spur - Turc Anglais Dictionnaire

spur

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

spur — Definition

Signification:
mahmuz, teşvik etmek
Prononciation (IPA):
(AmE /spɜːr/ – BrE /spɜː/)
Partie du discours:
İsim: spur (spurs); Fiil: spur (spurs – spurred – spurring)
Synonymes:
prompt
Antonymes:
deter

Sens de "spur" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 73 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
spur n. mahmuz
You can tell he's a cowboy from the spurs on his boots.
Kovboy olduğunu çizmelerindeki mahmuzlardan anlamak mümkün.

More Sentences
General
spur n. dağ yükseltisi
There's a couple of goats on that spur.
Şu dağ yükseltisinde birkaç tane keçi var.

More Sentences
spur n. teşvik
Wealth is a powerful spur to modernization.
Zenginlik, modernleşme için güçlü bir teşviktir.

More Sentences
spur v. teşvik etmek
The concert spurred me to buy a ticket to New York.
Konser beni New York'a bir bilet almaya teşvik etti.

More Sentences
spur v. mahmuzlamak
She spurred her horse all the way to the finish line.
Atını bitiş çizgisine kadar mahmuzladı.

More Sentences
Railway
spur n. kör hat
Spurs of expressways are designated with an added letter "B."
Otoyollarda yer alan kör hatlar ilave bir "B" harfi ile belirtilmiştir.

More Sentences
Military
spur n. mahmuz
You can tell he's a cowboy from the spurs on his boots.
Kovboy olduğunu çizmelerindeki mahmuzlardan anlamak mümkün.

More Sentences
General
spur n. dürtü
spur n. saik
spur n. cumba
spur n. çıkıntı (iki koyak arasındaki)
spur n. güdü
spur n. çıkıntı
spur n. dağ kolu
spur n. meyve veren kısa dal
spur n. teşvik etme
spur n. sırt
spur n. zıpkın
spur n. saat sarkacının hareketini kolaylaştırmak için duvar saatinin arkasına çakılan çivi
spur n. (bas davulun dış çerçevesine takılan) sabitleme klempi
spur n. (kurutulmak üzere asılan) kağıt tomarı
spur n. dağ sırtı
spur n. su akışının yönünü değiştiren kanat yapı
spur n. kavşak
spur n. köprülü kavşak
spur n. demiryolu kavşak yayı
spur v. dürtmek
spur v. kışkırtmak
spur v. dehlemek
spur v. mahmuzla vurmak
spur v. mahmuz takmak
spur v. klemp takmak
spur v. ayaklık yerleştirmek
spur v. çivi eklemek
spur v. budamak
spur v. kırkmak
spur v. kesmek
spur v. (mahmuz kullanarak) atını hızlandırmak
spur v. acele etmek
spur v. panik yapmak
spur v. iki ayağını bir pabuca sokmak
spur v. tekme atmak
spur v. tekme geçirmek
spur v. kavgaya tutuşmak
spur v. darbe indirmek
Technical
spur n. destek
spur n. payanda
spur n. tırmanma demiri
spur n. çapa tırnağı
spur n. çapa gagası
spur n. fırınlama esnasında seramik gereçleri koruyan ayaklık benzeri aparat
spur n. burgu uçta orta bölüm
spur n. dokuma mekiğinde metal bölüm
spur n. dokuma mekiğinde metal bobin
spur n. düz dişli
Architecture
spur n. (kolon tabanında) pençeye benzer kabartmalı süsleme
Railway
spur n. barınma hattı
spur n. rampa hattı
Marine
spur n. sintine üzerine sabitlenen kereste parçası
spur n. öksüz kemere işlevi üstlenen kavisli kereste parçası
spur n. gemiyi rıhtımdan uzak tutan seren
Mining
spur n. maden damarı dalı
Anatomy
spur n. (böcek/kuş kanadı veya bacağında) sivri uçlu omur
spur n. (horoz ayak kemiği çevresinde oluşan) boynuzumsu deri
Pathology
spur n. topuk dikeni
Zoology
spur n. hayvan izi
spur n. hayvan ayak izi
Botanic
spur n. (yıllık budama sonucu) kısa tutulan dal
spur n. (taç yapraklar veya çanakta gelişen) içi boş çıkıntı
Geography
spur n. teksas eyaletinde şehir
Military
spur n. silah horozu çıkıntısı
Football
spur n. tottenham hotspur fc ile bağlantılı kimse
Ornithology
spur n. sumru

Sens de "spur" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 77 résultat(s)

Anglais Turc
General
cock's spur n. mahmuz
spur-winged plover n. mahmuzlu kızkuşu
spur [obsolete] n. tahkimat üzerinde gerçekleştirilen dış çalışma
spur [obsolete] n. tahkimata ait çıkıntılı bölüm
spur somebody on v. dürtmek
spur someone on v. birini teşvik etmek
spur of the moment v. anlık karar vermek
spur of the moment v. düşünmeden karar vermek
spur [dialect] [uk] v. dayamak
spur-gall v. (atı) mahmuz ile sıyırmak
spur [dialect] [uk] v. güçlendirmek
spur-gall v. (atı) mahmuz ile yaralamak
spur [dialect] [uk] v. desteklemek
spur-gall v. (atı) mahmuz ile çizmek
spur of the moment adj. düşünmeden verilen bir karar
spur-winged adj. mahmuz kanatlı
spur of the moment adj. hazırlanmamış
spur of the moment adj. anlık karar verilerek yapılmış
spur of the moment adj. hazırlıksız
spur of the moment adj. fevri bir biçimde yapılmış
spur-of-the-moment adj. birden meydana gelen
spur-of-the-moment adj. birden karar verilen
spur-of-the-moment adj. hazırlıksız söylenen
spur-of-the-moment adj. doğaçlama yapılan
spur-of-the-moment adj. aniden gelişen
on the spur of the moment adv. irticalen
on the spur of the moment adv. anında
on the spur of the moment adv. evvelden hazırlık yapmadan
on the spur of the moment adv. ha deyince
whip and spur adv. en yüksek hızla
on the spur of the moment adv. hemen
on the spur of the moment adv. hazırlıksız
Phrasals
spur somebody on v. cesaretlendirmek
spur on somebody v. cesaretlendirmek
spur on v. teşvik etmek
spur on v. cesaretlendirmek
Idioms
whip and spur expr. derhal
Trade/Economic
spur-royal n. (ilk olarak iv. edward hükümdarlığında piyasaya sürülen) altın sikke
spur royal n. (i. james dönemine ait) on beş şilin değerinde altın sikke
spur ryal n. (i. james dönemine ait) on beş şilin değerinde altın sikke
spur rial n. (i. james dönemine ait) on beş şilin değerinde altın sikke
Technical
spur pinion n. dikey ekseni etrafında döndüren dişli
spur gear n. alın dişlisi
spur wheel n. düz dişli
spur gear adj. düz dişli
Mechanic
spur gearing n. düz dişliler sistemi
spur gearing n. paralel dönüş eksenli dişliler sistemi
Automotive
bevel spur gear n. dişleri konik biçimde açılmış dişli
spur gear n. düz dişli
spur differential n. düz dişlili diferansiyel
Railway
turning spur n. lokomotif veya trenin yönünü değiştirmekte kullanılan yan hat
spur track n. sonu yol ayrımına çıkan tren rayı
spur track n. demiryolu kavşak yayı
Marine
spur dike n. ırmak akışını kontrol etmekte kullanılan mahmuz
bow spur n. eski devirlerde savaş gemilerinin pruvasına takılan metal mahmuz
bow spur n. pruva mahmuzu
Medical
scleral spur n. skleral spur
heel spur n. topuk dikeni
bony spur n. osteofit
Pathology
bone spur n. topuk dikeni
Veterinary
spur vein n. mahmuz damarı
Marine Biology
spur-shell n. trochus cinsi tatlı su yumuşakçası
Zoology
spur winged plover n. mahmuzlu kışkuşu
greek spur-thighed tortoise n. adi tosbağa
calcar spur n. kireçsi mahmuz
spur-thighed tortoise n. mahmuzlu akdeniz kaplumbağası
Botanic
spur blight n. monilya hastalığı
spur pepper n. acı biber
spur blight n. mumya hastalığı
Apiculture
spur embedder n. mahmuz yuvası
Forestry
tree climbing-spur n. ağaca tırmanma mahmuzu
Geography
freeman spur n. illinois eyaletinde yerleşim yeri
Ornithology
spur-winged goose n. mahmuzlu kaz
spur [scotland] n. serçe
spur fowl n. galloperdix cinsinden olan tavuksu
Entomology
tibial spur n. böceklerin kaval kemiğinde sıkça bulunan omurgaları
Star Wars
shiritoku spur n. shiritoku çıkıntısı