/something) in one's dreams f. rüyalarına girmek
shoot back at someone f. birinin ateşine karşılık vermek
give someone a helping hand f. birine yardım elini uzatmak
take someone by surprise f. baskın yaparak birini yakalamak
put someone right about f. yanılmış olan birine bir şeyin gerçekten nasıl olduğunu söylemek
calm someone down f. birini ferahlatmak
keep something a secret from someone f. bir şeyi birinden saklamak
pull someone over f. birini kendine doğru çekerek yere düşürmek
bore someone to tears f. birinin canını çok sıkmak
sit someone down f. birini oturtmak
beat someone black and blue f. birini dövüp çürükler içinde bırakmak
press something upon someone f. birine bir şeyi ısrarla vermeye çalışmak
find someone ugly f. çirkin bulmak
grow on someone f. zamanla birinin hoşuna gitmeye başlamak
lavish gifts on someone f. birini hediyelere boğmak
drive someone wild f. birini çıldırtmak
brace someone for something f. birini kötü bir habere hazırlamak
make someone drink f. içirmek
wheedle something out of someone f. dil dökerek birinden bir şey koparmak
shake someone up f. birini ruhen sarsmak
turn someone on f. cinsel olarak tahrik etmek
bring someone to his knees f. birini yola getirmek
cut someone to the quick f. birisini çok fazla eleştirerek üzmek
make someone (feel) hungry f. acıktırmak
keep someone at bay f. birini sindirmek
inquire after someone f. birinin hal ve hatırını sormak
bid someone farewell f. birine veda etmek
prejudice someone in favor of f. birine (bir konu hakkında) olumlu fikirler aşılamak
keep someone company f. birini yalnız bırakmamak
tie someone down f. ayak bağı olmak
keep someone engaged f. birini meşgul etmek
start someone out as f. birini belirli bir işte çalışmaya başlatmak
call someone to account f. birinden hesap sormak
take someone in f. içeri almak
sign someone on f. birini kontratla takıma almak
drive someone to distraction f. birini deliye çevirmek
give someone a tickle f. birini gıdıklamak
get someone into hot water f. birinin başını belaya sokmak
be familiar with someone f. tanıdık gelmek
have a dream of (someone/something) f. rüyasını görmek
excuse someone or something f. mazur görmek
shout someone down f. bağırarak birini konuşturtmamak
catch someone unawares f. birini gafil avlamak
jump on someone f. birine çıkışmak
take someone up on his offer f. birinin teklifini kabul etmek
hold a thing over someone f. birini bir şey ile durmadan tehdit etmek
bring someone to her knees f. birine diz çöktürmek
leave someone out in the cold f. birine hiçbir şey vermemek
invite someone in f. birini buyur etmek
call someone up f. birine telefon etmek
lead someone a merry chase f. birini çok yormak
take someone in f. dolandırmak (birini)
do someone good f. birine iyi gelmek
put someone on the shelf f. birini kızağa çekmek
throw someone out of work f. birinin işsiz kalmasına sebep olmak
ask after someone f. birinin sağlığını sormak
stop someone from f. engellemek (birinin) (bir şey yapmasını)
leave someone some leeway f. açık kapı bırakmak
lull someone into a false sense of security f. birine sahte bir güven duygusu vermek
doll someone up f. birini süsleyip püslemek
lead someone astray f. birini ayartmak
fire someone up f. birini gayrete getirmek
announce someone over a loudspeaker f. hoparlörle birini anons etmek
catch someone off guard f. birini gafil avlamak
hustle someone into f. birini apar topar bir yere sokmak
show someone the way to do something f. birine bir şeyin nasıl yapıldığını göstermek
swear someone to f. belirli bir konu hakkında birine yemin ettirmek
sell someone short f. birinin ismini deyip de geçmek
remind (someone) of f. çağrıştırmak
give someone the pip f. birinin canını sıkmak
go against someone f. aleyhinde olmak
give someone a shampoo f. birinin saçını şampuanla yıkamak
put someone out to pasture f. birini emekliye ayırmak
pay someone back f. hakkından gelmek (kötülük yapan birinin)
place something out of someone 's reach f. bir şeyi biri için imkansız hale getirmek
reimburse someone for f. birine yaptığı masrafları ödemek
show someone up f. birini utandırmak
put someone down f. yere koymak (birini)
set someone in motion f. birini harekete geçirmek
show someone the door f. birine kapıyı göstermek
catch someone napping f. birini hazırlıksız yakalamak
take someone off f. bir yere götürmek
give someone to understand something f. birine bir şeyi ima etmek
leave someone in the lurch f. birini yüzüstü bırakmak
give someone a ring f. birine telefon etmek
fire someone with enthusiasm for f. bir iş için birini şevke getirmek
press someone to f. birinin bir şey yapması için ısrar etmek
pattern oneself on someone f. birini örnek almak
leave someone out in the cold f. birine hiç haber vermemek
disclose a secret of someone f. ipliğini pazara çıkarmak
win someone round f. birini ikna ederek desteğini sağlamak
lead someone a dog’s life f. hayatını zindan etmek
settle someone down f. birini uslandırmak
keep someone advised of f. haberdar etmek
read someone to sleep f. kitap okuyarak birini uyutmak
set someone at large f. bir mahpusu serbest bırakmak
put someone wise f. birine bir şeyi çaktırmak
vote someone in f. birine oy vererek göreve getirmek
show someone in f. birini içeri almak
head someone off f. birinin yolunu kesmek
lock someone up f. birini tımarhaneye kapatmak
have one's photo taken with someone (a celebrity etc) f. resim çekilmek
show someone the door f. birini kapı dışarı etmek
leave someone holding the bag f. sorumluluğu başkasına yüklemek
be anxious for someone to do something f. birinin bir şeyi yapmasını çok istemek
give someone the pip f. birinin sinirine dokunmak
reimburse someone for f. birinin masraflarını karşılamak
give someone one's word f. birine söz vermek
put someone in the picture f. durumu anlatmak
put someone down f. birini daha aşağı bir yere koymak
get someone out of the way f. birini kenara çekmek
put someone on a pedestal f. birine fazla değer vermek
make amends to someone for something f. bir şeyin zararını telafi etmek
coax something out of someone f. birini tatlı sözlerle kandırarak bir şey elde etmek
be happy for someone f. adına mutlu olmak
feel bad for someone f. birisine acımak
leave someone in a difficult situation f. zor durumda bırakmak