waters - Turc Anglais Dictionnaire

waters

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "waters" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 1 résultat(s)

Anglais Turc
Biology
waters n. embriyonun dölüt torbası içinde durduğu serumlu sıvı

Sens de "waters" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
inland waters n. iç sular
thermal waters n. termal sular
mineral waters n. maden suları
troubled waters n. bulanık sular
coastal waters n. kıyı suları
continental waters n. içsular
the waters n. deniz
coastal waters n. karasuları
territorial waters n. deniz sahası
territorial waters n. karasuları
territorial waters n. kara suları
inland waters n. iç suları
offshore waters n. açıkları
inland waters n. kara suları
arctic waters n. kuzey denizi
percolating waters n. yeraltı akarsuları
boatable waters n. küçük kayıkların seyrine uygun nispeten küçük nehir ve sular
unsettled waters n. durulmayan sular
surface waters n. yüzey suları
treacherous waters n. azgın sular
still waters n. sakin sular
sea waters n. deniz suları
still ocean waters n. dingin okyanus suları
shark infested waters n. köpekbalıklı sular
recreational waters n. rekreasyon suları
acidulous mineral waters n. ekşi maden suları
acidulous mineral waters n. mayhoş maden suları
troubled waters n. içinden çıkılması güç durum
troubled waters n. sıkıntılı durum
pour oil on troubled waters v. ortalığı yatıştırmaya çalışmak
pour oil on troubled waters v. sükuneti sağlamak
pour oil on troubled waters v. tartışmayı yatıştırmak
pour oil on troubled waters v. heyecanı yatıştırmak
(feel her) waters break v. suyu gelmek (hamilelikte)
fish in troubled waters v. karmaşık bir durumdan fayda sağlamak
fish in troubled waters v. tehlikeli sularda yüzmek
fish in troubled waters v. olumsuz bir durumdan kişisel fayda elde etmek
fish in troubled waters v. şahsi çıkar sağlamak
fish in troubled waters v. krizi fırsata çevirmek
in deep waters adv. başı dertte
Phrases
the mouth waters expr. ağız sulandırıyor
Proverb
still waters run deep adj. yumuşak atın çiftesi pek olur
still waters run deep durgun sular derinden akar
cast one's bread upon the waters iyilik yap, denize at, balık bilmezse hâlik bilir
cast one's bread upon the waters karşılık beklemeden yardım etmek
still waters run deep çok konuşan değil çok dinleyen bilir
still waters run deep yavaş atın çiftesi pek olur
Colloquial
the waters appear to have calmed expr. sular duruldu
Idioms
uncharted waters n. alışılmadık durum
uncharted waters n. tehlikeli durum
uncharted waters n. tehlikeli sular
murky waters n. tehlikeli sular
murky waters n. tehlikeli durum
murky waters n. bilinmeyen sular
murky waters n. belirsiz/yabancı durum
bread upon the waters n. geri ödenmesi beklenmeyen borç
bread upon the waters n. hayır işi
unfamiliar waters n. bilinmedik sular/bölge/alan
untested waters n. bilinmedik sular/bölge/alan
be in deep waters v. başı dertte olmak
be in hot waters v. hapı yutmak
fish in troubled waters v. bulanık suda balık avlamak
be in deep waters v. hapı yutmak
fish in troubled waters v. başkasının boş anından istifade etmek
fish in troubled waters v. düşen insandan fayda sağlamak
fish in troubled waters v. başkalarının zayıflıklarından yararlanmak
cast one's bread upon the waters v. karşılığını beklemeden cömertlikte bulunmak
get into hot waters v. belaya bulaşmak
get into hot waters v. belaya çatmak
get into hot waters v. belasını bulmak
get into hot waters v. başını belaya sokmak
pour oil on troubled waters v. kavga edenleri sakinleştirmek
pour oil on troubled waters v. ortalığı yatıştırmak
pour oil on troubled waters v. fırtınayı dindirmek
be in uncharted waters v. daha önce hiç karşılaşılmayan bir durumla karşılaşmak
be in uncharted waters v. ne yapacağını bilemez durumda olmak
muddy the waters v. suyu bulandırmak
get into murky waters v. zor/tehlikeli bir durumun içinde olmak
be in murky waters v. bilinmeyen bir şeye doğru yol almak
get into uncharted waters v. bilinmeyen bir şeye doğru yol almak
be in uncharted waters v. tehlikeli sularda yüzmek
be in murky waters v. ne yapacağını bilemez durumda olmak
get into murky waters v. bilinmedik/bulanık bir durumun içerisinde olmak
get into uncharted waters v. tehlikeli sularda yüzmek
be in uncharted waters v. bilinmeyen bir şeye doğru yol almak
be in uncharted waters v. zor/tehlikeli bir durumun içinde olmak
get into uncharted waters v. zor/tehlikeli bir durumun içinde olmak
get into uncharted waters v. daha önce hiç karşılaşılmayan bir durumla karşılaşmak
be in murky waters v. bilinmedik/bulanık bir durumun içerisinde olmak
be in murky waters v. tehlikeli sularda yüzmek
be in uncharted waters v. ne yapacağını bilemez durumda olmak
get into uncharted waters v. bilinmedik/bulanık bir durumun içerisinde olmak
be in uncharted waters v. bilinmedik/bulanık bir durumun içerisinde olmak
get into murky waters v. daha önce hiç karşılaşılmayan bir durumla karşılaşmak
get into uncharted waters v. ne yapacağını bilemez durumda olmak
get into murky waters v. ne yapacağını bilemez durumda olmak
be in murky waters v. zor/tehlikeli bir durumun içinde olmak
get into murky waters v. bilinmeyen bir şeye doğru yol almak
be in uncharted waters v. daha önce hiç karşılaşılmayan bir durumla karşılaşmak
get into murky waters v. tehlikeli sularda yüzmek
be in murky waters v. daha önce hiç karşılaşılmayan bir durumla karşılaşmak
cast bread upon the waters v. iyilik yap, denize at, balık bilmezse halik bilir
cast your bread upon the waters v. karşılık beklemeden yardım etme
cast your bread upon the waters v. iyilik yap denize at
cast your bread upon the waters v. iyilik yap, denize at, balık bilmezse hâlik bilir
cast your bread upon the waters v. karşılığını beklemeden cömertlikte bulunma
cast your bread upon the waters v. iyilik yapıp denize atma
cast bread upon the waters v. karşılığını beklemeden cömertlikte bulunmak
cast bread upon the waters v. karşılık beklemeden yardım etmek
still waters run deep expr. durgun sular derin olur
in smooth waters expr. durgun sularda
in smooth waters expr. dalgasız suda
in smooth waters expr. çarşaf gibi suda
in smooth waters expr. durgun suda
in smooth waters expr. sakin sularda
in smooth waters expr. sütliman
in smooth waters expr. sakin suda
in smooth waters expr. sakin
in smooth waters expr. çalkantıdan uzak
Speaking
I am in unfamiliar waters expr. yabancı sularda yüzüyorum
Trade/Economic
navigable waters n. deniz taşımacılığına uygun sular
inland waters n. iç sular
director of foundation waters n. vakıf sular müdürü
head of department of purification of foundation waters n. vakıf sular arıtma daire başkanı
Law
territorial waters n. karasuları
offense committed in foreign territorial waters n. yabancı karasularda işlenen suç
offense committed in foreign territorial waters n. yabancı karasularında işlenen suç
forbidden waters n. iç sular
inland waters n. iç sular
territorial waters n. karasuları
international waters n. uluslararası sular
disputed waters n. ihtilaflı sular
Politics
territorial waters n. karasular
internal waters n. iç sular
national waters n. iç sular
russian/soviet desire to gain access to the warm waters n. rusların sıcak denizlere inme hayali
territorial waters n. karasuları
international waters n. uluslararası sular
transboundary waters n. sınır aşan sular
united states waters n. abd karasuları
united states waters n. kıyıları ve sınırlarından yaklaşık 22 km uzaklığa kadar abd'nin yönetimi altında olan sular
Institutes
directorate of waters n. sular idaresi
directorate general of maritime and inland waters regulation n. deniz ve içsular düzenleme genel müdürlüğü
Technical
quality of waters n. suların kalitesi
thermal waters n. kaplıca suları
deep-well waters n. derin kuyu suları
heavy metals in waters n. sularda ağır metaller
heavy metals in waters n. sulardaki ağır metaller
backflow of potable waters n. içilebilir suların geri kaçması
Construction
used waters n. kullanılmış sular